fbpx
Bizi Takip Edin

Astrofizik

Astronomlar Gezegen 9 Olmadan Solar Sistemin Varlığını Açıklamanın Zor Olduğunu Kaydetti

Yayınlandı

üzerinde

Dokuzuncu gezegen diğer ismiyle Planet X ile ilgili gizem devam ediyor. Gökbilimciler, gezegen 9’un varlığı olmadan güneş sistemini açıklamanın aşırı derecede zor olacağını söylüyorlar. Başka bir ifadeyle, gizemli yabancı dünyanın orada olması gerektiği ve güneş sisteminin dış kenarında gizlendiği ifade ediliyor.

astronomlar-gezegen-9-olmadan-solar-sistemin-varligini-aciklamanin-zor-oldugunu-kaydetti
Birçok gök bilimci güneş sisteminin dış kenarında karanlıkta gizlenen dev yabancı gezegene inanıyor. Kimse henüz gezegeni görmedi, ancak MASİF birşeyin güneş sisteminin dış kenarında uzak cisimlerin yörüngelerini uzatmasından beri var olduğu düşünülüyor ve bu gezegenin tüm güneş sisteminin iki derece yukarı eğdiği söyleniyor.
Uzmanlar gezegen 9’un dünya kütlesinin 10 katı büyüklüğe sahip olduğunu ve güneşten Neptün’ün uzaklığına oranla 20 misli daha uzak olduğuna değiniyor. Gezegenin olası varlığı yerçekimi izlerinin ötesine henüz geçmedi. Ancak gezegenin olduğunu iddia eden gök bilimciler, güneş sisteminin 9’uncu üyesi olmadan galaksiyi hayal etmenin zor olduğuna değiniyor. Astronomik mantık güneş sisteminde dokuzuncu bir gezegen bulunması gerektiğini gösteriyor, ifadeleri kullanılıyor.

astronomlar-gezegen-9-olmadan-solar-sistemin-varligini-aciklamanin-zor-oldugunu-kaydetti2

Pasadena’daki Kaliforniya Teknoloji Enstitüsünde (Caltech) bulunan Gezegensel astrofizikçi Konstantin Batygin ve gökbilimci Mike Brown, 2016 yılında TheAstronomicalJournal’da, Güneş’in sınırları içerisindeki uzak yeni bir dev gezegenin varlığına dair bir makale yayınladı. Bilim dünyasında yoğun tartışmaların başlamasına sebep olan bu makale, NASA’nın sadece sınırlı gözlemler ile oluşturulan matematik modellerine dayanılarak yapılan erken bir öngörü. Ancak bu öngörü birçok kesimi etkilemeye yetti.

astronomlar-gezegen-9-olmadan-solar-sistemin-varligini-aciklamanin-zor-oldugunu-kaydetti1
Bu makalenin üzerinden geçen iki yılda gökbilimciler, gezegen dokuzun varlığına işaret eden beş ayrı gözlemde kanıt bulmayı başardı. Yapılan derin araştırmalar ve güneş sisteminin eğimleri dikkate alındığında gezegen 9 olmadan galaksinin yapısı açıklanamıyor. Bilim insanları uzun vadede gezegen 9’un güneş sistemini titreteceğini söylüyor. Ortaya çıkarılan birçok bulguya rağmen kayıp gezegene ilişkin tüm sırlar ancak görüntülenebildiğinde çözülecek.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/astronomers-say-its-hard-to-explain-the-existence-our-solar-system-without-planet-nine/

Reklam Alanı
1 Yorum

1 Yorum

  1. MEHMET

    Aralık 10, 2017 at 1:23 pm

    BU GÖT BİLİMCİLER YİNE GÖTLERİNDEN BİR ŞEY UYDURMA ÇABASINDALAR..
    NİYE ? DOKUZ GEZEGEN OLMAK ZORUNDA MI ?
    GÖTLERİNDEN UYDURDUKLARI GALAKSİLERDEKİ GÜNEŞLERİN ETRAFINDA 3 İLA 5 GEZEGEN OLUYORDA BİZİM GÜNEŞ SİSTEMİNDE NEDEN 9 TANE OLMAK ZORUNDA..
    SÜMER KABARTMALARINDA 9 TANE VAR DİYE İLLAKİ 9. GEZEGEN OLMAK ZORUNDA MI ?
    O KABARTMALARDAKİ 9 UN NEYİ ANLATTIĞI ÖNEMLİ, O BİR SEMBOL DİLİ.
    MATEMATİKSEL BİR ŞEY DEĞİL..
    KAZ KAFALI GÖT BİLİMCİLER BUNU ANLAYAMIYOR MU ?

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Astrofizik

Türkiye’nin DAG projesinde kullanılacak teleskobun deneme testi İtalya’da yapıldı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Atatürk Üniversitesine bağlı ATASAM tarafından yürütülen Doğu Anadolu Gözlemevi’nde kullanılacak kırmızı ötesi teleskobunun ilk testi İtalya’nın Lecco kentinde gerçekleştirildi. Atatürk Üniversitesi Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezince (ATASAM) yürütülen Doğu Anadolu Gözlemevi (DAG) projesinde kullanılacak teleskobun ilk deneme testinin İtalya’nın Lecco kentinde yapıldığı bildirildi. Üniversitenin Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Konaklı Mahallesi’ndeki 3 bin 170 rakımlı Karakaya Tepeleri’ne 2012 yılında yapımına başlanan ve ülkenin 2023 vizyon projelerinden olan DAG’ın kaba inşaatının tamamlandığı ve kubbe çalışmalarına başlandığı belirtildi. Açıklamada, önemli aşamaların kat edildiği DAG’da kullanılacak 4 metre çapındaki teleskobun ilk deneme testinin İtalya’nın Lecco kentinde üretilen fabrikada kurulumun ardından Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’nın gözetiminde gerçekleştirildiği anlatıldı. Üretici firma yöneticileri ve uzmanlarca Türk heyetine hakkında bilgi verilen teleskobun mekanik, elektronik, optik, kontrol sistemleri ve yazılım test aşamalarının ATASAM’dan farklı uzman ekiplerce önümüzdeki aylarda devam edileceği de aktarılan açıklamada, teleskobun 2019 yılının ilk aylarında tamamlanmasının planlandığı kaydedildi. Açıklamada, DAG’ın optik tasarımının yanı sıra adaptif optik sistemi tasarımını ve üretimini Işık Üniversitesi ekibinin gerçekleştirdiğini, teleskobun ilk test hareketinin alındığı toplantıya, Çomaklı’nın yanı sıra Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayhan Çelik, ATASAM Müdürü ve DAG Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Cahit Yeşilyaprak, Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal İbiş, Atatürk Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Demirkol ve akademisyenler ile ilgililerin katıldığı bildirildi. Açıklamada görüşlerine yer verilen Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Atatürk Üniversitesinin eğitim ve öğretimin yanı sıra araştırmada da sahip olduğu tesisler açısından Türkiye’nin en büyük üniversiteleri arasında bulunduğunu dile getirdi. 
Türkiye’nin en büyük ve ilk kırmızı ötesi teleskobu
DAG’ın Türkiye’nin en büyük ve ilk kırmızı ötesi teleskobuna sahip olacağını vurgulayan Çomaklı, şu bilgileri paylaştı: “DAG, uzay bilimleri ve teknolojileri alanındaki önemli uluslararası bilimsel yatırımlarından biridir. DAG, Türkiye’nin 2023 vizyon projeleri arasında ve bu proje aynı zamanda Atatürk Üniversitesinin 2018 yılında başlattığı “Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi” kapsamındaki yapılanmanın da en önemli göstergelerinden olacaktır. “Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi” kapsamında uzay bilimleri ve teknolojileri öncelikli alanları başta gelmektedir. DAG’da önemli bir aşamaya geldik ve neredeyse sistemlerin üretiminin tamamını gerçekleştirdik.” Kaynak: AA

Devamını Oku

Astrofizik

Gökbilimciler Uzayda Radyoaktif Molekülün İlk Tespitini Yaptı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Uzun bir aradan sonra gökbilimciler tarafından kozmik bir gizemin cevabı bulundu. Gökbilimciler, nadir bulunan bir nova’nın kalbinde alüminyumun izotopu olan radyoaktif bir molekülün ilk belirsizliğini saptadı. Bilim insanları 26 AIF – veya Aluminiummonofluoride– ile 26 AI içeren bir molekülü uzun süredir arıyordu. Ancak yapılan gözlemlerin son derece yanıltıcı olma özelliği sebebiyle kozmik arayış başarıya ulaşmamıştı. Gökbilimciler on yıllardır uzayda 26 AI’nin bulunduğunu biliyor. 1984 yılında NASA’nın HEAO 3 uydu verileriizotopun beta bozulmasından kaynaklanan gama ışını radyasyonunu tanımlamak için kullanıldı. Bu gözlemlere göre Samanyolu’nda yaklaşık olarak iki adet 26 Al güneş kütlesi bulunuyor. Ancak 26 AI’yi üretmekten sorumlu olan nesneler hiçbir zaman doğru şekilde tespit edilemedi. Çünkü dünya üzerinden gerçekleştirilen gama ışını gözlemevleri yeterli hassaslıkta ölçüm yapamıyordu. Bilim insanları son gözlemleri sonucunda Vulpecula ismini verdikleri nova da 26 AI içeriğini gözlemledi. Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi ve Max Planck Enstitüsü’deki astrofizikçilerden oluşan bir ekip, Vulpecula (TheLittleFox) takımyıldızında yaklaşık 700 parsec (2,280 ışıkyılı uzaklıkta) bulunan CK Vulpeculae’nin muhtemelen gökyüzündeki en eski belgelenmiş nova olduğunu söylüyor. Vulpecula ilk olarak 1670 yılının Haziran ayında faaliyete geçti. 1671’de tekrar alevlendi ve 1672’ye kadar çıplak gözle görülebildi. Şu anda teleskopla görülebilen novanın, 2015’te iki yıldızın çarpışması sonrası oluştuğu anlaşıldı. Nova aynı zamanda çok sıradışı bir izotopik bileşime sahip bir moleküler gaz çıkışı ile çevrili. Çarpışmadan oluşan kalıntının küçük bir bölgesinde NOEMAInterferometre milimetre dizisi ve ALMA üzerindeki yeni Band 5 alıcısı gibi güçlü araçlar kullanıldı. Elde edilen bulgular yıldız çarpışması hipotezini destekliyor. Bu durum 26 AI üretiminin haricinde yıldız birleşmesi kalıntılarının da dikkate alınmasını gerekli kılıyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/radioactive-molecule-aluminium-26-26al-isotope-ck-vulpeculae-nova-stellar-collision

Devamını Oku

Astrofizik

Gökbilimciler İçerisinde Yıldız Olmayan 6 Karanlık Galaksi Keşfetti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Gökbilimciler, altı tane “karanlık galaksi” buldu ve galaksilerin, bol miktarda yıldızla dolu olması beklenirken, hiç yok gibi görünüyor. En yeni astrofiziksel modellere göre, Eski galaksiler karanlık bir evreye maruz kalmış olabilir. Halihazırda oldukça büyük ve gaz dolu olan bu karanlık galaksiler, yıldız oluşturmada sorun yaşamış olabilirler. Bu galaksileri bulmak son derece zordur, çünkü ışık yaymazlar, araştırmacılar ancak yakındaki diğer kaynaklardan gelen ışığı kullanarak altısını gördüklerini belirtiyorlar. Astrophysical Journal’da rapor edildiği gibi, Avrupalı araştırmacılar, evren 2 milyar yaşında bile olmadan bu altı aday nesnenin varlığını tanımladılar.  Nesneler yakındaki gökcisimleri tarafından floresan olarak aydınlatılmış, süper kütleli bir kara deliğin içine düşen malzemenin büyümesiyle güçlenen aktif galaksilerdi. Bu süreç, gökcisimlerini korkunç derecede parlak hale getirir, ve onların ışığı rahatça, bir el feneri gibi diğer nesnelere bakmak için kullanılabilir. Gökcisimleri, daha sonra gaz tarafından emilen ve yeniden yayılan çok miktarda ultraviyole ışık yayar. Ve bu gözlemler, gökbilimcilerin bu galaksilerin birçok özelliğini çözümlemeleri için yeterlidir. 6 karanlık-galaksi adayı, Güneş’imizin 200 milyon ila 6 milyar katı arasında bir kütleye sahip olduğu tahmin edilen küçük, kompakt nesnelerdir. Araştırmacılara göre, son birkaç yılda keşfedilen diğer karanlık galaksiler benzer özelliklere sahipler, bu da onları iyi bir aday haline getiriyor.  Daha önceki karanlık galaksileri keşfetmek, ilk evrene ve galaksilerin oluşumuna ışık tutabilir. Ekip, mevcut en gelişmiş astronomik enstrümanlardan biri olan Multi Unit Spectroscopic Explorer’dan (MUSE) yararlandı. MUSE, Çok Büyük Teleskop’un bir parçasıdır ve bir seferde geniş bir yıldız alanını gözlemleme kabiliyetine sahiptir, bu nedenle komşu gökcisimler, potansiyel karanlık galaksileri keşfetmek için son derece uygundur. Heyecan verici yeni gözlemlere rağmen, karanlık galaksiler, kozmik evrimin karmaşık bir nesne sınıfı olarak kalır. Mevcut enstrümanlarımızın kısıtlanması nedeniyle evrenin birkaç milyar yılı hala geniş ve derinlemesine gözlemlerden yoksundur. James Webb Uzay Teleskobu gibi yeni teleskoplar ve özel araştırmalar boşlukları doldurmaya yardımcı olacak ve belki de yakında bu karanlık galaksiler esrarengiz olmayacak. Kaynak: http://www.iflscience.com/space/astronomers-have-discovered-six-galaxies-with-no-stars-in-them/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar