fbpx
Connect with us

Uzay

Ay Hakkında Birkaç Bilgi

Published

on

Dünyanın uydusu olan Ay, insanoğlu için daima büyüleyici ve gizemli olmuştur. 1969’da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin’in ayak bastığı Ay hakkında soru cevap üzerinden ilerleyen birkaç bilgi…
95 km hızla, Ay’a ulaşmak ne kadar sürer ?: Astronom Fred Hoyle, bir arabayı 95 km / saat ile yukarı doğru sürerseniz, uzaya ulaşmak için sadece bir saat sürdüğünü belirten ilk kişi oldu. Ay’a ulaşmak biraz daha uzun sürecektir, çünkü burası 400.000 km (250.000 mil) uzakta. Yani Dünya’nın çevresinde 10 kez araba sürmek gibi. 95 km ile yaklaşık 6 aydan kısa bir sürede Ay’a ulaşabilirsiniz. Ancak arabanın benzininin ve akciğerinizdeki oksijeni de unutmamanız gerekir…Asteroit etkisi Ay’ı bize daha yakınlaştırabilir mi?: Ay gerçekten çok büyük. Ve buna çarpacak olan nesne Ay’ın boyutlarından küçükse, Ay’da sadece kratere sebep olur. Ancak, Ay’a benzer kütle ve hızdaki bir nesnenin Ay’a vurması durumunda Ay’ın yörüngesi belki değişebilir ancak Ay’ın böyle bir etki ile yok edilme ihtimali daha yüksektir. Büyük göktaşları ne sıklıkla Ay’a çarpar?:  Ay sürekli olarak meteorlarla bombardımana tutuluyor, ama bunların çoğu küçük boyutlu. Daha büyük etkiler yıllar boyunca düzenli olarak gözlemlenmiştir. Şubat 2014’te, İspanyol gök bilimciler yaklaşık 400 kilo ağırlığında bir meteorun etkisini kaydettiler. Yaklaşık 64.374km / saat (40.000 mph) seyahat ediyordu ve 40 metre genişliğinde bir kraterle sonuçlandı. Sadece altı ay önce bir NASA teleskobu, 40 kg’lik bir nesnenin etkisini tespit etti. Ancak, bu etkilerin fiili yıllık oranı belirsizdir çünkü astronomlar henüz yeterince gözlemlememişlerdir. İnsan yapımı nesneler Ay’da ne kadar dayanabilir ?: Ay’da araştırma çantalarından uzay araçlarına kadar 180 tondan fazla insan yapımı malzeme olduğu tahmin edilmektedir. Ancak, bu malzemeleri etkileyecek çok az şey vardır. Güneş ışınlarının etkisi muhtemelen Apollon astronotlarının orada bıraktığı ABD bayrağını zaten ağartmıştır. Enerjik mikrometreler, bu malzemeleri zaman içinde yavaş yavaş aşındırsa da, şu anki araştırma malzemelerin 100 milyon yıl boyunca kalacağını gösteriyor.  Ay nasıl oluştu?: Bir olasılık, Ay’ın Dünya’nın yer çekimi tarafından yakalanan bağımsız bir cüce gezegen olduğuydu. Bir diğer ihtimal, Ay ve Dünya aynı toz ve gazdan birlikte oluşmuş olabilir. Bu, Ay’ın yörüngesiyle daha tutarlı, fakat neden Dünya’dan çok daha az yoğun olduğunu açıklamıyor. Ancak şu anda astronomların tercih ettiği teori, Theia denen Mars büyüklüğünde bir gezegenin, Dünya’nın 4,5 milyar yıl önce Dünya ile çarpışmasıdır. Ay, Dünya’nın yoğun çekirdeğini geride bırakarak çarpma ile uzaya fırlatılan daha hafif kabuk parçalarından oluştu.
Ay’da saat kaç ?: Belirli bir konumdaki ‘zamanı’ tanımlamanın birçok yolu vardır. Dünyada her zamanki sistemimiz (‘güneş saati’) Güneş’in gökyüzündeki hareketiyle tanımlanır (genellikle atomik bir saatle zamanın izini sürsek de). Bu, yerel saatin Dünya üzerinde bulunduğunuz yere bağlı olduğu ve birçok farklı saat dilimine sahip olarak bu komplikasyonun etrafından dolacağı anlamına gelir. Şimdi, Ay’dan görüldüğü gibi Güneş’in hareketine dayanan benzer bir zaman sistemini de tanımlayabiliriz. ununla birlikte, daha yararlı olan, konuma göre değişmeyen bir zaman tanımıdır. Buna Evrensel Zaman (UT) denir ve Greenwich Ortalama Zamanının modern bir şeklidir. Evrende her yer aynı. Yani, Ay’daki UT zamanı Dünyadaki UT zamanı ile aynıdır. Neden Ay’ın bir ismi yok ?:  Astronomik nesneler isimlerini, uzun süredir devam eden gelenekle ya da keşifçiler tarafından isimlendirilerek edinirler. Gezegenlerin tüm uyduları arasında, Ay, tarihin başlangıcından beri bilinen tek olma ayrıcalığına sahiptir ve böylelikle hiçbir keşfe sahip değildir. Böylece, eşsiz statüsüne uyan geleneksel “Ay” adını korumuştur.
Kaynak: http://www.sciencefocus.com/gallery/space/moon-facts-qa-special

Çeviren: Kuzey KILIÇ

Uzay

Pentagon neden UFO’larla ilgileniyor?

Published

on

Amerikan ordu pilotları ve kaptanları tanımlanmayan uçan cisimler bildirdiklerinde deli muamelesi görmezler hatta yeni yasalar bu tarz şeyleri bildirmelerini destekliyor. Buna rağmen Pentagon birkaç yıl önce UFO araştırmalarından birini daha iptal etti. Peki ne değişti? Amerikan ordusu uzaylıların bizi ziyaret edeceği fikrinden vaz mı geçti? Büyük ihtimalle hayır. Doğal olayları doğaüstü olarak yorumlama alışkanlığımız çok eskilere dayanıyor. Örneğin fok balıklarının deniz kızı sanılması ya da İskoçların kıyıya vuran kütükleri canavar sanmaları. Daha güncel bir örnekse SpaceX roketlerinden birinin ardında bıraktığı ışıltının farklı şekillerde yorumlanması. Eski bir askeri danışman olarak şunu söyleyebilirim ki Pentagon’un bunu yapma sebebi büyük ihtimalle bu tarz yanlış anlaşılmaların önüne geçmek olduğunu söyleyebilirim. Bu uçan objelerinin henüz tanımlamadığının anlaşılması hedefleniyor. Her şart altında uçakların karşılaştıkları bir objeyi tanımlayabilmeleri çok önemlidir. Şanslıyız ki günümüzdeki gelişmiş teknoloji sayesinde bu objeleri tanımaya bir adım daha yakınız.

Tanımlanabilen Uçan Objeler

‘Durumsal Farkındalık’ bulunduğun çevrenin tamamen farkında olmak anlamına gelen bir askeri terimdir. UFO’ lar ise bu farkındalık durumunu bozar. Bir pilot hava sahasında tanımlayamadığı bir cisim gördüğünde diğer pilotlara ve hava kontrol uzmanlarına o sırada o hava sahasında neler gördüklerini sorar. Şu an yıllık UFO ihbarı sayısı 8.000. Bunların kaçının askeriye tarafında yapıldığıysa belirsiz. Onlarca şahite, ses kaydına ve videoya rağmen hakkında en çok kanıta sahip olunan vakalar bile sonuçlandırılamıyor. UFO’lar aslında askeriyenin tanımlama sistemlerini geliştirmeleri için büyük bir olanak. Gelecekte bazıları anlık olarak tanımlama dahi yapabilir çünkü bu cihazlar sensörlerle kaplı ve radyo alıcıları gibi pasif değiller. Radar ve sonar cihazları gibi aktif ve uydular tarafından takip edilen cihazlardan söz ediyoruz.

Eksiksiz Bir Portre

Sensörler hız, şekil, sıcaklık gibi verileri kaydetseler de artık askerî görevliler sensörlerle UFO’ ların otonomisi ve gelişmişlik dereceleri hakkında da bilgi toplamayı amaçlıyor. Tüm bunlarla ekstra bilgiler elde edilip çevredeki diğer araçlar ve uydulardan alınan bilgilerle eksiksiz bir portre çizmeyi amaçlıyor. Şimdilik UFO’lardan elde edilen bilgiler bizim için önemli çünkü yapay zekanın en önemli özelliklerinden birisi sistemin kendi içinde güvenilir olması. Örneğin meşhur bir Google deneyindeki yapay zeka kimlik tanıma robotu panda fotoğrafındaki birkaç kare değiştirilerek maymuna benzetildiğinde başarısız olmuştu.

Kısacası kendimiz yeterince bilgi edinene dek bilgisayarları UFO’ ları tanıyacak şekilde kodlayamıyoruz. Ilk adım ordunun bu konuda yeterli bilgi toplaması olacak. Bu konuda kendimizi geliştirdikçe yapay zeka uygulamalarını kullanarak daha kapsamlı ve bütüncül bilgiler elde edebileceğiz. Ardındansa gökyüzündeki UFO sayısı elle sayılabilir düzeyde olacak çünkü çoğunu tanımlayabiliyor olacağız.

Editör / Yazar: Şeyma SÜRÜCÜ

Kaynak: https://www.livescience.com/65512-why-ufos-interest-the-pentagon.html

Continue Reading

Uzay

Neolitik Çağ Alet Kültürü

Published

on

Bıçak aletleri gelişim göstermiştir, örneğin tarım aletleri. Neolitik çağ yaklaşık olarak 6,000 yıl önce, insanların ilk yerleşim hayatına geçtiği ve tarımla ilgilenmeye başladığı dönemle beraber başlamıştır. Çakmaktaşından hazırlanmış kazıcı gibi çeşitli aletlerden silah ve alet yapımına devam etmişlerdir. Ancak Neolitik çağda taş aletlerin yeni çeşitleri de görülmüştür. İlk etapta çakmaktaşından yapılmış ok başının evrensel niteliği yerine mikrolit kullanımından uzak olan, ok ve mızrağı bileşen bir silah yapma eğilimi vardı. İkinci olarak hasat için ihtiyaç duyulan, çakmaktaşından yapılmış tırpan gibi aletler üretildi.

Neolitik aletlerin tümü üzerinde rötuş yapılmıştır, baskıyla pullanmışlardır, aletlere karakteristik bir görüntü verilmiştir ve tüm emek ve zahmetle cilalanmışlardır. Ve tekrar kendilerine has bir görüntü verilmiştir. Pullu aletler Neolitik çağda yapılmaya devam etmiştir ancak daha erken döneme ait pullu aletlere göre çok daha kabaca yapılmıştır.

Taş Aletlerin Evrimleşmesine Dair Kısa Çıkarımlar

kredi: Quintana Müzesi – Neolitik Orak

Taş aletler erken dönem Oldowan ’dan, Aşölyen, Musteryen ve Üst Paleolitik döneme doğru karmaşık bir hal almıştır. Ve aletler üretimlerinin her bir adımında çok daha fazla zamana ve gösterilmesi gereken yüksek efora ihtiyaç duymuşlardır. Oldowan kültürüne ait olan bir alet yapım aşamasında daha az darbeye ihtiyaç duyarken Aşölyen el baltası yaklaşık olarak 50; bir Musteryen kesicisi aşağı yukarı 100 ve bir Üst Paleolitik kesici bıçağı ortalama 250 darbeye ihtiyaç duyar. Çok daha fazla zaman ve enerji harcayarak yapılan daha karmaşık aletlerin elbette ki faydası olmuştur ve olmaya devam etmektedir.

Editör / Yazar: Meltem TERZİOĞLU

Kaynak: https://humanevolutionb36.weebly.com/cultural-evolution.html

Continue Reading

Uzay

10 Bulaşıcı Hastalığın 6′ sı Hayvanlardan Geliyor

Published

on

10 Bulaşıcı Hastalığın 6’sı Hayvanlardan Geliyor CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ) Bunlar İçin Çok Kaygılanıyor. İnsanları etkileyen bulaşıcı hastalıkların yarısından fazlası hayvanlardan gelmektedir. Şimdi, ilk kez Amerika Birleşik Devletleri hükümeti, hayvanlardan – zoonotik hastalıklar olarak isimlendirilen- yayılan ilk sekiz hastalığın bir listesini yayınlıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ‘nin 6 Mayıs’ta yayımlanan listesinde; bazı grip türleri, Salmonella enfksyonu, West Nile virüsü, veba, Orta Doğu respiratuar sendromu, kuduz, bruselloz (bakteriyel bir enfksyon) ve Lyme hastalığı gibi yeni ortaya çıkan koronavirüsler yer alıyor. ABD Tarım ve İçişleri Bakanlığı uzmanlarının yanı sıra CDC uzmanlarıda , geçen Aralık ayında Washington, D.C.’de düzenlenen bir atölye çalışması sırasında 8 hastalığı listeye aldı.

Bu listedeki “Sekiz hastalık” ; hastalığın salgın veya salgın hastalığa neden olma potansiyeli, hastalığın ciddiyeti, ekonomik etkisi, ABD’de de hastalığın yayılma potansiyeli ve biyoterörizm potansiyeli temel alınarak, seçildi. “Bir salgın hastalığın beklenenden daha fazla bir popülasyonu etkilediğinde; bu salgın hastalığın dünya çapında bir salgın olduğu kabul edilir” .  Mesela gribi ele alalım.

Grip; kediler, köpekler ve yarasalar dahil birçok farklı hayvanı hasta edebilir. Virüsler, belirli türlerin içinde yer almasına rağmen, virüsler her zaman değişime uğrarlar. Nadir durumlarda virüs, hayvalanlardan insanlara bulaşır , buradan da diğer insanlara yayılmasına izin verecek şekilde mutasyona uğrayabilir.

Live Science’ ın Mart ayında bildirdiği gibi, grip salgınları tipik olarak hayvanlardan sıçramasının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Örneğin, 2009 gribi salgını “ domuz gribi “ domuzlardan geldi. Ve dünyadaki milyonlarca insanı öldüren “1918 gribi” salgını kuşlardan kaynaklandı.

Listedeki diğer zoonotik hastalıklar, CDC’ ye göre; ABD’de her yıl yaklaşık 1,2 milyon hastalığa yol açan Salmonella bakterilerinin neden olduğu salmonelloz hastalığıdır. İnsanlar, bakterileri barındıran yiyecekleri yerlerse ,bu bakteriler ile enfekte olabilirler.

Ayrıca bu listede, hayvan ısırıklarından yayılabilen bir virüsün neden olduğu kuduz olarak bilinen çok nadir, ancak çok ciddi bir zoonotik enfksyon vardır.

Listede sivrisineklerden bulaşabilen Batı Nil virüsü ve enfekte kenelerin ısırmasından kaynaklanan bir hastalık olan Lyme hastalığı da yer alıyor. Veba (evet, hala var); bakteri Yersinia pestis ile enfekte olmuş hayvanlardan insanlara bulaşabilir. Veba, Orta Çağlardan farklı olarak, şimdi antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Buna rağmen rapor, bir veba biçiminin – ölümcül pnömonik vebanın – salgın hale gelinceye kadar yayılma potansiyeline sahip olduğu ve bakterilerin de biyo-terörizm maddesi olarak kullanılabileceği sonucuna varılmasını öngörmektedir.

Editör / Yazar: Neslihan Çakmak

Kaynak: https://www.livescience.com/65417-top-concerning-zoonotic-diseases.html

Continue Reading

Öne Çıkanlar