fbpx
Connect with us

Ekoloji

Küresel ısınmanın, kuşları acımasız canlılara dönüştürdüğü saptandı

Published

on

Gezegenimizde ısının giderek artmasının kuşlar arasındaki rekabeti şiddetlendireceğine dikkat çeken bilim insanları, bu yüzden kuşların yuva ve yiyecek kaynakları mücadelesinde türdeşlerini öldürmeye meyilli son derece acımasız canlılara dönüşmekte olduğunu belirtti. Küresel ısınmanın kuşların üzerindeki etkisini araştıran bir grup zoolog, ‘Current Biology’ dergisi için kaleme aldığı makalede, hava sıcaklığı ortalamalarının giderek artmasının, kuşları yuva ve yiyecek kaynakları mücadelesinde acımasız katillere dönüştürdüğünü ifade etti.

Hollanda’daki Groningen Üniversitesi’nden Jelmer Samplonius, “Kara sinekkapanlar, küresel ısınmadan dolayı Avrupa’ya biraz daha erken dönmeye başladı. Bu, çiftleşme mevsiminin en yoğun döneminde baştankara kuşlarıyla giderek daha çok çatışmalarına neden oluyor. Araştırmalarımızın gösterdiği gibi kara sinekkapanlardan her onuncu erkek kuş, bu ‘yuva savaşı’ sonucunda baştankaraların kurbanı oluyor” dedi. Son zamanlarda çevre ve iklim bilimciler, varlığından artık şüphe duyulmayan küresel ısınmanın 1.5 derecede tutulamaması halinde bitkilerin yaşamını ve hayvanların davranışlarını nasıl etkileyeceğine dair araştırmalarını yoğunlaştırdı.

Samplonius ile ekibi, aynı türden yiyecek tüketen ve benzer koşullarda yuva kuran iki rakip kuş türünün arasındaki ilişkiyi gözlemleyerek, davranışlardaki değişikliğin en yalın ve ilginç örneklerinden birini buldu. Uzun süredir yaptığı gözlemlerde son yıllarda daha sık olarak baştankaraların yuvalarında kara sinekkapan cesetlerinin bulunduğunu tespit eden Samplonius, her çiftleşme mevsiminde gözlemlenmeyen bu tür ‘saldırganlık patlamalarının’ iklimdeki dalgalanmalardan kaynaklanabileceğini düşündü. Makaleye göre baştankaralar sonbaharda güneye göç etmeyip kış boyunca Rusya ve Avrupa ülkelerinde yaşarken, kara sinekkapanlar sonbaharda Afrika’ya uçup ancak ilkbaharda geri dönüyor. Göçmen kuşlar daha önce bitki yapraklarıyla onları yiyen tırtılların en hızlı büyüdüğü zaman yuva kurdukları yerlere ulaşırdı, ancak son zamanlarda durum değişti.

Küresel ısınmadan dolayı kuşlar Afrika’yı birkaç gün önceden terk etmek zorunda kalmaya başladı. Araştırmaya göre ılımlı iklim kuşağında ilkbahar erken başladığı zaman bu durum kuşların yaşamını etkilemiyor. Ama ilkbaharın geciktiği ve hala donların oluştuğu durumlarda, bitki ve tırtıl olmadığı için yuva kurmayı ertelemek zoruna kalan kara sinekkapanlar, o bölgede kışında kalan baştankaralarla kaynak mücadelesine girişiyor. Son 10 yıl boyunca Danimarka ormanlarında kurdukları kuş evlerinden kuşların yaşamını gözlemleyen uzmanlar, iklimdeki dalgalanmaların kuşlar arasındaki çatışmalara ve acımasızlık derecesine olan etkisini araştırdı. İklim değişimlerinin gerçekten de iki kuş türünün arasındaki mücadeleyi çetinleştirdiği, kara sinekkapanların Avrupa’ya baştankaraların yumurtladığı dönemde gelmesiyle bu kuşların, yuvalarına girmeye çalışan kara sinekkapanların her 10’uncu erkeğini öldürdüğü ortaya çıktı. İki kuş türünün çiftleşme döneminin denk gelmemediği durumlarda birbirleriyle çok daha az kavga ettiği ve bu kavgalarda kara sinekkapanlardan ölen olmadığı saptandı.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/01/190110141908.htm

Ekoloji

Dünya Üzerinde Yakın Zamanda Tükenecek 10 Doğal Kaynak

Published

on

Dünya’da hayatta kalabilmek için ormanlardan dağlara, havadan suya ve minerallere kadar uzanan geniş bir doğal kaynağa ihtiyacımız bulunuyor. Yaşamı devam ettirebilmek için bu doğal kaynakları çeşitli yöntemlerle korumak insanın birinci önceliği olmalıdır. Nüfus artışı ve gittikçe yayılan endüstriyel alanlar sebebiyle doğal kaynaklara olan ihtiyaç yıllar geçtikçe büyümektedir. Gelecekte bu doğal kaynakların korunması için yollar bulunmazsa, tükenme tehlikesiyle karşı karşıyalar. Dünya’da üzerinde kısa sürede tükenecek olan doğal kaynaklara bir göz atmak gerekirse:

10. Ormanlar

Ormanlar yiyecek, barınak, yakıt, tıbbi malzeme, kereste ve kâğıt sağlayan en değerli doğal kaynaklardan biridir. Hayvan türleri için doğal bir yaşam alanı sağlamada hayati bir rol oynamaktadır. Ormanları tüketen temel neden ise araziye dönüştürme, ağaçların yakacak olarak kullanımı, konut yapımı ve inşaatlar için ihtiyaç duyulan kereste ihtiyacıgibi insan faaliyetleridir. Ormanların tükenmesi çevrede yeşil alanın azalmasının yanında iklim ve biyoçeşitlilik üzerinde ciddi sonuçlar doğurmaktadır.

9. Toprak

Toprak farklı besinlerden oluşur ve bitkilerin beslenerek büyümesine yardımcı olabilecek hayati bir doğal kaynaktır. Bilim insanları, önümüzdeki yıllarda insanları iklim değişikliği ile birlikte toprak erozyonu ile ilgili risklere karşı uyarıyor. Tarım yapmak topraktaki karbon oranını birkaç yıl boyunca bozmaktadır. Bu durum da fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan sera gazı emisyonlarının uzun vadede kötü etkiler doğurmasını sağlayacaktır.

8. Maden Kaynakları

Demir, çelik, alüminyum, karbon, silikon, çinko ve bakır sanayileşme nedeniyle yıllar içinde talep edilen değerli doğal kaynaklardan bazılarıdır. Demir, sınırlı bir kaynağa sahiptir ve daha önceki yüzyıllarda silahlarda ve şimdi modern binalar, ulaşım ve altyapı inşaatı için kullanılmıştır. Günümüzde sanayinin yoğun talep nedeniylebu madenlerin doğal rezervleri yavaş yavaş tükenmektedir.

7. Fosfat ve Diğer Mineraller

Alçıtaşı, boksit, mika, titanyum, zirkonyum ve fosfat deniz yataklarında bulunabilen önemli minerallerden bazılarıdır. Modern çağdaki cihazlarımızın çoğunda ve akıllı telefonlarda elektrik devreleri olarak kullanılan skandiyum, terbiyum gibi nadir toprak elementleri vardır. Aynı zamanda mıknatıslar, rüzgar türbinleri gibi oluşumlarda kullanılan bu kaynaklar gelecek yıllarda tükenme durumunda kalacaktır.

6. Fosfor

Fosfor, tüm besin öğelerinin yetiştirilmesinin ana kaynağıdır ve fosfatlı kayaçlardan elde edilir. Dünyada sadece ABD, Çin ve Fas olmak üzere üç yerde bulunmaktadır. Ayrıca fosfor, bitkileri ve besin maddelerini yetiştirmek için kullanılan kimyasal gübrelerde de bulunabilen temel bileşendir. Fosforun hayvansal atıklardan geri dönüştürülmesi mümkündür. Ancak bu dönüştürme yüksek maliyetlerle yapılabilir.

