fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Bilim İnsanları “İlk 3D baskılı insan korneası” geliştirdi

Yayınlandı

üzerinde

Bu demek oluyor ki gelecekte sınırsız kornea temin etmek için bu teknik kullanılabilir. İnsan gözünün en dış tabakası olan kornea, görmeyi odaklamada önemli bir role sahiptir. Bununla birlikte, nakil için uygun kornealar önemli derecede eksiklik gösteriyor ve dünya çapında 10 milyon insanın, trahom ve bulaşıcı göz bozukluğu gibi hastalıkların bir sonucu olan kornea körlüğünü önlemek için ameliyat edilmesi gerekmektedir. Buna ek olarak; yanıkların, yırtıkların, aşınmaların ve hastalıkların neden olduğu kornea skarlaşması nedeniyle yaklaşık 5 milyon insan körlüğe katlanıyor. Deneysel Göz Araştırması’nda bugün yayınlanan konsept kanıtı araştırması, sağlıklı bir donör korneadan gelen kök hücrelerin (insan kornea stroma hücreleri), algılanabilir bir çözelti oluşturmak için aljinat ve kollajen ile birlikte nasıl karıştırıldığını anlatıyor. Basit düşük maliyetli bir 3D biyo-yazıcı kullanarak, biyo-mürekkep, bir insan korneasının şeklini oluşturmak için eşmerkezli çevrelerde başarıyla çıkarıldı. Yazdırmak 10 dakikadan az sürdü. Çalışmayı yöneten Newcastle Üniversitesi’nde Doku Mühendisliği profesörü olan Che Connon şunları söyledi: “Dünyanın dört bir yanından birçok ekip , bu süreci mümkün kılmak için ideal biyo-mürekkebi araştırıyor. Alijinat ve kolajenin bir arada bulunduğu eşsiz jelimiz kök hücrelerinin canlı kalmasını sağlarken şeklini verebilmesi için yeterince sert ama bir 3D yazıcıdan çıkabilmesi için yumuşak olan bir malzemeden üretiliyor. Bu, oda sıcaklığında haftalarca canlı tuttuğumuz, benzer bir hidrojel ile yaptığımız önceki çalışmalara dayanıyor. Artık ayrı ayrı çoğalmasıyla ilgili endişe etmeden kullanıcıların dokuları basmaya başlamalarına izin veren biyo-mürekkep içeren kök hücreleri kullanmaya hazırız. ” Newcastle Üniversitesi’nden Genetik Tıp Enstitüsü’nün ilk yazarı ve doktora öğrencisi olan Abigail Isaacson da dahil olmak üzere bilim adamları, bir hastanın benzersiz özelliklerini karşılayacak bir kornea oluşturabileceklerini de gösterdi. Basılan doku boyutları orjinal olarak gerçek bir korneadan alınmıştır. Bir hastanın gözünü tarayarak verileri, boyutu ve şekli ile eşleşen bir korneayı hızla basmak için kullanabilirler. Profesör Connon şunları ekledi: Üç boyutlu baskı ile basılmış kornealar üzerinde artık daha fazla test yapmak zorundayız ve birkaç yıl içinde onları nakledebileceğimiz pozisyonda olacağız. “Ancak, gösterdiğimiz şey, bir hastanın gözünden alınan koordinatları kullanarak kornea basmanın ve bu yaklaşımın dünya çapında kıtlıkla mücadele etme potansiyeline sahip olmasının mümkün olmasıdır.” Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/05/180529223312.htm

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

28 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Lens !

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Görme bozukluklarının düzeltilmesinde, göz renginin değiştirilmesinde, ya da kornea hastalıklarının tedavisinde kontakt lens kullanılmaktadır. 14 yaşındayken sol gözündeki rahatsızlıktan dolayı kontakt lens kullanan bir bayan, badminton maçı sırasında gözüne aldığı darbeden sonra lensini bir daha bulamadı.
Kaybolan bu lens, tam tamına 28 yıl sonra ortaya çıktı !
İskoçya’da yaşayan bayan, bir süre önce gözleriyle ilgili çeşitli rahatsızlıklar yaşamaya başladı. Tam 6 ay boyunca sol gözünde sulanma ve şişlik problemleriyle uğraşan kadın, sonunda doktora gitmeye karar verdi.

İskoçya’nın Dundee şehrindeki Oftalmoloji hastanesine giden kadın, yapılan kontrollerin ardından çıkan sonuçlara inanamadı. Kadının göz kapağında 6 milimetre çapında bir yuvarlak cisimle karşılaşan doktorlar, yapılan kontrollerin sonucunda bunun bir kontakt lens olduğunu anladılar. Yapılan operasyonun ardından 28 yıllık kontakt lens, kadının göz kapağından çıkarıldı.
Kaynak: https://www.livescience.com/63333-contact-lens-eyelid.html
Çeviren: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Pirinç Tanesi Kadar Küçük Bir Denizatı Türü Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Sadece güneydoğu Japonya’da bulunan yepyeni bir cüce denizatı türü keşfedildi. Japonya’da kaydedilen birçok denizatı türü bulunuyor. Bu bölge biyolojik çeşitlilik bakımından üst seviyededir.
Bölgede bulunan türler daha önce güneyden orta doğu Japonya’ya kadar yerel tüplü dalgıçlar tarafından gözlemlendi.
Araştırmacılar yeni keşfedilen bu küçük denizatı türüne “Hippocampus Japapigu” yani latince adıyla “Japon Domuzu” ismini verdi. İsim ilk defa hayvanı gören ve minik bir bebek domuza benzediğini söyleyen dalgıçlardan geliyor. Bu cüce denizatı yaklaşık olarak 15 milimetre uzunluğa sahip, yani bir pirinç tanesi büyüklüğünde. Mevcut şekli ve renkli yapısı bu denizatlarını minik bir deniz yosunu gibi gizleyerek, gözlerden koruyor.
Bu denizatları, minicik boyutlarına rağmen çok güzel renklere sahip. Texas A & M Üniversitesi’nden National Geographic’tede araştırmacı olarak görev yapan Kevin Conway, Hippocampus Japapigu’nun çok özel olduğunu vurguluyor. Hippocampus Japapigu, araştırmacılar tarafından Tokyo’nun 287 kilometre güneyinde deniz yaşamını araştırmaları esnasında tespit edildi. Bu denizatları yumuşak mercan ve yosun resiflerinde 5 ile 22 metre derinlikte bulunuyor. Cüce denizatlarının sırtında kanat benzeri yapılar bulunuyor. Bu türlerin çoğunda kanatlar çift olarak bulunurken, bu yeni türde sadece bir kanat yer alıyor.
Araştırmacılar bu yeni türün kafa, gövde ve kuyruğunun üzerinde göze çarpacak şekilde beyaz ve kahverengi örgü desenleri bulunduğunu ve bunun ayırt edici olduğunu ifade ediyor. Bu tür hakkında hemen hiçbir şey bilinmiyor. Bilinen tek şey oldukça aktif ve hareketli oldukları ve planktonları yedikleri. Bu tür Japonya’da kaydedilen cüce denizatlarının beşincisi ve bilim insanları başka denizatı türlerinin de keşfedileceğini düşünüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/researchers-have-discovered-a-colourful-seahorse-the-size-of-a-grain-of-rice

Devamını Oku

Arkeoloji

Eski İnkalar İleri Kranial Cerrahi Tekniklerine Sahipti

Yayınlandı

üzerinde

Eski İnkaların uzmanların kabul ettiğinden daha gelişmiş tekniklere sahip olduğu gün geçtikçe ortaya çıkıyor. Yeni yürütülen bir çalışmada antik İnka’ların kafa cerrahisinde oldukça ileri olduğunu ortaya koydu.
Eski dönemlerde uygarlıkların gelişmişlik düzeyleriyle ilgili birçok tartışma bulunuyor. Kolomb’un Amerika’yı keşfinden önce bazı uygarlıkların oldukça gelişmiş olduğu bilim insanları tarafından dile getiriliyordu.
Birçok Aztek ve Maya kentinin Amerika’nın keşfedildiği dönemdeki Avrupa merkezleri kadar ilerlediği düşünülüyor. Şimdi yeni elde edilen bulgularda İnkalarınkraniyal ameliyatlar yapabildiği keşfedildi. Dünya Nöroşirürji dergisinde yayınlanan bir çalışmada, İnkaların kazıma, ensizyon ve perforasyon gibi teknikleri başarıyla uyguladığı ortaya çıktı. Trepanasyon adı verilen teknik, binlerce yıldır kafa travması, baş ağrısı, epileptik nöbetler ve akıl hastalığı vakalarını tedavi etmek için dünyanın çeşitli halkları tarafından kullanılmıştır. Trepanasyon, kafatasına bir deliğin açıldığı tıbbi bir prosedür olarak tanımlanır. Trepanasyon antik çağlardan beri uygulanmaktadır ve migren, nöbetler, travma, akıl hastalıkları ve hatta şeytanın kişiyi ele geçirdiği düşünülen vakalarda kullanılmıştır. Yeni araştırma İnkaların bu alanda diğer tüm medeniyetlerden daha ileri bir düzeyde olduğunu ortaya çıkardı. İnkalar nasıl olduğu bilinmeyen bir biçimde anatomi konusunda uzmandılar. Çalışma İnkaların M.Ö. 400’lü yıllarda ameliyat ettiği 800’ün üzerinde kafatasının değerlendirilmesine dayanmaktadır.
Bu kafa tasları 1500’lü yıllarda Peru’da bulundu. Araştırmacılara göre, İnka İmparatorluğu’ndaki bu ameliyatlarda ölüm oranı% 17 ile% 25 arasında değişiyordu. Karşılaştırma yapmak gerekirse, yüzyıllar sonra Kuzey Amerika İç Savaşı sırasında, kranial operasyonlardaki ölüm oranlarının % 46 ile 56 arasında olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Bilim adamları İnkaların başarısının nedenini bilmiyorlar ama hijyenin belirleyici bir faktör olabileceğini öne sürüyorlar.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/the-ancient-inca-possessed-advanced-cranial-surgery-techniques-thousands-of-years-ago/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar