fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

14 YILLIK GİZEMLİ BİR DÖNGÜ YÜZYILLARDIR KELİMELERİMİZİ KONTROL EDİYOR

Yayınlandı

üzerinde

Yüzyıllardır edebiyatı araştıran araştırmacılar, dil kalıplarımızda garip bir eğilim tespit etti. Kullandığımız sözcükler, yaklaşık 14 yıl süren bir döngü içinde leh içi ve dışı kalma eğilimindedir.

Bilim adamları, 4.500.000’den fazla sayısallaştırılmış kitapta dil kullanımını izleyen Google Ngram Görüntüleyici veritabanından, 1700 yılına kadar uzanan desenleri izlemek için bilgisayar komutlarını çalıştırdı. Bunu yaparken, 5630 yaygın ismin garip salınımını tespit ettiler. Ekip, keşfin sadece yazarların ve geniş nüfusun kendilerini ifade etmek için nasıl kelimeler kullandıklarını değil, aynı zamanda tartışmayı seçtiğimiz konuları da etkilediğini gösterdiğini söylüyor.

İngiltere Manchester Üniversitesi’nden Marcelo Montemurro, New Scientist’te Sophia Chen’e “Size bu kalıbı verecek rastgele bir fenomeni hayal etmek çok zordur.” dedi. “Bu kalıpların bazı kültürel dinamikleri yansıttığını varsayıyorum, umarım bu, tartıştığımız konuları değiştirmemizin nedenini daha iyi anlamamızı sağlar. Yazarların neden aynı şeyden bıkıp yeni bir şeyler seçtiklerini öğrenebiliriz.” diye ekledi.

İlginç olan, birbiriyle alakalı kelimelerin kullanımda birlikte nasıl yükselip düşüşe geçtiği. Örneğin, kral-kraliçe-prens gibi telifle ilgili sözcükler, kullanım dalgasının tepesinde görünüyor. Bu da yakında leh dışı olabilecekleri anlamına geliyor. Buna karşılık, gökbilimci-matematikçi ve “tutulma” da dahil olmak üzere bir takım bilimsel terimler kısa süre önce yeniden kullanıma girdi ve son zamanlarda kullanımda düşüş gösterdi.

Dilin zaman içinde sürekli geliştiği açıktır; ancak, Google Ngram Görüntüleyici gibi bir kaynak bilim insanlarına, yazılan kelimenin kullanımına ve yüzyıllar boyunca olan dil eğilimlerine eşi benzeri görülmemiş bir erişim sağlar. Kendiniz deneyebilir ve zamanla herhangi bir kelimenin popülerliğini arayabilirsiniz. Fakat sevdiğiniz belli kelimeler varsa, bunlardan en iyi şekilde yararlanın. Çünkü, çok daha uzun süre ortak kullanımda olmayabilirler.

Kaynak:http://www.sciencealert.com/the-words-we-use-change-in-mysterious-14-year-cycles

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Avusturalya’da, Renk Değiştiren portakalların sebebi bulundu.

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yaklaşık iki hafta önce Avusturalya’da portakalların rengi turuncudan mora döndüğü haberin sebebi netliğe kavuştu. Herkesi şaşkına çeviren bu olay Queensland’da yaşayan Neti Moffitt, oğlunun yemesi için portakal soyduğunda ortaya çıkmıştı. Meyve dışarıdan son derece normal görünüyordu. Kokusu, tadı ya da görünümüyle alakalı olağandışı bir durum söz konusu değildi. Aynı durum Üç yıl kadar önce gizemli fenomen, çocuğu için portakal kesen başka bir anne tarafından görüntülendi. Yerel sağlık otoriteleri mor portakallar için incelemeye çağrıldığında, böylesi nadir bir fenomeni inceleme şansları olacağı için oldukça heyecan duydular.