5. Doğal Gaz

Petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların yeraltında oluşumu, geniş jeolojik bir zaman ve uzun bir süreç gerektirmektedir. 2050 yılına kadar yakıt kaynaklarının çoğunun yeryüzünden yok olacağı tahmin edilmektedir. Doğal gazın yok olmasıpetrolden biraz daha uzun sürebilir ve yaklaşık 60 yıl alabilir. Petrolden daha iyi bir alternatif olarak karşımıza çıkan doğalgazda metan bulunmaktadır ve pişirme, ısıtma, elektrik üretimi gibi alanlarda kullanılabilir. Artan tüketimin doğal gazı da kısa bir zaman dilimi içerisinde bitireceği tahmin ediliyor.

4. Petrol

Petrol, doğal oluşumu son derece yavaş ve uzun süreçler alan, yenilenebilmesi için uzun yıllar gereken bir kaynaktır. Mevcut tüketim oranında, petrol rezervleri dünya üzerinde azalmaya devam ediyor. Bilim insanlarının bildirdiğine göre petrol rezervleri 30 ila 40 yıl içerisinde tükenecek. Petrolle ilgili yeni sahalar keşfetme çalışmaları sürüyor. Bu alanda yeni sahalar keşfedilmezse, önümüzdeki yıllarda ciddi krizler ortaya çıkabilir.

3. Kömür

Kömür, dünyada üzerindeki en ucuz yenilenemeyen fosil yakıt kaynağıdır ve ucuz olması sebebiyle yaygın olarak kullanılmaktadır. Kömür hava kirliliğinin başlıca nedenleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle kullanımı konusunda yıllar boyunca büyük tartışmalar yaşanmıştır. Kömür rezvervlerinin 200 yıl daha devam edeceği ön görülüyor. O tarihten sonra dünya üzerinde uzun süre kömür bulunamayacak.

2. Hava

İnsanların, bitkilerin ve vahşi yaşamın varlığı ve yıllar boyunca sağlıkla uzun bir yaşam sürebilmek için saf ve temiz havaya ihtiyaç duyulmaktadır. Hava kirliliği, ciddi solunum problemlerine neden olabilecek ve çevreye zararlı etkileri olan en büyük risklerin başında gelmektedir. Fosil yakıtların yakılması, fabrikalardan ve endüstriyel tesislerden gelen egzoz dumanı, madencilik, zehirli gazlar ve kimyasallar, hava kirliliğinin önde gelen nedenlerinden bazılarıdır. Bu doğal kaynağı korumanın en iyi yolu, enerji tasarruflu cihazlar, çevre dostu enerji kaynakları kullanmak, çevreye verilen zararı azaltmak için atıkların tekrar kullanılması ve atığın dikkatli bir şekilde bertaraf edilmesi suretiyle israfın azaltılmasıdır.

1.Su

Dünya yüzeyinin neredeyse yüzde 70’inin sularla kaplı olduğu bir gerçektir. Ancak maalesef bu suyun sadece yüzde 2,5’i tüketime uygun saf sudur. Tatlı su kaynaklarının küçük bir kısmı da buz ve kar şeklindedir. İklim değişikliğinin sonucu olarak kış aylarında yağmur ve buz miktarı, tatlı su kaynaklarının rezervlerini azaltmıştır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, 2025 yılına kadar 1,8 milyar insanın içme suyuna erişemeyeceği tahmininde bulundu.

Kaynak: https://exploredia.com/top-10-natural-resources-that-will-deplete-soon/

Continue Reading

Ekoloji

Mevsimler Nedir? Mevsimler Hakkında Bilmediğiniz 20 Şey

Published

on

Mevsimler kısaca Dünya’ nın Güneş‘ in etrafında dönüşünün sonucu oluşan 4 dönemdir. Bunlar; sonbahar, kış, ilkbahar, yaz olarak adlandırılır. Mevsimlerin oluşumu Gün ve gecelerin uzunluğu belirleyici bir etmendir. Bunun yanı sıra güneşten gelen ısı ile doğru orantılıdır. Ortaya çıkışı Güneş’ in yörüngesinde dönen Dünya’ nın dönme ekseninin açısı etkilidir. Bu yapı sonucunda 4 mevsim ortaya çıkar. Ekvator’dan kutuplara gidildikçe mevsimlerde değişiklik hissedilebilir fakat ısı farkı yine de vardır. Örneğin Kutuplar daima soğuktur fakat yine de ısı farkı hissedilebilir. Dönüp duran gezegenimiz sayesinde hayvanlarda akciğerli balıktan bal arasına kadar olağanüstü adaptasyonlar oluştu.

1. Mevsimlerin sebebi eğim: Dünyada gezegenler var çünkü yaklaşık 23,5 derecelik bir eğime sahip ve bu da güney ve kuzey yarı kürelerin yıl boyunca değişen oranlarda güneş ışığı almasını sağlıyor.

2. Yaygın inanışın aksine, dünyanın eliptik yörüngesi sebebiyle güneşe olan uzaklığının değişmesi mevsimsel sıcaklık ve güneş ışığı farklılıklarını etkilemiyor. (Dünya güneş etrafındaki dolanımını kabaca 100 bin yılda tamamlıyor, ancak bu iklimi etkileyen solar radyasyonu en fazla yüzde 30 artırıyor.)

3. Gökbilimcilerin çoğu, 4,5 milyon yıl önce genç gezegenimize Mars boyutlarında bir kütlenin çarparak eksen eğikliğine sebep olduğunu düşünüyor. Bu eğim, yaklaşık 40 bin yıllık bir döngü ile 22,1 ve 24,5 derece arasında değişkenlik göstermektedir.

4. Daha fazla eğim, daha sıcak yazlar ve daha soğuk kışlar anlamına geliyor; eğimdeki azalma ise sıcaklıklar arasındaki dalgalanmayı azaltıyor.

5. Bilim insanları dünyamız gibi kendi ekseni etrafında dönen gezegenlerin sayısını bilmiyor ancak 2018 yılında The Astrophysical Journal dergisinde yayınlanan bir makaleye göre dünyadaki mevsimsel oluşumun diğer gezegenlerde yaşam belirtisi olup olmadığını bulmaya yardımcı olacağı görüşündeler.

6. Mevcut ötegezegenler için atmosferde yer alan ya da yaşayan organizmaların üretmiş olabileceği oksijen, metan ve diğer yaşamsal gazlar analiz ediliyor. Tabi bu gazlar yaşam formlarının dünyadakiler ile aynı olması varsayımı ile araştırılıyor.

7. 2018 yılına ait araştırmaya göre atmosfer bileşenlerindeki mevsimsel değişiklikler, gezegen ve yaşam arasındaki bağlantıyı yansıtıyor olması açısından daha güvenilir bir dayanak.

8. Gezegenimizde karbondioksit oranı,bitkilerin öldüğü ve uykuda geçirdiği kış aylarında, bitkilerin bu gazı aktif olarak absorbe ettiği yaz aylarına göre daha yüksektir.

9. Hayvanlar ise, yükseklik, enlem ve yarıküre değişikliğini de kapsayan birçok mevsimsel adaptasyon stratejisine sahiptir. Bu kapsamda kuzey kumrusu da dahil olmak üzere; kuşlar, kuzey üreme alanlarından Antarktika’ya uçup geri dönen en ünlü göçmenler olabilir.

10. Birçok deniz hayvanı da, coğrafi olarak yer değiştirmese de aslında göç ediyor. Sudaki mevsimsel oksijen değişiklikleri birçok balığın, kabuklu deniz canlıların ve yumuşakçaların suda daha derin ve sığ bölgelere hareket etmeye zorluyor.

11. Fakat, Afrika akciğerli balığının dört türü de tatlı su yaşam ortamlarının yok olabildiği kurak dönemde bile yerinde kalır. Yaz uykusu sayesinde hayatta kalırlar.

12. Yaz uykusu, soğuk kış dönemleri için hayatta kalma stratejisi olan kış uykusuna benzer. Kış uykusundan farklı olarak sıcak ya da kurak dönemlerde gerçekleşir.

