fbpx
Bizi Takip Edin

Uzay

Andromeda Galaksisi Başka Bir Galaksiyi Yuttu

Yayınlandı

üzerinde

Gökbilimciler tarafından galaksiler arasında yaşanmış olan bir cinayet çözüldü. Bu cinayeti işleyen galaksi Andromeda galaksisi ve araştırmacılar Andromeda’nın yuttuğu galaksiyi keşfetti.
Nature Astronomi dergisinde 23 Temmuz Pazartesi günü yayınlanan yeni bir makale adeta televizyonlardaki dedektiflik şovlarından esinlenmişti. Araştırmacılar gizemli bir yıldızın izini ve küçülmüş bir galaksiyi araştırdı bu galaksi Samanyolu galaksisi büyüklüğünde Andromeda’nın en yakın galaktik kardeşiydi.
Gökbilimciler yutulan galaksiden etrafta kalan yıldız kalıntılarının solgun halini inceledi. Yaklaşık 2 milyar yıl önce uzayda üçüncü büyük bir gökada bulunuyordu. Ancak Andromeda galaksisi onu parçaladı ve yuttu. Araştırmacılar bir süredir Vanderbilt Üniversitesi’nden bir astronom ve galaksi evrimi uzmanı olan AmandaMoffett’ın ortaya koyduğu Andromeda galaksisinin yakın geçmişte bir başka galaksiyle birleşmiş olma ihtimali üzerinde duruyordu. Yeni ve şaşırtıcı olan şeyAndromeda’nın yörüngesindeki küçük bir cüce gökada olan M32’nin, aslında bu birleşmede yok olan çok daha büyük gökadanın kalıntıları olduğu fikridir. Moffett, “Buyok oluş senaryosu geçmişte ortaya konduğunda, gerçek progenitöre [tahrip olmuş galaksi] ne olduğuyla ilgili net bir bilgi yoktu” dedi.
Genel kanı Andromeda galaksisinin diğer galaksiyle artık ayrılamayacak şekilde iyice birleşmiş olduğu yönündeydi. Araştırmacılar gerçeği ortaya çıkarmak için galaksi etkileşimiyle alakalı bazı bilgisayar simülasyonları yaptı. Doğru parametrelerle 2 milyar yıl önce iki galaksinin birleşmesinin bugün Andromeda’nın çevresinde görülen ipuçlarını üretebileceğini keşfettiler. Uzaya doğru yayılmış uzun bir yıldız akımı, Andromeda’nın etrafında gevşek yıldızlardan oluşmuş oldukça kalın bir sis ve M32 ismi verilen yüzen bir çekirdek. Moffett, “Elde edilen bulgular M32’nin neden alışılmadık bir gökada olduğunu açıklıyor” dedi. Tipik olarak, M32 gibi cüce gökadaların hepsi aynı zamanda ve aynı malzeme kümesinden oluşan yıldızlardan oluşur. Samanyolu ve Andromeda gibi daha büyük gökadalar, daha geniş bir yaş aralığı olan yıldızlara sahip olma eğilimindedir.
Ama M32’nin yıldızları, milyarlarca yıl boyunca yayıldıkları için daha büyük bir gökadanın yıldızları gibidir.Bu yok oluş senaryosu, yıldızda görülen tuhaf yaş aralığını açıklayabilir. M32, şimdiki haliyle bir kerede oluşmuş küçük bir kümeden ziyade, soyulmuş olan çok daha büyük bir galaksiydi. Moffett, hala bazı açık sorular olduğunu söyledi. Andromeda’nın M33 olarak bilinen ve neredeyse M32 kadar büyük bir başka cüce komşusu bulunuyor.Bilim insanları Andromeda galaksisi gibi büyük bir galaksinin bizim galaksimizi yutma ihtimalinin olup olmadığının anlaşılabilmesi için bu deneylerin önemli olduğunu vurguluyor. Kaynak: https://www.livescience.com/63132-andromeda-galaxy-merger.html

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

2018’in en etkileyici uzay kareleri

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

2018 yılı, uzay teleskopları tarafından çekilen gök cisimlerinin görüntüleri açısından zengin bir yıl oldu. NASA’nın Hubble Uzay Teleskop’unun çektiği nebulaların göz alıcı görüntüleri, Spitzer uzay aracıyla elde edilen büyüleyici Kedi Pençesi Bulutsusu’nun kareleri, Japon uzay aracı Akatsuki’nin çektiği Venüs görüntüleri, Juno Uzay Aracı’nın elde ettiği Jüpiter fotoğrafları sayesinde uzay severler insanoğlunun yüzyıllardır merak ettiği uzay ortamını daha yakından görme fırsatını yakaladı. 2018 yılında uzay araçları vasıtasıyla yapılan en etkileyici uzay fotoğrafları ve Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan çekilen kareleri bir galeride topladık.

© FOTOĞRAF: ESA/XMM-NEWTON; J. TOALÁ; D.GOLDMAN
NGC 3199 yıldız kümesi görüntüsü.

© FOTOĞRAF: ESA/HUBBLE/NASA
NASA’nın Hubble Teleskobu tarafından görüntülenen galaksilerin birleşme süreci.

© FOTOĞRAF: NASA/JPL-CALTECH/SWRI/MSSS/GERALD EİCHSTÄDT/SEÁN DORAN
NASA’nın Juno Uzay Aracı tarafından çekilen Jüpiter yüzeyinin görüntüsü.

© FOTOĞRAF: FACEBOOK / ALEXANDER GERST
Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan (UUİ) çekilen Hawaii Adası’nı vuran Florence fırtınası görüntüsü.

© FOTOĞRAF: ESO
ESO’nun VISTA tarama teleskopu ile elde edilen Tekboynuzlu (Unicorn) Takımyıldızı içinde bulunan Rozet Nebulası’nın görüntüsü.

© FOTOĞRAF: NASA/JPL-CALTECH/UNİV. OF ARİZON
NASA tarafından çekilen Mars’ın yüzeyindeki kum fırtınası görüntüsü.

© FOTOĞRAF: TWİTTER/SCOTT D. TİNGLE
Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan çekilen fotoğrafta Soyuz isimli Rus uzay aracı görüntülendi.

© FOTOĞRAF: NASA, JOEL KOWSKY
Güneş’in etrafında tur atan Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (UUİ) güzergahı.

© FOTOĞRAF: NASA
Spitzer uzay teleskobunun çektiği Kedi Pençesi Bulutsusu’nun (Cat Paw Nebula) görüntüsü. Yıldız oluşturan Kedi Pençesi bölgesi 80-90 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor.

CC BY-SA 4.0 / ESA/HUBBLE & NASA / DİFFERENT GENERATİONS (CROPPED A PHOTO)
Hubble Teleskobu’nun görüntülediği Kılıçbalığı (Dorado) Takımyıldızı içerisinde yaklaşık 160.000 ışıkyılı uzaklıkta bulunan Büyük Macellan Bulutu’ndaki NGC 1866 açık yıldız kümesi.

© FOTOĞRAF: NASA/JPL-CALTECH/SWRI/MSSS/GERALD EİCHSTÄD/SEÁN DORAN
NASA’nın Juno Uzay Aracı tarafından çekilen Jüpiter görüntüsü.

© FOTOĞRAF : ESA/HUBBLE & NASA/D. MİLİSAVLJEVİC (PURDUE UNİVERSİTY)
Hubble Teleskobu’nun görüntülediği Pegasus Takımyıldızı’nda bulunan NGC 7331 spiral galaksisi.

© FOTOĞRAF: NASA, JPL-CALTECH
Mars’ta incelemeler yapan Curiosity keşif aracının fırtına sırasında çektiği selfie.

© FOTOĞRAF : JAXA/ISAS/DARTS/DAMİA BOUİC
Japonya Uzay Araştırma Ajansı’nın (JAXA) uzay aracı Akatsuki’nin çektiği Venüs gezegeninin görüntüsü.

© FOTOĞRAF: ROSKOSMOS/OLEG ARTEMİEV
Açık uzayda çalışan Rus kozmonot.

CC BY 4.0 / NASA, ESA,STSCI / HUBBLE’S 28TH BİRTHDAY PİCTURE: THE LAGOON NEBULA
NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu tarafından çekilen Dünyamızdan yaklaşık 4000 ışık yılı uzaklıkta bulunan Lagün Bulutsusu görüntüsü.

© FOTOĞRAF : NASA, JPL-CALTECH
Kraliçe Takımyıldızı bölgesinde bulunan Cas A süpernova kalıntısı.

Devamını Oku

Uzay

Meteor Yağmuru geliyor! Saatte 50 yıldız kayacak

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Geminid Meteor Yağmuru, bu yıl özel bir olayla gündeme geldi. Peki, 50’ye yakın yıldız kaymasının gözlemlenebileceği Geminid Meteor Yağmuru nedir? İşte, günün ilk saatleri itibariyle merakla araştırılan o konu hakkında bazı bilgiler:
Geminid ( ikizler ) Meteor Yağmuru Nedir?
“Meteor yağmurlarının kralı” olarak bilinen Geminid, 3200 Phaethon adlı sönük bir kuyruklu yıldızın, Güneş etrafındaki yörüngesinde dönerken arkasında bıraktığı kaya parçaları sonucunda oluşuyor.

Gemidler her yıl en iyi meteor yağmurlarından biri olarak kabul edilir, çünkü bireysel meteorlar parlaktır ve zirve gökyüzünde meteor akışını saatte 120 meteor gibi yüksek oranlarda görebilir. Bilinen kayıtlara göre, Geminid meteor duşu neredeyse 200 yaşında. Her yıl aralık ayında gerçekleşen 3200 Phaethon adı Geminid Meteor Yağmuru, 13 Aralık gecesi, 14 Aralık’ın ilk saatlerinde izlenebilecek. Saatte ortalama 50’ye yakın “yıldız kayması” görülebilecek. Gökyüzü açık olması durumunda herhangi bir uzay ekipmanına ihtiyaç duyulmadan çıplak gözle, gözlemlenme durumuna sahip. Geminid “ateş eden yıldızlar” olarak bilinse de, görünen göktaşlarının sayısı zamana ve ne kadar karanlık olduğuna bağlıdır. Steroit 3200 Phaethon, bu meteor yağmuruyla ilgili olağandışı bir durumdur, çünkü kuyruklu yıldızlar genellikle buzlu molozlu meteor yağmurları yaratırlar. Bilim adamları, Phaethon’un ne olduğunun doğasını tartıştılar. Yakın takip edilen Dünya-asteroidi kuyruklu yıldızlara benzetilmiştir, bu yüzden “kaya kuyruklu yıldızı” olarak adlandırılmıştır. Phaethon, güneşi başka bir asteroidden daha yakın yörüngeye çevirir ve yörüngeye 1.4 yıl sürer. Asteroid, güneşe en yakın yaklaşımıyla yaklaşık 1.300 Fahrenhayt’a kadar ısınıyor ve bu da tozlu kalıntıların dökülmesine neden oluyor.
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM
Kaynak: https://www.space.com/34921-geminid-meteor-shower-guide.html

Devamını Oku

Uzay

Yeni Yapılan Araştırma Güneş Hakkındaki Bilgilerimizi Arttıracak

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Dünyamızın en kıymetli kaynaklarından olan Güneş, geçmişten beri araştırmaların konusu olmuştur. Özellikle de Rönesans ve Aydınlanma Çağı’nda yapılan bilimsel çalışmalar, Güneş hakkındaki bilgilerimizi arttırmıştır. Southwest Araştırma Enstitüsü’nden Andrés Muñoz-Jaramillo ve Extremadura Üniversitesi’nden José Manuel Vaquero, hem bu bilgileri derlemek hem de daha fazla bilgiye ulaşmak için yeni bir araştırma gerçekleştirdi.  Bilim insanları, yapılan gözlemlerde dikkatle incelenmesi gereken noktaları belirleyecek. Bu çalışma Güneş’in geçmişini ve geleceğini anlamaya ayrıca, Güneş’in iklim değişikliğindeki rolünü de net olarak belirleyebilecek. Ekip, bugüne kadar toplanan bütün verileri ve istatistikleri tek bir dosya haline getirdi. Güneş’in; ısı dalgaları, manyetik yapısı, minimum ve maksimum ısı yayılımı gözlemlendi. Dr .Andrés Muñoz-Jaramillo, ”1612 yılında Galileo tarafından Güneş’in lekeleri tespit edildi ve her leke özelliklerine göre gruplara ayrıldı. O dönemden beri yapılan bütün gözlemlemeleri ve kullanılan teknikleri bilmek zorundaydık. Uzun bir çalışma sürecinin ardından Güneş hakkında oldukça büyük bir veri bankası oluşturduk. Bu sayede ısı kaynağımızın tarihini ve iklim değişikliğine olan etkilerini inceleyebileceğiz.” demecini verdi. Andrés Muñoz-Jaramillo, ”Bundan sonraki araştırmamız *Maunder Asgari dönemini kapsıyor. Biz özellikle de *Maunder Minimum döneminden yararlandık ve böylelikle sağlam bir temel oluşturduk. Güneş lekelerinden yararlanarak birçok bilgi elde ettik. Yeni hedefimiz bütün bu verileri tamamlamak ve dikkat edilmesi gereken noktaları belirlemek. Böylelikle olumsuz iklim koşullarına bir çözüm bulabiliriz.” dedi.
*Maunder Asgari: Bir nevi mini buzul çağı
*Maunder Minimum: 1645-1715 yılları arasına kapsayan dönem
Kaynak: //www.sciencedaily.com/releases/2018/12/181210115824.htm

Devamını Oku

Öne Çıkanlar