Bizi Takip Edin

Arkeoloji

Arkeologları Heyecanlandıran Gizli Mezarlar Mısır’da Ortaya Çıkarıldı

Yayınlandı

üzerinde

Uzun yıllardan beri Mısır uygarlığıyla ilgili pek çok arkeolog araştırma ve kazılar gerçekleştirdi. Ancak Mısır uygarlığında hala dokunulmamış birçok hazine bulunuyor. Her geçen gün arkeologlar tarafından bir yenisi ortaya çıkarılan Mısır tarihi eserlerine bir yenisi eklendi. Mısır’da arkeologlar tarafından daha önce bilinmeyen ve bin yıllardır dokunulmamış olan bir nekropolis keşfedildi. 2 bin yılı aşkın süredir kapalı olan mezarlık, Firavunların geç dönemine ve Ptolema hanedanlığına kadar uzanıyor. Mezarlığın içerisinde her birisinde birden fazla lahit bulunan 8 mezar yer alıyor.

Kahire’nin güneyinde Minya Valiliği’nde yeni keşfedilen yeraltı mezar kompleksi, Khmunnekropol Tuna el- Gebel’e sadece 6 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. Kompleks çok sayıda mezar şaftına sahiptir ve içeride bir dizi aile mezarı bulunmaktadır. Mısır antikalar Bakanı Kaled el-Enany “Necropolis’tebulunan eserlerin çıkarılabilmesi için en az beş yıl lazım” dedi. Yapılan sadece yeni bir keşfin başlangıcıdır.
Bölgede kazılar geçtiğimiz yıl, Eskiçağ Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Mostafa Waziri liderliğinde başladı. Ekip, eski Mısır’ın 15. bölümünün mezarlığının açık bölümünü arıyordu. Özellikle, Thoth’un büyük bir rahibesine ait bir mezar aranıyordu. Thoth iblis başlı; bilgelik, yazı, bilim, büyü ve ölüm gibi alanlarda tapılan eski Mısır tanrılarından bir tanesidir. Mezarda en kıdemli Thoth rahibelerinden birisi olan Djehuty-Irdy-Es olarak isimlendirilen mezara “Büyük Beşlerden Birisi” unvanı verildi.

Alabasterden oyulmuş ve tanrı Horus’un dört oğlu başkanlığında kapatılan bu kanopi kavanozlarıbulundu. Kavanozlardan dördü hala iyi durumda ve mumyalanmış rahibin korunmuş organlarını içeriyor. Buna ek olarak ekip, en az 1000 ushabti heykelcik buldu. Mumya kendisini, tanrıça Nut’u tasvir eden bronz bir yaka ile süslenmişti. Bu da mumyanın yüksek rütbeli birisi olduğunu gösteriyor. Mumya üzerinde mavi ve kırmızı boncuklar, bronzdan yaldız tabakalar, fildişi ve kristal ile süslü iki bronz göz, yarı kıymetli taşlardan oluşan dört tılsım da bulundu. Türbede toplam 13 mezar yer alıyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/egyptian-archaeologists-discovered-ancient-cemetery-mummies-minya-thoth

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arkeoloji

3 Bin Kiloluk Dinozor Yumurtalarını Ezmeden Nasıl Üzerine Oturdu?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

70 ila 100 milyon yıl kadar önce ortalama bir arabanın neredeyse iki katı büyüklüğe sahip olan dinozorlar dünya üzerinde yaşıyordu. Tyrannosaurus Rex’in yanında dolaşan ve “Cehennemden Tavuk” lakabıyla anılan muazzam yapıdaki Oviraptorosaurlar’la ilgili çok ilginç bir bulgu ortaya çıktı. Kuş benzeri olan bu dinozorlar bugünkü modern soydaşları gibi yavrularını yumurtlamalarının ardından üzerine oturuyordu. 3 bin kilo ağırlığında olan bu dinozor yumurtaları ezilmekten korumak için eşsiz bir adaptasyon geliştirdi. Oviraptorosaur grubu dinozorlar arasında bulunan bu dinozorlar büyük ölçüde farklı yapıdaydı. Yumurtlama alanları 40 santimetre ile yaklaşık olarak 3.3 metre arasında değişiyordu. Bilim insanları bu eşsiz dinozorla ilgili olarak 40 fosilleşmiş yuvayı inceledi. Her durumda yumurtalar dinozorun kavraması altında bulunuyordu. Bu durum şimdiki kuşların yavrularının üzerine oturmalarından çok da farklı değildi. Ancak Oviraptorosaur yumurtalarını halka biçiminde düzenliyordu. Kavrama morfolojisi kuşun türüne göre değişiklik göstermektedir. Küçü-k kuş türlerinde orta alan daha küçüktür veya hiç boş değildir. Fakat yumurtanın ebadı büyüdükçe merkez alanı o denli büyüktür. Bilim insanları artık dino-annelerin yumurtalarını ezmesini engellemek için oturma pozisyonunu buna göre ayarladığı ve yumurtayla temas kurduğun düşünüyor. Oviraptorosaur’un yumurta büyüklüğünün nispeten daha küçük olması ve yumurta kabuğu kalınlığının nispeten daha ince olması ve yapısal olarak daha zayıf yumurtalar olması dolayısıyla türün vücut kütlesi arttıkça kavrama yapısını bir şekilde değiştirerek yuvada oturmaya adapte olduğunu düşünüyor. Modern kuşlar yumurta bıraktığı düşünülen T. Rex’i de içeren büyük etçil dinozor gurubundan geliyor. ancak bilim insanlarının dinozorların yuva oluşturduğuna dair kanıtları oldukça sınırlı. Bu nedenle Oviraptorosaur’un düşünme alışkanlıkları üzerinde çalışmak oldukça önemli.
Kaynak: http://www.iflscience.com/plants-and-animals/how-the-3000pound-chicken-from-hell-sat-on-eggs-without-crushing-them/

