fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

91 Metre Yüksekliğe Sahip Bir Buz Dağı Grönland’a Çok Yakın Bir Bölgeden Geçiyor

Yayınlandı

üzerinde

Küresel ısınma sebebiyle devasa buz dağları Antartika kıtasından koparak okyanusa açıldı. Bu buz dağlarından bir tanesi kuzeybatıda bulunan Grönland’ın küçük Innaarsuit köyüne yaklaştı. Bölge sakinleri herhangi bir çarpma olması ihtimaline karşı tahliye edildiler. Eğer buzdağı çarparsa kasabayı batırarak büyük bir tsunami yaratabilir. Grönland yüzen buz dağlarının görülebileceği bir bölgedir. Ancak bu güne kadar gözlemlenen hiçbir buz dağı bu kadar büyük olmamıştı. Danimarka Meteoroloji Enstitüsünden KeldQuistgaard, Danimarka Yayın Kuruluşu’na verdiği demeçte, buz dağının sekiz ila 10 milyon ton arasında bir ağırlık taşıdığını ve suyun üzerinde yaklaşık 91 metrenin yükseldiğini söyledi.Innaarsuit köy konseyi üyesi SusannaEliassen, GreenlandicBroadcasting Corporation’a (KNR) verdiği demeçte, “Büyük buzdağlarına alışkınız ama daha önce böyle büyük bir tane görmemiştik” dedi.Innaarsuit’da sadece 169 kişi yaşıyor. KNR tarafından şu ana kadar 33 kişinin tahliye edildiği bildirdi.Oluşan bu durum küresel ısınmanın gezegenin başka hiçbir bölgesinde olmadığı kadar hızlı bir şekilde gerçekleştiği Kuzey Kutbu’ndaki rahatsız edici oluşumun bir parçası. 
Geçtiğimiz yıl Haziran ayında Grönland’a büyük bir dalga vurmuş ve bu olayda 4 kişi hayatını kaybetmişti. Küresel ısınma dünyanın dört bir tarafında hızlanarak devam ediyor. Özellikle Kuzey Amerika küresel ısınmadan en olumsuz etkilenen yerler arasında yer alıyor. Eğer küresel ısınma durdurulamazsa gelecekte çok daha acı verici sonuçlar yaratabilir.
Kaynak: https://www.businessinsider.com.au/giant-iceberg-threatens-greenland-with-tsunami-photos-2018-7

Bilim

Aşırı aktif çalışmak kronik yorgunluk sendromuna sebep olabilir

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bir türlü bitmek bilmeyen yorgunluklarınız varsa, akşamları çok erken yattığınız halde sabahları yataktan kalmakta zorluk çekiyorsanız, sürekli agresif ve depresif oluyorsanız, kendinizde yeterli enerjiyi bulamıyorsanız üzgünüz ki nedeni iş yorgunluğu değil nedeni, Kronik Yorgunluk Sendromu. İngiltere’de yapılan bir araştırma, bağışıklık sisteminin aşırı aktif çalışmasının kronik yorgunluk sendromuna (CFS) neden olabileceğini ortaya koydu. Londra’daki King’s College Üniversitesi’nin araştırmasına göre, viral enfeksiyonlar dahil bazı etkenler Miyaljik ensafalomyelit (ME) olarak da bilinen bu sendromu tetikleyebiliyor ve bağışıklık sistemi aşırı aktif olanlarda bu, kronik yorgunluk yaratabiliyor. Psikoendokronoloji dergisinde yayımlanan araştırma için kronik Hepatit C enfeksiyonu olan 55 hasta incelendi.

Tüm hastalara 6 ay ila 12 aylık dozlarla intergeron alfa, yani vücudun doğal olarak ürettiği ve bağışıklık sistemini akyuvarlar üzerinden harekete geçiren bir tür protein enjekte edildi. Bu tedavinin daha önce bazı hastalarda yan etki olarak kronik yorgunluğa neden olduğu biliniyordu. Böylece hastalarda, vücudun bir virüse verdiğine benzer bir tepki vermesi istendi. Araştırmaya katılanların önemli bir bölümünün Hepatit C hastalığı tedavi olurken, bazıları, tedavi sırasında yorgunluklarının arttığını söyledi. Ancak enjeksiyonlar sona erdiğinde, yorgunluk azaldı. Tedavinin bitmesinden 6 ay sonra ise tüm katılımcılar tedavi öncesine göre daha fazla yorgun hissediyordu.

Araştırma ekibinin lideri Dr. Alice Russell, “İlk kez kronik yorgunluk sendromu geliştirmeye meyili olan insanların, hem bağışıklık sistemini zorlayacak bir etkenle karşılaştıktan önce hem de onunla mücadele ederken aşırı aktif bir bağışıklık sistemi olduğunu gösterdik” dedi.
Tedavisi yok
Russell, “Araştırma bulgularımız bağışıklık sistemi olması gerektiğinden daha fazla tepki verenlerde CFS görülmesi riskinin daha fazla olduğuna işaret ediyor” diye de ekledi. Kronik yorgunluk sendromu uykusuzluktan kas ve eklem ağrılarına pek çok sorunu beraberinde getirebiliyor. Ancak bu rahatsızlığın bir tedavisi henüz yok. Kaynak: https://www.bbc.com/news/health-46570494

Devamını Oku

Yaşam

Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerindeki 4 Olumsuz Etkisi!

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya, kullanım yaşı her geçen gün daha da düşüyor. Bu durum çocukların da kontrolsüz bir biçimde internet ortamına dahil olmasına neden oluyor. Peki sosyal medya çocuklarımıza neler yapıyor? Genç akıllar kolayca şekillendirilebilir ve sosyal medya çocuğunuzun düşünce veya davranış biçimini bozabilir. Küçük yaş çocuklar iyi ve kötüyü net şekilde ayırt edemezler. Bu nedenle, sosyal medyanın karanlık tarafları düşünüldüğünde çocuklar kolayca zarar görebilirler.
Sosyal medyanın çocuklara verdiği zararlardan bazıları:
1.Bilgi kirliliği ve çarpıtma  Sosyal medyanın enginliği, bilgi üzerinde herhangi bir kontrolün bulunmamasını sağlar. Bu tür durumlar, çocukların zararlı web sitelerine girmelerine neden olabilir.
2.Siber zorbalık  Siber zorbalık web siteleri arasında büyümekte olan bir başka eğilimdir. Tehlikeli ve potansiyel olarak ölümcül etkilere sahip olabilir. Her yıl pek çok kurbanı olduğu iddia edilen bu suç, maruz kalan çocukları depresyona ve travmaya itebilir.
3.Zaman kaybı  Sosyal medyanın dünyadan haberdar olabilmek için ne kadar önemli olduğunu kabul ediyoruz, ancak büyük ölçüde bir zaman kaybı olduğunu da söylemeden edemeyeceğiz. Sosyal medyada saatler harcamak çocuğunuzu olumsuz etkileyebilir ve teknoloji bağımlılığı ile sonuçlanabilir. Bağımlılık kendini çeşitli belirtiler olarak gösterebilir, hatta çocuğunuzun fiziksel sağlığını da etkileyebilir.
4.Sosyal ilişkileri zedeler  Uzun süreler boyunca sosyal medyaya maruz kalmak, çocuğunuzun kişisel ilişkilerini etkileyebilir. Çocuğunuz sanal ortamlardan sonra fiziksel etkileşime pek sıcak bakmayabilir. Bu da onun kişiler arası ilişki geliştirme kabiliyetini etkiler. Sosyal medya ve internet; içe kapanıklık, depresiflik ve asosyallik gibi belirtilere de sebep olabilir. Kaynak: https://www.momjunction.com/articles/negative-effects-of-social-media-on-children_00353633/

Devamını Oku

Bilim

Bu Drakula karınca çenesini 322 km. hızla kapatabiliyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Hayvanlar aleminde hız rekorları sürekli el değiştiriyor. Birçoğumuzun Çita olarak bildiği en hızlı hayvan aslında sandığımızdan çok daha küçük. Detaylar haberimizde. En hızlı hayvanlar hangileridir diye düşündüğümüzde ilk aday genellikle “Çita” oluyor. Ancak hayvanlar aleminin en hızlıları genellikle en tuhaflarından çıkıyor. Güneydoğu Asya ve Avustralya’da yaşayan ve nadir bir tür olan Drakula karıncası tam da bu “tuhaf” hayvanlardan biri.
Hız mı dediniz?

Önceleri, en hızlı hayvan kategorisi birincisinin tuzak çeneli karınca olduğu düşünülürdü. Keza bu türün çenesini saatte 230 km’lik bir hızla kapattığı biliniyor. Başka bir karınca türü olan kapan çeneli Drakula karıncasının çenesini saatte 322 km ile kapatabilmesi ise ona en hızlı hayvan dalında birinciliği getirmiş. Drakula karıncasının farklı çene yapısı, ona sahip olduğu bu inanılmaz hızı sağlıyor. Tuzak çeneli karıncalar, çenelerini açık halde tutup hızlıca kapatıyor. Bu yöntem ayı tuzağının işleyişine benziyor. Ancak Drakula karıncaları harekete çeneleri kapalı halde başlıyor ve çene uçlarını birbirlerine bastırmak suretiyle çenelerindeki iç gerilimi artırıyor.

Karıncalar daha sonra aynı bir insanın parmaklarını şaklatması gibi çenelerini birbirinin üzerinden kaydırıyor. Bu hareket o kadar hızlı ki hayvanın karşısındaki av üzerinde büyük bir şok etkisi yaratıyor. Ekip lideri Andrew Suarez’e göre karıncanın bu hareketini hızlı diye tanımlamak, eylemi olduğundan daha hafif göstermekten başka bir şey değil. Keza Drakula karıncasının çene hareketi, bir insanın gözünü kırpmasından 5,000 kez ve elini şaklatmasından ise 1,000 kez daha hızlı. Ekip, karıncanın hareketini filme alabilmek için saniyede 480,000 kare yakalamış. Bu çalışmanın ardından araştırma ekibi, doğal ortamda bu süper gücün nasıl kullanıldığını inceleyecek. Son olarak, “kapma anı” videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

Kaynak: https://news.illinois.edu/view/6367/727667

Devamını Oku

Öne Çıkanlar