Queensland Sağlık Kurumu’nun Adli ve Bilimsel Hizmetler laboratuvarında görevli bilim insanları, portakalları yakından inceleme kararı aldılar. Yapılan incelemeler sonucunda yayınlanan rapora göre, renk değişiminin nedeni portakallarda doğal olarak bulunan bileşenlerin demir partikülleri ile teması. Kesilirken kullanılan bıçaklar üzerindeki demir partiküller, portakalın içerisindeki kimyasal bileşiklerle reaksiyona girince renk değişimine neden oluyor.

Araştırmacılara göre portakalların dilimledikleri bıçaklar, dilimleme işleminden önce yakın zamanda bilenmişlerse benzer durumlarla karşılaşılabilir. Bilim insanlarına göre portakallardaki demire bağlı reaksiyon, insan sağlığı açısından sakıncalı değil. Yine de kimse üzerinde demir partikülleri bulunan portakal yemek istemez. Söz konusu sonuçlar henüz bilimsel ve hakemli bir dergi tarafından yayınlanmamış olsa da dünya kamuoyuna yansıyan bir olay daha aydınlatılmış oldu.

Bu sonuca göre bilenen bıçakları iyice temizlemedikten sonra kullanmamız, benzer olaylara neden olabilir. Yine de her gün tükettiğiniz sıradan besinlerde karşılaşmanız muhtemel olan benzer durumları, en yakın sağlık ya da araştırma kuruluşuna bildirmenizi tavsiye ediyoruz.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/so-here-s-why-orange-australia-bizarrely-turned-purple-anthocyanins-antioxidants-chemical-reactions-iron-metal

Devamını Oku

Bilim

Farkına Varmadan Her Gün Kullandığınız Matematiksel Formül: Bayes Teoremi

Yayınlandı

üzerinde

Loto’yu kazanmak gibi birçok şeyin saf şansla gerçekleştiği bir dünyada yaşıyoruz. Fakat gerçek şu ki, gündelik birçok şeyin meydana gelme olasılığı, önceden meydana gelmiş diğer olaylardan büyük ölçüde etkilenmektedir. Matematik dünyasında, bu fikre “koşullu olasılık” olarak değinilmektedir. Olasılık bir şeyin meydana gelme şansına bir sayı veren matematiksel bir süreçtir. Bir yazı tura attığımızda, zamanla meydana gelen bir olayın sıklığını gözlemleyebiliriz.

Bu, daha sonra 2’ye 1’lik bir “frekans olasılığı” vermek için olası olayların sayısıyla karşılaştırılabilir. Ancak olayların adil olma olasılığını bulmak istediğiniz zaman çok farklı bir matematiksel olasılığa ihtiyaç duyarsınız. Bu Bayes teoremidir. Bu teorem günlük hayatta sıkça kullanılmaktadır. Günlük hayatta, bilinçli kararlar vermemize yardımcı olmak için, anılarımızdan ve deneyimlerimizden önceki bilgilere güvenmemiz gerekir. Bunun nedeni, yaşamın dinamik olması, ilgili bilgilerin sürekli değişmesidir. Araba kapısını açıp araba anahtarlarının yanınızda olmadığını anladığınızda neler olduğunu düşünün.Genelde, araba anahtarlarınızı kapının arkasındaki bir askından ya da çalışma masanızdaki çekmeceden çıkartabilirsiniz. Eviniz olduğu gerçeği size araba anahtarlarının işte olmadığını söylüyor.

Yani garaja geri dönüp kapının yanındaki kanca için düz gitmeniz gerekir. Bu durumda, genellikle ofis masasının çekmecesinde ya da kapıdaki kancada bulunan anahtarlara ilişkin önceden bildiklerinizi birleştirerek, bulunduğunuz yeri daraltmak için evde olmanız gerekir. Anahtarlar kapını arkasındaki kancada değilse, devam eden aramanız için anahtarlarınızı daha önce evde bırakmış olduğunuz yerlere ilişkin önceden bildiğiniz bilgileri kullanırsınız. Dondurucuya koymak ya da çamaşır makinesinin içine atmak gibi olma ihtimali olmayan yerleri hariç tutarak, anahtarlarınızı bulana kadar aramanızı daraltabilirsiniz. Anahtarlarınız için yapılan bu aramada, ön bilgi ve ilgili güncel bilgilerin bir kombinasyonunu kullanıyorsunuz.Bu, Bayes olasılığının arkasındaki kesin mantıktır. Bayes olasılığının öncüsü Thomas Bayes adında bir İngiliz istatistikçiydi.18. yüzyılda olasılık hakkında yeni bir düşünce biçimi geliştirdi ve Bayes teoremi olarak bilinen şeyin öncülünü formüle etti. O zamanlar genel soru “neden verilen bir etkinin olasılığı nedir?” Sorusuna çözüm bulmak yaygındı. Fakat “bir etki verilen bir olasılığın olasılığı nedir?” sorusuna bir çözüm üretilmiyordu.

O dönemlerde buna ters olasılık problemi deniyordu. Bayes buna bir çözüm buldu. Bayes olasılığı, gözlemleyemediğimiz değişkenleri içeren soruları yanıtlamada yardımcı olabilir.Bir madeni para atmak ve tura almak, gözlemlenen bir değişken olarak düşünülebilirken, madalyonun “adaleti” ni gözlemleyemeyiz. Bir madeni paranın adil olma olasılığını çözmek yerine, madeni paranın adil olma olasılığını ortaya çıkarmak için, madeni paranın 2 olasılıktan hangisini verdiğiyle ilgili önceki bilgilere dayanmak zorunda kalınacaktır. Adil olduğu olasılığını tahmin etmek için ilgili güncel bilgileri (daha yakın tarihli madeni para atışlarının sonuçları) ele almak gerekecektir. Bayesin olasılık formülasyonu, yıllar boyunca birçok farklı alanda sorulara cevap vermeye yardımcı olmuştur.Örneğin, yakın ve yaygın olarak kullanılan bir uygulama, spam filtrelemesiydi. Bayes teoremi, bir e-posta mesajının spam olup olmadığının tahmin etmesine yardımcı olur. İkinci Dünya Savaşı sırasında, İngiliz kod yazarı Alan Turing, “kırılmaz” Enigma kodunun çatlamasına yardımcı olmak için Bayes teorisine dayanan bir sistem geliştirdi.Bir mesajdaki bir dizi harfin tahmin edilmesi için sistemi kullanmış, bu da olasılıkların hesaplanmasına ve yeni mesajların geldiği varsayımlarının gözden geçirilmesine yol açmıştır.

Bayes’in bu teoremi istatistiklere öncülük etmesine rağmen bilim insanı ancak ölümünden sonra tanınabilmiştir. Bayes’in teoremi Richard Price tarafından yayınlanmış ve duyurulmuştur. Bayes ve Price’dan sonra bu alana katkıda bulunan Pierre SimonLaplace oldu. Bayes teoremi dünyanın en zor problemlerinden bazılarını çözmek için kullanılsa da, iyi haber şu ki bu türden bir düşünceyi her gün uygulamak için bir matematikçi olmanıza gerek yok. Muhtemelen bunu zaten uyguluyorsunuz.
Kaynak: http://www.abc.net.au/news/science/2018-09-19/bayes-theorem-probability-luck-explained/10243134

Devamını Oku

Bilim

Bilime Göre 10.000 Yıl Sonra Neler Olacak?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

İnsanlığın, gezegenimizin ve soğuk, karanlık Evren’in içinde bulunduğumuz köşesinde değer verdiğimiz tüm şeylerin geleceğini hayal etmek, genelde bilim kurgunun ilgi alanıdır ve bizler, genelde en iyi ihtimalle önümüzdeki birkaç yüzyılı merak ederiz. Peki ya gelecekteki binlerce yıl? O zamanlarda neler olacak? Görünüşe göre uzak gelecekteki birkaç şey, bilimin çeşitli araçları sayesinde şaşırtıcı bir isabetle tahmin edilebiliyor.

Yaşam, Evren ve diğer her şey hakkındaki bildiklerimize dayalı olarak, astrofizik ve evrim gibi alanlardaki bazı bilimsel tahminler aslında günümüzden yüzbinlerce yıl öteye ulaşabiliyorlar. Vikipedi’de, uzak geleceği kapsayan ve merak uyandıran birkaç tane zaman çizelgesi bulabilirsiniz. Bunlar arasında bilim kurgu ve popüler kurguya ağırlık veren de var. Fakat gelin, uzaktaki bu geleceklerin en yakınında, günümüzden kabaca 10.000 yıl içinde neler olacağına ve bilimin bu konuda söylediklerine bakalım. Bu noktada ilk olarak Güney Kutbunun doğu kısmı tamamen kaybolacak. Kendisi gezegenimiz üzerinde aralıksız devam eden en uzun buz katmanı. Yapılan örneklemelerde, Wilkes buzulaltı havzası çökerse, bu devasa buz kütlesinin 5.000 ila 10.000 yıl arasında denizde dağılarak su seviyelerini 3-4 metre yükselteceği tahmin ediliyor. Fakat bir ihtimale göre, yükselen tüm bu denizlerle mücadele edecek insan kalmayabilir. Avustralyalı kuramsal fizikçi Brandon Carter’ın öne sürdüğü ve Kıyamet günü iddiası adı verilen bir tahmine göre, insanların 10.000 yıl içinde yok olma ihtimali yüzde 95. Bu iddia çok tartışıldı, bu yüzden insanların yok olup olmayacağını kesin olarak bilmiyoruz. Ancak yok olmazlarsa, insanlar arasında 10.000 yıl içinde hiçbir bölgesel genetik çeşitlilik olmayacak. Bu demek değil ki bütün herkes aynı görünecek. Ancak genetik farklılıklar ne olursa olsun (mavi ve kahverengi göz gibi), bu farklılıklar gezegen boyunca eşit şekilde dağılacak ve bu sayede insanlar eşit oranda karışacaklar.

Günümüzde bildiklerimizden büyük oranda farklı sahil hatlarının ve Güneş’in konumuna 10 gün uyumsuz bir Gregoryan takviminin bulunduğu bir dünyada yaşayacak olan bu insanlar, göz alıcı bir yıldız patlamasına da şahit olabilirler. Önümüzdeki 10.000 yıl içinde, kırmızı süper dev yıldız Antares’in bir süpernova patlaması geçireceği ve bu patlamanın çok parlak olup güpegündüz görülebileceği tahmin ediliyor. (Aslında Antares her an patlayabilir, bu yüzden bunun daha erken gerçekleşmesini umuyoruz. Bu sayede onu kuramsal ve muhtemelen yok olmuş torunlarımız değil, kendimiz görüyor oluruz.) Ve bu arada eğer bu zaman penceresini 13.000 yıla uzatırsak, Dünya’nın eksen eğimi tersine dönecek ve yarımkürelerin mevsimleri birbiriyle değişecek. Bunu yaşamak insanın kafasını karıştırırdı. Ancak insanlar 10.000 yıl yaşasın veya yaşamasın, uzaydaki keşif araçları olan Pioneer 10 ve 11, Voyager 1 ve 2 ile New Horizons, yıldızların arasında binlerce değil, muhtemelen milyonlarca yıl boyunca geziyor olacaklar. Aslında Voyager 2, gözlerimizi kısıp gelecekte biraz daha ileriye bakarsak, günümüzden 296.000 yıl sonra, gökyüzündeki en parlak yıldız olan Sirius’tan (yıldızsal mesafeyle) bir tükürme mesafesinde olacak. Bütün bu tahminler, uzak gelecek olarak bilinen dönemlerin sadece en yakın olanlarıyla ilgili. Şimdiden bile epey sersemledik. Bu zaman dönemlerinde çok daha uzakları incelemek istiyorsanız, Vikipedi zaman dönemlerinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Gitmeden önce komik bir bilgi sızıntısı verelim: Neil Armstrong’un Ay’da bıraktığı ayak izi, 1 milyon yılda aşınacak.
Kaynak:https://www.sciencealert.com/here-s-what-will-happen-10-000-years-from-now-according-to-science
Editör / Yazar: İsa EKİCİ

Devamını Oku

Öne Çıkanlar