fbpx
Connect with us

Bilim

Bilim İnsanları Güneş Enerjisini 18 Yıla Kadar Saklayabilecek Sıvı Bir Yakıt Geliştirdi

Published

on

Ne kadar bol ve yenilenebilir olursa olsun, güneş enerjisiyle ilgili hala büyük bir sorun bulunuyor. Güneşin ürettiği enerjiyi depolayabilecek ucuz ve verimli bir sistem bulunmuyor. Güneş enerjisi endüstrisinin uzun bir süredir takıldığı ve ilerleyemediği bu alanla ilgili geçtiğimiz yıl içerisinde farklı çözümler ortaya kondu. İsveç’teki bilim İnsanları güneş enerjisini 10 yıldan daha uzun bir süre depolayabilen özel bir sıvı geliştirdi. MIT’de güneş enerjisi üzerine çalışan mühendis Jeffrey Grossman yaptığı açıklamada, Bir güneş paneli şarj edilebilir batarya gibidir.

Ancak elektrik yerine güneş ışığını devreye sokar ve ısıyı almayı isterseniz, talep üzerine tetiklenmektedir” açıklamasında bulundu. Bulunan sıvı Chalmers University of Technology’deki bilim insanlarının bir yıldan fazla bir süredir geliştirmek için uğraştığı sıvı formundaki bir moleküldür. Bu molekül karbon, hidrojen ve azottan oluşmaktadır. Güneş ışığıyla tetiklendiğinde bu molekül olağan dışı bir şey yapmaktadır. Molekülün atomları arasındaki bağlar yeniden düzenlenir ve bir izomer olarak isimlendirilen, enerjinin yeni bir versiyonuna dönüşür.

Bir tuzağa yakalanan av gibi, güneşten gelen enerji de izomerin güçlü kimyasal bağları arasında yakalanır ve molekül oda sıcaklığına soğuduktan sonra bile orada kalır. Enerjiye ihtiyaç duyulduğunda – gece veya kış mevsiminde – sıvı, molekülü orijinal formuna geri döndüren ve ısı formunda enerji veren bir katalizörden çekilir. Chalmers Üniversitesi’nden nanomateryalist bilim insanı KasperMoth-Poulsen , “ Bu izomerdeki enerji 18 yıla kadar saklanabilir ” diyor. Üstelik enerji çıkarıldığında ve kullanılmaya başlandığında umulandan daha büyük bir sıcaklık artışı elde edilmektedir. Üniversite binasının çatısına yerleştirilen enerji sisteminin bir prototipi, yeni sıvıyı teste tabi tuttu ve araştırmacılara göre sonuçlar çok sayıda yatırımcının dikkatini çekti.

Yenilenebilir, emisyondan arındırılmış enerji cihazı merkezde bir borulu içbükey bir reflektörden oluşur ve bu da Güneş’i bir çeşit uydu çanağı gibi izler.Sistem dairesel bir şekilde çalışır. Şeffaf borularla pompalama yapılmasının ardından sıvı güneş ışığı tarafından ısıtılır, norbornadien molekülü ısı tutucu izomer tarafındankuadrisiklona dönüştürülür. Sıvı daha sonra minimum enerji kaybıyla oda sıcaklığında saklanır. Enerjiye ihtiyaç duyulduğunda, akışkan, molekülleri orijinal hallerine geri döndüren sıvıyı 63 derece ile ısıtan özel bir katalizörden süzülür.Her şey planlandığı gibi giderse, Moth-Poulsen teknolojinin 10 yıl içinde ticari kullanıma açık olabileceğini düşünüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/scientists-develop-liquid-that-sucks-up-sun-s-energy

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Parkinson Hastalığı Hakkında Önemli Keşif Yapıldı

Published

on

Beynin alt kısımlarındaki gri cevher çekirdeklerinin bozukluğuna bağlı bir sinir sistemi hastalığı olan Parkinson, genelde orta yaş insanlarda görülür. Dünya’da birçok insanı olumsuz etkileyen bu hastalığa dair önemli bir keşif yapıldı. Bilim insanları, 2017’de gerçekleştirilen “truncal vagotomy” isimli prosedürü geçirmiş düşük seviyede hastalığı bulunan hastalarla, Parkinson’un beyne sıçramadan önce bağırsakta başladığını buldu. Yaklaşık beş yıl boyunca devam eden çalışmalarda bilim insanları, ‘vagus’ siniri adı verilen ve beyin ile sindirim sistemini bağlayan bölgeyi incelemeye aldı. Bu bölgesi alınan hastalar, alınmayan hastalara göre yüzde 40 daha az Parkinson hastalığı üretti. Ekibin sonuçlarına göre; bu farklar oldukça belirgin ve beyindeki hastalıkların karın bölgesiyle bağlantılı olduğunu söyleyen önceki araştırmaları da destekliyor.

Karolinska Enstitüsü’nden Bojing Liu, “Sonuçlar, Parkinson hastalığının bağırsaktan başladığını net bir biçimde ortaya koyuyor. Bu hipotezi destekleyen diğer kanıt ise Parkinson hastalığı olanların sıklıkla mide-bağırsak sorunlarının olması, bu da Parkinson’dan onlarca yıl önce başlayabiliyor” demecini verdi. Liu, ”Bağırsaktaki proteinler yanlış bir yola sapıyor ve bu genetik hata bir şekilde beyne kadar ulaşıyor ve bu hata hücreden hücreye yayılıyor” dedi. İsveçli ekip buldukları bu bulgularda yalnız değiller; 2016’da fareler üzerinde yapılan bir araştırma ve 2017’de ABD’de yapılan bir araştırma da benzer bulgular elde edilmişti.

Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Kaynak: https://www.sciencealert.com/there-s-mounting-evidence-that-parkinson-s-starts-in-the-gut-not-the-brain

Continue Reading

Bilim

Unutmak, hatırlamaktan daha fazla beyin gücü kullanıyor

Published

on

Journal of Neuroscience’da yayınlanan bu bulgular,istenmeyen bir deneyimi unutmak için daha fazla dikkatin verilmesi gerektiğini ileri sürüyor. Bu şaşırtıcı sonuç, dikkati istenmeyen deneyimlerden uzaklaştırarak veya hafızanın geri alınmasını bastırarak, istenmeyen bilgilere olan ilgiyi azaltmaya odaklanan kasıtlı unutmaya ilişkin önceki araştırmayı genişletiyor. Çalışmanın yazarı ve UT Austin’de psikoloji yardımcı doçenti,JarrodLewis-Peacock, “Travmatik hatıralar gibi uyumsuz tepkileri tetikleyen hatıraları atmak isteyebiliriz, böylece yeni deneyimlere daha uyumlu şekillerde yanıt verebiliriz” dedi. Onlarca yıl süren araştırma, bir şeyi gönüllü olarak unutabilmemizin mümkün olduğunu, ancak beyinlerimizin bunu nasıl yaptığını hala sorguladığımızı göstermiştir. Anıların nasıl zayıfladığını ve bunu kontrol etmenin yollarını bulduğumuzda, insanların kendilerini istenmeyen anılardan kurtarmasına yardımcı olmak için tedaviler tasarlanabilir.

Anılar statik değildir. Bunlar beynin düzenli olarak güncellenen, değiştirilen ve deneyimle yeniden düzenlenmiş dinamik yapılarıdır. Beyin bilgiyi sürekli hatırlıyor ve unutuyor – ve bunun çoğu uyku sırasında otomatik olarak oluyor. Kasıtlı unutmaya gelince, önceki çalışmalar, prefrontalkorteks, uzun süreli hafıza yapıları ve hipokampusgibi, beynin kontrol yapılarındaki aktivitenin”önemli noktalarını” konumlandırmaya odaklanmıştı. Son çalışma, bunun yerine, beynin duyusal ve algısal bölgelerine, özellikle ventraltemporal kortekse ve oradaki karmaşık görsel uyaranların hafıza temsillerine karşılık gelen aktivite modellerine odaklanmaktadır. Peacock,’’Beyindeki dikkatin kaynağına değil onun görüşüne bakıyoruz’’dedi. Beyin aktivite örneklerini izlemek için sinir sistemi görüntülemeyi kullanan araştırmacılar, her bir görüntüyü unutmaları ya da hatırlamaları için talimat verdikleri bir grup sağlıklı yetişkin insana manzara ve yüz resimleri gösterdiler.

