fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Astım ve Obezite İlişkisi Hakkında Geniş Çapta Çalışma Yapıldı

Yayınlandı

üzerinde

Bilim insanları yaklaşık 30 yıldır astım ve obezite arasındaki ilişkiyi öğrenmek için çalışmalar yapıyor. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nin yayımladığı yeni rapor, bu konu hakkında daha detayli veriler sundu. Üniversitede kıdemli tıp profesörü olan Lida Chatzi, araştırma hakkında bilgiler verdi. Chatzi ”Bu meseleyi önemsiyoruz. Astım, insanlara zor anlar yaşatan bir hastalık. Obezite ise sağlık sorunlarını arttıran bir durum. Bu iki unsur arasında net bir bağlantı tespit edilemedi.

Ancak, astımın fiziksel antrenmanları olumsuz etkilediği ve kullanılan ilaçları hormonları tetiklediğini biliyoruz. Astım ve obezitenin erken yaşlarda başladığını biliyoruz. Biz de bu konuda daha fazla veri elde etmek için uzun süreli gözlemler de bulunduk. Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda, İspanya, İsveç ve Birleşik Krallık’tan 1990 ve 2008 yılları arasında doğan 21.130 çocuk, bu araştırmada gözlemlendi. Elde ettiğimiz sonuçlarda; astımı olan çocuklar, astımı olmayan çocuklara göre yüzde 66 daha fazla obez riski barındırıyor. Bu, olumsuz anlamda, inanılmaz bir rakam.”

”Çalışmanın sonuçları her yerde paylaşılacak, paylaşılmalı. Obezite yüzünden birçok insan hayatını kaybediyor veya yaşam standardını sıfırlıyor. Aileler, bu durumu göz önünde bulundurarak astımı olan çocuklarına daha fazla dikkat etmesi gerekiyor.” dedi.
Kaynak: https://www.eurekalert.org/pub_releases/2018-10/uosc-amc100418.php
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Yaşam

Nazi Komplo Teorilerinin En Ünlülerinden Birisi Çürütüldü

Yayınlandı

üzerinde

Fikir ona bir rüyada geldi, daha sonra doğaüstü güçlerin sunduğu bir vizyon olduğunu iddia etti. Yıl 1941’di ve Rudolf Hess – Führer Milletvekili ve Hitler’in ikinci adamı – Almanya’nın en büyük düşmanıyla barış yapmak için vahşi bir teklifle İngiltere’ye tehlikeli ve bir yalnız uçuşa başladı. Uçan gerçekten o muydu? Bu kişinin gerçekten Hess olup olmadığı 70 yılı aşkın bir süredir komplo teorisi olarak dillendiriliyor. ‘II. Dünya Savaşı’nın en gizemli bölümlerinden biri’ olarak nitelendirilen yeni bir çalışma anlatılan olayın etrafında dönüyor.

Hess, bir uçak kaçırarak İngiltere ile barış görüşmeleri yapmak üzere havalandı. Ancak yakayı ele verdi. İngilizler onun iyi niyetli olduğuna inanmadılar ve savaşın sonuna kadar Hess’i hapiste tuttular. O günden beri dillendirilen komplo teorisi ise yakalanan adamın Hess olmadığı. Hess – ya da ona benzeyen kişi – İskoçya’ya gitti, ancak paraşütüyle iniş yapmaya çalışırken hemen yakalandı. Geri kalan günlerinde Nürnberg Duruşmalarında ömür boyu hapis cezası aldı. Son kırk yılını 1987’de 93 yaşında intihar ettiği Batı Berlin’deki Spandau Hapishanesinde geçirdi. Hess’in kalıntılarının daha sonra yakılması, ‘Spandau # 7’ olarak bilinen mahkumunbu kişi olup olmadığının bilinmesini imkansız hale getirdi.

İncelenecek fiziksel kalıntılar olmadan, komplo teorisini güçlendiren sözde sayısız kanıt incelenemedi, bu da hipotezin kanıtlanamadığı ya da kanıtlanmadığı anlamına geliyor. Örneğin, Spandau # 7’nin sözde Hes’in WWI kurşun yarasıyla uyumlu göğüs izleri olmadığı ve Hess’in ön dişlerindeki boşluğun mahkumda olmadığı gözlendi. Mahkum ayrıca alışılmadık bir şekilde ailesinden ziyaretçileri görmeyi reddetti. Spandau # 7’nin ölümünden on yıl sonra, araştırmacılar, mahkofmdan 1982’de alınan bir kan örneğinin hala var olduğunu keşfettiler – ve Washington DC’dekiWalterReed Ordu Tıp Merkezinde saklandılar. Araştırmanın yazarı ve emekli ABD Ordusu patologu Sherman McCall, ‘Walter Reed’ teki patolojilerimde şans eseriHess’in kan örneğinin farkına vardım” dedi.

McCall bu kan örneğinin farkına vardıktan birkaç yıl sonra tarihi tartışmayı öğrendi. Numuneyi almalarından sonraMcCall ve ekibi Hess’in yaşayan erkek akrabalarından birini (ismi söylenmiyor) tespit ettiler ve kan örneği ile akrabasının gönüllü tükürüğünün bir örneği arasındaki DNA işaretleyicilerini karşılaştırdılar. Avusturya’daki Salzburg Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı Jan Cemper-Kiesslich yaptığı açıklamada, “Bir eşleşme elde ettik” dedi . Araştırmacılara göre DNA analizi, Spandau # 7’nin aslında RudolfHess olma ihtimalinin yüzde 99,99’dan fazla olduğunu gösteriyor. Bu on yıllardır süren Nazi komplo teorisindeki gizem bu çalışmayla çözülmüş oldu.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/famous-nazi-conspiracy-theory-debunked-by-deputy-fuehrer-s-dna

Devamını Oku

Bilim

Bilim insanları, her gün bir Aspirin almanın tehlikeli olduğu uyarısında bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yüz binden fazla kişi üzerinde araştırma: Her gün Aspirin almak riske değmez. İngiltere’de yayımlanan The Daily Telegraph gazetesi bugünkü manşetinde yeni bir Aspirin araştırmasına yer verdi. 50’li, 60’lı ve 70’li yaşlarındaki 164 bin 225 kişiyi inceleyen bilim insanları düzenli Aspirin kullanımının, tehlikeli kanamalarla karşılaşma ihtimalini yüzde 43 artırdığını ortaya çıkardı. Bilim insanları, doktorlar tarafından önerilmediği sürece her gün bir Aspirin almanın tehlikeli olduğu uyarısında bulundu.

Aspirin yıllardır doktorlar tarafından hastalara yazılan bir ilaç. Fakat doktorlar hastanın durumuna göre ilacın kanı sulandırmasının faydasını ve riskini hesaplayarak bu ilacı veriyor. İnsanların kendi başlarına Aspirin alması durumunda ise böyle bir değerlendirme yapmaları mümkün olmuyor. İngiltere’ deki Kings College araştırmacıları, orta yaşlı ve sağlıklı olan insanlar için her gün bir aspirin almanın ciddi kanama riskine değmeyeceği sonucuna vardı.

Journal of the American Medical Association dergisinde yayınlanan araştırmaya göre her gün Aspirin kullanmak kalp krizi riskini yüzde 11 azaltırken beyin veya bağırsak gibi organlarda tehlikeli kanama ihtimalini yüzde 43 artırıyor. Bilim insanları daha önceki araştırmalarda da düzenli Aspirin kullananların bu alışkanlıklarını bir günde bırakmamasının daha faydalı olacağını bulmuştu. Uzmanlar Aspirini bir ile altı ay arasında değişen sürelerde yavaş yavaş azaltmayı, böylece kanın bir anda yoğunlaşmasının önüne geçilebileceğini söylüyor. Kaynak: (bbc)

Devamını Oku

Yaşam

Aşırı kilo, beyinde küçülmeye neden olabilir

Yayınlandı

üzerinde

Bilim insanları, fazla vücut yağlarıyla beyin küçülmesi arasındaki ilişkiye işaret eden bulgulara ulaştı. İngiltere’de Loughborough Üniversitesi’ ndeki yapılan araştırma ortalama 55 yaşlarındaki 9, 652 kişiyle gerçekleştirildi. Araştırmaya katılanların yüzde 19′ u Vücut Kitle Endeksi’ ne (VKE) göre obez çıktı. MR incelemeler sonunda VKE’ si yüksek olanlar arasında bel kalınlığı daha fazla olan kişilerin, zayıf kişilere kıyasla gri madde beyin hacimlerinin küçük olduğu görüldü.

1,291 kişi arasında en küçük gri madde beyin hacmi 786 santimetreküp olarak ölçüldü. Vücut Kitle Endeksi normal sınırlar içinde kabul edilen 3,000 kişinin beyin hacmi ise 798 santimetreküp çıktı. Araştırma heyetinden Mark Hamer “Daha önceki beyin küçülmesiyle hafıza kaybı ve daha yüksek demans riskini ilişkilendiren araştırmalar yapılmıştı. Ancak fazla vücut yağlarının beyin büyüklüğüyle ilişkisine dair bir veri yoktu.

Araştırmamız, obezitenin beyin küçülmesiyle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu” dedi. Hamer, obezitenin beyin yapısında anormalliklere, ya da beyin yapısındaki anormolliklerin obeziteye yol açıp açmadığının henüz bilinmediğini söyledi. Gri madde büyük ölçüde sinir hücrelerinden “beyaz madde” ise sinir liflerinden oluşuyor. Sonuçları bilim dergisi Neurology’ de yayımlanan araştırmada beyaz madde hacminde önemli bir değişiklik olmadığı görüldü.
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://www.sciencealert.com/carrying-extra-fat-especially-around-your-gut-could-be-causing-your-brain-to-shrink

Devamını Oku

Öne Çıkanlar