fbpx
Connect with us

Ekoloji

Bahçenizi nasıl yerli arı dostu yapabilirsiniz

Published

on

Şuan Avustralya’nın Yerel Arıları Rehberi’ne sahipsiniz ve AmegillaAsaropada’dan A. Zonamegilla’ya kadar biliyorsunuz. Şimdi bu vızıltı demetlerini bahçenize cezbetmeye başlamanın zamanı. Onların görsel zenginliğinin keyfini çıkartırken bir yandan da uçan arkadaşlarımıza bir yardım eli uzattığınızı bilmek sizi mutlu edecektir. Yerel arılar hakkında çok az araştırma bulunmaktadır. Örneğin populasyonlarının sürü takibini nasıl yaptıklarını da bilmediğimiz gibi. Şuan tüm batı Avustralya’da resmi koruma statüsünde sadece üç türü bulunmaktadır.  Kim sevimli gözlere sahip arıları cezbetmek istemez?! Megachile (Schizomegachile)monstrosa–Jean ve Fred Hart
Bunlardan Leroprocusdouglasiellas ve Neopasiphaesimplicitor “kritik seviyede tehlikede” ve Hesporocolletes Douglas “nesli tükenmis kabul edilen” sınıftadırlar. Toplumsal ve bireysel olarak bahçelerimizin yerel arı dostu olmasını sağlamak için harcayabileceğimiz her çaba, tehdit altında olan yada gelişmekte olan türlere yardımcı olacaktır.
Çiçek gücü Melaleucasquema(Hint Defnesi türü) Resim M. Fagg
Favorimiz olan eşek arıları protein paketli polen ve besleyici nektar olmadan yaşayamazlar. Bu sebeple yerel arıları cezbetmek için önemli olan ilk adım; yeni birçok çiçek dikmektir. Burksia, Callistemon ve Melaleuca bitki grupları fantastik şekilde bolca polen ve nektar üretirler. Macadonica ve Leptospermumfazla kullanışlı polene sahip değildir fakat özellikle Akasya türlerinin tamamen polen dolu olduğu yerlerde nektar bakımından oldukça zengindirler. Yerde yaşayan birçok arı türü papatyaları ve diğer yer örtücü çiçekleri bir çırpıda tüketirler. Tahmin edeceğiniz gibi arıların çoğu bölgelerindeki bitkilerden faydalanmak için özel yetenekler geliştirmişlerdir. Bu yüzden eğer bahçenizi kurma yolunda henüz toprak işleme kısmındaysanız, mümkün olan tüm yerel bitki türlerini kullanmalısınız. Bir bölgede yerel olan bitki türünün başka bir bölgede yerel olmayabileceği unutulmamalıdır. Yerel çiçekli bitkileri olan bir yetiştirme çiftliği bulun (yerel bitkiler Avustralya’nın her yerinde bulunabilirken endemik bitkiler sadece sizin bölgenize özgüdür) ve seçiminize mümkün olduğunca çeşitlilik katın. Yerel bitkiler sadece arılara faydalı olmayacak, aynı zamanda bahçenizin harika gözükmesini sağlayacak ve endemik bitkilerin yerel iklim ve topraklarda gelişmesini destekleyecektir. Bakımı kolay olan çimler ve iğne yapraklılar gibi çiçeklenmeyen bitkiler arılar için bir anlam ifade etmediğinden mümkün oldukça bunları kullanmaktan kaçının. Nektar yuvası Leptospermumflavescens, Mersingiller sınıfından bir çay ağacı türü Resim M. Fagg
Sebze bahçenizle ilgili biraz yardıma mı ihtiyacınız var? Bazı yerel arılar uzman iken, çiçeklerin tanıtılmış türlerini tozlayabilen fantastik bilgiye sahip tarlacı arılar da bulunmaktadır. Hatta arı ile tozlaşan domates, kırmızı biber, acı biber ve diğer üzümügiller bitkilerinde mavi bantlı arılar profesyoneldir. Bahçedüşkünleri için zor olabilecek son bir ipucu; bazı yabancı otlarınızı yolmadan önce çiçeklenmesine izin verin. Onlar genellikle baharda ilk çiçeklenen bitkilerdir ve erken süreçte vızıldayan dostlarımıza destek olurlar.
Yuvalamak İçin En İyi Yer  Oduncu arılar bu otelleri! severler Resim DominicusJohannesBergsma/Wikimedia ortaklığı
Avrupalı bal arılarından farklı olarak Avustralyalı arıların çoğunluğu yalnızdır yani dişisi yuvayı çürümüş odunları oyarak, çer çöpü ve hatta seyrekleşen çimlere delik açarak tamamen kendi başına yapar. Bu çalışkan yalnız annelere yardım etmenin en iyi yollarından birisi oduncu arılarımız için biraz arı oteli oluşturmaktır. Oduncu arılar yuvalarını sizin önceden oluşturacağınız deliklere mutlulukla inşa ederler. Bambu yada karton boruları uzunlamasına kestikten sonra onları bir ağacın gövdesine yada elementlerden korunmuş bir duvara yapıştırın. İnternette kolaydan abartılı görünüme kadar değişen bazı güzel ve pratik arı oteli inşa etme rehberleri bulunmaktadır o yüzden arayın.  Sadece bu güzel çiçekler değil, yapraklar da yaprak kesici arılar için mükemmeldir. Hardenbergiawiolacea Resim KymNicolsen
Yerde konaklayan arılar besin temin etme açısından sıkı bir gruptur. Toprak seçimleri türler arasında oldukça değişkendir fakat toprağın açık olmasını, makul şekilde yoğun ve iyi drenaja sahip olmasını sağlamak genel bir kuraldır.Bahçenize üzerindeevleri için açılmış delikler bulunan bir iki çürüyen kütükeklediğiniz için marangoz arılar size minnettar olacaktır. Yaprak kesici arıların başka bir yuvalama gereksinimleri vardır; geniş ve yumuşak yapraklar. Gül gibi bitkiler, Hardenbergia ve Kennnedyia onlar için mükemmel olacaktır.
İğnesiz Muamele
Avustralya’da arıların çoğunluğunun nasıl yalnız olduğunu söylediğimizihatırlıyor musunuz? Şimdi ise azınlığı hakkında konuşma zamanı. Eğer Avustralya’nın en zirvesinde yada doğu kısımlarında yaşıyorsanız (Victoria hariç) iğnesiz bir arı kovanı bulundurmayı düşünebilirsiniz (Austroplebeiaaustralis ve Tetragonulacarbonaria). Bu oldukça sosyal arı türleri bal arılarıyla yakın akrabalardır. Bu yerel arı türlerinin iğneleri körelmiştir yani beyzbol eldiveni büyüklüğünde bir el ile acile gitmek gibi endişeniz olmasın. Onlar bal arılarından daha küçüktürler. 5mm’den daha kısa (tabiki kraliçe arı hariç) ve neredeyse parlak olmayacak kadar mat görünürler. Abdomen renkleri siyahtan kahverengiye ve koyu kırmızıya kadar değişir. Her ne kadar ürettikleri bal mumları serumen isimli cisme dönüşen reçine ile karışık olsa da tıpkı bal arıları gibi bal ve bal mumu üretirler. Yuvalarını ağaç gövdelerine, dallardaki ve kayalardaki oyuklara ve insan yapımı oyuklara yaparlar. Ballarını bal arıları gibi açık hücrelerde saklamak yerine küçük kapalı kozalarda saklamaları onları bal üreten adaylara göre daha az seçilir yapar fakat onları izlemek büyüleyicidir ve oldukça arkadaş canlısıdırlar. Eğer samimi hissediyorsanız bu arılar tatlı hazır içeceğin keyfini çıkarmalarıyla bilinirler.  Austroplebeiaaustralis Resim Dianne
Artık yerel arıları bahçenize cezbetmek için pratik bir kılavuza sahipsiniz. Acele edin ve dikime başlayın. Bu sayede sevimli, miskin, oyuncak ayı arılarının (Amegillabombiformus) doğu Avustralya’da vızıldayışlarının yada parlak yeşil oyucu arıların (Ctenocolletessmaragdinus) batıda gökyüzü boyunca parıldamasını izlemenin keyfini çıkarabilirsiniz.
Editör / Yazar: Onur İLERİ
Kaynak: https://blog.csiro.au/how-to-make-your-garden-native-bee-friendly/

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

Evinizdeki Bir Örümceği Neden Hiçbir Zaman Öldürmemelisiniz

Published

on

Sizleri ikna etmenin zor olduğunu biliyoruz ama bir deneyelim. Evinizde gördüğünüz bir örümceği oldürmeyin. Neden? Çünkü örümcekler, kendi hakları olan, dost canlısı organizmalar olmalarının yanı sıra doğanın ve ekosistemimizin önemli bir parçasıdır. İnsanlar, evlerini dış dünyadan güvenli bir şekilde yalıtılmış olarak düşünmeyi severler, ama yine de içinde farklı türde birçok örümcek bulunabilir. Bazıları uzun süre kapana kısılmışken bazıları ise kısa süreli ziyaretçilerdir. Bazı türler ise , içeride mutlu bir şekilde yaşadıkları ve daha fazla örümcek ürettikleri harika mekanların tadını bile çıkarırlar. Bu örümcekgiller genellikle gizemli canlılardır. Karşılaştıklarınızın neredeyse hepsi ne agresif ne de tehlikelidir. Ve aynı zamanda, zararlı böcekleri yemeye hizmet ediyor olabilirler ve hatta bazıları başka örümcekleri bile yiyor. Meslektaşlarım ve ben, 50 Kuzey Karolina evlerinin görsel olarak bir incelemesini yaptık. Ziyaret ettiğimiz her evde örümcekler vardı. Karşılaştığımız yaygın iki tür bulunuyordu. Her ikisi de avlanmak için ağlar örerek pusu kuruyorlar.

Bunlardan biri bazen diğer türleri avlamak için ağlarını bırakır ve kuzenlerini yakalamak için avlarını taklit ederler. Her ne kadar onlar genel bir avcı ve yakalayabilecekleri herhangi bir şeyi yemeye müsait olsalar da, örümcekler düzenli olarak rahatsız edici böcekleri ve hatta hastalık taşıyan böcekleri (örneğin sivrisinekleri) yakalarlar. Afrika evlerinde kanla dolu sivrisinekleri yemeyi tercih eden bir tür örümcek bile var. Öyleyse bir örümceğin hayatına son vermek yalnızca bir örümceğimsinin yaşamına mal olmayacak, aynı zamanda önemli bir yırtıcının evinizden çıkmasına neden olacak.

Örümceklerden korkmak doğaldır. Çok fazla bacaklara sahip olmalarıyla birlikte neredeyse hepsi zehirlidir. Her ne kadar çoğu tür insanlarda sorunlara yol açmak için çok güçsüz zehire sahip olsalar da cildimizi delemezler. Entomologların bile kendileri araknofobi (örümcek korkusu) yaşayabilirler. Bu büyüleyici yaratıkları gözlemleyerek ve çalışarak korkularını aşan birkaç örümcek araştırmacısını tanıyorum.

Örümcekler insanlardan uzak durmayı tercih ederler çünkü onlardan çok daha tehlikeliyiz. Örümceklerden gelen ısırıklar çok nadirdir. Her ne kadar karadul örümcekler ve keşiş örümcekler gibi birkaç tıbbi açıdan önemli türler olsa da, ısırıkları bile nadirdir ve nadiren ciddi sorunlara neden olur. Eğer bu örümceklere evinizde, garajınızda, apartmanınızda ve her nerde olursa olsun tahammül edemiyorsanız, onu oldürmek yerine yakalayıp bulunduğunuz yerden dışarıya çıkarmaya çalışın. Gidecek başka bir yer bulacak ve her iki taraf da sonuçtan daha mutlu olacak. Ama eğer karnını doyurabilirseniz, evinizde örümceklerin olması iyi olur. Ve açıkçası, onları görmüyorsanız bile, hala orada olacaklar. Yani karşılaştığınız bir sonraki örümcek için canlı bir yaklaşım düşünün. Matt Bertone, Entomoloji Uzmanı, North Carolina State Üniversitesi

Kaynak: http://www.iflscience.com/plants-and-animals/why-you-should-never-kill-a-spider-in-your-home/

Continue Reading

Ekoloji

Solucanlar Hakkında Bilmediğiniz 10 İlginç Bilgi

Published

on

Hoşlansak da hoşlanmasak da yeryüzü solucanlarla dolu. Bu savunmasız, yumuşak yaratıklar kendilerini koruma stilleri garip ve birbirlerinden farklı. Bazıları korkunç ittifaklar kurarken bazıları yeni beyinler sentezliyor. Solucanlar ağızları olmadan beslenebilir, diğer türleri kontrol edip, farklı türlerin yaşama veda etmesine sebep olacak alanlarda zevkle yaşayabilir. Diğer türlerin üremesine yardımcı olmakla birlikte Dünya’nın plastik sorununa da çözüm olabilirler.

10- Marstaki Solucanlar

Kızıl Gezegen’de şimdilik solucan yok. Yıllar önce NASA sahte Mars toprağı sentezlemeyi başardı. Bu gerçek Mars toprağına o kadar yakındı ki ekiplere uzay kıyafetleri, madencilik ekipmanları gibi birçok konuda fayda sağladı. 2017’de yapılan bir araştırmayla Mars toprağında rahatça gelişebileceklerini gösterildi. Birkaç Hollanda Solucanı toplanıp bu özel toprağa yerleştirildi.
Mars’ta yaşayıp gezegeni verimli bir hale getirip getiremeyeceklerini görmek için toprağa aynı zamanda gübre ve roka da ekildi. Ekibin tek çekincesi tahıllardı çünkü Mars kumu kaliteli değildi. Örneğin gümüş dünya kumu kuartz ihtiva eder ve bahçecilikte kullanılır. Bilim insanları bu sorunu domuz gübresiyle çözmeye çalıştı ve gariptir ki toprak gümüş Dünya kumundan daha verimli hale geldi. Deneyin en iyi kısmıysa solucanların bu toprakta üreyebildiklerinin keşfedilmesi oldu.

9- Asidik Zombi Solucanlar

2002’de Kaliforniya sahillerinde büyük deniz canlılarının iskeletlerini delik deşik olana dek kemirerek beslenen ‘Zombi Solucanlar’ keşfedildi. Kemirgen Solucanlar kulağa normal gelebilir ama bu canlıların ne kemirmek için çeneleri var ne sindirim sistemleri. Bunlara sahip olmayan bir türün kemiklerde nasıl delikler açtığı merak konusu. 2013’te bunu derilerinden sızan zararlı bir maddeyle yaptıkları keşfedildi. Solucanların sindirimi hala açıklanamasa da hücrelerden sızan asit insan vücudundaki osteoklastik (kemik yıkan) aktiviteyle benzerlik gösteriyor.

8- Beyin Gaspçısı Solucanlar

Bazen karıncalar lezzetli bir çamurla karşılaşırlar. Bununla beslendiklerinde çamurun içindeki karacaiğer paraziti larvaları karıncaların beyinlerini ele geçirir. Başka bir hayvan karıncaları yiyene kadar onları bıçakmışçasına dondurur. Bir inek onu yedikten sonra solucanlar içine yumurtalarını bırakır. İnek yumurtaları boşalttıktan sonra yumurtalar solucanlar tarafından tüketilir. Solucanlar onları boşaltana dek larvalar solucanın içinde bekler ve boşaltıldıktan sonra da yeni bir karınca onları yiyene dek beklerler. ‘Düz solucanların’ hayat döngüsünü anlamış olsak bile karıncaları nasıl kontrol ettiklerini hala bilmiyoruz. Araştırmacılar 2018’de etkilenmiş böceklerin başlarını kesip incelediler ve bilgisayarlı tomografiyle yaptıkları incelemede aynı anda birçok düzsolucanın tek bir beyne saldırdığını gördüler. En iyi solucan karıncanın nöral alanlarını etkileyerek çenesini kilitliyor ve onu ineğin sindirimi için en uygun pozisyona sokuyordu.

7- Donmuş Solucanlar

Mikroskobik boyutlardaki yuvarlak solucanlar normalde günlerini toprağın altında gezinerek geçirirler. 2018’de şok edici bilgiler edindik. Kriyojeni bir dondurma tekniğidir. Bu teknikle insanlar dahil olmak üzere çoğu şeyi yüzyıllarca dondurabilirsiniz. 2018’de buzul çağından kalma, donmuş yuvarlak solucanlar bulundu. 42.000 yıldır donmuş haldeydiler. Bilim insanları onları eritttiğinde hareket edip, bin yıllardan beri ilk kez yemek yediler. Bu çok hücreliler tarihinin ilk çözünerek yeniden doğuşuydu. Doğal yollardan gerçekleştiği için bilim insanları hala mekanizmasını çözmeye çalışıyor.

6- Ölümcül İş Ortakları

Heterorhabditis yuvarlak solucanı ve Photorhabdusluminescens isimli bakterinin ittifakı tüm böcekler için tehlikelidir. Yuvarlak soulucanlar yanlarından geçen bir çekirgenin vücuduna yapışır. Kurbanın vücuduna girdikten sonra soluncan bakteriyi vücudundan kusar. Zehirli bakteri kurbanı öldürür ve salgısıyla onun toprakta çözünmesini önleyerek solucana ve yavrularına haftalarca erzak sağlamış olur. Çekirgeyi kuşlar gibi diğer hayvanların yemesini önlemek için doğal uyarı işaretlerini kullanır ve cesedi kırmızıya çevirerek kötü koku yaymasını sağlar. En garibiyse cesedin elektirik mavisi ışınlar yaymasını sağlaması. Karşılığında solucan bakterinin ulaşımını sağlar. Cesetle işleri bitmeden hemen önce yavru solucanlar bakteriyi yeniden içlerine alır ve yeni kurbanlarıyla karşılaşana kadar onlara ev sahipliği yapar.

5- Yamyam Ebeveynler

Susam tanesinden bile küçük olan yuvarlak solucanlar insan gözü için birbirinin aynı olsa dahi, kendi yavrularını tanıyabilirler. Bilim insanları bu bilgiyi solucanların beslenme alışkanlıklarını incelerken edindi. Yuvarlak solucanlar birbirleriyle beslenebilirler. Buna rağmen her ne kadar yamyam olsalar da kendi yavrularını yemezler. Ebeveynlik görevleri bittiğinde ise onları yemekte bir sakınca görmezler. Yavrularını nasıl tanıdıkları 2019’a kadar açıklanamadı. Biliim insanları cevabı Pristionchuspacificus isimli solucanı incelerken buldular. Bu solucanın diğer solucanlarla beraber kendi yavrularını da yemek gibi kötü bir huyu vardı. Solucanın DNA’sını incelediklerinde SELF-1 isimli geni buldular. Bir şekilde bu gen yavrularını yemelerini engelliyordu. Bu gen DNA’larından çıkarıldığındaysa kendi yavrularını yarın yokmuşçasına yediler.

4- Poposuz Mucize Solucan

Yıllardır Paracatenula isimli solucanın ağzı, midesi ve boşaltım organı olmadan nasıl hayatta kaldığı merak konusu. Bu düzsolucan türü beslenme ve boşaltım için gerekli organlara sahip olmamasına rağmen ortalama sıcaklık değerine sahip deniz diplerinde büyüyüp gelişebiliyor. Yakın zamanda bu sır çözüldü. Solucan,Riegeria isimli bakteriyle ortak bir yaşam geliştiriyor ve enerjiyi kimyasal olarak birbirlerine aktarıyorlar. Bakteri solucanın içinde yaşayarak beslenmesini sağlıyor ve boşaltımı için atıkları kendi bünyesinde yeniden kullanıyordu. Bu dostluğu benzersiz yapan 2 şey var. İlki normalde kemosentetik birlikteliklerde solucanın bakteriyi yiyerek fayda sağlaması ancak durum bu ikili için geçerli değil. İkincisiyse birlikteliklerini 500 milyon yıldır sürdürmeleri.

3- Zehir Üretici Solucanlar

2008’de Colorado’da bir sülfür mağarası keşfedildi. Mağarada insan için toksik olan sülfürhidrat bol miktarda bulunuyordu. Bu ölümcül gazın dışında insan derisini kıyafetlerinin üzerinden yakabilecek olan sülfik asit bulunuyordu. Bu ölümcül mağarada yeni bir solucan türü bulundu. Bu tür insanlar ve böcekler gibi diğer canlıların yok olacağı olağanüstü koşullarda yaşayabiliyor.
Bu solucanlardaki hemoglobin diğer türlere oranla çok daha fazla oksijene bağlanarak mağaradaki oksijen azlığını kompanse ediyor ve bu da onların kan kırmızısı renkte olmasına sebep oluyor.
Diğer kızıl solucanlar deniz kenarlarında yaşayıp deniz bakterilerini kullanarak toksinlerden arınır. Bu yeni tür ise bunu kendi başına yapabiliyor.

2- Yeniden Büyüyen Beyinler

2012-2014 yılları arasında Arjantin, Amerika, İspanya ve Yeni Zelanda’dan toplanan solucanlar rejenerasyon yetenekleri incelenmek üzere laboratuvarlara götürüldü. Bazıları başları kesildikten sonra yeni baş, hatta yeni bir beyin üretmeyi başardı. Solucanlardan biri vücudunun ön yarısı kesilmesine rağmen eksiği tamamlamayı başardı. Önceleri rejenerasyon yeteneğinin ortak atalarından miras olduğu sanılsa da 2019’daki yeni bir araştırma solucanlarda durumun böyle olmadığını göstererek bu bilimsel inanışı yıktı. Testler ortak atalarının böyle bir yeteneğe sahip olmadığını, bu yeteneğe sahip 8 solucan türünün bu özelliği kendi kendilerine geliştirdiklerini gösterdi.

1- Plastik Ayrıştırıcı Solucanlar

2017’de aynı zamanda arıcılık yapan bir bilim insanı kovanlarında parazitler olduğunu buldu. Balmumu solucanlarını geçici olarak plastik bir torbaya yerleştirdi. Arılarla ilgilendikten sonra torbaya baktığında deliklerle dolu olduğunu gördü. Solucanlar ya plastikleri çiğneyip atmıştı ya da gerçekten yemişlerdi. Eğer 2. ihtimal doğruysa solucanlar günümüzdeki plastik sorunun çözücüsü olabilirdi. Yapılan testler gerçekten de solucanların plastik yiyebildiğini gösterdi. İkincil testlerde 100 balmumu solucanının 92 gram polietileni 12 saatte ayrıştırabildiğini gösterdi ki bu daha önceki deneylerde kullanılan bakterilerden 1400 kat hızlıydı. Daha önce solucanlardaki bir enzimin balmumunu ayrıştırmayı sağladığı düşünülüyordu. Aynı enzim plastiği de ayrıştırıyor olabilir. Eğer bilim insanları bu maddeyi üretmeyi başarabilirse, plastik sorununun çözümü bulunabilir

Editör / Yazar: Şeyma SÜRÜCÜ

Kaynak: https://listverse.com/2019/04/19/top-10-abilities-proving-that-worms-are-weird/

Continue Reading

Ekoloji

Dünya Üzerinde Yakın Zamanda Tükenecek 10 Doğal Kaynak

Published

on

Dünya’da hayatta kalabilmek için ormanlardan dağlara, havadan suya ve minerallere kadar uzanan geniş bir doğal kaynağa ihtiyacımız bulunuyor. Yaşamı devam ettirebilmek için bu doğal kaynakları çeşitli yöntemlerle korumak insanın birinci önceliği olmalıdır. Nüfus artışı ve gittikçe yayılan endüstriyel alanlar sebebiyle doğal kaynaklara olan ihtiyaç yıllar geçtikçe büyümektedir. Gelecekte bu doğal kaynakların korunması için yollar bulunmazsa, tükenme tehlikesiyle karşı karşıyalar. Dünya’da üzerinde kısa sürede tükenecek olan doğal kaynaklara bir göz atmak gerekirse:

10. Ormanlar

Ormanlar yiyecek, barınak, yakıt, tıbbi malzeme, kereste ve kâğıt sağlayan en değerli doğal kaynaklardan biridir. Hayvan türleri için doğal bir yaşam alanı sağlamada hayati bir rol oynamaktadır. Ormanları tüketen temel neden ise araziye dönüştürme, ağaçların yakacak olarak kullanımı, konut yapımı ve inşaatlar için ihtiyaç duyulan kereste ihtiyacıgibi insan faaliyetleridir. Ormanların tükenmesi çevrede yeşil alanın azalmasının yanında iklim ve biyoçeşitlilik üzerinde ciddi sonuçlar doğurmaktadır.

9. Toprak

Toprak farklı besinlerden oluşur ve bitkilerin beslenerek büyümesine yardımcı olabilecek hayati bir doğal kaynaktır. Bilim insanları, önümüzdeki yıllarda insanları iklim değişikliği ile birlikte toprak erozyonu ile ilgili risklere karşı uyarıyor. Tarım yapmak topraktaki karbon oranını birkaç yıl boyunca bozmaktadır. Bu durum da fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan sera gazı emisyonlarının uzun vadede kötü etkiler doğurmasını sağlayacaktır.

8. Maden Kaynakları

Demir, çelik, alüminyum, karbon, silikon, çinko ve bakır sanayileşme nedeniyle yıllar içinde talep edilen değerli doğal kaynaklardan bazılarıdır. Demir, sınırlı bir kaynağa sahiptir ve daha önceki yüzyıllarda silahlarda ve şimdi modern binalar, ulaşım ve altyapı inşaatı için kullanılmıştır. Günümüzde sanayinin yoğun talep nedeniylebu madenlerin doğal rezervleri yavaş yavaş tükenmektedir.

7. Fosfat ve Diğer Mineraller

Alçıtaşı, boksit, mika, titanyum, zirkonyum ve fosfat deniz yataklarında bulunabilen önemli minerallerden bazılarıdır. Modern çağdaki cihazlarımızın çoğunda ve akıllı telefonlarda elektrik devreleri olarak kullanılan skandiyum, terbiyum gibi nadir toprak elementleri vardır. Aynı zamanda mıknatıslar, rüzgar türbinleri gibi oluşumlarda kullanılan bu kaynaklar gelecek yıllarda tükenme durumunda kalacaktır.

6. Fosfor

Fosfor, tüm besin öğelerinin yetiştirilmesinin ana kaynağıdır ve fosfatlı kayaçlardan elde edilir. Dünyada sadece ABD, Çin ve Fas olmak üzere üç yerde bulunmaktadır. Ayrıca fosfor, bitkileri ve besin maddelerini yetiştirmek için kullanılan kimyasal gübrelerde de bulunabilen temel bileşendir. Fosforun hayvansal atıklardan geri dönüştürülmesi mümkündür. Ancak bu dönüştürme yüksek maliyetlerle yapılabilir.

5. Doğal Gaz

Petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların yeraltında oluşumu, geniş jeolojik bir zaman ve uzun bir süreç gerektirmektedir. 2050 yılına kadar yakıt kaynaklarının çoğunun yeryüzünden yok olacağı tahmin edilmektedir. Doğal gazın yok olmasıpetrolden biraz daha uzun sürebilir ve yaklaşık 60 yıl alabilir. Petrolden daha iyi bir alternatif olarak karşımıza çıkan doğalgazda metan bulunmaktadır ve pişirme, ısıtma, elektrik üretimi gibi alanlarda kullanılabilir. Artan tüketimin doğal gazı da kısa bir zaman dilimi içerisinde bitireceği tahmin ediliyor.

4. Petrol

Petrol, doğal oluşumu son derece yavaş ve uzun süreçler alan, yenilenebilmesi için uzun yıllar gereken bir kaynaktır. Mevcut tüketim oranında, petrol rezervleri dünya üzerinde azalmaya devam ediyor. Bilim insanlarının bildirdiğine göre petrol rezervleri 30 ila 40 yıl içerisinde tükenecek. Petrolle ilgili yeni sahalar keşfetme çalışmaları sürüyor. Bu alanda yeni sahalar keşfedilmezse, önümüzdeki yıllarda ciddi krizler ortaya çıkabilir.

3. Kömür

Kömür, dünyada üzerindeki en ucuz yenilenemeyen fosil yakıt kaynağıdır ve ucuz olması sebebiyle yaygın olarak kullanılmaktadır. Kömür hava kirliliğinin başlıca nedenleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle kullanımı konusunda yıllar boyunca büyük tartışmalar yaşanmıştır. Kömür rezvervlerinin 200 yıl daha devam edeceği ön görülüyor. O tarihten sonra dünya üzerinde uzun süre kömür bulunamayacak.

2. Hava

İnsanların, bitkilerin ve vahşi yaşamın varlığı ve yıllar boyunca sağlıkla uzun bir yaşam sürebilmek için saf ve temiz havaya ihtiyaç duyulmaktadır. Hava kirliliği, ciddi solunum problemlerine neden olabilecek ve çevreye zararlı etkileri olan en büyük risklerin başında gelmektedir. Fosil yakıtların yakılması, fabrikalardan ve endüstriyel tesislerden gelen egzoz dumanı, madencilik, zehirli gazlar ve kimyasallar, hava kirliliğinin önde gelen nedenlerinden bazılarıdır. Bu doğal kaynağı korumanın en iyi yolu, enerji tasarruflu cihazlar, çevre dostu enerji kaynakları kullanmak, çevreye verilen zararı azaltmak için atıkların tekrar kullanılması ve atığın dikkatli bir şekilde bertaraf edilmesi suretiyle israfın azaltılmasıdır.

1.Su

Dünya yüzeyinin neredeyse yüzde 70’inin sularla kaplı olduğu bir gerçektir. Ancak maalesef bu suyun sadece yüzde 2,5’i tüketime uygun saf sudur. Tatlı su kaynaklarının küçük bir kısmı da buz ve kar şeklindedir. İklim değişikliğinin sonucu olarak kış aylarında yağmur ve buz miktarı, tatlı su kaynaklarının rezervlerini azaltmıştır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, 2025 yılına kadar 1,8 milyar insanın içme suyuna erişemeyeceği tahmininde bulundu.

Kaynak: https://exploredia.com/top-10-natural-resources-that-will-deplete-soon/

Continue Reading

Öne Çıkanlar