Bizi Takip Edin

Bilim

Bilim İnsanları Çıplak Köstebeklerde Yeni Bir Süper Güç Keşfetti

Yayınlandı

üzerinde

Çıplak köstebek de olarak bilinen Mole fareleri kırışık deri bir çuval gibi görünüme sahiptir. Bu çirkin görünümlerinin yanı sıra bu hayvanlar adeta bir mucize varlık. Kansere karşı tamamıyla bağışık olan bu varlık bir dizi özelliğiyle bilim insanlarının incelediği hayvanlardır. Bilim insanları bu mucize varlığın yaşlanmadığını keşfetti.
Diğer her memeli türü için, ölüm riski zamanın geçişi ile sürekli yükselir. Ancak bu, Doğu Afrika çöllerinin altına yuvalanmış bir kemirgen türü olan çıplak köstebek fareler ( Heterocephalusglaber) için geçerli değil. Memelilerdeki ölüm oranı genellikle Gompertz-Makeham ölüm oranı kanununu takip eder. Bu kanun yetişkinliğe eriştikten sonra yaş artışı ile birlikte ölüm hızındaki artışı tanımlayan matematiksel bir eşitliktir. İnsanlarda risk her 30 yılda kabaca iki katına çıkar. Kırışık kemirgenler için her şey tamamen farklı.

Bu bilgi bilim dünyasında şimdiye kadar elde edilmiş en heyecan verici buluşlardan bir tanesidir. Bu kemirgenler memeliler biyolojisi açısından bilinen her şeye karşı. Google’ın yaşlanma karşıtı şirketi Calico’da araştırmacı olan Rochelle Buffenstein bu kemirgenleri 30 yıldan beri inceliyor. 3 bin 299 çıplak köstebeğin kayıtlarını inceleyen araştırmacı, sıçanların hayatlarının geri kalanı için ölüm riskinin 10 binde bir kaldığını tespit etti. Çıplak köstebek 6 aylıkken cinsel olgunluğa ulaşıyor. Boyutlarına göre laboratuvarda yaklaşık ömrü 6 yıldır. Ancak bazı fareler 30 yıldan daha uzun süre yaşıyor.
Araştırmalar çıplak köstebeklerin diğer memeliler gibi yaşlanmadığını ve aslında yaşlanma belirtileri göstermediklerini gösteriyor. Bu bulgular, çıplak köstebeklerin uzun ömürlülük biyolojik mekanizmaları konusundaki anlayışımızı arttırmak için çalışacak olağanüstü hayvanlar olduğuna olan inancımızı güçlendirmektedir. Çıplak köstebeklerin neden uzun yaşadıkları bilinmiyor. 2009’da yapılan bir araştırma, birkaç nedene işaret ediyor. Bu nedenlerden birisi fare modellerinde görülenden daha az açığa çıkan ve diğer memelilerdekinden daha az oksidasyona sahip kararlı proteinler olabilir. Farelerin 30 yaşın üzerinde yaşayıp yaşamayacağını görmek için daha yaşlı hayvanlarda inceleme yapılmasını gerekli kılıyor.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/naked-mole-rats-nonageing-gompertz-law-longevity-calico

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

İnsanlar Dünya üzerindeki canlıların yüzde 83’ünü yok etti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

İnsanlık yeryüzünde yaşayan canlıların içerisinde sadece %0,1 oluşturmaktadır. Bu duruma rağmen insanlık var olduğundan bu yana, gezegendeki hayvanların %83’ünü, bitkilerin ise %50’sinin yok olmasına neden oldu.’Proceedings of the National Academy of Sciences’ adlı bilimsel dergide yer verilen araştırmada, insanlar düşünülenin aksine canlı popülasyonun küçük bir kısmını oluştursada hayvanların ve bitkilerin soylarının tükenmesine yol açıyor.
Guardian gazetesinde yayınlanan habere göre, bitkiler dünyadaki bitkilerin %82 sini oluştururken Bakteriler ise %13’ünü oluşturuyor. Balıklar,böcekler,mantarlar ile kalan canlılar ise dünyanın biyokütlesinin sadece %5’ini oluşturuyor.Okyanuslar ise sadece %1’ni oluşturmakta. Weizmann Bilim Enstitüsü’nden Prof. Ron Milo “Biyokütlenin farklı bileşenlerini oluşturan parçalara dair detaylı bir araştırmanın daha önce yapılmamasına çok şaşırdım. Umarım bu araştırma insanların Dünya’da ne kadar baskın bir rol oynadığına ilişkin bir bakış açısı sunar”

Bir çok bilim adamı yaşadığımız çağı Antroposen çağı (insanoğlunun dünyaya olan etkisinin en üst düzeye çıktığı Sanayi Devrimi’nden bugüne olan süreç ve devam edecek bu duruma İnsan Çağı da denen döneme verilen isim. Çünkü dünyamız artık geri döndürülmesi çok zor bir sürece girmiştir.) olduğunu dile getirmektedir. Gerçekleştirilen bu araştırma bu tanımın ne kadar doğru olduğunu gözler önününe sermektedir. Araştırma kapsamında, kümes hayvanları dünyada yaşayan kuşların %70’ini kalan %30 kısmın ise vahşi hayvanlardan oluştuğunu ortaya koymuştur.Memelilerde ise durum daha kötü. Büyükbaş hayvanlar(inek,domuz,koyun) çiftlik hayvanları %60’ı oluştururken insanlar %36’sı, vahşi memeliler ise sadece %4’ünü oluşturuyor.
Prof. Ron Milo bu durumu “Çocuklarımla bir yapboz yaptığımda bir filin yanında zürafa, onun yanında da gergedan olur. Eğer dünyada olan bitenin daha gerçekçi bir tablosunu vermek isteseydim, bir ineğin yanında bir inek, onun yanında da bir tavuk olurdu” Prof. Ron Milo insanların dünyamızdaki etkisinin en büyük sebebini beslenme alışkanlıklarımızın yol açtığını söylemektedir. Beslen alışkanlıklarımız hayvanlar ve bitkiler hatta diğer organizmalar üzerindeki etkisi son derece büyük.
Kaynaklar: https://www.sciencealert.com/humans-are-just-0-01-of-life-earth-but-we-annihilated-rest-biomass-animals-mammals-plants
https://tr.wikipedia.org/wiki/Antroposen

Devamını Oku

Bilim

Bilime Göre Ayrılık Nasıl Atlatılır?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Ayrılıkların kolay olmadığını biliyoruz. Bilmediğimiz şey, bu ayrılığın nasıl üstesinden gelineceğidir. İnsanların eski sevgili konusunu aşmak için farklı yaklaşımları vardır ve şimdi bilim, bazılarının üzerinde söz sahibi oldu. Missouri St. Louis Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, insanların yeni biten bir ilişkiden sıyrılıp devam etmek için kullandıkları üç stratejiye baktı. Araştırma, ortalama 30 ay süren ilişkilerden çıkan 20 ila 37 yaş arasındaki 24 denekten oluşmaktadır.
Denkler 4 gruba ayrıldı. İlk gruba eski sevgilileri hakkında olumsuz düşünmeleri söylendi. İkinci gruba ise olanları ve kişi için hissettikleri sevginin, sürecin normal bir parçası olduğunu kabul etmeleri söylendi. Üçüncü grup, eski sevgilileriyle ilgisi olmayan şeylere odaklandı. Dördüncü gruba özel bir şey sorulmadı. Araştırmaya katılanlardan daha sonra bir anket doldurmaları istendi ve ekip, eski sevgililerine olan duygusal bağlılıklarını ölçtü. Daha sonra deneklere, beyin dalgaları çizelgesi okuması yapılırken eski sevgililerinin resimleri gösterildi. Araştırma Ekibi, Deneysel Psikoloji Dergisi’nde de bildirildiği gibi, üç stratejinin de kısa vadede eski sevgililere olan duygusal tepkileri azaltmak için çalıştığını, ancak uyarılar olduğunu buldu.
İlk grup, onlara karşı daha az sevgi hissediyordu, ama aynı zamanda daha kötü bir ruh halindeydiler. İkinci grup daha iyi hissetmedi ve onlara olan sevgileri değişmedi. Üçüncü grup genel olarak daha mutlu hissediyordu, ama yaklaşım onlara olan sevgilerini etkilemedi. Çalışma, duygularınızı biraz daha kontrolde hissetmenizde, bunların etkili yollar olduğunu gösteriyor. Özellikle ayrıldıktan sonra kendinizi kaybolmuş hissediyorsanız. Ancak, bunlar uzun süreli çözümler olarak görülmemeli. Bir ilişkinin üstesinden gelmek, bir günde olacak birşey değil. Başyazar profesör Sandra Langeslag, röportajında, “aşk yönetmeliği bir açma / kapama düğmesi gibi çalışmıyor. Kalıcı bir değişiklik yapmak istiyorsanız, duygularınızda gerçek bir düzenleme yapmalısınız.” dedi. Kaynak: http://www.iflscience.com/brain/how-to-get-over-a-breakup-according-to-science/

Devamını Oku

Bilim

Dünya Tarihine Damga Vuran En Çılgın Bilim İnsanları

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Çılgın bilim insanlarının sadece bilim kurgu ve korku filmlerinde var olduğu düşünüyor olabilirsiniz.Ama durum pek sandığınız gibi değil aslında.İşte size geçmiş ve günümüzde yaşamış hatta belki de yan komşumuz olan bir çok çılgın bilim insanından bir kısmı.
Leonardo Da Vinci
Şimdilerde çoğu insan onu sanat eserlerinden tanıyor ancak Leonardo da Vinci kesinlikle çılgın bir adamdı. Sanatın dışında bir çok alanla ilgilenmiş olan Da Vinci, mühendislik, anatomi alanlarıyla ve icatlarla da ilgilenmeyi severdi. Bunların bir sonucu olarak, Da Vinci, helikopterin bulunmasını sağlayan kişi olarak tanınır. Da Vinci’nin yaşadığı günlerde uçan tek şey kuşlar ve böceklerdi ve Da Vinci “uçmak istiyorum” dedi. Böylece, kanvas ve bisiklet parçalarından oluşan ahşap bir mekanizma olan “hava vidası” nı icat etti. Bu sadece kağıt üzerinde mevcuttu ancak Da Vinci paraşütünde bulunmasına vesile olmasıyla kendi fikirlerine olan inancını gösteriyor. Da Vinci’nin cesetleri inceleme konusuna da bir düşkünlüğü vardı.
Professor Henry Markram
Daha günümüze ait bir bilim insanı olan Profesör Henry Markram, 2018 yılına kadar bir makinenin içine canlı bir akıl yerleştirmek istiyor. Bu, yapay zekanın mükemmel olmasını istediği anlamına geliyor. Güney Afrikalı bilim adamı, “Mavi Beyin Projesi” olarak adlandırılan, tamamen düşünebilen, hissedebilen ve hatta aşık olabilen yapay bir varlık yaratmayı umuyor. Tüm bunları beynin nasıl çalıştığını anlamayı umarak yapıyor ve bu nedenle niyeti tamamen kötü değil. Markram’ı dürten ilk şey, oğlu Kai’ye Asperger sendromu teşhisi konduğunda ortaya çıktı, bu da sonunda Markram’ın otistik insanların daha empatik olduğunu ve insanların takdir ettiğinden daha fazlasına sahip olduklarının farkında olduklarına dair teoriyle sonuçlandı. Daha sonra Mavi Beyin Projesi, insan beynine ve onu etkileyen tüm hastalıklara ışık tutacağını uman İnsan Beyin Projesi’ni doğurdu.
Giovanni Aldini
İtalyan fizikçi Giovanni Aldini, gerçek hayatın Victor Frankenstein’ları olarak tanınan iki kişiden biri. Aldini bu ismi kendisinin 1803’teki elektrikle ilgili çalışmasının bir parçası olan ölüyü yeniden diriltmek istediği deneyden sonra kazandı. Bu görevi yerine getirmek için Aldini, eşini ve çocuğunu öldürdüğü için idam edilen katil George Foster’ın cesedini satın aldı.(Kulağa toplumun tam da tekrar ihtiyaç duyduğu birisi gibi geliyor, değil mi?) Aldini, Foster’ın cesedini Royal College of Surgeons’a götürdü, burada seyircinin önünde, elektrotları Foster’a bağladı ve suyu açtı. Ve hemen hemen herkes sonucu gördüğünde şok oldu. Fosters’ın yüz kasları seğirmeye başladı, “sol gözü açıldı” ve birkaç saat sonra Foster soluk aldı. Ancak, Aldini’nin kullandığı pilin tükenmesiyle Foster’ın vücudu tekrar ölü hale geldi. Foster o odadan çıkmasa da, hikayesi İngiltere’den başlayarak sonunda Mary Shelley’nin kulağına kadar gitmişti.
Johann Conrad Dippel
Frankenstein için ilham kaynağı olan diğer bilim adamı Johann Conrad Dippel tüm yumurtalarını bir sepete koyan türden biri değildi. Alman hekimin ilgi alanları, tanrıbilimden simyaya uzanıyordu ve hobileri arasında kadavraları çalmak, onlar üzerinde deney yapmak, yapay hayat yaratmaya çalışmak ve filozof taşını ve yarattığı söylenen yaşam iksirini aktif olarak araştırmak vardı. Bir noktada, “Dippel’in Yağı” adını verdiği bir şey yarattı, bu karışım bir böcek kovucu olarak da olsa II. Dünya Savaşı’na kadar kullanıldı. Dippel de bir zamanlar sapıklıktan suçlu bulundu.

Charles Hofling
Bir başka çağdaş deli olan, psikiyatrist Charles Hofling, insanların itaatlerinin sınırlarını test etmeyi severdi. Bu amaçla, 1966’da Hofling hastane deneyi olarak bilinen şeyi yürüttü. 22 gece hemşirelerinden herhangi birine haber vermeksizin, Hofling’in hayali bir doktoru hastaneyi aradı ve hastalara hayali bir ilacı (aslında bir plasebo) uygulamalarını emretti. Sahte ilaç, onaylanmış herhangi bir ilaç listesinde görünmedi. Ayrıca, şişenin üzerindeki etikette bir kişinin alması gereken en fazla miktarın 10mg olduğu açıkça belirtilmesine rağmen hemşirelere, bu ilacın 20mg verilmesi söylendi. Korkutucu olan, 22 hemşirenin 21’i bu emirlere uyuyordu ve bunu yaparken hastanenin üç kuralını çiğnemiş oldular: telefonla emir almamak, maksimum dozu geçmemek ve yetkisiz bir ilaç kullanmak. Neyse ki, o zamandan bu yana sağlık hizmetleri daha iyiye gitti.
Elon Musk
Herkesin en sevdiği gerçek hayatın Tony Stark’ı olan, Elon Musk’ın aslında oldukça çılgın fikirleri var. Yeni başlayanlar için, insanların Hyperloop(Los Angeles ve San Francisco’yu 30 dakikalık bir yolculuğa çıkaran bir süper hızlı geçiş sistemi) ile seyahat etme şeklini tamamen değiştirmek istiyor. Bu küçük fikrin, ilk büyük adımını, 2016 Hyperloop One’ın Nevada çölündeki bir tahrik mekanizmasını başarıyla test ettiği Mayıs 2016’da attı. Musk’ın çılgın fikirlerinden bir diğeri de, yapay zekâyı bırakmak. Aralık 2015’te, tamamen yok etmek yerine insanlığa fayda sağlayacak yapay zeka geliştirmeyi amaçlayan bir yapay zeka araştırma şirketi olan OpenAI’yi ortaya çıkardı. Bu fikri ortadan kaldırmak için, Musk(gerçekten deli bir bilim adamı olarak ) 1 milyar dolar para topladı.

Lyn Evans
Fizikçi Lyn Evans, CERN’in Doğrusal Çarpıştırıcı direktörüdür, yani Büyük Hadron Çarpıştırıcısı veya LHC’den sorumludur. Evans’ın önderliğinde, diğer bilim adamları, Big Bang’i yeniden yaratma girişimi sırasında protonları ezdiler, patlamanın evreni nasıl yarattığı teorileşti. Higgs bozonu parçacığı gibi keşfettikleri veya keşfetmeyi umdukları pek çok şey arasında, nihai amaçları Evrenin nasıl başladığını görmektir. Ancak, bununla ilgili temel bir sorun olabilir. Esasen, Evans ve mürettebat bütün bir evreni yaratan bir şeyi yeniden yaratmaya çalıştıklarından, deneylerinin çok iyi çalışma tehlikesi var.


J. Robert Oppenheimer
Amerikalı teorik fizikçi Julius Robert Oppenheimer, on yılı aşkın bir süre UC Berkeley’de fizik öğretti. Ancak, çoğu insan onu dünyanın ilk atom bombasını geliştiren, o zaman gizli olan Manhattan Projesi’ndeki çalışmasıyla tanıyor. Bu başarıdan dolayı “atom bombasının babası” olarak bilinir. Ve bu sadece yaptığı ilk çılgın şey. Yaptığı bir sonraki çılgınlık, nükleer silahların uluslararası kontrolü için ve küresel bir nükleer felaketi önlemek için hazırlandı. Kısaca, parlak ve patlayıcı oyuncakları Kongre’ye sundu ve sonra onları geri almaya çalıştı. Oppenheimer erişim yetkisinin iptal edildiğini ve kariyerinin mahvolduğunu gördü.

image002.jpg

Devamını Oku

Öne Çıkanlar