fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Bilim İnsanları Tüm Çiçeklerin Tek Bir Çiçekten Türediğini Kanıtladı

Yayınlandı

üzerinde

Fransız bilim insanları tarafından dünya üzerinde bulunan tüm çiçek türlerinin tek bir çiçekten türeyerek evrimleştiğine ilişkin bir araştırma yayımlandı.
Fransa’da bulunan Paris Sud Üniversitesi bilim insanları tarafından Dünya üzerinde bulunan tüm çiçek türlerinin 140 milyon yıl önce yaşamış olan tek bir tür çiçekten türediğini iddia eden bir araştırma yayımlandı.


Fransız bilim insanları araştırma sonuçlarını Nature Communications dergisinde yayımladılar. Bu sonucu elde edebilmek için yaklaşık olarak 792 çiçek türü incelendi ve bunların zaman içerisinde nasıl evrimleştiğine dair araştırmalar yapıldı. Böylece soy ağaçları çıkarılan çiçeklerin atası olan çiçeğin yaklaşık bir görünümü elde edilmiş oldu.
Çift cinsiyete sahip olduğuna inanılan bu çiçeğin bu şekilde kendi kendisini dölleyebildiği düşünülüyor. Araştırma ekibinden Hervé Sauquet “Günümüz çiçekleri arasında bu çiçeğe birebir benzeyen bir çiçek türü yok. Zaten olması için bir sebepte yok. Evrimleşerek bu günkü halini alabilmesi için elinde epey uzun zaman bulunan bu çiçeğin 140 milyon yıl önceki görüntüsü bu” şeklinde konuştu.


Çiçeklerin atası olan ilk çiçeğin yapısının ortaya çıkarılabilmesi adına bugün yaşayan 792 çiçek türünden taç ve çanak yaprakları benzeri çeşitli özellikleri toplandı. Çiçeklerin özelliklerinden evrim ağacında bugünkü görünümlerini elde etmelerine yol açan gelişmeleri takip edildi. Bu sayede tüm çiçeklerin atası olan son ortak çiçeğe ulaşılabildi.
Ata çiçek zambakta olduğu gibi aynı düzlemde bulunan saha sarmal yapıda taç yaprakları bulunuyor. Aynı zamanda nilüfer çiçeğine benzeyecek şekilde dönerek ayrılan yapraklara sahip olduğu ortaya çıkarıldı.
Çiçeklerin tek veya çift cinsiyetli olabilme özellikleri bulunabildiğinden ilk çiçeğin nasıl bir yapıya sahip olduğu merak ediliyordu. Araştırmalarda ilk çiçeğin hem erkek hem de dişi üreme organlarının olduğu ortaya kondu. Ortaya konan ilk çiçeğe dair araştırmanın doğruluğu fosil kalıntıları ve gelişmiş araştırmalarla test edilecek.

Kaynak: http://www.bbc.com/news/science-environment-40780491

Reklam Alanı
2 Yorumlar

2 Comments

  1. Talha

    Ağustos 3, 2017 at 9:24 am

    Başlık : ”… türediğini kanıtladı.”

    Yazı içeriği : ”…iddia eden bir araştırma…”
    ”… çift cinsiyete sahip olduğuna inanılan…”
    ”… yaklaşık görünümü…”
    ”… kendi kendisini dölleyebildiği düşünülüyor…”
    ”… gelişmiş araştırmalarla test edilecek.”
    Ne kadar da kanıtlamışlar, ay inanılmaz.

  2. Elif

    Ağustos 3, 2017 at 12:25 pm

    Harika, nilüfere benziyor

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

28 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Lens !

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Görme bozukluklarının düzeltilmesinde, göz renginin değiştirilmesinde, ya da kornea hastalıklarının tedavisinde kontakt lens kullanılmaktadır. 14 yaşındayken sol gözündeki rahatsızlıktan dolayı kontakt lens kullanan bir bayan, badminton maçı sırasında gözüne aldığı darbeden sonra lensini bir daha bulamadı.
Kaybolan bu lens, tam tamına 28 yıl sonra ortaya çıktı !
İskoçya’da yaşayan bayan, bir süre önce gözleriyle ilgili çeşitli rahatsızlıklar yaşamaya başladı. Tam 6 ay boyunca sol gözünde sulanma ve şişlik problemleriyle uğraşan kadın, sonunda doktora gitmeye karar verdi.

İskoçya’nın Dundee şehrindeki Oftalmoloji hastanesine giden kadın, yapılan kontrollerin ardından çıkan sonuçlara inanamadı. Kadının göz kapağında 6 milimetre çapında bir yuvarlak cisimle karşılaşan doktorlar, yapılan kontrollerin sonucunda bunun bir kontakt lens olduğunu anladılar. Yapılan operasyonun ardından 28 yıllık kontakt lens, kadının göz kapağından çıkarıldı.
Kaynak: https://www.livescience.com/63333-contact-lens-eyelid.html
Çeviren: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Pirinç Tanesi Kadar Küçük Bir Denizatı Türü Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Sadece güneydoğu Japonya’da bulunan yepyeni bir cüce denizatı türü keşfedildi. Japonya’da kaydedilen birçok denizatı türü bulunuyor. Bu bölge biyolojik çeşitlilik bakımından üst seviyededir.
Bölgede bulunan türler daha önce güneyden orta doğu Japonya’ya kadar yerel tüplü dalgıçlar tarafından gözlemlendi.
Araştırmacılar yeni keşfedilen bu küçük denizatı türüne “Hippocampus Japapigu” yani latince adıyla “Japon Domuzu” ismini verdi. İsim ilk defa hayvanı gören ve minik bir bebek domuza benzediğini söyleyen dalgıçlardan geliyor. Bu cüce denizatı yaklaşık olarak 15 milimetre uzunluğa sahip, yani bir pirinç tanesi büyüklüğünde. Mevcut şekli ve renkli yapısı bu denizatlarını minik bir deniz yosunu gibi gizleyerek, gözlerden koruyor.
Bu denizatları, minicik boyutlarına rağmen çok güzel renklere sahip. Texas A & M Üniversitesi’nden National Geographic’tede araştırmacı olarak görev yapan Kevin Conway, Hippocampus Japapigu’nun çok özel olduğunu vurguluyor. Hippocampus Japapigu, araştırmacılar tarafından Tokyo’nun 287 kilometre güneyinde deniz yaşamını araştırmaları esnasında tespit edildi. Bu denizatları yumuşak mercan ve yosun resiflerinde 5 ile 22 metre derinlikte bulunuyor. Cüce denizatlarının sırtında kanat benzeri yapılar bulunuyor. Bu türlerin çoğunda kanatlar çift olarak bulunurken, bu yeni türde sadece bir kanat yer alıyor.
Araştırmacılar bu yeni türün kafa, gövde ve kuyruğunun üzerinde göze çarpacak şekilde beyaz ve kahverengi örgü desenleri bulunduğunu ve bunun ayırt edici olduğunu ifade ediyor. Bu tür hakkında hemen hiçbir şey bilinmiyor. Bilinen tek şey oldukça aktif ve hareketli oldukları ve planktonları yedikleri. Bu tür Japonya’da kaydedilen cüce denizatlarının beşincisi ve bilim insanları başka denizatı türlerinin de keşfedileceğini düşünüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/researchers-have-discovered-a-colourful-seahorse-the-size-of-a-grain-of-rice

Devamını Oku

Arkeoloji

Eski İnkalar İleri Kranial Cerrahi Tekniklerine Sahipti

Yayınlandı

üzerinde

Eski İnkaların uzmanların kabul ettiğinden daha gelişmiş tekniklere sahip olduğu gün geçtikçe ortaya çıkıyor. Yeni yürütülen bir çalışmada antik İnka’ların kafa cerrahisinde oldukça ileri olduğunu ortaya koydu.
Eski dönemlerde uygarlıkların gelişmişlik düzeyleriyle ilgili birçok tartışma bulunuyor. Kolomb’un Amerika’yı keşfinden önce bazı uygarlıkların oldukça gelişmiş olduğu bilim insanları tarafından dile getiriliyordu.
Birçok Aztek ve Maya kentinin Amerika’nın keşfedildiği dönemdeki Avrupa merkezleri kadar ilerlediği düşünülüyor. Şimdi yeni elde edilen bulgularda İnkalarınkraniyal ameliyatlar yapabildiği keşfedildi. Dünya Nöroşirürji dergisinde yayınlanan bir çalışmada, İnkaların kazıma, ensizyon ve perforasyon gibi teknikleri başarıyla uyguladığı ortaya çıktı. Trepanasyon adı verilen teknik, binlerce yıldır kafa travması, baş ağrısı, epileptik nöbetler ve akıl hastalığı vakalarını tedavi etmek için dünyanın çeşitli halkları tarafından kullanılmıştır. Trepanasyon, kafatasına bir deliğin açıldığı tıbbi bir prosedür olarak tanımlanır. Trepanasyon antik çağlardan beri uygulanmaktadır ve migren, nöbetler, travma, akıl hastalıkları ve hatta şeytanın kişiyi ele geçirdiği düşünülen vakalarda kullanılmıştır. Yeni araştırma İnkaların bu alanda diğer tüm medeniyetlerden daha ileri bir düzeyde olduğunu ortaya çıkardı. İnkalar nasıl olduğu bilinmeyen bir biçimde anatomi konusunda uzmandılar. Çalışma İnkaların M.Ö. 400’lü yıllarda ameliyat ettiği 800’ün üzerinde kafatasının değerlendirilmesine dayanmaktadır.
Bu kafa tasları 1500’lü yıllarda Peru’da bulundu. Araştırmacılara göre, İnka İmparatorluğu’ndaki bu ameliyatlarda ölüm oranı% 17 ile% 25 arasında değişiyordu. Karşılaştırma yapmak gerekirse, yüzyıllar sonra Kuzey Amerika İç Savaşı sırasında, kranial operasyonlardaki ölüm oranlarının % 46 ile 56 arasında olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Bilim adamları İnkaların başarısının nedenini bilmiyorlar ama hijyenin belirleyici bir faktör olabileceğini öne sürüyorlar.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/the-ancient-inca-possessed-advanced-cranial-surgery-techniques-thousands-of-years-ago/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar