fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Bilim İnsanları Yumurta veya Sperm Olmadan Sentetik Embriyo Oluşturdu

Yayınlandı

üzerinde

Bilim insanları tarafından laboratuvar ortamında sentetik fare proto-embriyoları yaratıldı. Bu gelişme hamilelik süreci için bir devrim olarak niteleniyor. Maastricht Üniversitesi ve Hollanda’daki Hubrecht Enstitüsü’nden bir ekip, embriyoları kök hücreler kullanarak oluşturmayı başardı. Bu gelişme erken düşüklere neden olan şeyi çözmeye yardımcı olabilir. Araştırmacı Dr. Nicolas Rivron yaptığı açıklamada , “Araştırmalarımız, erken embriyonun sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için geçilmesi gereken mükemmel yolu anlamaya yardımcı oluyor” dedi. Deneylerde, fare kök hücre demetleri, sperm veya yumurta kullanmadan farelerdeki gebelikleri başlatmak için kullanıldı.Bu çalışma gerçek bir embriyonun yaratılmasına yol açmasa da, süreci başlatması bakımından önemli. Bu çalışmanın hamileliğin erken evreleri hakkında bazı bilgileri ortaya çıkarabileceği düşünülüyor.Embriyolar, inanılmaz derecede küçüktür. İnsan saçı kadar bir genişliğe sahiptir ve rahimde onlarla çalışmak oldukça zordur. Bununla birlikte, bu embriyo benzeri yapılar yaratılarak, doğurganlık sorunları ile başa çıkmak için yeni ilaçlar geliştirilebilir.Rivron AFP’ye verdiği demeçte, “Bu atılım erken hamilelik dönemindeki kara kutuyu açmıştır. Üretilen bu embriyolar hayatın başlangıcındaki gizli süreçleri daha iyi anlamamıza, doğurganlık problemlerine çözüm bulmamıza ve laboratuar hayvanları kullanmadan yeni ilaçlar geliştirmemize yardımcı olacaktır” dedi. Memelilerde yumurtalar döllendikten birkaç gün sonra blastosistlere dönüşürler, bu plasenta ve embriyo haline gelen yaklaşık 100 hücrenin küresel bir topudur. Bu çalışmayla Blastoidlerin kendi kendilerine nasıl örgütlendiğine dair bilgiler edinilmiştir. Çalışmanın bazı diyabet formlarında olduğu gibi embriyodaki küçük kusurların nasıl geliştiğine dair yardımcı olabileceğini umuyoruz. Ayrıca infertilitenin bazı yönlerini ortaya çıkarabilir ve in vitro fertilizasyon (IVF) tedavisinin çalışma şansını arttırabilir. Çalışmada, “İlk kez, rahim içinde [rahimde] implante edilen sınırsız sayıda erken model embriyolar oluşturmak mümkün” ifadesi kullanıldı. Çalışmanın şu anda insanlar üzerinde denenmesi düşünülmüyor. Bunun sebebi de bu konuda bilim çevrelerinin gösterdiği etik değerler. Yine de bu hamilelik sorunları yaşayanlar için büyük bir adım olarak nitelendiriliyor.
Kaynak: http://www.iflscience.com/health-and-medicine/scientists-have-created-synthetic-embryos-without-eggs-or-sperm/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bilim insanları, CRISPR ile DNA yerine RNA düzenleyebilecek

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

CRISPR hiç şüphesiz yaşam bilimlerindeki çalışmalara büyük bir ivme kazandıracağı aşikar. Bu teknoloji ile çok kısa sürede sonuçlar alınmasının yanında maliyeti bakımından diğer teknolojilere göre çok daha uygun. CRISPR teknolojisi son 10 yıldır en çok ilgi duyulan gen düzenleme teknolojisidir. Bilim insanları, gen düzenleme teknolojisi CRISPR ile Deoksiribo Nükleik Asit (DNA) yerine Ribo Nükleik Asidi (RNA) hedef alabilen bir enzimin moleküler yapısının haritasını çıkarmayı başardı.

Techcrunch’ın haberine göre, ABD’de Salk Enstitüsünde görevli uzmanlar, gen düzenleme teknolojisi CRISPR ile RNA’nın hedef alınabileceği Cas13d enziminin moleküler yapısını ayrıntılarıyla saptadı. Çalışmanın, gen düzenleme teknolojisinde hücre içindeki fonksiyonların daha kusursuz yönlendirilmesine olanak sağlayacağına inanılıyor. Araştırmanın ayrıntıları “Cell” dergisinde yayımlandı. Münferit hücre içindeki kusurların ortadan kaldırılması için Cas9 enzimiyle DNA’nın hedef alındığı gen düzenleme teknolojisinin, sanılandan daha büyük genetik yıkıma neden olabileceğinden endişe ediliyor.

Bilim adamları, RNA’yı hedef alan CRISPR-Cas13d enzimiyle hücrelerin işlettiği mekanizmaların düzenlenebileceğini, genin üzerinde kalıcı ve potansiyel tehlike oluşturan değişiklikler yapılmayacağına işaret etti. Araştırma ekibinden Hanna Gray Fellow, “DNA sabittir, sürekli değişen, DNA’dan kopyalanan RNA iletileridir. Doğrudan RNA’yı kontrol ederek bu iletileri düzenlemek, hücrenin kaderini etkilemek açısından önemli olası sonuçlar barındırıyor.” ifadesini kullandı.
Kaynak: https://www.genengnews.com/gen-news-highlights/detailed-structure-of-crispr-enzyme-for-rna-editing-technology-described/81256259

Devamını Oku

Bilim

Ahtapot ve İnsan Beyni Arasında Benzerlik Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Johns Hopkins Üniversitesi’nden nörobiyolog Gül Dölen ve evrimsel biyolog Eric Edsinger, insanlar ve ahtapotlar arasında genetik bir benzerlik keşfetti. Araştırmada ahtapotlara, MDMA ve ecstasy adlı kimyasal ilaçlar verildi. Kimyasal ilacın etkisinde olan ahtapotlar, insanların MDMA ve ecstasy kullandıktan sonra verdikleri tepkinin aynısını verdi.

Laboratuvar sonuçlarında; ahtapot ile insan beyni arasındaki anatomik farklılıklara rağmen, serotonin taşıyıcı geninde moleküler benzerlikler olduğu tespit edildi. Ahtapotların ilaçlardan sonra mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşadığı gözlemlendi.

Gül Dölen ”İnsanlar da MDMA ve ecstasy alındığında mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşıyor. Ahtapotların ilaca verdiği tepkiler de aynen böyleydi. Bu sonuçlar sayesinde, psikiyatri ilaçları ve antidepresanların dozları daha verimli ayarlanabilecek.” dedi.(+Nörotransmitter: Nöronlar arasında veya bir nöron ile başka bir hücre arasında iletişimi sağlayan kimyasallara nörotransmitter denir.)
(+Serotonin: İnsanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmitterdir. Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür. Yapısal olarak monoamin grubuna girer ve triptofan aminoasitinden sentezlenir. )
Kaynak: https://www.sciencealert.com/california-two-spot-octopus-octopus-bimaculoides-prosocial-behaviour-mdma-ecstasy-serotonin?perpetual=yes&limitstart=1
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Probiyotik Bakterilerinin Şok Edici Sırrı: Elektrik Üretiyorlar

Yayınlandı

üzerinde

Bugüne kadar, elektrik üreten bakterilerin çoğu garip ortamlardan gelmiştir.Ancak araştırmacılar hem mikrojen hem de probiyotik olmak üzere insan mikrobiyomunda 100’den fazla elektrik üreten değer bulmuşlardır. Bakterilerin elektrojenik yetenekleri, enfektivitede veya peynir ve yoğurdu nasıl fermente ettikleri açısından önemli olabilir.

Listeria bakterisi, hücre duvarları boyunca elektronları, her yerde bulunan flavin molekülleri (sarı noktalar) ile desteklenen küçük akıntılar olarak çevreye taşır. Mayınlar ve göllerin dibi gibi egzotik ortamlarda elektrik üreten bakteriler bulunurken, bilim adamları ev halkına daha yakın bir kaynağa yöneldiler: insan bağırsağı. Kaliforniya Üniversitesi’den bilim insanları, yaygın bir ishale neden olan bakteri Listeriamonocytogenes’in, bilinen elektrojenik bakterilerden tamamen farklı bir teknik kullanarak elektrik ürettiğini ve yüzlerce başka bakteri türünün de aynı süreci kullandığını keşfettiler.

Bu kıvılcım bakterilerinin çoğu, insan bağırsağı mikrobiyomunun bir parçasıdır ve birçoğu, gıda kaynaklı hastalık listeriyozuna neden olan ve aynı zamanda düşüklere de neden olabilen patojeniklerdir. Kangrene ( Clostridiumperfringens ) ve hastane kaynaklı enfeksiyonlara ( Enterococcusfaecalis ) ve bazı hastalıklara neden olan streptokok bakterileri oluşturan diğer bakteriler de elektrik üretmektedir.

Lactobacilli gibi diğer elektrojenik bakteriler, yoğurdun fermente edilmesinde önemlidir ve birçoğu probiyotiktir. Bu keşif bakterilerin bize nasıl bulaştığı konusunda çok şey söyleyebilir veya sağlıklı bir bağırsağa sahip olmamızı sağlayabilir. Aynı zamanda mikroplardan canlı piller oluşturmaya çalışanlar için oldukça sevindirici bir haber. Bu tür “yeşil” biyoenerjetik teknolojiler, örneğin atık arıtma tesislerinde bakterilerden elektrik üretebilir.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/09/180912133442.htm

Devamını Oku

Öne Çıkanlar