13. Bazı Afrika akciğerli balık türleri, sürekli nemli kalabilmek için su altındaki toprağı kazarlar ve hatta kendi salgılarından oluşan bir kılıfın içinde gizlenebilirler.

14. Avrupa bal arısı gibi bazı böcek türleri kendi popülasyonları içerisinde mevsimsel değişkenlik gösterir. Ilıman iklimlerde işçi arılar baharda doğar ve yazın yalnızca birkaç hafta yaşar. Bu dönemde yavruların büyümesini, nektar ve polen toplanmasını sağlarlar.

15. Öte yandan aynı kolonide sonbahardaki toplayıcılığın düşüş göstermesi ile ortaya çıkan kış işçi arıları, 6 ay ve daha uzun süreli yaşayabilir. Bu arılar zamanlarının çoğunu kraliçe arının etrafında kümelenerek onu sıcak tutmak ile geçirir.

16. Bu arıların yaşamsal süresindeki mevsimsel değişiklik, arılardaki kan olarak nitelendirdiğimiz hemolenflerde yer alan bir tür protein olan vitellogenin ile bağlantılıdır. Kış arıları, yaz arılarına göre kayda değer ölçüde yüksek proteine sahiptir, bu da onların daha uzun süre hayatta kalmasını sağlar.

17. Mevsimsel beslenme insan benzeri daha büyük organizmalardaki mikrobik kolonilerde değişikliğe yol açabilir. Tanzanya avcı- toplayıcılarına yönelik 2017 yılında yapılan bilimsel bir araştırmaya göre, beslenmedeki mevsimsel değişikliklere bağlı olarak katılımcıların bağırsaklarındaki tüm bakteri aileleri değişkenlik gösteriyor.

18. Bu araştırma yağışlı ve kurak olmak üzere iki tropik iklimdeki mikrobiyom değişikliklerine odaklı. Yalnızca tropik bölgeleri değil, tüm yer küreyi göz önünde bulundurduğumuzda iklim değişikliği bu değişimi şiddetlendiriyor.

19. Kasım 2018’de yayınlanan 4. Ulusal İklim Raporu’na göre Amerika’daki orman yangını sezonu, kuraklık sezonunun uzaması ile ilişkili olarak artış göstermiş durumda. Aynı risk periyodu birçok ülkede de insanlar sebebiyle gerçekleşen küresel ısınma nedeniyle artış gösteriyor.

20. Küresel siklon mevsimi, Atlantik’te daha yoğun bir hal alıyor ve Pasifik’te de artan belirtiler gösteriyor.

Editör / Yazar: Gizem YILDIZ

Kaynak: http://discovermagazine.com/2019/apr/20-things-you-didnt-know-about–seasons

Continue Reading

Ekoloji

Karıncaların etkileyici dünyasından 10 güncel bulgu

Published

on

Ünlü biyolog E.O. Wilson’ın tanımı ile “dünyayı yöneten küçük şeyler” olan karıncalara hayranlığa doyamıyoruz. Mirmekoloji (karınca bilimi) hala pek çok bilim insanının aklını başından alıyor çünkü açığa çıkarılacak bir hayli nokta daha var. İşte son zamanlarda karıncalar hakkında öğrendiğimiz en ilginç şeylerin birkaçı:

10) Profesyonel Boksörlere Bir İlham Kaynağı

Bazen yoğun çatışmalar, fazlasıyla iyi organize olmuş karınca topluluklarının rahatını kaçırabilir. Illinois Üniversitesi ve Kuzey Carolina Doğa Bilimleri Müzesi’ndeki entomologlar (böcek bilimcileri), kapan çeneli karıncaların 4 türündeki teke tek kavgaları kaydetmek için yüksek hızlı kameralar kullandı. Kapan çeneli karıncaların saniyede 40 metre (130 feet) hızla kapanabilen kuvvetli alt çeneleri vardır. Ayrıca bu çeneler öyle güçlüdür ki onları avcılardan kaçmak için kendilerini havaya fırlatmada kullanırlar. Ancak birbirleriyle dövüş esnasında ölümcül çenelerini işlev dışı bırakmayı tercih ederler.

