fbpx
Bizi Takip Edin

Arkeoloji

Bilim İnsanları, Stonehenge’de Gömülü Olan İnsan Kalıntılarıyla İlgili Bazı Garip Bulgular Elde Etti

Yayınlandı

üzerinde

Bugün bilinen halini almadan önce Sarsen Anıtı ismiyle anılan Stonehenge, Mezolitik ve Neolitik halk için önemli bir yerdi. Bölgede bulunan kemik kalıntıları günümüzden yüzlerce yıl önce bu alanın önemli bir mezarlık yeri olduğunu da gösteriyor. Stonehedge’de gerçekleştirilen yeni bir analiz burada gömülü olan insanların nereden geldiğine dair bazı gerçekleri ortaya koydu.
Stonehedge’de yapılan kazılarda en az 58 iskelete ulaşıldı. İskeletlerin bulunduğu delikler Aubrey delikleri olarak adlandırılıyor. Bu delikler zamanla kiremitle doldurulmuş ve üstüne taş çember inşa edilmiş. Ortaya çıkarılan kalıntılar sonra tekrar kazılmak üzere 2008 yılında Aubrey deliğine yeniden gömüldü. Buradan elde edilen iskeletlerin kemik yapılarındaki analizler, cesetlerin tarihini M.Ö. 3180 yılına kadar geri götürüyor. Stonehedge’nin tarihi ise M.Ö. 2550 yılına dayanıyor.
Belçika’daki VrijeUniversiteitBrussel’den araştırmacılar stronsiyum izotop analizi ile iskeletleri inceledi. Bu test genel olarak iyi korunan dişler üzerinde uygulanmaktadır. Testte kullanılan izotoplar toprakta bulunur ve bitkiler yoluyla insanlar tarafından alınır. Bitkiler bir kişi tarafından yendiği zaman izotoplar dişler ve kemiklerdeki kalsiyumun bir bölümünde değişiklik meydana getirir. Stronsiyum izotopları coğrafi bölgelerle eşleştirilebilir ve sırayla bir kişinin ne yediğini ve nereden geldiğini tanımlamaya yardımcı olabilir. Aynı zamanda bu test ölümden önce son 10 yıl boyunca kişinin yediği yiyeceklerin bir ortalamasını yansıtır. Aynı zamanda bu kişinin zamanının çoğunu nerede geçirdiğini anlamak için de yeterli bilgiyi vermektedir.
Araştırmacılar Stonehedge’de gömülü olan 58 iskeletin 25’inden aldıkları numunelere analiz gerçekleştirdi. Yapılan analizlerde 25 kişiden 15’inin Stonehedge yakınlarındaki yerel bölgede yaşayan insanlara ait olduğu anlaşıldı. Ancak kalan 10 kişi uzaklardan bölgeye gelmişti. Bu eski insanlar bölgeye gelebilmek için Batı İngiltere üzerinden 200 kilometre seyahat gerçekleştirdi. Bu kişilerin buraya öldükten sonra getirildiğine dair iddialar bulunuyor. Bunun yanı sıra maden ocaklarında çalışmak amacıyla bölgeye gelen insanlar olma ihtimali üzerinde de duruluyor. Stonehedge’nin neden yapıldığına dair gizem sürüyor. Zaman içerisinde bu gizemli yapıya dair birçok yeni keşif yapılacak gibi görünüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/stonehenge-site-ancient-burial-ground-dead-came-from-as-far-as-wales-anthropology

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arkeoloji

Dijital müze, herkesin milyonlarca fosile ulaşmasını sağlayabilir

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Fosiller, müzelerin karanlıkta kalmış çekmecelerinden çıkıp ekranlarınıza gelebilir. Değerli örnekleri incelemeye olanak tanıyan bu teklif, özellikle de bilim insanlarını memnun etti. Projeyi Smithsonian Doğa Tarihi Müzesi’nden Kathy Hollis yönetiyor. Ancak Londra Doğa Tarihi Müzesi de işin içinde. Milyonlarca örneği internet ortamına aktarmak için iddialı planlar hazırladılar. Smithsonian envanterinde bulunan 40 milyon civarındaki parçanın dijital ortama aktarılması, yaklaşık 50 yıl sürebilir. Müzelerde herkese açık sergilenen öğeler, çekmecelerde depolanan koleksiyonların sadece ufak bir kısmını temsil ediyor. Kathy Hollis, “…Ve burada, müzede onlarca yıldır açılmamış çekmeceler var. Bilim insanları, canlılığın milyarlarca yıllık evrimini ve yaşamın nasıl değiştiğini incelemek istediklerinde, fosil kayıtlarına ulaşmalarında sorun yaşanmasını istemeyiz. Bu yüzden onları küresel çapta erişilebilir kılıyoruz.” dedi.

