fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Andromeda Galaksisinde İki Büyük Kütleli Kara Delik Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Andromeda Galaksisi’nin bir fotoğrafı, başlangıçta bu galaksi içinde olduğu düşünülen ancak aslında galaksiden 1000 kat daha uzakta olduğu öğrenilen sürpriz bir konuyu ortaya çıkardı. Gök bilimciler, NASA’nın Chandra X-ray gözlem evinden ve yerden tabanlı optik teleskoplardan elde edilen verileri kullanarak, ikili bir süper kütleli kara delik keşfettiler. J0045+41 olarak adlandırılıyor ve gök bilimciler başlangıçta onun Andromeda Galaksisi içinde bir yıldız olduğunu, muhtemelen de yaklaşık 4 milyar yıl içinde Samanyolu ile birleşeceğini düşündüler.
andromeda-galaksisinde-iki-buyuk-kutleli-kara-delik-bulundu
Seattle Washington Üniversitesi’nde lisansüstü öğrencisi olan baş araştırmacı Trevor Dorn Wallenstein, “M31’de özel bir yıldız türü arıyorduk ve bir tane bulduğumuzu düşündük. Bunun ötesinde daha yabancı bir şey bulduğumuz için çok şaşırdık ve heyecanlandık” dedi.
Andromeda’da olduğu düşünülürse, araştırmacılar J0045+41’i 76 günde bir birbirine sarılan yıldız çifti olarak sınıflandırdı. Ancak Chandra’dan gelen veriler, X ışını sinyalinin yoğunluğunun bu sınıflandırmaya uyacak kadar çok güçlü olduğunu gösterdi. Dorn Wallenstein ikili bir kara delik ve nötron yıldızı olabileceğini düşündü. Bu yüzden öğrenmek için daha çok araştırmaya başladı. Fakat sonra, Hawaii’deki İkiz-Kuzey teleskobundan elde edilen spektral veriler, J0045+41’in nesnenin mesafesini hesaplamaya izin veren en az bir süper kütle kara delik içermesi gerektiğini gösterdi. Güçlü X ışını kaynağı 2,6 milyar ışık yılı uzaktaydı ve en muhtemel sebebi, yörüngeye sarılan bir çift süper kütle kara deliktir.

Kombine edilmiş iki kara delik, Güneş’inkinden 200 milyon kat daha fazla kütleye sahiptir. Samanyolu galaksimizin merkezinde bulunan kara delik Yay A, Güneş’in yaklaşık 4 milyon katında bir kütleye sahiptir. Bunlar birbirlerine sarılacak kadar oldukça yakındırlar da. Aralarındaki mesafe Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin sadece bir kaç yüz katı kadardır. Ekip, her bir kara deliğin bir galaksinin merkezinde olduğunu, iki galaksi birleşince de onların bir araya geleceğine inanıyor. Yer çekimi dolayısıyla yavaşça çekilip bir noktada çarpışacakları düşünülüyor. Araştırmacılar, kara deliklerin her birinde ne kadar kütle olduğunun tam olarak anlaşılamamasından dolayı, bu çarpışma için doğru zaman çizelgesi veremediklerini söyledi. 350 yıl ile 360,000 yıl arasında da olabilir. Her ne kadar iki kara deliğin birleşmesi yer çekimi dalgaları gönderse de, bunlar LIGO ve Başak’taki mevcut yer çekimi dalgası dedektörlerimiz tarafından saptanamayacaktı.andromeda-galaksisinde-iki-buyuk-kutleli-kara-delik-bulundu2
Dorn Wallenstein, “Süper kütleli kara delik birleşmeleri, yıldız kütleli kara deliklere kıyasla yavaş çekimde gerçekleşiyor” dedi. “J0045+41 gibi bir sistemden gelen yer çekimi dalgalanmalarındaki değişiklikler ne kadar yavaş olursa, Pulsar Zamanlama Dizisi denen yer çekimi tesisi tarafından o kadar iyi tespit edilebilir”.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/supermassive-binary-black-holes-2-6-billion-light-years-away-andromeda

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Minos Uygarlığını Ortadan Kaldıran Efsanevi Yanardağ Patlamasıyla İlgili Yeni Bulgular Elde Edildi

Yayınlandı

üzerinde

Günümüzden binlerce yıl önce şimdi Santorini olarak bilinen Yunan adasında yaşanabilecek en büyük volkanik patlamalardan birisi meydana geldi. Thera patlaması olarak da bilinen bu patlama Minos Uygarlığı’nı tarih sahnesinden sildi. Bilim insanları şu ana kadar bu patlamayla ilgili net bulgular elde etmekte zorlanıyordu. Ancak ortaya çıkan yeni bulgular patlamayla ilgili bilim insanlarına büyük ipuçları verebilir.

Bilim insanları patlama anında canlı olan ağaç kalıntılarından elde ettikleri verileri radyokarbon teknikleriyle inceleyerek, Thera patlamasına dair yeni bulgular elde edebileceklerini düşünüyor. Thera’nın tam olarak ne zaman patladığını belirlenmesi sadece MinosUygarlığı’yla ilgili değil, tüm Akdeniz, Orta Doğu ve Mısır Uygarlığı’yla ilgili daha fazla bilginin ortaya çıkmasını sağlayabilir. Arizona Üniversitesi’nden dendrokronoloji uzmanı CharlottePearson , “Volkanın patlaması tüm zaman içerisinde kısa bir an alıyor. O zaman, herhangi bir arkeolojik alanda o anın kanıtını bulduğunuzda, aniden zaman içinde çok kesin bir belirleyici noktaya sahip olursunuz – ve bu zaman periyodu boyunca insan / çevre etkileşimlerini incelemek için gerçekten çok etkin bir kaynaktır” dedi.

Araştırmacılar elde ettikleri ağaç halkalarının verilerini incelediklerinde Thera’nın püskürmesinin M.Ö. 1600 ile 1525 yılları arasında bir zamanda olduğunu hesapladı. Elde edilen tarih çok spesifik ve direkt bir tarih değil. Ancak eldeki zaman aralığının daraltılmasına yardımcı oluyor. Çünkü radyokarbon analizinden elde edilen bulgular M.Ö. 1650 ile 1600 yıllarını gösterirken, arkeolojik kanıtlar M.Ö. 1570 ile 1500 yıllarını işaret ediyor. Araştırma ekibi tarafından M.Ö. 1700 ile 1500 yılları arasındaki 285 ağaç örneğini analiz etti. Ancak bu ağaçların Santorini adasından gelmediğini, hatta Akdeniz’den bile olmadıklarını öğrendiğinizde şaşırabilirsiniz. İki yüz örnek, belirtilen süre zarfında Kaliforniya ve Nevada’da yetişen uzun ömürlü kristlecone çamurlarından geldi. Kalan 85 örnek ise İrlanda’daki meşe ağaçlarındandı.
Bu tür ağaçlar geçmişi inceleyebilmek için mükemmel kaynaklar sunarlar. Bunun sebebi ise gövdelerinde her yıl tek bir halka oluşturmalarıdır. Bireysel halkalardaki radyokarbon-14 sabit oranda bir bozulma yaşar. Bu da son 50 yıl içerisinde geliştirilen güncel radyokarbonkalibrasyon eğrisine dayanarak, doğru tarihleme gerçekleştirilebilir. Araştırmanın ikinci kısmı, halkaların gerçek boyutlarını incelemekti. Thera’nınerüpsiyonu muazzamdı. Minos Uygarlığını 40 metre derinlikte bir kül ve ponza tabakasının altına gömdü. Bu esnada yoğun duman ve yanardağdan fışkıran malzemeler atmosfere yayıldı. 2010 yılında Eyjafjallajökull patlamasının atmosfere gönderdiği kalın kül bulutları, jet akımına girerek tüm Avrupa’da haftalarca hava hareketlerini aksattı. Thera kadar büyük bir volkanik patlama muhtemelen parçacıklar Güneş’in ışığını engellediği etkilenen bölgelerde geçici bir soğutma etkisine neden olacaktır. Bu bulutlar aylarca atmosferde kalabilirler.
Buna ek olarak, eğer yanardağ kükürdioksit yayıyorsa, bu da güneş ışığını engelleyen sülfürik asit aerosolleri oluşturmak için su parçacıkları ile birleşerek stratosfere ulaşmış olabilir. Bu durum hem İrlanda’ya hem de ABD’ye ulaştıysa, ağaç halkalarında kanıtlar görünmeliydi. Bilim insanları yaptıkları incelemelerde durumun böyle olduğunu gördü. Soğuk bir iklim incelenen her iki ağaç türü için de daha ince halkaların meydana çıkmasını sağlayacaktır. Araştırmacılar büyük bir volkanik püskürmeye işaret edebilecek zaman diliminde son derece dar dört halka buldu. Ayrıca, eski radyokarbonkalibrasyon eğrisinin bu dönem için tam olarak doğru olmadığını ve gelecekteki araştırmacılar için daha doğru bir veri kümesiyle sonuçlandığını keşfettiler. Arizona Üniversitesi’nden antropolog GregoryHodgins, “Bu araştırma Thera’yla ilgili, ama gerçekten de bu zaman dilimi boyunca dünya çapında radyokarbon kullanan herkes için bunun etkileri çok derin” açıklamasında bulundu.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/tree-ring-radiocarbon-dating-minoan-volcano-catastrophic-eruption-thera

Devamını Oku

Bilim

28 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Lens !

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Görme bozukluklarının düzeltilmesinde, göz renginin değiştirilmesinde, ya da kornea hastalıklarının tedavisinde kontakt lens kullanılmaktadır. 14 yaşındayken sol gözündeki rahatsızlıktan dolayı kontakt lens kullanan bir bayan, badminton maçı sırasında gözüne aldığı darbeden sonra lensini bir daha bulamadı.
Kaybolan bu lens, tam tamına 28 yıl sonra ortaya çıktı !
İskoçya’da yaşayan bayan, bir süre önce gözleriyle ilgili çeşitli rahatsızlıklar yaşamaya başladı. Tam 6 ay boyunca sol gözünde sulanma ve şişlik problemleriyle uğraşan kadın, sonunda doktora gitmeye karar verdi.

İskoçya’nın Dundee şehrindeki Oftalmoloji hastanesine giden kadın, yapılan kontrollerin ardından çıkan sonuçlara inanamadı. Kadının göz kapağında 6 milimetre çapında bir yuvarlak cisimle karşılaşan doktorlar, yapılan kontrollerin sonucunda bunun bir kontakt lens olduğunu anladılar. Yapılan operasyonun ardından 28 yıllık kontakt lens, kadının göz kapağından çıkarıldı.
Kaynak: https://www.livescience.com/63333-contact-lens-eyelid.html
Çeviren: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Pirinç Tanesi Kadar Küçük Bir Denizatı Türü Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Sadece güneydoğu Japonya’da bulunan yepyeni bir cüce denizatı türü keşfedildi. Japonya’da kaydedilen birçok denizatı türü bulunuyor. Bu bölge biyolojik çeşitlilik bakımından üst seviyededir.
Bölgede bulunan türler daha önce güneyden orta doğu Japonya’ya kadar yerel tüplü dalgıçlar tarafından gözlemlendi.
Araştırmacılar yeni keşfedilen bu küçük denizatı türüne “Hippocampus Japapigu” yani latince adıyla “Japon Domuzu” ismini verdi. İsim ilk defa hayvanı gören ve minik bir bebek domuza benzediğini söyleyen dalgıçlardan geliyor. Bu cüce denizatı yaklaşık olarak 15 milimetre uzunluğa sahip, yani bir pirinç tanesi büyüklüğünde. Mevcut şekli ve renkli yapısı bu denizatlarını minik bir deniz yosunu gibi gizleyerek, gözlerden koruyor.
Bu denizatları, minicik boyutlarına rağmen çok güzel renklere sahip. Texas A & M Üniversitesi’nden National Geographic’tede araştırmacı olarak görev yapan Kevin Conway, Hippocampus Japapigu’nun çok özel olduğunu vurguluyor. Hippocampus Japapigu, araştırmacılar tarafından Tokyo’nun 287 kilometre güneyinde deniz yaşamını araştırmaları esnasında tespit edildi. Bu denizatları yumuşak mercan ve yosun resiflerinde 5 ile 22 metre derinlikte bulunuyor. Cüce denizatlarının sırtında kanat benzeri yapılar bulunuyor. Bu türlerin çoğunda kanatlar çift olarak bulunurken, bu yeni türde sadece bir kanat yer alıyor.
Araştırmacılar bu yeni türün kafa, gövde ve kuyruğunun üzerinde göze çarpacak şekilde beyaz ve kahverengi örgü desenleri bulunduğunu ve bunun ayırt edici olduğunu ifade ediyor. Bu tür hakkında hemen hiçbir şey bilinmiyor. Bilinen tek şey oldukça aktif ve hareketli oldukları ve planktonları yedikleri. Bu tür Japonya’da kaydedilen cüce denizatlarının beşincisi ve bilim insanları başka denizatı türlerinin de keşfedileceğini düşünüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/researchers-have-discovered-a-colourful-seahorse-the-size-of-a-grain-of-rice

Devamını Oku

Öne Çıkanlar