Bunun yerine teke tek yüzleşirler ve yumruk atan boksörlerinki gibi olan antenleriyle birbirlerine saldırırlar. Ölçümlere göre farklı tür karıncalar rakiplerine saniyede 20 ila 42 kez saldırabilir. Rekor, Florida’da yaşamakta olan yarışmacı Odontomachus brunneus tarafından elde edildi. Araştırmacılara göre kapan çeneli karıncalar, kaydedilen en hızlı boksörler.

9) Aslında O Kadar da Çalışkan Değiller

Durmaksızın çalışmaları sebebiyle sık sık övülmelerine rağmen karıncalar, Ezop masallarındaki tembel ağustos böceğinden pek de farklı değil. Karınca kolonileri verimli iş bölümünde çok başarılılar. Üyeler, larva beslemekten yiyecek araştırmasına, yer altı yapıları inşa edilmesine kadar değişen aktivitelerle meşguller. Bir de uyuşuk olanlar var – “hiçbir şey yapmamak”ta ustalaşmış inaktif karıncalar. Arizona Üniversitesi’ndeki entomologlar beş farklı karınca kolonisini (250 Temnothorax rugatulus karıncası) laboratuvarlarında 2 hafta boyunca incelediler.
Karıncalar ayırt edici boya lekeleri ile işaretlendi ve sürekli kaydedildi. Sonuçlarsa hayret verici: İşçi karıncaların yüzde 25’inden fazlası hiçbir zaman gerçekten çalışmadı, yüzde 70’inden fazlası ise zamanın yarısında daha az süre çalıştı. Yaklaşık yüzde üçü tüm yükü kaldırdı. Fakat her şey göründüğü kadar düz olmayabilir. Aslında, uyuşuk karıncalar koloninin düzgün bir şekilde devam etmesi için hayati öneme sahip olabilir. Belki de kamera ile yakalanamayacak bir görevde çalışıyorlardır. Görevlerinin göz önünde olmaması da olasılık dahilinde, midelerinde aç işçiler için yiyecek saklamak ve kimyasal mesajları iletmek gibi. Yaşları ise diğer bir ihtimal – çalışmak için çok genç veya yaşlı olabilirler. Ancak araştırmacılar karıncaların yalnızca bencil oldukları fikrini de hala kafalarından atmış değil.

8) Muntazam ve Düzenli Ev İçi Tuvaletleri

Karıncalar ilginç banyo alışkanlıkları sergiler. Regensburg Üniversitesi’ndeki biyologların yürüttüğü ve laboratuvarda gelişmiş 21 siyah bahçe karıncasının yer aldığı bir çalışmada bu yaratıkların banyo olarak tasarlanmış en az bir özel alanının bulunduğu fark edildi. Kalabalık yuvalar için akıllıca bir karar… Çalışmadaki böcekler, dışkılarını mavi veya kırmızıya çeviren bir gıda boyası ile beslendiler; böylece araştırmacılar dışkı atıklarını takip edebildi. Kısa zaman içinde renkli yığınlar yuvaların belli bölgelerinde, özellikle köşelerde görünür hale geldi.
Öte yandan ölü karıncalar, besin kırıntıları ve diğer atıklar yuvanın dışına dökülürken dışkının içeride özel odalarda tutuluyor olması bilim insanlarında büyük merak uyandırdı.
Bazı olası cevaplar var: Vücut atığı; antimikrobiyal özelliğe sahip olabilir. Ayrıca bebekleri beslemek, teritoriyi (özel bölge) işaretlemek veya inşa malzemesini artırmak için de kullanılıyor olabilir.

7) Pestisit Marketinin Yerini Almaları

Gelecekteki gıda ihtiyacını daha sürdürülebilir bir yolla karşılama amacı, beklenmeyen bir müttefikle karşılaştı. Journal of Applied Ecology’de yayınlanan bir eleştiriye göre karıncalar daha güvenli ve ucuz olmalarının yanında pestisitlerden daha verimliler. Eleştiri; dokumacı karıncaların, Afrika, Güneydoğu Asya ve Avustralya’da yetişen ürünler için haşere kontrolünde kullanılmasını konu alan makalelere dayanıyor. Karıncalar haşere önleyici olarak kullanıldıklarında ürünlerin (kajudan turunçgillere ve mango ağaçlarına) verimi, pestisit spreylilere eşit veya onlardan daha iyi oldu. Araştırmalar, daha çok ağaçlarda yaşayıp teritoriyal alanları bulunan dokumacı karıncalar üzerine yoğunlaşmış durumda. Ağaç tepelerinden zemine kadar devasa bir bölgeyi sahipleniyorlar ve herhangi bir işgalciye karşı saldırgan tepki veriyorlar. Bu yüzden bin yılı aşkın zamandır zirai pestisitler olarak kullanılıyorlar. Fakat diğer karınca türleri de onlar kadar verimli olabilir.

6) Sonsuza Kadar Genç

Bazı karıncalar, az sayıdaki diğer türlerin yanında gençliğin kaynağını bulmuş gibi görünüyor. Bilim insanlarına göre Pheidole dentata türündeki karıncalar senesensten (biyolojik yaşlanma) etkilenmiyor. Bu karıncalar laboratuvardaki 140 günleri boyunca, beyinde artan hücre ölümü ya da dopamin-serotonin türü nörotransmitterlerde azalma gibi yaşlanma işaretlerini göstermedi.
Öte yandan, yaşlı karıncalar daha dinamikti. Hatta kokuları gençlerden daha iyi takip edebilme gibi beceriler de geliştirmişlerdi. Araştırmacılara göre karıncaların verimli sosyal organizasyonları, onların formda kalmalarında önemli bir rol oynuyor. Ancak ölümsüz olmamaları, karıncaların nasıl öldüğü konusunda soruları akla getiriyor. Çalışma, karıncaların son günlerini kapsamadığından dolayı bilim adamları onların ölmeden hemen önce bazı yaşlanma süreçlerini ileri sararak hızlandırdığını kabul ediyor.

5) Robotik İçin Bir Model

Hiçbir engel, asker karıncaları marştan vazgeçiremez. Eğer kendileri ve ganimet (çoğunlukla yiyecek) arasında uçurum varsa vücutlarını boşluk boyunca gererek karmaşık bir canlı köprü oluşturacaklardır. Bu durum yeni gözlenen bir olay olmamasına rağmen Princeton Üniversitesi ve The New Jersey Institute of Technology’deki araştırmacılar bu yapıların karmaşıklğına ışık tuttular. Çalışmaları gösteriyor ki lidersiz bir karınca grubu kar-zarar dengesini kurarak ve kendini çevreye ayarlayarak koordine bir halde çalışır. Örneğin, işçilerinin köprü yapısında hapsedilmiş kalması veya başka bir yerde kullanılması durumlarından hangisinin daha iyi olduğuna üyeler karar verir. Bu bulgular robotikte (robot bilimi) kullanışlı olabilir. İşçi karıncaların incelenmesinin ardından robot kolonileri, keşif veya kurtarma operasyonlarında kullanılabilir.

4) Karınca Panzehri

Ateş karıncaları acılı bir iğneye sahiptir. Çılgın karıncalar için de aynısı geçerli – adları davranışları hakkında her şeyi anlatıyor. Her ikisi de istilacı tür olarak biliniyor ve çevre için tehlike teşkil ediyor. 2 türün yolları kesiştiğinde ise insafsız ve kaçınılmaz bir savaş başlıyor. Fakat Texas Üniversitesi’ndeki araştırmacıların bir çalışması, bu karınca çatışmasının büyük oranda tek taraflı olduğunu açığa çıkardı. Ateş karıncaları son derece toksik zehirle donanmış olmalarına rağmen çılgın karıncalar panzehir taşır. Ateş karıncalarının normalde ölümcül olan zehrine maruz kaldıklarında kimyasal silahları olan bir damla formik asidi salgılarlar. Zehri nötralize etmek için formik asidi tüm vücutlarına yayarlar. Ardından tekrar kavgaya dönerler.
Bu araştırma çılgın karıncaların (aka tawny çılgın karıncaları veya ahududu çılgın karıncaları) Güney Amerika’daki onlarca yıllık ateş karıncası baskınlığını nasıl sona erdirdiğini açıklar nitelikte. Çılgın karıncalar bölgeyi ele geçirmeye kararlı gibi duruyor. Bu durumun Amerika ekonomisine maliyeti, ekosisteme olan kadar devasa olabilir.

3) Çalışkan Çöpçüler

Muazzam iştahları sağ olsun karıncalar ve diğer eklem bacaklılar New York’a yardımcı çöpçülük hizmeti sunuyor. Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesi’nin bir çalışmasının gösterdiği gibi bu küçük yaratıklar sokaklardaki tonlarca kilogram çöpü yalayıp yutuyor. Araştırmacılar tüm Manhattan’a kaplar içerisinde abur cubur koydular. Bazı kutular sadece küçük böceklerin içeri girebileceği şekilde dizayn edilmişti. Ekip, kapları kontrol etmek için ertesi gün geri döndü. 24 saat içerisinde tüketilen yiyecek miktarına bakarak kaldırım eklem bacaklılarının (kaldırım ve yürüyüş yollarında görülen böcekler) her yıl blok başına 6 kilogram (14 lb) yiyebildikleri hesaplandı. New York’un her yıl 3 milyon ton atık ürettiği düşünülürse bu durum oldukça faydalı. Karıncaların etkileyici iştahları aynı zamanda şehirlerdeki fare popülasyonunun da sınırlanmasında yardımcı; çünkü karınca ve fareler yiyecek için yarışıyorlar.

2) Meslek Hareketliliği

İsviçre Lausanne Üniversitesi’ndeki bir takım, koloninin yaş temelli hiyerarşisi içerisinde karıncaların da aynı bal arıları gibi meslek değiştirdiklerini buldu. 6 marangoz karınca kolonisinin her üyesi, bilgisayar tarafından okunabilen özel bir sembolle işaretlendi ve 41 gün boyunca bir kamera ile takip edildi. Çalışmada karıncaların yaşlandıkça daha riskli görevler aldıkları gösterildi.Mesleklerine kraliçe ve bebeklerin bakım hemşiresi olarak başlayan karıncalarsa önce temizlikçiğe sonra toplayıcılığa ilerliyor. Temizlikçiler hariç olmak üzere karıncalar, sadece aynı meslek grubundaki diğer karıncaların işine karışıyor, bu da muhtemelen verim probleminden kaynaklanıyor. Yaşa dayalı bu iş gelişiminin istisnaları da var. Bazı karıncalar kabiliyetlerine göre değerlendiriliyor; örneğin aynı işi ömür boyu yapabiliyor veya yüksek derece bir işi erken yaşta üstlenebiliyorlar.

1) Kendi Kendilerinin Doktoru Olmaları

Karıncalar hasta olduklarını anlayabilir. Ayrıca Zoofarmakognozi (kendi kendini iyileştirmede bitkilerin kullanılması) bilen hayvanlar listesinde yer alıp iyileşmek için tam olarak neye ihtiyaçları olduklarını da fark edebilirler. Helsinki Üniversitesi’nden araştırmacılar ölümcül bir fungus ile enfenkte olmuş karıncaların, hastalıkla savaşmak için hidrojen peroksit – normalde karıncalar için zehir etkisinde – içerikli yiyecekleri tercih ettiğini buldu. Formica fusca türüne ait gözlenen tüm karıncalar hidrojen peroksit ile karşılaştıklarında yalnızca zehirlenmiş olanlar yaşam şanslarını artırmak için bu maddeyi yemeyi tercih etti. Ayrıca doz aşımı olmaması için de dikkatliydiler; çünkü bu madde sağlıklı karıncaları genelde öldürür. Öte yandan yaprak bitleri veya çürüyen ölü karıncalarda da bulunur.

Editör / Yazar: Emine KIZILKAYA

Kaynak: https://listverse.com/2016/03/12/10-recent-findings-from-the-fascinating-world-of-ants/?utm_source=more&utm_medium=link&utm_campaign=direct

Continue Reading

Öne Çıkanlar