Devamını Oku

Arkeoloji

Yeni Zelanda’da Meydana Gelen Yer Kırığı 60 bin Yıllık Volkanik Krateri Ortaya Çıkardı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yeni Zelanda’da bir çiftlik içerisinde bulunan bir bataklıkta çökme meydana geldi. Bu çökme sonrasında tarla ortadan ikiye ayrıldı. Ortaya çıkan görüntü ise bilim insanları şaşkınlığa uğrattı. Bölgede şimdiye kadar görülen en büyük düdenlik ortaya çıktı. Jeologlar eski bir volkanın kalbine baktıklarını düşünüyor. Delik kuzeyde Rotorua kentine yaklaşık olarak 15 kilometre mesafede ortaya çıktı. Yaklaşık olarak 200 metre uzunluğunda olan delik, bazı yerlerde 20 metre genişliğe ulaşıyor. Çatlağın oluştuğu çiftliğin müdürü Colin Tremain yaptığı açıklamada, “Gün ışıyana kadar deliğin ne kadar büyük olduğunu fark etmedim” dedi. Tarlada böyle büyük bir bölünmenin ortaya çıkmasının son birkaç haftada Rotorua’ya düşen aşırı yağmura bağlanıyor. Hafta sonu bölge en yüksek saatlik yağmur yağışını aldı ve geçtiğimiz Pazar günü bir saat boyunca düşen yağmur miktarı 51,8 milimetre oldu. Bu rakam genel itibariyle 1 ay boyunca düşen yağmur miktarına denk. Geçtiğimiz yüzyılda deliklerin yavaş yavaş altta bulunan çökeltiyi açındırması sebebiyle bu çökmenin meydana geldiği düşünülüyor. Jeologlar bölgeye yayılmış şekilde yedi fay hattı bulunduğunu ve suyun toprak boyunca süzülmesi sebebiyle, bu faylar yumuşak kireç taşlarıyla birliktedir. Deprem Dairesi olarak bilinen bu bölgede düdenin dibinde bilim insanları 60 bin yıllık bir kraterin altında yatan volkanik kayayı inceleyebilecekler. Bu kayanın üzerinde en az birkaç metreyi bulan volkanik kül yükü bulunuyor. Krater suyla dolduğu zaman en az 10 metrelik sediment oluşuyor. Bilim insanları yağmurun yağmaya devam etmesi durumunda deliğin gittikçe büyüyeceğini düşünüyor. Kaynak: http://www.iflscience.com/environment/new-zealands-biggest-ever-sinkhole-just-revealed-a-60000yearold-volcanic-crater/

Devamını Oku

Arkeoloji

Sibirya’da Keşfedilen Gizemli Heykeller Piramitler Kadar Eski

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Son buzul çağının sonunda, mamutlar henüz hayattayken, mağara aslanları etrafta dolaşırken, Sibirya’dan bir grup insan bir ağacı keserek onu insan formuna sokmayı başardı. Bu heykelin ne için yapıldığı hala gizemini koruyor. Ancak yeni yapılan araştırmalar ahşap heykelin Giza’da bulunan Büyük Piramitler kadar eski olduğunu ortaya çıkardı. Heykelle ilgili yayınlanan çalışmada bu ürkütücü heykelin ne kadar eski olduğunun ortaya konmasının yanında, heykelin ne için kullanıldığına dair bir anlayış öneriyor. Heykel ilk defa 1894 senesinde ortaya çıktı. Heykel Shigir bataklığında 4 metre turba altına gömülmüş şekilde bulundu. Bu nedenle heykele Shigir İdolü ismi verildi.

Farklı parçalar şeklinde ortaya çıkarılan heykel 1914 senesinde bir araya getirildi. Heykelin tüm parçalarının birleştirilmesi halinde 5,3 metre boyunda olacağı anlaşıldı. Keşfedilmesinden yüz yıl sonra teknolojideki ilerlemeler neticesinde bu inanılmaz sanat eserinin iki bölümünün bulunduğu ve yaklaşık olarak 9 bin 800 yalında olduğu anlaşıldı. Bu oldukça sıradışı bir buluştu ve birçok akademisyen tarafından bu durumun ahşap bir nesne için imkansız olduğu vurgulandı. Modern teknikler kullanılarak yeniden incelenen heykelin 11 bin 600 yıl önce tek bir karaçam odunu kütlesinden yapıldığı ortaya çıktı. Bu testler heykelin Mısır piramitlerinin iki katı yaşında olduğunu ve sağlam bir şekilde günümüze ulaşmış en eski ahşap sanat eseri olduğunu ortaya koydu. Bu açıkça inanılmaz bir keşif. Ancak Buzul Çağı’ndan çıkan erken dönem insanları için anıtsal bir sanat eseri yapılmasının daha geniş bir etkisi bulunuyor. Asıl ilginci ise Shigirİdolü’nün yapılma tarzı ve imgelerinin Türkiye’deki Göbekli Tepe’de ortaya çıkan diğer Buzul Çağı eserlerine inanılmaz derecede benziyor olması. Göbekli Tepe’deki eserlerinden Shigir İdolü ayıran ise hazırlandığı malzemedir.
Kaynak: http://www.iflscience.com/editors-blog/mysterious-humanlike-statue-found-in-siberia-is-twice-as-old-as-the-pyramids/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar