fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

11 İlginç Psikolojik Gerçek

Yayınlandı

üzerinde

Günlük hayatımızda sürekli yeni bilgilerle karşılaşmaktayız. Özellikle internet kullanımının artmasıyla bilgiye ulaşmamız şu anda çok daha kolay. Ama burada anlattığımız bilgiler, günlük hayatta çok fazla karşımıza çıkmayan, psikolog ve psikiyatrların araştırmalarına dayanan ilginç psikolojik gerçeklerdir.

1. Zekanın sadece bir kısmı genetiktir.

2. Bazı insanların diğerlerine göre daha duygusal olmalarının sebebi, beyinlerinde diğer insanlara göre daha fazla kimyasal üretilmesi.

kadinin-gozyasi-erkegi-saglikli-yapar_f2jv-h250

3. Siz esnedikten sonra etrafınızda esneyen başka biri daha varsa o kişi ya sizi izliyordur ya da sizden etkileniyordur.

4. Erkekler çoğunlukla açık tenli, büyük parlak gözleri olan, parlak saçlara sahip ve gül rengi dudakları olan kadınları daha çe
kici bulmaktadır. Bunun sebebi erkeklere göre bu özelliklerin sağlıklı ve üreme için ideal partner olan kadınların özellikleri olmasıdır.

5. Kırmızı cinsel çekiciliği artıran bir renk olduğu gibi insanların korkmasına da sebep olan agresif bir renktir.

kirmizili-kadin-1280x720

6. İnternet keşfedilip kullanımı arttıktan sonra kendilerini dindar olarak tanımlayan insanların sayısı azaldı.

7. Sıkıntı, endişe, stres gibi duygular yaşadığınızda midenizin bu durumdan etkilendiğini düşünüyorsanız bunun sebebi beyniniz ve mideniz arasındaki daimi bağlantıdan kaynaklanıyordur.

8. İnsanlar açlığa dayanabildikleri kadar uykusuzluğa dayanamamaktadırlar.

9. Plasebo etkisi, kisi aldığı ilacın plasebo olduğunu bildiği durumda bile etkili olabilmektedir.

plasebo2

10. Aile üyelerinin kokuları birbirine benzediği için normalde insanlar aile üyelerini çekici bulmamaktadır. Bu doğanın genetik mutasyonu engelleme yöntemidir.

11. Uyku durumuna çok hızlı geçtiğiniz zaman beyniniz öldüğünüzü farz eder ve bu durumda rüyanızda düşme hissi yaşarsınız. Bu his aslında beyninizin kendine AED (Otomatik harici defibrilatör cihazı) vermesidir.

 

Kaynak: psychtronics.com

 

Reklam Alanı
1 Yorum

1 Yorum

  1. Pingback: 11 İlginç Psikolojik Gerçek ...

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Avusturalya’da, Renk Değiştiren portakalların sebebi bulundu.

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yaklaşık iki hafta önce Avusturalya’da portakalların rengi turuncudan mora döndüğü haberin sebebi netliğe kavuştu. Herkesi şaşkına çeviren bu olay Queensland’da yaşayan Neti Moffitt, oğlunun yemesi için portakal soyduğunda ortaya çıkmıştı. Meyve dışarıdan son derece normal görünüyordu. Kokusu, tadı ya da görünümüyle alakalı olağandışı bir durum söz konusu değildi. Aynı durum Üç yıl kadar önce gizemli fenomen, çocuğu için portakal kesen başka bir anne tarafından görüntülendi. Yerel sağlık otoriteleri mor portakallar için incelemeye çağrıldığında, böylesi nadir bir fenomeni inceleme şansları olacağı için oldukça heyecan duydular.

Queensland Sağlık Kurumu’nun Adli ve Bilimsel Hizmetler laboratuvarında görevli bilim insanları, portakalları yakından inceleme kararı aldılar. Yapılan incelemeler sonucunda yayınlanan rapora göre, renk değişiminin nedeni portakallarda doğal olarak bulunan bileşenlerin demir partikülleri ile teması. Kesilirken kullanılan bıçaklar üzerindeki demir partiküller, portakalın içerisindeki kimyasal bileşiklerle reaksiyona girince renk değişimine neden oluyor.

Araştırmacılara göre portakalların dilimledikleri bıçaklar, dilimleme işleminden önce yakın zamanda bilenmişlerse benzer durumlarla karşılaşılabilir. Bilim insanlarına göre portakallardaki demire bağlı reaksiyon, insan sağlığı açısından sakıncalı değil. Yine de kimse üzerinde demir partikülleri bulunan portakal yemek istemez. Söz konusu sonuçlar henüz bilimsel ve hakemli bir dergi tarafından yayınlanmamış olsa da dünya kamuoyuna yansıyan bir olay daha aydınlatılmış oldu.

Bu sonuca göre bilenen bıçakları iyice temizlemedikten sonra kullanmamız, benzer olaylara neden olabilir. Yine de her gün tükettiğiniz sıradan besinlerde karşılaşmanız muhtemel olan benzer durumları, en yakın sağlık ya da araştırma kuruluşuna bildirmenizi tavsiye ediyoruz.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/so-here-s-why-orange-australia-bizarrely-turned-purple-anthocyanins-antioxidants-chemical-reactions-iron-metal

Devamını Oku

Bilim

Farkına Varmadan Her Gün Kullandığınız Matematiksel Formül: Bayes Teoremi

Yayınlandı

üzerinde

Loto’yu kazanmak gibi birçok şeyin saf şansla gerçekleştiği bir dünyada yaşıyoruz. Fakat gerçek şu ki, gündelik birçok şeyin meydana gelme olasılığı, önceden meydana gelmiş diğer olaylardan büyük ölçüde etkilenmektedir. Matematik dünyasında, bu fikre “koşullu olasılık” olarak değinilmektedir. Olasılık bir şeyin meydana gelme şansına bir sayı veren matematiksel bir süreçtir. Bir yazı tura attığımızda, zamanla meydana gelen bir olayın sıklığını gözlemleyebiliriz.

Bu, daha sonra 2’ye 1’lik bir “frekans olasılığı” vermek için olası olayların sayısıyla karşılaştırılabilir. Ancak olayların adil olma olasılığını bulmak istediğiniz zaman çok farklı bir matematiksel olasılığa ihtiyaç duyarsınız. Bu Bayes teoremidir. Bu teorem günlük hayatta sıkça kullanılmaktadır. Günlük hayatta, bilinçli kararlar vermemize yardımcı olmak için, anılarımızdan ve deneyimlerimizden önceki bilgilere güvenmemiz gerekir. Bunun nedeni, yaşamın dinamik olması, ilgili bilgilerin sürekli değişmesidir. Araba kapısını açıp araba anahtarlarının yanınızda olmadığını anladığınızda neler olduğunu düşünün.Genelde, araba anahtarlarınızı kapının arkasındaki bir askından ya da çalışma masanızdaki çekmeceden çıkartabilirsiniz. Eviniz olduğu gerçeği size araba anahtarlarının işte olmadığını söylüyor.

Yani garaja geri dönüp kapının yanındaki kanca için düz gitmeniz gerekir. Bu durumda, genellikle ofis masasının çekmecesinde ya da kapıdaki kancada bulunan anahtarlara ilişkin önceden bildiklerinizi birleştirerek, bulunduğunuz yeri daraltmak için evde olmanız gerekir. Anahtarlar kapını arkasındaki kancada değilse, devam eden aramanız için anahtarlarınızı daha önce evde bırakmış olduğunuz yerlere ilişkin önceden bildiğiniz bilgileri kullanırsınız. Dondurucuya koymak ya da çamaşır makinesinin içine atmak gibi olma ihtimali olmayan yerleri hariç tutarak, anahtarlarınızı bulana kadar aramanızı daraltabilirsiniz. Anahtarlarınız için yapılan bu aramada, ön bilgi ve ilgili güncel bilgilerin bir kombinasyonunu kullanıyorsunuz.Bu, Bayes olasılığının arkasındaki kesin mantıktır. Bayes olasılığının öncüsü Thomas Bayes adında bir İngiliz istatistikçiydi.18. yüzyılda olasılık hakkında yeni bir düşünce biçimi geliştirdi ve Bayes teoremi olarak bilinen şeyin öncülünü formüle etti. O zamanlar genel soru “neden verilen bir etkinin olasılığı nedir?” Sorusuna çözüm bulmak yaygındı. Fakat “bir etki verilen bir olasılığın olasılığı nedir?” sorusuna bir çözüm üretilmiyordu.

O dönemlerde buna ters olasılık problemi deniyordu. Bayes buna bir çözüm buldu. Bayes olasılığı, gözlemleyemediğimiz değişkenleri içeren soruları yanıtlamada yardımcı olabilir.Bir madeni para atmak ve tura almak, gözlemlenen bir değişken olarak düşünülebilirken, madalyonun “adaleti” ni gözlemleyemeyiz. Bir madeni paranın adil olma olasılığını çözmek yerine, madeni paranın adil olma olasılığını ortaya çıkarmak için, madeni paranın 2 olasılıktan hangisini verdiğiyle ilgili önceki bilgilere dayanmak zorunda kalınacaktır. Adil olduğu olasılığını tahmin etmek için ilgili güncel bilgileri (daha yakın tarihli madeni para atışlarının sonuçları) ele almak gerekecektir. Bayesin olasılık formülasyonu, yıllar boyunca birçok farklı alanda sorulara cevap vermeye yardımcı olmuştur.Örneğin, yakın ve yaygın olarak kullanılan bir uygulama, spam filtrelemesiydi. Bayes teoremi, bir e-posta mesajının spam olup olmadığının tahmin etmesine yardımcı olur. İkinci Dünya Savaşı sırasında, İngiliz kod yazarı Alan Turing, “kırılmaz” Enigma kodunun çatlamasına yardımcı olmak için Bayes teorisine dayanan bir sistem geliştirdi.Bir mesajdaki bir dizi harfin tahmin edilmesi için sistemi kullanmış, bu da olasılıkların hesaplanmasına ve yeni mesajların geldiği varsayımlarının gözden geçirilmesine yol açmıştır.

Bayes’in bu teoremi istatistiklere öncülük etmesine rağmen bilim insanı ancak ölümünden sonra tanınabilmiştir. Bayes’in teoremi Richard Price tarafından yayınlanmış ve duyurulmuştur. Bayes ve Price’dan sonra bu alana katkıda bulunan Pierre SimonLaplace oldu. Bayes teoremi dünyanın en zor problemlerinden bazılarını çözmek için kullanılsa da, iyi haber şu ki bu türden bir düşünceyi her gün uygulamak için bir matematikçi olmanıza gerek yok. Muhtemelen bunu zaten uyguluyorsunuz.
Kaynak: http://www.abc.net.au/news/science/2018-09-19/bayes-theorem-probability-luck-explained/10243134

Devamını Oku

Bilim

Bilime Göre 10.000 Yıl Sonra Neler Olacak?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

İnsanlığın, gezegenimizin ve soğuk, karanlık Evren’in içinde bulunduğumuz köşesinde değer verdiğimiz tüm şeylerin geleceğini hayal etmek, genelde bilim kurgunun ilgi alanıdır ve bizler, genelde en iyi ihtimalle önümüzdeki birkaç yüzyılı merak ederiz. Peki ya gelecekteki binlerce yıl? O zamanlarda neler olacak? Görünüşe göre uzak gelecekteki birkaç şey, bilimin çeşitli araçları sayesinde şaşırtıcı bir isabetle tahmin edilebiliyor.

Yaşam, Evren ve diğer her şey hakkındaki bildiklerimize dayalı olarak, astrofizik ve evrim gibi alanlardaki bazı bilimsel tahminler aslında günümüzden yüzbinlerce yıl öteye ulaşabiliyorlar. Vikipedi’de, uzak geleceği kapsayan ve merak uyandıran birkaç tane zaman çizelgesi bulabilirsiniz. Bunlar arasında bilim kurgu ve popüler kurguya ağırlık veren de var. Fakat gelin, uzaktaki bu geleceklerin en yakınında, günümüzden kabaca 10.000 yıl içinde neler olacağına ve bilimin bu konuda söylediklerine bakalım. Bu noktada ilk olarak Güney Kutbunun doğu kısmı tamamen kaybolacak. Kendisi gezegenimiz üzerinde aralıksız devam eden en uzun buz katmanı. Yapılan örneklemelerde, Wilkes buzulaltı havzası çökerse, bu devasa buz kütlesinin 5.000 ila 10.000 yıl arasında denizde dağılarak su seviyelerini 3-4 metre yükselteceği tahmin ediliyor. Fakat bir ihtimale göre, yükselen tüm bu denizlerle mücadele edecek insan kalmayabilir. Avustralyalı kuramsal fizikçi Brandon Carter’ın öne sürdüğü ve Kıyamet günü iddiası adı verilen bir tahmine göre, insanların 10.000 yıl içinde yok olma ihtimali yüzde 95. Bu iddia çok tartışıldı, bu yüzden insanların yok olup olmayacağını kesin olarak bilmiyoruz. Ancak yok olmazlarsa, insanlar arasında 10.000 yıl içinde hiçbir bölgesel genetik çeşitlilik olmayacak. Bu demek değil ki bütün herkes aynı görünecek. Ancak genetik farklılıklar ne olursa olsun (mavi ve kahverengi göz gibi), bu farklılıklar gezegen boyunca eşit şekilde dağılacak ve bu sayede insanlar eşit oranda karışacaklar.

Günümüzde bildiklerimizden büyük oranda farklı sahil hatlarının ve Güneş’in konumuna 10 gün uyumsuz bir Gregoryan takviminin bulunduğu bir dünyada yaşayacak olan bu insanlar, göz alıcı bir yıldız patlamasına da şahit olabilirler. Önümüzdeki 10.000 yıl içinde, kırmızı süper dev yıldız Antares’in bir süpernova patlaması geçireceği ve bu patlamanın çok parlak olup güpegündüz görülebileceği tahmin ediliyor. (Aslında Antares her an patlayabilir, bu yüzden bunun daha erken gerçekleşmesini umuyoruz. Bu sayede onu kuramsal ve muhtemelen yok olmuş torunlarımız değil, kendimiz görüyor oluruz.) Ve bu arada eğer bu zaman penceresini 13.000 yıla uzatırsak, Dünya’nın eksen eğimi tersine dönecek ve yarımkürelerin mevsimleri birbiriyle değişecek. Bunu yaşamak insanın kafasını karıştırırdı. Ancak insanlar 10.000 yıl yaşasın veya yaşamasın, uzaydaki keşif araçları olan Pioneer 10 ve 11, Voyager 1 ve 2 ile New Horizons, yıldızların arasında binlerce değil, muhtemelen milyonlarca yıl boyunca geziyor olacaklar. Aslında Voyager 2, gözlerimizi kısıp gelecekte biraz daha ileriye bakarsak, günümüzden 296.000 yıl sonra, gökyüzündeki en parlak yıldız olan Sirius’tan (yıldızsal mesafeyle) bir tükürme mesafesinde olacak. Bütün bu tahminler, uzak gelecek olarak bilinen dönemlerin sadece en yakın olanlarıyla ilgili. Şimdiden bile epey sersemledik. Bu zaman dönemlerinde çok daha uzakları incelemek istiyorsanız, Vikipedi zaman dönemlerinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Gitmeden önce komik bir bilgi sızıntısı verelim: Neil Armstrong’un Ay’da bıraktığı ayak izi, 1 milyon yılda aşınacak.
Kaynak:https://www.sciencealert.com/here-s-what-will-happen-10-000-years-from-now-according-to-science
Editör / Yazar: İsa EKİCİ

Devamını Oku

Öne Çıkanlar