fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Antik Mısır’ın Dünya Dışı Yaşamla Temas Ettiğinin 6 Kanıtı

Yayınlandı

üzerinde

Gizemli bir uygarlık olmayı sürdüren Antik Mısır, piramitleri, gök bilimiyle ilgili üstün bilgileri, teknolojisi, hiyeroglifleriyle bilim insanlarının her dönem ilgisini çeken bir uygarlık olmuştur. Mısır uygarlığının uzaylılarla temas ettiği birçok kişi tarafından iddia edilmiş ve bu konuda farklı kanıtlar ortaya konmuştur. Antik Mısır’ın uzaylılarla temas ettiğini söyleyen çeşitli araştırmacıların buna dair 6 kanıtını sizin için derledik.

antik-misirin-dunya-disi-yasamla-temas-ettiginin-6-kaniti1
Antik Mısır bilim dünyası için hala gizemini koruyan bir yerdir. Özellikle piramitlerin nasıl inşa edildiğine ilişkin çeşitli varsayımlar hala bulunmaktadır. Mükemmel şekilde kesilmiş 50 – 60 ton ağrılığındaki blogların 300 kilometre öteden nasıl getirildiği bilgisi bazı varsayımlar olsa da hala gizemini korumaktadır. Birçokları için komplo teorisi olarak görülse de çeşitli araştırmacılar bu uygarlığın uzaylılarla temas ettiğine inanıyor. İşte Mısır bulunan ve uzaylılarla temasa işaret eden 6 kanıt;
1. Piramitler

Piramitler
Günümüzde hala gizemini koruyan piramitlerin öncelikle niçin yapıldığına dair tam bir açıklama getirilemiyor. Özellikle Giza piramitlerinden Keops Piramiti, tüm piramitlere göre sırrını korumayı sürdüren yapılardan bir tanesi. Bu piramidin niçin yapıldığı hiçbir zaman netleştirilemedi. Bilim insanları bu piramitlerin mezar olarak inşa edildiği görüşünde birleşiyor. Ancak Keops’un içerisinde mumya yok. Aynı zamanda bu piramitlerin yapım amacını anlatan bir hiyeroglif de bulunamadı. Bu piramitlerin yapılması aşaması ise tam bir muamma. O dönemin teknolojisi düşünüldüğünde bu neredeyse imkansız. Bazı araştırmacılar Mısırlıların küçümsendiğini söylese de piramitlerdeki sırların dünya dışı yaşama işaret ettiği birçok farklı araştırmacı tarafından iddialar arasında yer alıyor.
2. Hiyeroglifler

Hiyeroglifler
Mısır hiyerogliflerindeki bazı çizimler günümüzde kullanılan hava taşıtlarını gösterecek niteliğe sahip. “Helikopter Hiyeroglifi” olarak adlandırılan bir hiyeroglifte açıkça hava taşıtları görülebiliyor. Aynı zamanda hiyerogliflerde uzaylıya benzeyen varlıklar ve dev insanlar da resmedilmiş.
3. Sir William Petrie Koleksiyonu

Sir William Petrie Koleksiyonu

Burası belki de işin komplo teorisi kısmı. İngiliz bir arkeolog olan Sir William Petrie’nin koleksiyonunda dünya dışından olan varlıkların Mısır’dan toplanmış mumyalarının olduğu dedikoduları yapılıyor. Bazı araştırmacılar ise 1942 yılında vefat eden ünlü arkeoloğun gizli koleksiyonunun Kudüs’teki Rockefeller Müzesi’nde olduğunu söylüyor. Ancak bunların tamamı dedikodudan ibaret.

4. Elektrik Kullanımı

eski-misir-ampul
Antik Mısır’da gelişmiş bir teknolojisinin olmasının imkansızlığından söz edilse de Mısır’da gelişmiş bir teknolojinin olduğuna dair kanıtlar da bulunmuyor değil. Özellikle firavunların ellerinde bulundurdukları teknoloji sayesinde Mısır’ı yönettikleri de iddialar arasında yerini alıyor. Bu iddiaları kanıtlayacak nitelikte belgeler ise Hathor Tapınağı içinde bulunan Dendara Tapınağı’ndaki hiyeroglifler. Dendara lambası ismiyle de anılan bu hiyerogliflerde çizilen resmin büyük boyutlu bir ampul olduğu iddia ediliyor. Bağdat civarında keşfedilen Bağdat Bataryaları da Mısır’daki teknolojiye ilişkin bir diğer kanıtı oluşturuyor. M.Ö. 3050 yılında yaşamış bir uygarlığın böylesine gelişmiş bir teknolojiye ancak uzaylılar sayesinde sahip olabileceği birçok araştırmacı tarafından dile getiriliyor.
5. Tulli Papirüsü Gizemleri

Tulli-Papyrus

Bu papirüs Vatikan Müzesi’nin eksi müdürü olan Albert Tulli’nin ölümünden sonra koleksiyonunda ortaya çıkarılmış bir papirüstür. Ancak bu metin hasar görmüş orijinalinden Albert Tulli tarafından çıkarılan bir kopya olduğu için doğruluğu hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Papirüs Mısır Firavunu 3. Thutmose döneminde yazılmıştır ve o dönemde görülen uçan nesneler tarif edilmektedir. Papirüs sık bir biçimde uçan ateş çemberlerini ve uçan tabakları tariflemektedir. Ufo bilimcileri bunun açık bir uzaylı ziyareti olduğunu vurgulamaktadır.
6. Turin Royal Canon Papirüsü (Turin Kralları Listesi)

Turin King List
Bu papirüs 1820 yılında Luxor tapınağında bulunmuştur. 2. Ramses döneminden önce yaşamış olan firavunların listesini içermektedir. Papirüsün birçok parçası kayıptır. Ancak mevcut olan parçalarında kralların hüküm sürdüğü yıllara bakıldığında çarpıcı bir gerçek ortaya çıkmaktadır. Örneğin; Shems-Hor’un 13 bin 420 yıl tahtta kaldığı bildirilmekte, ondan önce hüküm sürenler arasında 23 bin 200 tahtta kalan firavunlar görülmektedir. Antik Mısır’da tanrı olarak görülen firavunların hüküm yılları bu nedenle gerçek olmayabilir. Ancak iddia edildiği gibi bu kadar yıl boyunca hüküm sürmüş bir firavun varsa bunun dünya dışı bir yaşam ve teknolojinin eseri olma olasılığı da yüksek görünüyor.

Kaynak: https://www.ancient-code.com/5-reasons-ancient-egypt-linked-alien-visitations/

 

Bilim

Ahtapot ve İnsan Beyni Arasında Benzerlik Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Johns Hopkins Üniversitesi’nden nörobiyolog Gül Dölen ve evrimsel biyolog Eric Edsinger, insanlar ve ahtapotlar arasında genetik bir benzerlik keşfetti. Araştırmada ahtapotlara, MDMA ve ecstasy adlı kimyasal ilaçlar verildi. Kimyasal ilacın etkisinde olan ahtapotlar, insanların MDMA ve ecstasy kullandıktan sonra verdikleri tepkinin aynısını verdi.

Laboratuvar sonuçlarında; ahtapot ile insan beyni arasındaki anatomik farklılıklara rağmen, serotonin taşıyıcı geninde moleküler benzerlikler olduğu tespit edildi. Ahtapotların ilaçlardan sonra mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşadığı gözlemlendi.

Gül Dölen ”İnsanlar da MDMA ve ecstasy alındığında mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşıyor. Ahtapotların ilaca verdiği tepkiler de aynen böyleydi. Bu sonuçlar sayesinde, psikiyatri ilaçları ve antidepresanların dozları daha verimli ayarlanabilecek.” dedi.(+Nörotransmitter: Nöronlar arasında veya bir nöron ile başka bir hücre arasında iletişimi sağlayan kimyasallara nörotransmitter denir.)
(+Serotonin: İnsanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmitterdir. Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür. Yapısal olarak monoamin grubuna girer ve triptofan aminoasitinden sentezlenir. )
Kaynak: https://www.sciencealert.com/california-two-spot-octopus-octopus-bimaculoides-prosocial-behaviour-mdma-ecstasy-serotonin?perpetual=yes&limitstart=1
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Probiyotik Bakterilerinin Şok Edici Sırrı: Elektrik Üretiyorlar

Yayınlandı

üzerinde

Bugüne kadar, elektrik üreten bakterilerin çoğu garip ortamlardan gelmiştir.Ancak araştırmacılar hem mikrojen hem de probiyotik olmak üzere insan mikrobiyomunda 100’den fazla elektrik üreten değer bulmuşlardır. Bakterilerin elektrojenik yetenekleri, enfektivitede veya peynir ve yoğurdu nasıl fermente ettikleri açısından önemli olabilir.

Listeria bakterisi, hücre duvarları boyunca elektronları, her yerde bulunan flavin molekülleri (sarı noktalar) ile desteklenen küçük akıntılar olarak çevreye taşır. Mayınlar ve göllerin dibi gibi egzotik ortamlarda elektrik üreten bakteriler bulunurken, bilim adamları ev halkına daha yakın bir kaynağa yöneldiler: insan bağırsağı. Kaliforniya Üniversitesi’den bilim insanları, yaygın bir ishale neden olan bakteri Listeriamonocytogenes’in, bilinen elektrojenik bakterilerden tamamen farklı bir teknik kullanarak elektrik ürettiğini ve yüzlerce başka bakteri türünün de aynı süreci kullandığını keşfettiler.

Bu kıvılcım bakterilerinin çoğu, insan bağırsağı mikrobiyomunun bir parçasıdır ve birçoğu, gıda kaynaklı hastalık listeriyozuna neden olan ve aynı zamanda düşüklere de neden olabilen patojeniklerdir. Kangrene ( Clostridiumperfringens ) ve hastane kaynaklı enfeksiyonlara ( Enterococcusfaecalis ) ve bazı hastalıklara neden olan streptokok bakterileri oluşturan diğer bakteriler de elektrik üretmektedir.

Lactobacilli gibi diğer elektrojenik bakteriler, yoğurdun fermente edilmesinde önemlidir ve birçoğu probiyotiktir. Bu keşif bakterilerin bize nasıl bulaştığı konusunda çok şey söyleyebilir veya sağlıklı bir bağırsağa sahip olmamızı sağlayabilir. Aynı zamanda mikroplardan canlı piller oluşturmaya çalışanlar için oldukça sevindirici bir haber. Bu tür “yeşil” biyoenerjetik teknolojiler, örneğin atık arıtma tesislerinde bakterilerden elektrik üretebilir.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/09/180912133442.htm

Devamını Oku

Bilim

Soğuk Suda Yüzmek Depresyon Tedavisinde Yardımcı Olabilir Mi?

Yayınlandı

üzerinde

Depresyona yakalanan 24 yaşındaki bir hasta haftada bir kez açık denizde yüzerek ilaçlarını azalttı. Dört ay içerisinde ise ilaçları tamamıyla bıraktı ve depresyon hastalığından kurtuldu.
Bir yıl önce, depresyon geçiren 24 yaşında bir kadına doktoru tarafından sıra dışı bir reçete verildi: soğuk suda haftada bir kez yüzme. Hasta Sarah, University College London’da bir doktor ve araştırmacı olan Christoffer van Tulleken tarafından sunulan BBC belgesel dizisi The Doctor Who Gave Up Uyuşturucu’nun bir parçası olarak kameraya alındı.

Doktor Van Tulleken, “En çok reçete edilen ilaçlarımıza baktığımızda, özellikle de bunların etkililiğine dair kanıtlarda zayıflıklar söz konusu” dedi. Sarah 17 yaşından beri majör depresif bozukluk ve anksiyete tedavisi görüyordu. Ancak semptomları birinci basamak tedaviye dirençliydi ve depresyon ilaçları onu adeta bir sisin içerisine sokuyordu. Sarah kızını doğurmasının ardından artık ilaç kullanmak istemiyordu. Depresyon hastalığından kurtulmak da onun öncelikleri arasındaydı. Van Tulleken’in gözetiminde, yavaş yavaş ilaç dozlarını düşürdü ve 15C sıcaklığa sahip açık suda haftalık yüzme programı başlattı.

Bu geleneksel olmayan tedaviyle hasta dört ay içerisinde ilaçları tamamen bıraktı ve majör depresyondan kurtuldu. Depresyon, dünya çapında insanları hayattan koparan en önemli hastalıklardan birisidir. Doktor Van Tulleken depresyon tedavisi için her geçen gün daha yüksek sayıda antidepresan kullanımı olduğunu ifade ediyor. Bu ilaçların etkinliğiyle ilgili yapılan testler ise oldukça yetersiz. Bu sebeple birçok doktor depresyon ilaçlarına alternatif tedavi yöntemleri üretmeye çalışıyor. Sarah’ın hikayesi Van Tulleken ve meslektaşlarının yazdığı, İngiliz Tıp Dergisi’nde yayınlanan bir vaka raporunun temelini oluşturdu. Raporda, Van Tulleken ve meslektaşları Sarah’ın deneyimini anlatıyor ve soğuk suda yüzmenin diğer hastalar işe yarayıp yaramayacağının ortaya çıkması için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.

Vücudun soğuk suya daldırılmaya ilk tepkisi, derhal soğuk su şokuna sebep olarak, vücudun hızlıca soğumasıdır. Bu özellikle solunum ve kalp hızında büyük bir artışa yol açtığı için, bazı tıbbi rahatsızlıkları olanlar için son derece tehlikeli olabilir. Portsmouth Üniversitesi’nde spor ve egzersiz bilimi bölümü profesörü ve raporun ortak yazarı Michael Tipton şunları söyledi: “Yararlı taraf hakkında düşünmekten ziyade yıllardır soğuk suya dalmanın tehlikeli yönleri hakkında daha çok endişeliydik.” Tipton, soğuğun anti-enflamatuar olduğuna dair kanıtlar olduğunu ve yakın tarihli bir çalışmanın, soğuk suda yüzmenin ameliyat sonrası ağrı yaşayan hastalarda iyileşme sağladığının bulunduğunu belirtti. Soğuk suda yüzme, vücuttaki stres tepkilerini de aktive eder ve soğuk suya tekrar tekrar maruz kalmak alışma denilen bir uyum sürecine yol açar.

Van Tulleken, “Bir teori, eğer soğuk suya uyum sağlarsanız, stres tepkiniz, öfkeniz, sınavlar veya işten kovulma gibi diğer günlük streslere karşı duygularınız körelir” diyor. Çalışmaya katılmamış olan Reading Üniversitesi’ndeki bir klinik psikolog ve profesör olan ShirleyReynolds’a göre, egzersiz gibi anlamlı bir aktivite yapmanın kendi başına faydalı olduğuna dair kanıtlar var. Reynolds ayrıca, “tek bir vakanın,“ bu yöntemi depresyon tedavisi için yeterli olarak tanımlamaya yetmeyeceğini söyledi.
Kaynak: https://www.theguardian.com/science/blog/2018/sep/13/could-cold-water-swimming-help-treat-depression

Devamını Oku

Öne Çıkanlar