fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Bilim insanları, bilinçli rüya(Lucid rüya) görmenin yeni bir yöntemini keşfetti

Yayınlandı

üzerinde

İnanılması güç. Şaşırtıcı. Muazzam bir şey. Fakat tüm bunlardan ziyade bilinçli rüyalar hakkındaki en ilginç şey ise oldukça gerçekçi olmaları. Ne yazık ki yalnızca insanlığın yarısı bilinçli rüyayı deneyimleyebilmektedir ve bilinçli rüyayı tetiklemek için yapılan uğraşlar farklı sonuçları da beraberinde getirmiştir. Yeni bir araştırma ise bilinçli rüyaları tetiklemenin en etkili yolunu ortaya koyuyor.

Wisconsin-Madison Üniversitesi ve Hawaii’de bulunan Lucidity Institute’den araştırmacılar, daha önceki araştırmalarından da yola çıkarak asetilkolinesteraz engelleyici (AChEls) olarak anlandırılan kimyasalların bilinçli rüyayı nasıl tetikleyebileceğini araştırmak istediler. Bir nörotransmitter olan asetilkolinesterazın REM uykusunu düzenlendiği düşünülmektedir ve asetilkolinesteraz engelleyicilerin ise bu bileşenin, asetilkolini devre dışı bırakan asetilkolinesteraz enzimini engelleyerek beyinde kümeleşmesine yardımcı olmaktadır. Gerçekte, galantamin Alzheimer’s hastalığından kaynaklı bellekte azalmayı tedavi etmek için kullanılan yaygın bir ilaçtır ve hafif yan etkileri olan bir asetilkolinesteraz engelleyicidir.

Bu nedenden ötürü, araştırmacılar 121 katılımcı üzerinde ilacın bilinçli rüya görme ve hatırlama yeteneklerini ne boyutta etkilediğini ölçtüler. Araştırmaya katılan gönüllülerin rastgele seçilen kişiler olmadıklarını, bilinçli rüya konusunda özel bir ilgisi olan ve aynı zamanda MILD tekniği olarak da bilinen Bilinçli Rüyaları Anımsatıcılarla Harekete Geçirme tekniğinin de içinde bulunduğu bilinçli rüya tetikleme protokolleriyle eğitim alan kişiler olduğunu belirtmekte fayda varar. Bu bilişsel eğitim galantamin ile bir araya gelince, bilinçli rüyalar tetiklenmiş oldu. Art arda 3 gece boyunca, katılımcılar placebo ile başlayarak, sonrasında 4 mg ve son gece 8 mg olacak şekilde dozları artırarak ilacı aldılar. Her gece, katılımcılar ışıklar söndürüldükten 4.5 saat sonra kalktılar, rüya tetikleme pratiğini yaptılar, haplarını içtiler ve uyumaya devam ettiler.

Gerçeği söylemek gerekirse, Alzheimer’s ilacıyla tetikleme yönteminin bir arada denenmesi, bilinçli rüyayı başlatmada etkili oldu ve doz artırılınca daha güçlü sonuçlar ortaya kondu. Aktif placebo alımı esnasında (0 mg galantamin olmasına rağmen MILD tekniği kullanılıyordu), katılımcıların yüzde 14’ü bilinçli rüya gördüklerini belirtirken, bu oran 4 mg alınırken yüzde 27 oldu ve 8 mg ile yüzde 42’ye yükseldi. Araştırmacılar raporda, “Birleştirilmiş olan bu protokol, 121 katılımcıdan 69’unun (yüzde 57’lik bir kısmının) galantaminin aktif doz olarak alındığı iki geceden en az birinde bilinçli rüya görmeyi başarmıştır.” ifadelerine yer verdi.

“Bu protokol, bilinçli rüyaları tetiklemede bilinen en son ve en etkili yöntemlerden birisi ve bilinçli rüya görmenin daha geniş kitlelere ulaşması açısından umut vadediyor.” İnsanların yaşadıklarını kontrol edebildikleri eğlenceli rüyalar görmelerine yardımcı olmasının yanı sıra, araştırma bilinçli rüya ve şuur arasındaki bağlantıyı açıklamaya ve insanları korkuyla yüzleştirmesiyle travmanın güvenli bir uyuma ortamında vuku bulmasına yardımcı olması açısından önem arz etmektedir. Avustrulya’da bulunan University of Adelaine’den psikolog Denholm Aspy, çalışma bulunmamış olmasına rağmen New Scientist dergisine, “Bu yöntem, bilinçli rüya üzerinde kaliteli bir araştırma yapabilmemiz için gereken başarı oranını yakalamış durumda.” açıklamalarında bulundu. Yöntemin güvenilirliğine dair daha fazla veri elde edilene kadar, hiç kimse galamantini kendi başına kullanmamalıdır.

Fakat daha fazla araştırmaya yer verildikçe, tüm bu bulgular neredeyse sınırsız bir eğlence ve macera dünyasının kapılarını aralayabilir. Araştırma ekibinden olan ve University of Wisconsin-Madison’da çalışan bilişsel nörolog Benjamin Baird, galantamin deneyimlerini anımsarken, “Elimi tuğla duvarda gezdirirken… Her bir tuğlanın o sert dokusunu ve çizgilerini hissettim.” dedi. “Star Trek dizisindeki seçtiğiniz herhangi bir hayali deneyimi yaşama imkanına sahip olduğunuz holodecke girmek gibiydi.” Elde edilen bulgular, PLOS One dergisinde yayınlanmıştır. Kaynak: https://www.sciencealert.com/scientists-figured-out-new-technique-having-lucid-dreams-acetylcholine-galantamine-alzheimer-s-drug

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bilim insanları, kişilik türlerini 4 farklı kümede topladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Amerikalı bilim insanlarının yaptığı araştırmada kişilik türleri 4 farklı kümede toplandı. Amerikalı bilim insanlarının yaptığı araştırmada kişilik türleri 4 farklı kümede toplandı. Ayrıntıları “Nature Human Behaviour” dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde dünya çapında 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan anketlerden elde edilen veriler doğrultusunda kişiliğin, sıradan, çekingen, ben merkezci ve rol model olmak en az 4 kümeye ayrıldığı tespit edildi.

Northwestern Üniversitesi McCormick Mühendislik Fakültesinden Luis Amaral liderliğinde yapılan araştırmada belirlenen bu türlerin, 5 temel kişilik özelliğine (duygusal dengesizlik, dışa dönüklük, açık sözlülük, uyumluluk ve dürüstlük) dayandırıldığı belirtildi. Verilerin, alternatif hesaplama (algoritma) yaklaşımıyla bir araya getirildiği araştırmanın bulgularının, psikolojideki paradigmalara meydan okuduğu ifade edildi. Bilim insanları, sıradan insanlarda duygusal dengesizliğin ve dışa dönüklüğün baskın olduğunu, bu kişilik türünün kadınlarda daha çok görüldüğünü belirtirken, çekingenler, duygusal açıdan dengeli, bir nebze uyumlu ve dürüst olarak değerlendirildi.

Duygusal dengesizliğin çok az rastlandığı rol modellerde diğer 4 kişilik özelliğinin yaygın görüldüğü, kişinin rol model sınıfına girme olasılığının yaşla arttığı, yine bu kişilik türüne kadınlarda daha fazla rastlandığı kaydedildi. Bilim insanları, ben merkezcilerin dışa dönük olmalarına rağmen açık sözlülük, uyumluluk ve dürüstlük özelliklerinde ortalamanın altında kaldığına, yine yaşlanmayla ben merkezci kişiliğe sahip olanların sayısında çarpıcı bir düşüş gözlendiğine işaret etti.
Kaynak: https://www.brisbanetimes.com.au/lifestyle/life-and-relationships/scientists-identify-four-personality-types-20180918-p504fb.html?ref=rss&utm_medium=rss&utm_source=rss_feed
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM

Devamını Oku

Bilim

Türk bilim insanlarından, fındık atıklarından kemoterapi ilacı etken maddesi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesindeki akademisyenler, fındık atıklarından kemoterapi ilaçlarının etken maddesini elde ederek pilot üretim aşamasına getirdi. Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBİT) bünyesindeki akademisyenler, TÜBİTAK desteğiyle yaklaşık 2 yıl boyunca laboratuvar ortamında yürüttükleri çalışma sonucu fındık atıklarından kemoterapi ilaçlarının etken maddesini elde ederek pilot üretim aşamasına getirdi. Türkiye’de yaklaşık 500 bin ton tarımsal atık olarak bulunan fındık dış kabuğu, çotanak ve yaprakları üzerinde çalışmalar yapan akademisyenler, bilimsel araştırma ve deney hayvanları üzerindeki denemeler sonucunda, dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar olan üç kemoterapi ilacının etken maddesini elde etti. Daha sonra farklı aşamalarda denemeler yapan bilim adamları, ilacın üretimi için yatırımcı görüşmeleri gerçekleştirdi. Fındık atıklarından elde edilen etken maddenin ilgili firmalar tarafından ilaca dönüştürülerek kanser tedavisinde kullanılması hedefleniyor.

“Projemiz, milli ilaç hedefimize yaklaşmamızı sağlıyor”
DÜBİT Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iki yıl önce TÜBİTAK desteğiyle fındık atıklarında bulunan kemoterapi ilaçlarının etken maddesinin elde edilmesine ilişkin başlatılan projenin tamamlandığını söyledi. Uğraş, projede mikro seviyede etken maddenin saflaştırılmasının tamamlandığını aktararak, “Çalışmamız mikro seviyede 3 kemoterapi ilacının tedavisini sağlayan molekülün öncü bir molekülünü sağlamış oldu. Bu çalışma yatırıma döküldüğünde 3 ilacı elde edilir hale geliyoruz. Çalışmamızda bu molekülün nasıl elde edileceğini, elde edildiğinde fındık kabuğu tonundan ne miktarda çıkarılabileceğini hesapladık.
Şu aşamadaki durumumuz, pilot seviyede bu ilaçları elde edebilmek için yatırıma geçmek. Artık TÜBİTAK ve üniversiteden aldığımız desteğin yanında yatırımcıya ihtiyaç var ve görüşmeler gerçekleşiyor.” diye konuştu. Fındığın, Türkiye’nin en önemli tarımsal ürünlerinden olduğunu anlatan Uğraş, şöyle devam etti: “Yaklaşık 3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bu sadece görünen faydası. Görünmeyen faydası ise atıkları. Fındığın sert kabuğu, yeşil dış kabuğu ve yaprakları. Projemiz her üçüne de odaklanmıştı ve sert kabuk, yeşil kabuk üzerinde çalışmalar yaptık. Bu ikisinin yıllık 500 bin ton atığı oluşuyor. Sert kabuk yakılarak değerlendirilirken, yeşil kabuk tam anlamıyla bir çevre problemi olarak atıl oluyor. Projemiz, hem bu atıkların değerlendirilmesini hem de milli ilaç hedefimize yaklaşmamızı sağlıyor.

Bu, vatandaşlar tarafından kabukların kaynatılıp içilmesi anlamına gelmesin. Bu kesinlikle bilgi gerektiren, doktorların ileri seviyede kanser teşhisi koymuş ve kemoterapide kullanılacak bir ilaç. Ancak doktorların gözetiminde kullanılması gerekir. Biz bu ilaçların kimyasal deneylerini yaptık. Kesinlikle vatandaşlarımız ‘kabuğu kaynatayım suyunu içeyim’ anlamı çıkarmasın. İlaç firmasında, ilaç normuna getirildikten sonra doktor tavsiyesinde kullanılıyor.”
“İhracat yapacak konuma geliriz”
Uğraş, elde edilecek ilacın kanser tedavisinde kullanılacağını dile getirerek, “İlaç, özellikle göğüs ve yumurtalık kanserlerinde kullanılacak. Hastanelerde uzman hemşire ve doktorlar tarafından uygulanan bir ilaç sınıfındadır. Elde edilen molekülden dünyada 3 ilaç üretiliyor. Bu ilaçların dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar civarında. Ülke olarak bu ilaçlara ödediğimiz para ise yaklaşık 100 milyon lira olarak karşımıza çıkıyor. Fındık kabuğu atıklarını ele aldığımızda, uygun bir yatırımcıyla bunu ekonomiye kazandırdığımızda, sadece ithalatın önüne geçmiş olmayız, ihracat yapacak konuma geliriz.” şeklinde konuştu.
Kaynak: (AA)

Devamını Oku

Bilim

Bilimin Hayatımızdaki Önemi ve Yeri

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Günümüzde bilim hızla ilerlemekle birlikte, bilimin sonucu olarak ortaya çıkan teknoloji hayatımızı heralanda kolaylaştırmayı başarmıştır. 17. yüzyıl başlarında “Bilgi güç kaynağıdır.” diyen İngiliz düşünür Francis Bacon’u, sonraki yüzyıllarda meydana gelen gelişmeler doğrulamıştır. Günümüzde pek çok ülke,1960’lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan teknoloji odaklı iktisat teorilerine uygun olarak bilim ve teknolojiyi kalkınma modellerinin ana ekseni hâline getirmiş bulunmaktadır.

Türkiye, bu durumu fark edip bunun için gerekli organları kuran ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. 1960’ta Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 1963’te Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve 1993’te Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) kurulmuştur. Bu bilim koordinasyon organları, Türkiye’de bilim ve teknolojiyi belirlenmiş bazı sosyal hedeflere ulaşmak için yönlendirmekte, finansal destek sağlamakta ve gerekli alt yapı ve kurumları tesis etmektedir. Bilim ve teknoloji söz konusu olduğunda, en başta bahsedilmesi gereken kurumlar üniversitelerdir. Türkiye’de bu alanda da hızlı bir gelişme meydana gelmiştir. Üniversite sayıları hızla artmaktadır.

Bütün bu gelişmelerin paralelinde artık bilimin etkilemediği bir alan kalmamıştır. Bilim kendisini teknolojik gelişmelerle hissettirir hâle gelmiştir. Bilindiği gibi hayatımızın her noktasında teknolojik gelişmelere rastlanmaktadır. Tüm bunlarla birlikte bilimsel gelişmelerin bir ürünü olarak teknoloji kavramı ortaya çıkmıştır. Artık bilim üreten, bilimi en iyi şekilde teknolojisine yansıtan toplumların söz sahibi olduğu bir dünyada yaşamaktayız. Güçlü olmanın, insanlığın gidişatına yön vermenin yolu bilimden geçmektedir. Bizler de bilimin bu kadar hâkim olduğu bir dünyada daha üretken olmalıyız, değil mi?
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM

Devamını Oku

Öne Çıkanlar