fbpx
Bizi Takip Edin

Ekoloji

ABD, küresel ısınmanın ‘baş kurbanı’ olacak

Yayınlandı

üzerinde

Bilim insanlarının Nature Climate Change dergisinde yayınlanan makalesine göre, ABD küresel ısınmadan en fazla etkilenen ülke olacak. Deniz seviyesinin yükselmesi, aşırı hava olayları ve iklim değişikliğinin diğer sonuçları her yıl ABD ekonomisinden 250 milyar dolar ‘çalacak’.
Sera gazı salınımı: ABD’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden Kate Ricke,  “Paris Anlaşması’ndan en fazla ABD’nin değil, Çin ve diğer ülkelerin fayda sağlayacağı fikrinin mutlak yanlışlığını ortaya çıkardık. Yüzlerce farklı senaryo, ABD’nin diğer büyük ekonomilerle karşılaştırıldığında, ısınmanın etkilerinden en çok etkilenecek ülke olacağını gösteriyor” ifadelerine yer verdi.
ISINMA EKONOMİSİ: Dünyanın iklimini inceleyen bilim insanlarının çoğu, küresel ısınmanın varlığından ve eğer artan sıcaklar bir buçuk santigrat derece seviyesinde tutulmazsa, gezegenin şeklini kökten değiştireceğinden kuşku duymuyor. Bu görüş, onlarca iklimsel uydu, binlerce meteoroloji istasyonu ve yüzlerce bilgisayar modelinin ölçüm sonuçlarıyla da destekleniyor.
ABD Başkanı Donald Trump / Paris İklim Anlaşması Böyle bir senaryonun ortaya çıkmasını  önlemek için dünya ülkeleri, Aralık 2015’te küresel ısınmayla mücadele konusundaki ilk evrensel ve bağlayıcı Paris Anlaşması’nı imzaladılar. Bu anlaşma çerçevesinde, devletler önümüzdeki onlarca yıl boyunca sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltmaya karar verdi.
‘HAFİFLETİCİ TAVİZ NİTELİĞİ’: Washington’un anlaşmadan çekilmesinden önce bile, pek çok iklimbilimci Paris Anlaşması’nın uygulanabileceği konusuna kuşkuyla bakmıştı. Bunun nedenleri farklıydı; örneğin, belgenin üçüncü dünya ülkeleri için birçok hafifletici taviz niteliği, ya da bazı devletler için, örneğin, ABD için açık bir şekilde yerine getirilemez yükümlülüklerdi. Ricke ve meslektaşları, Başkan Trump ve destekçilerinin bir çok defa dile getirdiği, ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesinin hem ekonomik hem de iklim açısından kazanç sağlayacağı görüşünü kontrol etti. Bunu yapmak için bilim insanları, küresel ısınmayla ilişkili tüm olası ekonomik ve sosyal sonuçları bir araya getirdi ve onlarca farklı iklim modelini kullanarak bu faktörlerin her birine ilişkin ekonomiye ‘katkısını’ hesapladı. Bu hesaplamalar, beklenmedik bir şekilde küresel ısınmanın sonuçlarının dünyanın her ülkesi için farklı olacağını gösterdi.
Örneğin, Rusya, Kanada, Avrupa Birliği ve Kuzey Avrupa ülkelerinin de dahil olduğu kuzey ülkelerinin zarar görmeyeceği, aksine, yıllık ortalama sıcaklıklarının hızla artması durumunda yaşamlarını iyileştirebilecekleri ortaya çıktı.
‘GÜNEY ÜLKELERİ ÖNGÖRDÜKLERİNDEN DAHA FAZLA ZARAR GÖRECEK’
Bilim insanlarının da belirttiği gibi, bu ülkelerdeki mevcut sıcaklıklar ekonomik optimumdan çok daha düşüktür. Buna göre, sıcaklık artışı tarımdaki verimi artıracak ve endüstride enerji tüketimini azaltacaktır. Öte yandan, birçok güney ülkesi mevcut iklim tahminlerinin öngördüğünden daha fazla zarar görecek.

‘ABD’DEN SONRA EN ÇOK ZARAR GÖRECEK OLAN ÜLKE HİNDİSTAN’
Küresel ısınma en fazla ABD ve Hindistan’ı vuracak. Bu iki ülkenin ekonomileri her yıl 250 ila 260 milyar dolar kaybedecek. ABD ve Hindistan’la beraber Meksika, Çin ve Brezilya en fazla zarar gören diğer ülkeler olacak. Ricke ve meslektaşlarının yazdığına göre, ortada tam bir ekonomik paradoks var. Küresel ısınmanın gelecekteki baş kurbanları bugün ya Paris Anlaşması’nın tamamen fes edilmesi ya da gelişmekte olan ülkeler lehine hafifletilmesini savunuyor. Öte yandan, artan sıcaklıklardan faydalanacak hemen tüm ülkeler, sera gazı emisyonlarının azaltılması gerektiğini savunuyor. Bilim insanları bu değerlendirme ve tahminlerin, ilk devlet grubundaki politikacıların pozisyonlarını gözden geçirmelerine ve kendi ekonomik çıkarlarının zararına hareket etmeyi bırakmalarına yardımcı olacağını ümit ediyor. Kaynak: (Sputnik)

Ekoloji

Filler, Fildişi Avcılığı Sonrası Evrimleşerek Diş Çıkarmamaya Başladı

Yayınlandı

üzerinde

Afrika filleri kendilerini fildişi avcılarına karşı koruyan doğal seleksiyonla şaşırtıcı bir evrim gerçekleştirdi. Yeni doğan fillerin birçoğunda diş çıkmıyor. 1990’lara dek Mozambik’teki Gorongosa Ulusal Parkı’nda yaklaşık olarak 2 bin 500 fil yaşıyordu. Ancak 1977’den 1992’ye kadar süren 15 yıllık iç savaş esnasında fillerin yüzde 90’ı fildişi avcılığı sebebiyle öldürüldü. Bu fildişleri silahların finansmanı için kullanıldı. Bilim insanları savaş sonrasında doğan dişi fillerin neredeyse üçte birinin diş çıkarmadığını fark etti. Normal şartlarda filler arasında dişsiz doğanların sayısı yüzde 4 civarındadır.

Fildişi sebebiyle öldürülmeyen bu dişsiz fillerin genlerini yeni doğan fillere geçirmesi sebebiyle fillerde diş çıkarma oranlarında ciddi düşüş meydana geldiği düşünülüyor. Kent Üniversitesi’nden bir ekip şimdi yeni özellikler hakkında daha fazla bilgi edinmek için genetik çalışmalar yürütüyor. Yoğun kaçak avcılık sebebiyle hayatta kalanların küçük dişli ve dişsiz fillerin yavrularında da küçük dişler ya da dişsizlik baş gösterdi. Kenya’daki fillerin diş boyutları ciddi oranda küçülürken, Güney Afrika’da Addo Fil Milli Parkı’nda doğan dişi fillerin yüzde 98’i artık dişsiz. Gorongosa’daki araştırmacılar fillerin davranışlarında da değişmeler meydana geldiğini açıklıyor.

Dişi fillerde ‘saldırganlık’ gelişmiş durumda. Dişi filler yoldan geçen taşıtlara ve insanlara karşı düşük toleranslı hale geldi. Yavrularını kaçak avcılara koruma içgüdüsünde kaynaklı olabileceği düşünülüyor. Filler dişlerini suyu kazarak lifli gıdalara ulaşmak ve dişiler için rekabet etmek amacıyla kullanıyorlar. California Los Angeles Üniversitesi’ndeki evrimsel biyologlar, fillerin neden böyle bir sürece girdiği ve diş kaybının neden kadınlarda oluştuğunu bulmak araştırma yürütüyor.
Kaynak: https://www.telegraph.co.uk/science/2019/01/11/elephants-evolving-lose-tusks-following-decades-ivory-poaching/

Devamını Oku

Ekoloji

Dünyanın Yeni Kurtarıcısı: Nükleer Enerji

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

”Dünya’nın sonu geliyor,” teorileri uzun yıllardır ortaya atılan söylemlerdir. Savaşlar, meteor çarpması, uzay fırtınası, iklim değişikliği, büyük tropik olaylar, açlık, uzaylı istilası ve daha birçok neden, bu teorilerin dayanağı olmuştur. Ancak özellikle de son yıllarda artış gösteren küresel ısınma, canlı hayatını tehdit ediyor. Yapılan araştırmaların ardından kürese ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede yeni bir yöntem belirlendi: Nükleer Enerji.

Politika bilimci Joshua S. Goldstein ve enerji mühendisi Staffan A. Qvist, küresel ısınma sorununun çözümü için yeni bir makale yayımladı. The Wall Street Journal’de yayımlanan makalelerinde yenilenebilir enerji kaynakları kullanılırsa küresel ısınmayı çözmemizin gereğinden uzun süreceği söyleniyor. Araştırmacılara göre iklim felaketinden kurtulmanın başka bir yolu var ve bu yol da nükleer enerjiden geçiyor.

Almanya, yenilenebilir enerji alanında dünyanın en önde gelen ülkesi konumunda. Her ülke en az Almanya kadar yatırım yapsa bile küresel ısınmanın çözümü 150 yılı bulacak. Bilim insanlarına göre ise küresel boyutta felaket yalnızca 30 yıl kadar uzakta. Üstelik, yeterince hızlı bir şekilde temiz enerji kullanmaya başlasak bile güneş enerjisi ve rüzgar oldukça dengesiz ayrıca kullanımları için çok büyük arazilere de ihtiyaç duyuyor. Araştırmayı yapan ikiliye göre ihtiyacımız olan şey, karbonsuz şekilde, çok miktarda enerjiyi düzenli olarak sağlayabilecek ve elektrik üretimine ayrılan arazi miktarını arttırmayacak bir güç kaynağı. Bütün bu hedefler tek bir noktayı gösteriyor: Nükleer enerji.

Yanlış yönlendirilmiş korkular, nükleer enerjinin gerektiği kadar büyüyememesine neden oldu. İnsanlar nükleer enerjiyi düşündükleri zaman akıllarına Çernobil gibi felaketler geliyor. Yine de ikili son 60 yılın tek ölümcül nükleer kazası olarak adlandırılan Çernobil dışında böyle bir olay yaşanmadığına ve bu sayının da diğer sanayi dallarında yaşanan ölümlü kazalara kıyasla çok düşük olduğunu belirtti. Nükleer enerji üretiminde ortaya çıkan atık miktarı, kömür ya da diğer yakıtlarla kıyaslandığında çok daha düşük. Yani nükleer enerji; ekonomik, hızlı ve temiz bir şekilde küresel ısınma sorununa bir çözüm olabilir.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://futurism.com/the-byte/nuclear-energy-can-save-earth

Devamını Oku

Ekoloji

Küresel ısınmanın, kuşları acımasız canlılara dönüştürdüğü saptandı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Gezegenimizde ısının giderek artmasının kuşlar arasındaki rekabeti şiddetlendireceğine dikkat çeken bilim insanları, bu yüzden kuşların yuva ve yiyecek kaynakları mücadelesinde türdeşlerini öldürmeye meyilli son derece acımasız canlılara dönüşmekte olduğunu belirtti. Küresel ısınmanın kuşların üzerindeki etkisini araştıran bir grup zoolog, ‘Current Biology’ dergisi için kaleme aldığı makalede, hava sıcaklığı ortalamalarının giderek artmasının, kuşları yuva ve yiyecek kaynakları mücadelesinde acımasız katillere dönüştürdüğünü ifade etti.

Hollanda’daki Groningen Üniversitesi’nden Jelmer Samplonius, “Kara sinekkapanlar, küresel ısınmadan dolayı Avrupa’ya biraz daha erken dönmeye başladı. Bu, çiftleşme mevsiminin en yoğun döneminde baştankara kuşlarıyla giderek daha çok çatışmalarına neden oluyor. Araştırmalarımızın gösterdiği gibi kara sinekkapanlardan her onuncu erkek kuş, bu ‘yuva savaşı’ sonucunda baştankaraların kurbanı oluyor” dedi. Son zamanlarda çevre ve iklim bilimciler, varlığından artık şüphe duyulmayan küresel ısınmanın 1.5 derecede tutulamaması halinde bitkilerin yaşamını ve hayvanların davranışlarını nasıl etkileyeceğine dair araştırmalarını yoğunlaştırdı.

Samplonius ile ekibi, aynı türden yiyecek tüketen ve benzer koşullarda yuva kuran iki rakip kuş türünün arasındaki ilişkiyi gözlemleyerek, davranışlardaki değişikliğin en yalın ve ilginç örneklerinden birini buldu. Uzun süredir yaptığı gözlemlerde son yıllarda daha sık olarak baştankaraların yuvalarında kara sinekkapan cesetlerinin bulunduğunu tespit eden Samplonius, her çiftleşme mevsiminde gözlemlenmeyen bu tür ‘saldırganlık patlamalarının’ iklimdeki dalgalanmalardan kaynaklanabileceğini düşündü. Makaleye göre baştankaralar sonbaharda güneye göç etmeyip kış boyunca Rusya ve Avrupa ülkelerinde yaşarken, kara sinekkapanlar sonbaharda Afrika’ya uçup ancak ilkbaharda geri dönüyor. Göçmen kuşlar daha önce bitki yapraklarıyla onları yiyen tırtılların en hızlı büyüdüğü zaman yuva kurdukları yerlere ulaşırdı, ancak son zamanlarda durum değişti.

Küresel ısınmadan dolayı kuşlar Afrika’yı birkaç gün önceden terk etmek zorunda kalmaya başladı. Araştırmaya göre ılımlı iklim kuşağında ilkbahar erken başladığı zaman bu durum kuşların yaşamını etkilemiyor. Ama ilkbaharın geciktiği ve hala donların oluştuğu durumlarda, bitki ve tırtıl olmadığı için yuva kurmayı ertelemek zoruna kalan kara sinekkapanlar, o bölgede kışında kalan baştankaralarla kaynak mücadelesine girişiyor. Son 10 yıl boyunca Danimarka ormanlarında kurdukları kuş evlerinden kuşların yaşamını gözlemleyen uzmanlar, iklimdeki dalgalanmaların kuşlar arasındaki çatışmalara ve acımasızlık derecesine olan etkisini araştırdı. İklim değişimlerinin gerçekten de iki kuş türünün arasındaki mücadeleyi çetinleştirdiği, kara sinekkapanların Avrupa’ya baştankaraların yumurtladığı dönemde gelmesiyle bu kuşların, yuvalarına girmeye çalışan kara sinekkapanların her 10’uncu erkeğini öldürdüğü ortaya çıktı. İki kuş türünün çiftleşme döneminin denk gelmemediği durumlarda birbirleriyle çok daha az kavga ettiği ve bu kavgalarda kara sinekkapanlardan ölen olmadığı saptandı.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/01/190110141908.htm

Devamını Oku

Öne Çıkanlar