Bizi Takip Edin

Arkeoloji

4 Bin Yıllık Kil Tablet 11 Kayıp Kentin Bulunmasını Sağladı

Yayınlandı

üzerinde

Arkeologlar tarafından ortaya çıkarılan 4 bin yıllık kil bir tablet sayesinde 11 farklı kayıp kentin yeri tespit edildi. Tabletler Asur İmparatorluğu’ndaki eski tüccarlar tarafından kaleme alınmış.
Tabletler günümüzde modern bir kasaba olarak nitelendirilebilecek Kanesh ismiyle bilinen antik bir kentte bulundu. Kil tabletlerde Assyria krallığının ticaret yoluna dair detaylar anlatılıyor.

4-bin-yillik-kil-tablet-11-kayip-kentin-bulunmasini-sagladi
Eski kil tabletlerin dikkatli bir biçimde tercüme edilmesinden sonra arkeologları şok eden bir keşif ortaya çıktı. Uzun süreden beri kayıp olan antik kentlerin yerleri kil tablette belirtiliyordu. Kil tabletler Antik Sümerce’den geliştirilen eski bir çivi yazısıyla yazılmış. Tabletlerde bir dizi hesap, ticari işlem, sözleşme, mühür ve hatta evlilik belgesine dair detaylı bilgiler yer alıyor.

4-bin-yillik-kil-tablet-11-kayip-kentin-bulunmasini-sagladi1
Tabletler aynı zamanda Asur İmparatorluğuna dair anlayışı da değiştirecek bir takım bilgiler içeriyor. Araştırmacılar tarafından tüm bilgilerin çözülmesi ve toplanmasından sonra kil tabletlerde belirtilen muhtemel yerler aranmaya başladı. Tabletlerdeki kayıtlar henüz keşfi yapılmamış olan şehirlerin arkeologlar tarafından keşfedilmiş olan şehirlerle arasındaki mesafeye dair ip uçları veriyorlar.
Harvard Üniversitesi Asuroloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Gojko Barjamoviç’e göre, Kanesh’de bulunan 12.000’den fazla kil tablet üzerinde çalıştıktan sonra, verilerden Mezopotamya şehirlerinin bir haritasını oluşturmak mümkün hale geldi.

4-bin-yillik-kil-tablet-11-kayip-kentin-bulunmasini-sagladi0

Arkeologlar tarihteki ilk organize uygarlıklardan birisiyle ilgili daha fazla bilgi elde edebilmek amacıyla bildirilen yerlerde kazılar başlattı. Uzmanlar tabletlerde yer alan 26 şehri tespit ettiklerini düşünüyorlar. Bu şehirlerden 15 tanesi daha önce keşfedilmişti. Ancak 11 tanesinin keşfi henüz yapılmadı. Kil tabletlerden edinilen bilgilerle bu kayıp 11 şehrin bulunacağına inanılıyor.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/4000-year-old-clay-tablet-revealed-location-11-lost-ancient-cities/

Devamını Oku
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arkeoloji

Bilim İnsanları Yüzlerce Pterozor Yumurtası Buldu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Olağanüstü…Harika….Birinci sınıf bir buluş…
Paleontologlar, Çin’de iyi korunmuş olarak bulunan yüzlerce Pterozor yumurtasının keşfedilmesine aynen bu şekilde tepki veriyor. Hatta bu yumurtaların bazıları halen embriyoların kalıntılarını içeriyor.
Leicester Üniversitesi’nden pterozor uzmanı ve paleobiyolog David Unwin, “ilk düşüncem şaşkınlıktı, gerçekten mi dedim” diyor. Perşembe günü Science dergisinden yayınlanan keşif hakkında Unwin ve diğerlerinin şaşkın olmasının sebebi, pterozor yumurtalarının çok nadir bulunması. Pterozorlar, yaklaşık 66 milyon yıl önce nesli tükenmiş uçan canlılardır. Bu canlılar, yaklaşık 162 milyon yıl önce de gökyüzüne egemen olmuşlardır. Yeni araştırmaya göre, Çin’in Xinjiang’daki Turpan-Hami havzası’nda 16’sı embriyonik kalıntı içeren 215 yumurta bulundu. Araştırmacılar ayrıca aynı kumtaşı bloğunda 300 den fazla yumurta olabileceğinden şüpheleniyor. Unwin, “Gerçekten bulunan şeyler eşsiz. Şimdi tam anlamıyla yüzlerce yumurtaya sahip olduğumuza göre, büyüme oranlarını incelemek için bir çok seçeneğimiz var” dedi. Dahası bu yumurta hazinesi yavru, çocuk ve yetişkin iskeletlerini de barındırıyor.

bilim-insanlari-yuzlerce-pterozor-yumurtasi-buldu
Brezilya’daki Rio De Janeiro Federal Üniversitesi Ulusal Müze’deki yeni araştırmanın ve paleontologun yazarlarından Alexander Kellner, “Şimdiye kadar bildiğim en heyecan verici keşif bu” dedi. Kellner, pterozor keşiflerine yeni başlayanlardan değildir. Bu antik hayvanlar üzerinde 30 yıldan fazla bir süredir çalışıyor. 20 den fazla türün isimlendirilmesini veya tanımlanmasını sağlamıştır. Söz konusu türlerden bir tanesi Hamipterus tianshanensistir. Bu tür, Kellner, Wang ve meslektaşlarının bir ekibi tarafından 2014’te keşfedildi. Yetişkin bir H.tianshanensis, yaklaşık 11 fit uzunluğunda kanata sahipti. Muhtemelen balıkla besleniyor, sıcak ve kuru ortamlarda yaşıyordu. Yumurtalarını ise göl ve nehir kıyılarındaki kum ve bitki diplerine gömüyordu. Bu kadar yumurtanın bir arada olmasının nedeni de büyük ihtimalle bu.

bilim-insanlari-yuzlerce-pterozor-yumurtasi-buldu1Kellner, son fırtınaların yumurtaları ortaya çıkaran sellere neden olduğunu ve bunları kurban eden daha yaşlı pretozorlarla birlikte fosile dönüştüğünden şüpheleniyor. Bu hikayeye dış araştırmacılardan dördü ılımlı baksa da, fosillerden çıkarılan sonuçlarla aynı fikirde değillerdi. Rapor, tianshanensis yavrularının hemen uçamayacağını belirtiyor. Çünkü, ekibin incelediği yumurtaların birçoğu beklenenden daha az gelişmiş kanat kemiklerini gösterdi. Bu da, bebek pterozorların uçmayı öğrenene kadar yeryüzünde böcek avlayarak vakit geçirdikleri anlamına gelebilir.
Unwin, bulunan embriyoları incelerken dişlerinin olmadığını da vurguladı. Ve bunun, bulguyu daha önemli hale getirdiğini söyledi. Çünkü şimdiye kadar keşfedilen pterozor embriyoları geç evredeydi ve çocukluğa hazırdı. Unwin, “Bence bu yeni embriyonik buluntular gerçekten heyecan verici. Çünkü bunlarla yumurta içindeki pterozorların embriyonik gelişimini yeniden oluşturmaya başlayabiliriz. Ancak biraz zaman alacak” dedi.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/hundreds-rare-pterosaur-eggs-motherlode-palaeontology-science

Devamını Oku

Arkeoloji

Van Gölünde 3 Bin Yıllık Kale Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Batık şehirler genelde efsanelerde geçmektedir. Ancak Van gölünün derinliklerinde arkeologlar tarafından bulunan kale bir efsane değil gerçek olarak karşımıza çıktı. Orta doğudaki en büyük ikinci göl ve Türkiye’nin en büyük gölü olan Van gölünde on yıl süresince yapılan aramalar sonucunda kayıp bir krallığa ait kale bulundu.van-golunde-3-bin-yillik-kale-bulundu
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi arkeologları tarafından yapılan keşifte gölün derinliklerinde çok iyi korunmuş olan 3 bin yıllık büyük bir kalenin olduğu anlaşıldı. Araştırmacılar kaleyi keşfedebilmek için bağımsız bir dalgıç ekibiyle dalışlar gerçekleştirdi.
Van gölüne dair daha önce ortaya atılan canavar efsanesi kalenin keşfini sağladı. Proje ekibinin başında yer alan Tahsin Ceylan önce Van Gölü Canavarını aradı. Ancak Ceylan canavar yerine kayıp bir şehir keşfetti. Ceylan keşfe dair verdiği demeçte, “Su altında bir şeyler bulunduğuna dair bir söylenti vardı. Ancak çoğu arkeolog ve müze yetkilisi burada hiçbir şey bulamayacağımızı söyledi.” İfadelerine yer verdi.

