fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Bilim insanları, Amazon ormanlarında yaşanan kuraklıkların karbon emilimini tersine çevirdiğini bildirdi.

Yayınlandı

üzerinde

Amazonlar’da kuraklık karbon emilimini tersine çeviriyor.  Bilim insanları, Amazon yağmur ormanlarında yaşanan dönemsel kuraklıkların karbon emilimini tersine çevirdiğini ve yağmur ormanları, 2005 yılındaki kuraklığı takip eden 3 yıl içinde yılda ortalama 270 milyon ton ilave karbon açığa çıkardığını bildirdi.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) Jet Itki Laboratuvarında çalışan uluslararası araştırma ekibi Amazon Ormanları’nda 2005 yılındaki kuraklığa dair yaptıkları çalışmada, Amazon havzasının kuraklığı takip eden 3 yıl içinde yılda ortalama 270 milyon ton ilave karbon açığa çıkardığını belirledi. Yeryüzünün “karbon deposu” olarak anılan, dünyadaki fosil yakıt emisyonlarının 10’da 1’ini emen yağmur ormanlarının bu işlevinin kurak dönemlerde tersine döndüğü ve bunun büyük miktarda karbonun açığa çıkmasına yol açtığı belirtildi. Kuraklık periyotlarının yaşandığı 2010 ve 2015’te de toparlanma aşamasında karbon emiliminin azaldığı ifade edildi.
Bilim insanları benzer kuraklık dönemlerinin artması halinde Amazonların yağmur ormanı olmaktan çıkıp kuru tropik ormana dönüşmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Araştırmaya önderlik eden NASA uzmanı Sassan Saatchi, “Ekosistem bu ısınma ve periyodik kuraklık vakalarına karşı o kadar duyarlı hale geldi ki, bunların şiddetine ve kapladığı alana bağlı olarak karbon deposu dediğimiz şey bundan böyle karbon kaynağına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu. Araştırmanın sonuçları “Nature” dergisinde yayımlandı. Kaynak: AA

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Aşırı aktif çalışmak kronik yorgunluk sendromuna sebep olabilir

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bir türlü bitmek bilmeyen yorgunluklarınız varsa, akşamları çok erken yattığınız halde sabahları yataktan kalmakta zorluk çekiyorsanız, sürekli agresif ve depresif oluyorsanız, kendinizde yeterli enerjiyi bulamıyorsanız üzgünüz ki nedeni iş yorgunluğu değil nedeni, Kronik Yorgunluk Sendromu. İngiltere’de yapılan bir araştırma, bağışıklık sisteminin aşırı aktif çalışmasının kronik yorgunluk sendromuna (CFS) neden olabileceğini ortaya koydu. Londra’daki King’s College Üniversitesi’nin araştırmasına göre, viral enfeksiyonlar dahil bazı etkenler Miyaljik ensafalomyelit (ME) olarak da bilinen bu sendromu tetikleyebiliyor ve bağışıklık sistemi aşırı aktif olanlarda bu, kronik yorgunluk yaratabiliyor. Psikoendokronoloji dergisinde yayımlanan araştırma için kronik Hepatit C enfeksiyonu olan 55 hasta incelendi.

Tüm hastalara 6 ay ila 12 aylık dozlarla intergeron alfa, yani vücudun doğal olarak ürettiği ve bağışıklık sistemini akyuvarlar üzerinden harekete geçiren bir tür protein enjekte edildi. Bu tedavinin daha önce bazı hastalarda yan etki olarak kronik yorgunluğa neden olduğu biliniyordu. Böylece hastalarda, vücudun bir virüse verdiğine benzer bir tepki vermesi istendi. Araştırmaya katılanların önemli bir bölümünün Hepatit C hastalığı tedavi olurken, bazıları, tedavi sırasında yorgunluklarının arttığını söyledi. Ancak enjeksiyonlar sona erdiğinde, yorgunluk azaldı. Tedavinin bitmesinden 6 ay sonra ise tüm katılımcılar tedavi öncesine göre daha fazla yorgun hissediyordu.

Araştırma ekibinin lideri Dr. Alice Russell, “İlk kez kronik yorgunluk sendromu geliştirmeye meyili olan insanların, hem bağışıklık sistemini zorlayacak bir etkenle karşılaştıktan önce hem de onunla mücadele ederken aşırı aktif bir bağışıklık sistemi olduğunu gösterdik” dedi.
Tedavisi yok
Russell, “Araştırma bulgularımız bağışıklık sistemi olması gerektiğinden daha fazla tepki verenlerde CFS görülmesi riskinin daha fazla olduğuna işaret ediyor” diye de ekledi. Kronik yorgunluk sendromu uykusuzluktan kas ve eklem ağrılarına pek çok sorunu beraberinde getirebiliyor. Ancak bu rahatsızlığın bir tedavisi henüz yok. Kaynak: https://www.bbc.com/news/health-46570494

Devamını Oku

Yaşam

Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerindeki 4 Olumsuz Etkisi!

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya, kullanım yaşı her geçen gün daha da düşüyor. Bu durum çocukların da kontrolsüz bir biçimde internet ortamına dahil olmasına neden oluyor. Peki sosyal medya çocuklarımıza neler yapıyor? Genç akıllar kolayca şekillendirilebilir ve sosyal medya çocuğunuzun düşünce veya davranış biçimini bozabilir. Küçük yaş çocuklar iyi ve kötüyü net şekilde ayırt edemezler. Bu nedenle, sosyal medyanın karanlık tarafları düşünüldüğünde çocuklar kolayca zarar görebilirler.
Sosyal medyanın çocuklara verdiği zararlardan bazıları:
1.Bilgi kirliliği ve çarpıtma  Sosyal medyanın enginliği, bilgi üzerinde herhangi bir kontrolün bulunmamasını sağlar. Bu tür durumlar, çocukların zararlı web sitelerine girmelerine neden olabilir.
2.Siber zorbalık  Siber zorbalık web siteleri arasında büyümekte olan bir başka eğilimdir. Tehlikeli ve potansiyel olarak ölümcül etkilere sahip olabilir. Her yıl pek çok kurbanı olduğu iddia edilen bu suç, maruz kalan çocukları depresyona ve travmaya itebilir.
3.Zaman kaybı  Sosyal medyanın dünyadan haberdar olabilmek için ne kadar önemli olduğunu kabul ediyoruz, ancak büyük ölçüde bir zaman kaybı olduğunu da söylemeden edemeyeceğiz. Sosyal medyada saatler harcamak çocuğunuzu olumsuz etkileyebilir ve teknoloji bağımlılığı ile sonuçlanabilir. Bağımlılık kendini çeşitli belirtiler olarak gösterebilir, hatta çocuğunuzun fiziksel sağlığını da etkileyebilir.
4.Sosyal ilişkileri zedeler  Uzun süreler boyunca sosyal medyaya maruz kalmak, çocuğunuzun kişisel ilişkilerini etkileyebilir. Çocuğunuz sanal ortamlardan sonra fiziksel etkileşime pek sıcak bakmayabilir. Bu da onun kişiler arası ilişki geliştirme kabiliyetini etkiler. Sosyal medya ve internet; içe kapanıklık, depresiflik ve asosyallik gibi belirtilere de sebep olabilir. Kaynak: https://www.momjunction.com/articles/negative-effects-of-social-media-on-children_00353633/

Devamını Oku

Bilim

Bu Drakula karınca çenesini 322 km. hızla kapatabiliyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Hayvanlar aleminde hız rekorları sürekli el değiştiriyor. Birçoğumuzun Çita olarak bildiği en hızlı hayvan aslında sandığımızdan çok daha küçük. Detaylar haberimizde. En hızlı hayvanlar hangileridir diye düşündüğümüzde ilk aday genellikle “Çita” oluyor. Ancak hayvanlar aleminin en hızlıları genellikle en tuhaflarından çıkıyor. Güneydoğu Asya ve Avustralya’da yaşayan ve nadir bir tür olan Drakula karıncası tam da bu “tuhaf” hayvanlardan biri.
Hız mı dediniz?

Önceleri, en hızlı hayvan kategorisi birincisinin tuzak çeneli karınca olduğu düşünülürdü. Keza bu türün çenesini saatte 230 km’lik bir hızla kapattığı biliniyor. Başka bir karınca türü olan kapan çeneli Drakula karıncasının çenesini saatte 322 km ile kapatabilmesi ise ona en hızlı hayvan dalında birinciliği getirmiş. Drakula karıncasının farklı çene yapısı, ona sahip olduğu bu inanılmaz hızı sağlıyor. Tuzak çeneli karıncalar, çenelerini açık halde tutup hızlıca kapatıyor. Bu yöntem ayı tuzağının işleyişine benziyor. Ancak Drakula karıncaları harekete çeneleri kapalı halde başlıyor ve çene uçlarını birbirlerine bastırmak suretiyle çenelerindeki iç gerilimi artırıyor.

Karıncalar daha sonra aynı bir insanın parmaklarını şaklatması gibi çenelerini birbirinin üzerinden kaydırıyor. Bu hareket o kadar hızlı ki hayvanın karşısındaki av üzerinde büyük bir şok etkisi yaratıyor. Ekip lideri Andrew Suarez’e göre karıncanın bu hareketini hızlı diye tanımlamak, eylemi olduğundan daha hafif göstermekten başka bir şey değil. Keza Drakula karıncasının çene hareketi, bir insanın gözünü kırpmasından 5,000 kez ve elini şaklatmasından ise 1,000 kez daha hızlı. Ekip, karıncanın hareketini filme alabilmek için saniyede 480,000 kare yakalamış. Bu çalışmanın ardından araştırma ekibi, doğal ortamda bu süper gücün nasıl kullanıldığını inceleyecek. Son olarak, “kapma anı” videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

Kaynak: https://news.illinois.edu/view/6367/727667

Devamını Oku

Öne Çıkanlar