Bilgisayarlı tomografi taramasından geçen bir Triceratops kafatası (Görsel: Smithsonian Enstitüsü)
Dijital fosiller, gerçekleri kadar kullanışlı olabilir mi?
Fosiller çevrimiçi ortama yalnızca yüksek kalitedeki fotoğrafları çekilerek değil, tür adı, tarihi, keşfedildiği yer gibi tüm önemli bilgilerle birlikte aktarılacak. Bu yüzden dijital müze oldukça faydalı olacak.  Bu konuda Bristol Üniversitesi’nden Profesör Emily Rayfield şöyle konuştu: “Fosillerin modellerini oluşturmak üzere bilgisayarlı tomografi taramaları kullanılıyor. Böylece yüksek kaliteli üç boyutlu görüntüler bilgisayara aktarılmış oluyor.” Hayvanların nasıl hareket ettiklerini, neler yediklerini sınamak için çeşitli bilgisayar yazılımları kullanılıyor. Mesela dinozor modellerinin çene kasları yeniden oluşturularak, nasıl ısırdığı ve çiğnediği hakkında fikir sahibi olunabilir.  Kaynak: https://www.bbc.com/news/science-environment-46497406

Devamını Oku

Arkeoloji

Polonya’da 10 ton ağırlığında 200 milyon yıllık fosil bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Polonya’da araştırma yapan bir grup arkeolog ve bilim insanı, bir fil boyutlarında olduğu belirtilen; ortalama 10 ton ağırlığında devasa bir dicynodont hayvanına ait fosil buldu. 200 milyon yıl öncesine ait olduğunu belirtilen fosiller ile Polonyalı araştırmacılar, o dönemdeki tek dev bitki yiyenlerin dinozorlar olduğu fikrini bozduğunu iddia ediyorlar. Polonyalı araştırmacılar, Polonya’nın güneyinde, fil boyutlarında bir canlının fosilini buldu. Araştırmanın yapıldığı köyden adını alan ‘Lisowicia bojani’ adlı canlının memelilerle aynı evrimsel dalda yer aldığı belirtiliyor. Triasik dönemde yaşayan tek otobur dev canlının dinozorlar olduğu düşüncesi de böylece yeniden tartışmaya açılmış hale geldi. Geçmişte de dikinodon (dicynodont) olarak adlandırılan hayvanlara dair benzer fosiller bulunmuştu ancak bu fosiller daha önceki dönemlere aitti.

Dünyadaki çoğu tür daha sonra gerçekleşen bir dizi doğal felaketle yok olmuştu. CBS News’in haberine göre İsveç Uppsala Üniversitesi’nden Paleontolog Grzegorz Nirdzwiedzki “Permiyen-Triyas yok oluşunun ardından memeliler ve onların akrabalarının gölgeye çekildiğini ve bu sırada dinozorların çok büyük boyutlara ulaştığını düşünüyorduk” diyor. Dev dikinodonların, sauropod dinozor ailesi ile aynı dönemde yaşadığının keşfedilmesi, Triasik dönemdeki çevresel faktörlerin devliğe neden olmuş olabileceğini gösteriyor.

Bu araştırmada yer almayan Kuzey Carolina Doğal Bilimler Müzesi dikinodon uzmanı Christian Kammerer, Lisowicia’nın boyutunun şaşkınlık verici olduğunu söylüyor. Kammerer “Büyük dikinodonların yaşadığı daha önce de biliniyordu ancak bu boyutta oldukları hiç görülmemişti” diyor. Kammerer ayrıca dikinodonların ve dinozorların aynı zaman diliminde yaşadığını ancak aynı yaşam alanlarında bulunduklarına dair bir kanıtın olmadığını söylüyor. “Yine de bence bu oldukça ilgi çekici ve önemli bir araştırma” diyen Kammerer “Bu çalışma bize Triasik dönem erken memeli akrabaları hakkında öğrenecek çok şeyimiz olduğunu gösteriyor” diyor.
Kaynak: https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-6417975/200m-year-old-giant-bones-belonging-ten-ton-reptile-size-ELEPHANT-Poland.html

Devamını Oku

Arkeoloji

76 Yıl Sonra Bulunan Savaş Gemisi!

Yayınlandı

üzerinde

İkinci Dünya Savaşı’nın en trajik batıklarından birinin, 76 yıl sonra, yakın zamanda hayatını yitiren efsane isim tarafından bulunduğu ortaya çıktı! Microsoft’un ortak kurucusu olan ve geçtiğimiz günlerde hayatını yitiren Paul Allen, aynı zamanda önemli bir sivil gezgin ve araştırmacı olarak biliniyordu; bu amaçla kurduğu kuruluşlar bile vardı. İşte bu efsanevi ismin liderliğindeki sivil bir gezgin ekibinin, bu yılın ortalarında 1942 yılının Kasım ayında Gudalcanal Muharebesi’nde batan USS Juneau’nun batığının konumunu buldukları ortaya çıktı. Bu olayda yaklaşık olarak 700 denizci hayatını kaybetmişti ve hayatını kaybedenlerin arasında bulunan beş kardeş, İkinci Dünya Savaşı sırasında tek bir Amerikalı ailenin yaşadığı en büyük kayıp olarak kayıtlara geçmişti. Juneau, Solomon Adaları’nın açıklarında yaklaşık 4200 metre derinlikte yer alıyordu.

Allen’ın kurduğu şirketlerden biri olan Vulcan Inc. mürettebatı tarafından uzaktan kumanda edilen bir denizaltı batığın videosunu kaydetti. Batık, parçalanmış bir gövde, oldukça iyi korunmuş bir pervaneye sahipti ve geminin adı halen okunabiliyordu.Savaş dönemlerinde, normalde, bu tür bir olayın yaşanmasını engellemek için kardeşler farklı ünitelerde görev alıyorlar ancak Sullivanlar, aynı gemide olmadıkları takdirde Donanma’da görev almayı reddediyorlardı. George, Francis, Joseph, Madison ve Albert isimli kardeşler, Donanma’ya katılmadan önce Waterloo, Iowa’da yaşıyorlardı. Yaşanan trajedinin bir yıl sonrasında da bir USS destroyeri kardeşlerin anısına adlandırılmıştı.

Atlanta sınıfı hafif cruiser gemisi, battığı sırada henüz bir yaşında değildi ve bu olay, İkinci Dünya Savaşı’nın en önemli savaşlarından birine katılmasından sadece saatler sonra yaşanmıştı. Bir Japon torpidosunun çarpmasının ardından ağır hasarlı Juneau, geride kalan bir grup Amerika savaş gemisine katılarak güney doğu yönüne doğru ilerlemeye başlamıştı. Waterloo-Cedar Falls Courier tarafından belgelenen bir kayda göre ikinci bir Japon torpidosu saat 11 civarında ilk torpidonun çarptığı yerin çok yakınına bir kez daha çarptı ve Juneau ikiye bölündü. Bütün gemi, yaklaşık olarak yarım dakika içerisinde sular altında kaldı ve Pasifik Okyanusu’na gömüldü.

Juneau battığı mürettebatında 687 kişi bulunuyordu ve bunların sadece 115’i kurtulmayı başardı. Artık kalan gemilerin kumandanı konumunda olan USS Helena kaptanı, yaşanan olayın ardından arama kurtarma çabalarının işe yaramayacağı ve daha fazla Japon saldırısı olabileceği düşüncesi ile bölgeden çekilmeye karar verdi. Trajik bir şekilde Helena, Juneau’nun en son bilinen koordinatlarını yakında yer alan bir B-17 uçağına aktarmıştı ancak bu mesaj komuta merkezine ulaşmadı. Bunun sonucu olarak da birkaç gün boyunca hiçbir arama kurtarma çalışması başlatılmadı. Hayatta kalanların söylediğine göre kalan askerler, günler boyunca suyun içinde yorgunluğun yanı sıra köpek balıkları ile de mücadele etmek zorunda kalmışlardı. Kurtarma ekipleri 8 gün sonra bölgeye ulaştığında sadece 10 kişi hayatta kalmıştı. Bu arada Venture Inc.’nin, batığın korunması amacı ile Juneau’nun tam koordinatlarını vermediği de notlar arasında yer alıyor…

Kaynak: https://gizmodo.com/sunken-us-warship-found-76-years-after-infamous-wwii-tr-1823934117

Devamını Oku

Öne Çıkanlar