van-golunde-3-bin-yillik-kale-bulundu2
Keşfedilen kale 1 kilometre uzunluğa sahip ve duvarları 3 ya da 4 metre yükseklikte. Kale gölün alkali suları sayesinde oldukça iyi korunmuş durumda. Araştırmacılar bölgede M.Ö. 9 ila 6’ıncı yüzyıllarda bölgede hüküm süren Van Krallığı olarak adlandırılan kayıp Urartu uygarlığının demir çağda hüküm sürdüğüne inanıyorlar.
Gölün su seviyesi yüzyıllar içerisinde oldukça çarpıcı bir şekilde dalgalandı. Araştırmacılar Urartu krallığının gölün sularının şimdikinden çok daha düşük seviyede olduğu bir dönemde bölgeye yerleşerek göl kıyısına kale ve çeşitli yapılar inşa ettiklerine inanıyor. Zamanla gölün suyu bu yapıları örtecek şekilde yükseldi. Kale’ya dair arkeolojik çalışma yürütülecek.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/lake-van-turkey-3-000-year-old-sunken-castle-urartu

Devamını Oku

Arkeoloji

Eski İskeletler Ölü Deniz Parşömenlerinin Kaynağını Ortaya Çıkardı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Günümüzden 70 yıl önce keşfedilen ve hala gizemini koruyan Ölü Deniz Parşömenleri tarihçileri ve akademisyenleri büyülemeye devam ediyor. Parşömenlerin nereden geldiği ve yazarlarının ya da yazarlarının kim olduğu bulunduğundan beri gizemini koruyor.

eski-iskeletler-olu-deniz-parsomenlerinin-kaynagini-ortaya-cikardi1
Yeni keşfedilen 30’u aşkın mezar içerisinde bulunan iskeletlerin analizi sonucunda Ölü Deniz Parşömenlerine dair bazı bulgular ortaya çıkarıldı. Eski Ahit’e dair bilinen en eski el yazmaları olan Ölü Deniz Parşömenleri ilk kez bir Çingene tarafından bulundu. Sonrasında ise Ölü Deniz’in kuzeybatı kıyısında Batı Şeria’daki bir arkeolojik bölge olan Qumran’da yer alan mağaralarda çobanlar tarafından bulundu.

eski-iskeletler-olu-deniz-parsomenlerinin-kaynagini-ortaya-cikardi2
Bir dizi mağaranın içerisinde yer alan parşömenler 2000 yıl öncesine ait olmasına rağmen inanılmaz şekilde korunmuşlardı. Uzunca bir süre sonunda araştırmacılar tarafından 981 adet el yazması bir koleksiyon haline getirilebildi.

eski-iskeletler-olu-deniz-parsomenlerinin-kaynagini-ortaya-cikardi3
Keşiften bu zamana kadar Ölü Deniz Parşömenlerini kimin yazdığına ya da denetlediğine dair çeşitli açıklamalar yapıldı. Parşömenleri bedevilerin, askerlerin, demir çağındaki insanların, zanaatkarlar yazmış olabileceği açıklamaları yapıldı.
Bu konudaki en yaygın hipotezlerden birisi ise metinlerin Essenes isimli eski bir Yahudi mezhebi ile bağlantılı olduğu yönünde. Geçtiğimiz sene Qumran’da yapılan ve 33 iskeletin bulunduğu kazının analizi sonrası bu bulgunun geçerliliği ağırlık kazandı.

eski-iskeletler-olu-deniz-parsomenlerinin-kaynagini-ortaya-cikardi4
İsrail Eski Eserler Kurumu’na bağlı olarak görev yapan antropologlar burada bulunan antik kemikleri inceleyerek rasyokarbon tarihlemesinde bulundu. Bu kemiklerin yaklaşık olarak M.Ö. 200 ile 100 arasında yaşadığı ortaya çıkarıldı. Bu Ölü Deniz Parşömenlerinin yazılma tarihiyle örtüşüyor.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/wonders-ancient-egyptian-engineering-great-hypostyle-hall/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar