Bizi Takip Edin

Fizik

17 Kübitlik Çipler Resmen Geldi ve Kuantum Devri Başladı

Yayınlandı

üzerinde

Intel firması tarafından geliştirilen 17 Kübitlik çipler şu anda kuantum bilgisini teknolojiye dahil edebilmeye ne kadar yakın olduğumuzu gösteriyor.
Bilim insanları kuantum bilgisayar uygulamasını gerçek yapmak için yıllardır çalışıyorlar. 2017’de kaydedilen ilerlemelerle kuantum bilgisayar devrinin başlaması artık o kadar uzak bir fikir değil. Bu sene içerisinde kuantum simülatörünün inşasından, ışığı kullanan kuantum durumlarını kuran fizikçilere kadar kuantum bilgisayar işlemcilerinin gelişmesine dair birçok gelişme kaydedildi.

IBM’in kuantum hesaplama işlemcisi ve Çin’in kuantum uydu sistemlerinden başka Intel’de kuantum konusunda bir atılım sağladı. Intel tarafından sağlanan 17 Kübitlik süper iletken çip oldukça kayda değer bir çalışmadır. Çünkü kuantum bilgisayar teknolojisini dikkate değer bir biçimde dönüştürme kapasitesini içerisinde taşımaktadır. Tüm bu çalışmalar bilgisayarın bilgiyi nasıl işlediğine dair gelişmelerdir. Geleneksel bilgisayarlarda 1 ya da 0 durumunda bulunan bilgileri taşıyabilmek için bitler kullanılırken kuantum bilgisayarlar ay anda 1 ve 0’ı temsil edebiliyor ve böylece milyonlarca kod satırını işleyebiliyor.

Kuantum bilgisayarlar sıradan klasik bilgisayarların erişemeyeceği düşünülen şifrelemeleri kırmak ve moleküllerin ve diğer materyallerin özelliklerini hesaplamak gibi bazı problemleri çözmeye izin verecektir. Kuantum bilgisayarlar çok özel sorunlar için bir avantaj sağlayacak, bu bilgisayarlar olmadan çözülemeyecek sorunların çözümünü olanaklı hale getirecektir.
Chicago Üniversitesinde Bilgisayar Bilimleri Bölümü’nden Profesör FredChong , “Kuantum bilgisayarlar kullanılmaya başladıktan sonra keşfedilebilecek kuantum bilgisayarlar için tamamıyla bilinmeyen kullanımlar bulunmaktadır” açıklamasında bulundu. Bilim insanları keşfedilecek yeni durumların tahmin edilmesinin zor olduğunu düşünüyor.
Kaynak: https://futurism.com/17-qubit-chips-begins-quantum-revolution/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Astrofizik

Gökbilimciler İçerisinde Yıldız Olmayan 6 Karanlık Galaksi Keşfetti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Gökbilimciler, altı tane “karanlık galaksi” buldu ve galaksilerin, bol miktarda yıldızla dolu olması beklenirken, hiç yok gibi görünüyor. En yeni astrofiziksel modellere göre, Eski galaksiler karanlık bir evreye maruz kalmış olabilir. Halihazırda oldukça büyük ve gaz dolu olan bu karanlık galaksiler, yıldız oluşturmada sorun yaşamış olabilirler. Bu galaksileri bulmak son derece zordur, çünkü ışık yaymazlar, araştırmacılar ancak yakındaki diğer kaynaklardan gelen ışığı kullanarak altısını gördüklerini belirtiyorlar. Astrophysical Journal’da rapor edildiği gibi, Avrupalı araştırmacılar, evren 2 milyar yaşında bile olmadan bu altı aday nesnenin varlığını tanımladılar.  Nesneler yakındaki gökcisimleri tarafından floresan olarak aydınlatılmış, süper kütleli bir kara deliğin içine düşen malzemenin büyümesiyle güçlenen aktif galaksilerdi. Bu süreç, gökcisimlerini korkunç derecede parlak hale getirir, ve onların ışığı rahatça, bir el feneri gibi diğer nesnelere bakmak için kullanılabilir. Gökcisimleri, daha sonra gaz tarafından emilen ve yeniden yayılan çok miktarda ultraviyole ışık yayar. Ve bu gözlemler, gökbilimcilerin bu galaksilerin birçok özelliğini çözümlemeleri için yeterlidir. 6 karanlık-galaksi adayı, Güneş’imizin 200 milyon ila 6 milyar katı arasında bir kütleye sahip olduğu tahmin edilen küçük, kompakt nesnelerdir. Araştırmacılara göre, son birkaç yılda keşfedilen diğer karanlık galaksiler benzer özelliklere sahipler, bu da onları iyi bir aday haline getiriyor.  Daha önceki karanlık galaksileri keşfetmek, ilk evrene ve galaksilerin oluşumuna ışık tutabilir. Ekip, mevcut en gelişmiş astronomik enstrümanlardan biri olan Multi Unit Spectroscopic Explorer’dan (MUSE) yararlandı. MUSE, Çok Büyük Teleskop’un bir parçasıdır ve bir seferde geniş bir yıldız alanını gözlemleme kabiliyetine sahiptir, bu nedenle komşu gökcisimler, potansiyel karanlık galaksileri keşfetmek için son derece uygundur. Heyecan verici yeni gözlemlere rağmen, karanlık galaksiler, kozmik evrimin karmaşık bir nesne sınıfı olarak kalır. Mevcut enstrümanlarımızın kısıtlanması nedeniyle evrenin birkaç milyar yılı hala geniş ve derinlemesine gözlemlerden yoksundur. James Webb Uzay Teleskobu gibi yeni teleskoplar ve özel araştırmalar boşlukları doldurmaya yardımcı olacak ve belki de yakında bu karanlık galaksiler esrarengiz olmayacak. Kaynak: http://www.iflscience.com/space/astronomers-have-discovered-six-galaxies-with-no-stars-in-them/

Devamını Oku

Bilim

ABD Ordusu “Warp Motoru” Hakkında Gizemli Bir Rapor Yayınladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Gerçekten ışıktan daha hızlı yolculuk yapabilir miyiz? ABD Savunma Bakanlığı, Ağustos 2008’den sonra, daha önce hiç görülmemiş itme, kaldırma ve gizli hareket de dahil olmak üzere, hava uzay teknolojisine bakmak için onlarca araştırmacıyla anlaştı. İki araştırmacı, “Warp Motoru, Karanlık Enerji ve Manipülasyonun Ekstra Boyutları” başlıklı tahrik kategorisi için 34 sayfalık bir raporla geri döndü. Belge, Savunma İstihbarat Dairesi tarafından yeni yayınlanmış olmasına rağmen 2 Nisan 2010’a tarihlendirildi. ( Business Insider, ilk olarak Paul Szoldra’nın ‘Görev ve Amaç’ postasından öğrenmiştir.) Yazarlar, daha yüksek, görünmeyen boyutlar ve negatif ya da “karanlık enerji” nin gizemlerini kırmaktan çok uzak olamayacağımızı, fizikçilerin evreni her zamankinden daha hızlı bir şekilde ittiğini düşündüklerini ileri sürüyor. “Bu yüksek boyutsal alanın kontrolü, yoğun karanlık enerjinin üzerinde bir teknolojik kontrol kaynağı olabilir ve eninde sonunda egzotik tahrik teknolojilerinin gelişiminde rol oynayabilir; özellikle bir warp motoru.” ifadesi yer almaktadır. Ek olarak “Kendi güneş sistemimizdeki gezegenlere yapılan yolculuklar yıllardan ziyade saatler alacak ve yerel yıldız sistemine giden yolculuklar yüz binlerce yıldan ziyade haftalar içinde ölçülecek.” dedi. Ancak, raporun kapsadığı konuları inceleyen ve izleyen Caltech’teki teorik fizikçi Sean Carroll’un, raporun iyimserliği üzerine dökeceği çok fazla soğuk suyu vardi. Carroll sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu potansiyel olarak gerçek dünyadaki uygulamalarla yapılabilecek bir şey varmış gibi giyinen kuramsal fizik bitleri ve parçalarıdır.” “Bu bir çatlak değil. Bu Maharishi’nin, yerden uçmak için ruh enerjisini kullanacağımızı söylemesi gibi bir şey de değil – bu gerçek fizik. Ama bu, yakın zamanda ve muhtemelen hiçbir zaman mühendislikle bağlantı kuracak bir şey değil.” Raporda bağlantı olarak listeye yazılmış DIA yetkilisi James Т. Lacatski, Business Insider’dan bir soruyu hemen yanıtlamadı.
Warp Motoru Çalışması Nereden Geliyor
Bu çalışmanın niteliği hâlâ halka açılma yolundadır. Bilindiği üzere, ABD ordusunun yeni düşman teknolojilerini önceden tahmin etmesine ya da tanımlamasına yardımcı olan bir “edinim tehdidi desteği” referans dokümanıdır. (görünürde çok çok kurumsal olanları içeren.) Ayrıca, Gelişmiş Havacılık Silah Sistemi Uygulamaları Programı adı verilen bir şey için “bir dizi ileri teknoloji raporları” çalışması da oldu. Bu, Las Vegas’taki KLAS-TV’nin yakın tarihli bir hikayesine göre, UFO görüntülerinin askeri personel tarafından rapor edilmesine yönelik bir çaba olan Gelişmiş Havacılık Tehdit Tanımlama Programı’nı içeren daha büyük bir programdı. New York Times ve Politico, Aralık ayında AATIP’in varlığını ortaya koydu. Çıkışlar, eski ABD senatörü Nevada’dan Harry Reid’in örgütlenmesini ve milyonlarca devleti, bazen ” kara para ” olarak adlandırılan gizli hükümet fonlarını güvence altına aldığını söyledi. Bu paranın büyük bir kısmının, Bigelow Aerospace aracılığıyla özel uzay istasyonları inşa etmek için çalışan bir emlak şirketi olan Robert Bigelow’a gittiği söyleniyor. Reid’in bir arkadaşı olan Bigelow, yıllardır kendi UFO araştırmasını finanse ediyor. Bigelow Havacılık İleri Uzay Çalışmaları adlı milyarder hükümet fonunu güvence altına almak için ve 46 araştırmacıyı ve ” diğer onlarca destek personeli”ni işe alabilmek için ayrı bir varlık oluşturdu. Anonim bir üst düzey istihbarat yetkilisi, Politico’ya, AATIP’in çoğunlukla bilinmeyen Çin ve Rus askeri teknolojilerinin varlığını kökünden kazımaya başladığını söyledi. Ancak yetkililer birkaç yıl sonra ” ortak görüş ana fikre dair hiçbir şey bulamamış olmaktı” dedi. “Onlar kağıt ürettiler” diye ekledi. ” Bütün bunların sonunda, bulabileceğimiz hiçbir şey yoktu.” AAWSAP ve AATIP’in 2011 veya 2012 yıllarında finansmanının tükendiği bildirildi. Times, AATIP tarafından elde edilen ürkütücü videoları izledikten sonra bile, bilim adamları UFO’lara şüpheyle yaklaşıyorlar. Bunlardan biri, “yüksek hızda hareket eden ve hareket ederken dönen bir çeşit aurayla çevrelenmiş bir uçakla” karşılaşma olduğunu gösteriyor, dedi. Dünya Dışı İstihbarat Araştırmaları Enstitüsü’ndeki kıdemli bir gökbilimci olan Seth Shostak, daha önce Business Insider’a, 50 yıl süren yabancı ziyaretlerden sonra “ziyaret edildiğimize dair gerçekten iyi kanıtların hala su yüzüne çıkmadığını” söyledi. Shostak, “Uzaylıların yüzlerce ışık yılı boyunca hiçbir şey yapmamak için gelmeleri biraz tuhaf olurdu” diye ekledi.
Warp Motorunun Fiziği 
Warp motoru çalışmasında, yazarlar fizikte birçok sağlam fikir ortaya koydu. Bu kavramlar karanlık enerjiyi içerir; Albert Einstein’ın öncülük ettiği genel görelilik, uzay-zaman ve yerçekimsel dalgaların çarpışması gibi, evrendeki bazı tuhaf ama gerçek fenomenleri öngördü; Kuantum “vakum enerjisi” nin varlığını tanımlayan Casimir etkisi; ve M-teorisi, belki de bir warp sürücüsünün kullanabileceği yedi ekstra boyutun, zaman dahil olmak üzere aşina olduğumuz dörde sarılabileceği fikri gibi. Daha sonra bu çalışmayı Einstein’ın ana kuralını yıkmak için potansiyel olarak kullanabilecekleri bir alan yaratmak için bir araya getirir: Hiçbir şey bir boşlukta ışıktan daha hızlı hareket edemez. Çalışma, çeşitli yerlerin bir tablosunu ve ışık hızının 100 katı hızla seyahat etmek için uzay-zamanını bükerek ne kadar çabuk ulaşılabildiğini içermektedir. Rapor bunun işe yarayabilmesi için, çok fazla karanlık enerji kullanarak ekstra bir boyutu bir ”baloncuk”a dönüştürmek olduğunu söylüyor. Geminin önündeki bir uzay-zamanın sözleşme bölgesi, artı arkasından genişleyen bir bölge, daha sonra balonu hızlandıracak ve ışık hızını teknik olarak aşmadan bir tür uzay-zaman tüpü gönderecekti. Carroll aynı zamanda bir warp motoru konseptinin ” rackpot(çılgın) olmadığını” söylüyor. (Meksikalı teorik fizikçi Miguel Alcubierre, 1994 yılında bu kavramı icat etti.) Carroll, “Işık hızından daha hızlı gidemezsiniz, ancak yapmayı hayal edebileceğiniz şey, uzay zamanı etkili bir biçimde bükerek ışık hızından daha hızlı hareket ediyormuş gibi görünmek” dedi. “Eğer Alpha Centauri’ye gitmek istiyorsanız, örneğin kendinize şu soruları sorabilirsiniz: ‘Peki, Alpha Centauri’nin yanımda olması için uzay-zamanı bükebilir miyim, böylece oraya gitmek binlerce yıl yerine bir gün sürecek? Bunu yapmak için uzay zamanı bükebilir miyim? Ve cevap tabi, yapabilirsin.”Ama Carroll DIA raporunun analizinde çok ileri gittiğini söyledi. “Warp motoru diye bir şey var, ekstra boyutlar var, Casimir etkisi var, ve karanlık enerji var – bunların hepsi doğru” dedi. “Ancak, yaşamlarımızda veya 1000 yıl içinde herkesin bu fikirlerden herhangi birinden faydalanarak , savunma amaçlı ya da bunun gibi herhangi bir şey için bir şeyler yapma şansı sıfır.”
Işıktan daha hızlı seyahatin sorunları ve tehlikeleri  Carrol, warp motorunun makul realiteden bu kadar uzaklaştırıldığını çünkü hiç kimsenin negatif enerjinin ne olduğunu, nasıl yapılacağını veya nasıl saklanacağını bilmediğini söyledi.Dahası, Alpha Centauri gibi bir yere ulaşmak için ihtiyacınız olan negatif enerji miktarı -Dünya’ya en yakın yıldız sistemi 4.367 ışıkyılı uzaklıkta – 100 metreküplük bir gemiyle birkaç yıl içinde gerçekten de astronomik. Carroll, “Tamamen çılgınca bir konuşma” dedi. “Böyle Oh, daha iyi transistörlere ihtiyacımız var gibi bir şey değil. Bu, fizibilite alanında herhangi bir yerde olmayan bir şey.” Çalışma, sonuçlarının spekülatif olduğunu, negatif enerji rakamının “gerçekten de inanılmaz bir sayı olduğunu” kabul ettiğini ve “karanlık enerjinin gerçek doğasının tam olarak anlaşılmasının uzun yıllar alabileceğini” de ekliyor. “Sanırım fiziği daha iyi biliyor olsaydık, sadece” Hayır, bunu yapamazsın “derdik.” Kaynak:https://www.sciencealert.com/here-s-what-theoretical-physicists-think-of-the-us-military-s-warp-drive-research

Devamını Oku

Bilim

Güneş Sistemindeki Plazma Yağmuru Şaşırtıcı Yerlere Düşüyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Güneş atmosferindeki plazma yağışı için yapılan bir araştırma yağışın beklenmeyen yerlerde oluştuğunu ortaya çıkardı. Bu keşif, yağmurun sağanak olmasının yanı sıra bir sis olarak yağabileceği anlamına gelebilir. Sonuç olarak, bu plazmanın hareketinin izlenmesi, güneş atmosferinin veya korona’nın neden bu kadar sıcak olduğuna dair gizemin çözülmesine yardımcı olabilir. Güneş Dünya ile benzer yağışa sahiptir, ama su yerine plazma olarak yağar. Sıcak plazma, koronanın daha soğuk bir kısmına hareket ettiğinde, sıcak hava, Dünya üzerinde yağan su damlacıklarını oluşturan bulutlara dönüştüğü gibi, güneş yüzeyine doğru yoğunlaşır ve düşer.  22 Mayıs’ta düzenlenen Trienal Dünya-Güneş Zirvesi’nde yeni koronal yağmur gözlemlerini sunan Washington DC’deki Güneş Katolik Üniversitesi’nden güneş fiziği uzmanı Emily Mason, “Fizik, kelimenin tam anlamıyla aynıdır” diyor. Bilim insanları, daha çok alevlenmelerle ilişkili güneş bölgelerinde daha önce koronal yağmur görmüştür. Mason, yağmurun koronoda sıcaklıkların yüksekten alçağa düştüğü her yerde oluşabileceğini söylüyor. Meslektaşı Spiro Antiochos’unda yer aldığı teorik çalışmalar, Güneş yüzeyinin üzerinde 6 güneş yarıçapına kadar uzayabilen uzun flamaların tepesi altından daha sıcak olabilir ve bu nedenle yağmurla dolu olabileceğini öne sürüyor. Mason, “Benim işim onu bulmaktı” diyor. NASA’nın Güneş Enerjisi Gözlemevi’nde aşırı ultraviyole ışıkta kaydedilen videolarda uzun flamalarla düşen parlak su damlalarını araştırdı. Sağanak yağışı keşfetti ama ancak yüzeyden yaklaşık 0.1 güneş yarıçapına kadar uzanan, null noktalı topolojiler olarak adlandırılan daha kısa döngüler halinde. ” Bu şeyler çılgın gibi yağıyor.” dedi. 30 saatte Koronal yağmur bu küçük döngülerden birine düştü. Bulgu şaşırtıcı çünkü daha kısa döngülerin, aşağıdan yukarıya sıcaklık farkı, uzun flamalardan daha az olmalıydı. Dahası, Mason daha kısa döngülere aslında flamalardan daha fazla yağmur yağmadığını, ancak bu döngülerdeki plazma lekelerinin daha büyük ve daha kolay görülebileceğini düşünüyor. Uzun flamalarda, sıcaklık dereceli olarak değiştiği için, lekeler daha küçük olur ve muhtemelen kum taneleri kadar küçüktür. Mason, orada olduklarını ama görünmez olduklarını savunuyor. Mason daha sonra bu fikri destekleyen orta ölçekli sözde flamalarda daha sönük bir yağmur buldu. Şu andaki teleskoplar en küçük damlaları göremiyor, ancak Hawaii’de yapım aşamasında olan Daniel K. Inouye Güneş Teleskobu ile görmek mümkün olabilir. Uzun süredir devam eden güneş gizemi, koronadaki sıcaklıkların güneş yüzeyindekilere göre milyonlarca derece daha yüksek olmasıdır. Bilim insanları, ekstra ısının bilinmeyen, sürekli bir kaynaktan gelebileceğini düşünüyor. Viall, “Yağmurun orada olması, koronal ısıtmanın nasıl olabildiğine dair sınırlamalar getiriyor.”diyor. “Onu bulduğu gerçeği oldukça önemli.” Kaynak: https://www.sciencenews.org/article/plasma-rain-sun-atmosphere-falls-surprising-places?tgt=nr

Devamını Oku

Öne Çıkanlar