Onların bulguları, insanların unuttuğu şeyleri kontrol etme kabiliyetine sahip olduğunu doğrulamakla birlikte,aynı zamanda kasıtlı unutmanın bu duyusal ve algısal alanlarda’’orta düzeyde beyin aktivitesi gerektirdiğini’’-hatırlamak için gerekenden daha fazla aktivite gerektirdiğini doğruladı. Çalışmanın yazarı TracyWang; ‘’Unutma mekanizması için orta düzeyde bir beyin aktivitesi kritiktir.Bu aktivite çok güçlü olursa hafızayı güçlendirir;çok güçsüz olursa da onu değiştiremezsiniz’’ dedi.

Araştirmacılar ayrıca,katılımcıların çok daha duygusal bilgi taşıyabilen yüzlerden daha çok, manzaraları unutmalarının daha muhtemel olduğunu bulduklarını söylediler. Belirli tipteki anılara ne kadar dikkat edildiğini izlemek için neurofeedback (duyusal veya sinirsel geri bildirim) kullanarak yeni bir çalışmaya başlayan Lewis-Peacock;‘’Beynimizdeki bu mekanizmaların farklı türdeki bilgilere nasıl tepki verdiğini öğreniyoruz.Unutma yeteneğimizi nasıl kullanabileceğimizi anlamadan önce bu çalışmanın daha fazla araştırılması ve artırılması gerekiyor’’dedi.’’Bu sağlığımız ve mutluluğumuz üzerinde ciddi bir etkiye sahipolan,gerçektengüçlü,yapışkan duygusal hatıraları nasıl işlediğimiz ve onlardan nasıl kurtulabileceğimiz konusunda bir yol gösterecektir.

Editör / Yazar: Esra KAŞ

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/03/190311152729.htm

Continue Reading

Bilim

Enerji depolayabilen yumurta kabukları

Published

on

Protein deposu, sağlıklı yağ kaynağı ve kahvaltıların vazgeçilmezi olan yumurta, gıda, ilaç ve imalat endüstrisinde dünya çapında yüksek miktarda kullanılmaktadır. Aile büyüklerimizin dediği gibi, ”Kabuğu ile ye evladım, bütün vitamini kabuğunda” öğüdü yumurta adına da gerçek oldu; yumurta kabuğu, kalsiyum karbonat bileşiğinden (CaCO3) ve protein bakımından zengin bir zarı bünyesinde barındırıyor. Ve bu durum, enerji kaynağı olarak kullanılabilir. Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) tarafından kurulan Helmholtz Enstitüsü, alanında uzman profesörler tarafından araştırmayı gerçekleştirdi. Bilim insanları, kalsiyum karbonat bileşeninin yüksek oranı sayesinde lityum depolayabilen yumurta kabuğunun ümit verici elektrokimyasal özelliklerini keşfetti.

Daha önceden biyoseramik, kozmetik ve boya endüstrisi dâhil olmak üzere birçok alanda yararlanılan yumurta kabukları, elektrot olarak kullanılabildi. Bilim insanlarının çalışmadaki yeni hedefi; daha detaylı bir araştırmayla yumurta kabuğunun elektrokimyasal ve fiziksel davranışını anlamak ve performansını da aynı ölçüde arttırmak. Bu sayede yumurta kabukları, gelecekte enerji depolamada yaygın bir kullanıma sahip olabilir.

Helmholtz Enstitüsü’nden Profesör Maximilian Fichtner, ”Yumurta kabuklarından bu şekilde yararlanmayı hiçbirimiz beklemiyorduk. Dünya nüfusunun artması gelecekte enerji alanında bazı problemlere neden olabilir; ancak yeni bulduğumuz bu enerji deposu çözüm olabilir. Elektrot üretmedeki performansı inanılmaz, gerçekten de enerji üretiyor…” demecini verdi.

Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Kaynak: https://phys.org/news/2019-03-energy-eggshells.html

Continue Reading

Öne Çıkanlar