Bizi Takip Edin

Arkeoloji

Bilim İnsanları Yüzlerce Pterozor Yumurtası Buldu

Yayınlandı

üzerinde

Olağanüstü…Harika….Birinci sınıf bir buluş…
Paleontologlar, Çin’de iyi korunmuş olarak bulunan yüzlerce Pterozor yumurtasının keşfedilmesine aynen bu şekilde tepki veriyor. Hatta bu yumurtaların bazıları halen embriyoların kalıntılarını içeriyor.
Leicester Üniversitesi’nden pterozor uzmanı ve paleobiyolog David Unwin, “ilk düşüncem şaşkınlıktı, gerçekten mi dedim” diyor. Perşembe günü Science dergisinden yayınlanan keşif hakkında Unwin ve diğerlerinin şaşkın olmasının sebebi, pterozor yumurtalarının çok nadir bulunması. Pterozorlar, yaklaşık 66 milyon yıl önce nesli tükenmiş uçan canlılardır. Bu canlılar, yaklaşık 162 milyon yıl önce de gökyüzüne egemen olmuşlardır. Yeni araştırmaya göre, Çin’in Xinjiang’daki Turpan-Hami havzası’nda 16’sı embriyonik kalıntı içeren 215 yumurta bulundu. Araştırmacılar ayrıca aynı kumtaşı bloğunda 300 den fazla yumurta olabileceğinden şüpheleniyor. Unwin, “Gerçekten bulunan şeyler eşsiz. Şimdi tam anlamıyla yüzlerce yumurtaya sahip olduğumuza göre, büyüme oranlarını incelemek için bir çok seçeneğimiz var” dedi. Dahası bu yumurta hazinesi yavru, çocuk ve yetişkin iskeletlerini de barındırıyor.

bilim-insanlari-yuzlerce-pterozor-yumurtasi-buldu
Brezilya’daki Rio De Janeiro Federal Üniversitesi Ulusal Müze’deki yeni araştırmanın ve paleontologun yazarlarından Alexander Kellner, “Şimdiye kadar bildiğim en heyecan verici keşif bu” dedi. Kellner, pterozor keşiflerine yeni başlayanlardan değildir. Bu antik hayvanlar üzerinde 30 yıldan fazla bir süredir çalışıyor. 20 den fazla türün isimlendirilmesini veya tanımlanmasını sağlamıştır. Söz konusu türlerden bir tanesi Hamipterus tianshanensistir. Bu tür, Kellner, Wang ve meslektaşlarının bir ekibi tarafından 2014’te keşfedildi. Yetişkin bir H.tianshanensis, yaklaşık 11 fit uzunluğunda kanata sahipti. Muhtemelen balıkla besleniyor, sıcak ve kuru ortamlarda yaşıyordu. Yumurtalarını ise göl ve nehir kıyılarındaki kum ve bitki diplerine gömüyordu. Bu kadar yumurtanın bir arada olmasının nedeni de büyük ihtimalle bu.

bilim-insanlari-yuzlerce-pterozor-yumurtasi-buldu1Kellner, son fırtınaların yumurtaları ortaya çıkaran sellere neden olduğunu ve bunları kurban eden daha yaşlı pretozorlarla birlikte fosile dönüştüğünden şüpheleniyor. Bu hikayeye dış araştırmacılardan dördü ılımlı baksa da, fosillerden çıkarılan sonuçlarla aynı fikirde değillerdi. Rapor, tianshanensis yavrularının hemen uçamayacağını belirtiyor. Çünkü, ekibin incelediği yumurtaların birçoğu beklenenden daha az gelişmiş kanat kemiklerini gösterdi. Bu da, bebek pterozorların uçmayı öğrenene kadar yeryüzünde böcek avlayarak vakit geçirdikleri anlamına gelebilir.
Unwin, bulunan embriyoları incelerken dişlerinin olmadığını da vurguladı. Ve bunun, bulguyu daha önemli hale getirdiğini söyledi. Çünkü şimdiye kadar keşfedilen pterozor embriyoları geç evredeydi ve çocukluğa hazırdı. Unwin, “Bence bu yeni embriyonik buluntular gerçekten heyecan verici. Çünkü bunlarla yumurta içindeki pterozorların embriyonik gelişimini yeniden oluşturmaya başlayabiliriz. Ancak biraz zaman alacak” dedi.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/hundreds-rare-pterosaur-eggs-motherlode-palaeontology-science

Devamını Oku
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arkeoloji

Yeni Bir Teknoloji Sayesinde Guatemala Ormanlarının Altında Binlerce Maya Yapısı Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Antik kentler muazzam şekilde birbirine bağlı bir ağa sahip yapılardan oluşuyordu. Araştırmacılar bu merkezlerin milyonlarca insana ev sahipliği yaptığını düşünüyor. Bir grup araştırmacı tarafından antik Maya uygarlığına ait olan 60 binden fazla yapının varlığı tespit edildi. Yapılar arasında evler, saraylar yollar ve insanlara ait yerleşimlerin kalıntıları bulunuyor. Bu yapıların tamamı Guatemala’daki ormanların altına gizlenmiş durumda.

Elde edilen bu bulgu Maya uygarlığına ilişkin araştırmalarda büyük bir ilerleme sağladı. Bu keşifle birlikte arkeologlar Maya şehirlerinin havadan görüntüsünü dijital olarak bulguladı. LiDAR ismi verilen bu yeni sistemle bölgedeki ağaçlar ve toprak örtüsünün altı görüntülenebildi.
Ithaca College arkeologu ve arkeolojik araştırmalar için sayısal teknolojiyi kullanmada uzmanlaşmış olan Thomas Garrison, “LiDAR görüntüleri, bu bölgenin tümünde Maya’lara ait yerleşim yerleri olduğunu ortaya koyuyor” dedi. Araştırmacılar Guatemala’da Petén bölümündeki 2.000 km.’den fazla Maya Biyosfer Rezervini taradı. Böylece LiDAR sayesinde arkeolojik araştırmalarda şimdiye kadar toplanan en büyük veri elde edilmiş oldu.

Daha önce bilinmeyen yüzlerce yapıya ek olarak, LiDAR taraması tarafından sağlanan imgeler; kent merkezlerini, ocakları ve karmaşık sulama sistemlerini ve tarım teraslarını birbirine bağlayan süper otoyol ağlarını göstermektedir. İlk bakışta, gördüğünüz tek şey kalın orman ve bir höyük, ancak zenginleştirilmiş gerçeklik yazılımı ile birlikte LiDAR teknolojisi sayesinde, eski bir Maya piramidi de açığa çıkarılabildi.
İlginçtir ki Maya uygarlığında hiçbir zaman tekerlek kullanılmadı. Ancak elde edilen sonuçlar Mayaların antik Yunan uygarlığına kıyasla daha gelişmiş ve karmaşık bir medeniyet olduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak: https://ancient-code.com/new-technology-helps-find-thousands-of-mysterious-maya-structures-below-guatemalan-jungle/

Devamını Oku

Arkeoloji

Meksika’da Dünyanın En Büyük Su Altı Arkeolojik Alanı Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Meksika’da dünya üzerindeki en büyük su altı arkeolojik alanı keşfedildi. Maya yeraltı dünyasının en tanınan köşelerinden birisi nihayet gün ışığına çıkarılmış oldu. Şimdiye kadar bulunan en kapsamlı su basmış mağara sistemi, Meksika Riviera Maya’daki Tulum’da keşfedildi.

Maya Büyük Akifer projesindeki bir grup kâşif, Sac Actún ve DosOjos sistemlerinin birbirine bağlandığını ve bunun da yaklaşık 347 kilometreyi bulan bir yer altı labirentine yeni bir geçit açtığını tespit etti. Araştırmacılar bölgede sağlam bir Maya kültür varlığının yanı sıra soyu tükenmiş hayvanları gösteren yüzlerce arkeolojik nesne buldu. Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü (INAH) uzmanı ve araştırmanın direktörü Guillermo de Anda, “Bu muazzam mağara sistemi dünyanın en önemli su altındaki arkeolojik alanıdır” dedi.

Büyük sualtı mağara sistemi, Yucatan Yarımadası’nın tarihine sahip olan bir hazine içeriyor. Araştırmacılar sömürge zamanlarından, cenazelerden, kurban etme ayinlerinden birçok esere burada rastladı. Aynı zamanda insan kalıntılarının da bulunduğu mekanda; ayılar, kaplanlar, eski atlar, dev sürüngenler gibi çok sayıda hayvanın fosili de bulunuyor.

Araştırmacılar burayı adeta bir zaman tüneli olarak tanımlıyor. Bu tünel araştırmacıları 12 bin ila 10 bin yıl öncesine götürüyor. Bölgeye erişim oldukça zor. Bu nedenle buradaki arkeolojik materyaller insanlarla temas etmeden ve yıpranmadan korunabilmiş.
Mağara keşfedildikten sonra araştırmacılar tarafından 10 ay süren bir çalışma yapıldı. Daha önce mağaranın bir bölümünü keşfeden bazı araştırmacılar yeni keşfedilen bu bölüm için 14 sene boyunca arayışlarını sürdürdü.

Daha önce çok yaklaşsalar da iki sistemi birbirine bağlayan geçidi bulamadılar. Sonraki adımlar, yeraltı suyunun analizi ve çeşitliliğin incelenmesinin yanı sıra, bölgenin korunmasına yardımcı olacak tedbirlerin alınmasıdır.

Kaynak: https://ancient-code.com/researchers-mexico-find-largest-underwater-archaeological-site-world

Devamını Oku

Arkeoloji

Firavun Tutankhamun Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 5 Şey

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Tutankhamun, Mısır’ın 18. Hanedanlığı döneminde hüküm sürmüş bir firavundur. Tutankhamun’un tahtta kaldığı zamanlar M.Ö. 1336 ile 1327 yılları arasında denk gelmektedir. Hiyerogliflerde Tutankhamun adı genellikle Amen-tut-ankh olarak yazılıdır. Tutankhamun, Mısır’a hükmeden en ünlü Firavunlardan biridir.

Tutankhamen orijinal ismi “Aton’un yaşayan görüntüsü” anlamına gelirken, Tutankhamun “Amun canlı görüntüsü” anlamına gelir. 18. Hanedanlığın Horemheb döneminde son bulduğunun söylenmesine rağmen Mısır konusunda araştırma yürüten bilim insanları, bu hanedanlığın son firavununun Tutankhamun olduğuna ikna olmuşlardır. Tek tanrı inanışına sahip olan Akhenaten’in ardından sosyo-dini düzenlemelerle yönetim eski çizgisine geri dönmüştür. Sözü edilen geri dönüş kademeli biçimde, Amon, Osiris veya Ptah gibi tanrılara ait terk edilmiş tapınakların kült ve mimarisini restore ederek papaz kastını görevde bırakarak ve ilgili ayinlerin kutlamasına izin vererek yavaş yavaş yapıldı.
Mısır’ı yöneten en ünlü firavunlardan birisi olan Tutankhamun ile ilgili büyüleyici ayrıntılara deyinmek gerekirse;
1. Tutankhamun, hükümdarlığa başladığında 8 ila 9 yaşlarındaydı.Bu nedenle hükümetteki büyük kararlar 2 büyük figür tarafından alınıyordu. Bunlardan birisi Nefertiti’nin babası Ay, diğeri ise Horemheb isimli bir generaldir. Genç Firavun toplam 10 yıl boyunca hüküm sürdü ve Mısır’ı yöneten en genç Firavun olarak kabul edildi.
2. Tutankhamun’un mezarının lanetli olduğuna inanılmaktadır. 1922 yılında Howrd Carter mezara ilk girdiği zaman kendisine mali konularda destek olan George Herbert’te yanındaydı. Mezarın içerisine girmelerinden 4 ay sonra Herbert öldü. Teşhis ise sivrisinek ısırmasına bağlı kan zehirlenmesiydi. Bu olay üzerinde tüm gazetelerde Herbert’in Tutankhamun’un mezarının kurbanı olduğu açıklandı. Bu yazılara kaynak olarak ise mezarın hemen dışındaki kil tablet gösterildi. Mezarı ziyaret eden bazı kişilerin öldüğü gerçeğine karşın bu ölümlerin lanet yüzünden olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmuyor.

3. Carter, mezara ilk girdiğinde, altın figürinler, ritüel mücevherleri, öteki dünyaya yolculuğu temsil eden küçük tekneler ve firavunun muvazzaf organları için yapılmış bir tapınak da dahil olmak üzere paha biçilemez hazineler buldu. Bu hazinelerin hepsine ek olarak, Carter iki ceninle iki küçük tabutu barındıran bir oda keşfetti. DNA testine göre, mumyalarından birisi Tutankhamun’un henüz doğmamış kızıydı, diğer mumya da büyük olasılıkla çocuğuydu. Tutankhamun’un mezarından çıkarılan eserler dünyanın en çok izlenen arkeolojik hazineleri olarak görülüyor.
4. Tutankhamun’un ailesi ve soyu biraz kafa karıştırıcıdır. Tutankhamun, altı kızı olan Nefertiti’nin kocası olan Akhenaten’in oğluydu. Bununla birlikte, aynı zamanda, Akhenaten’in Tutankhamun’un annesi olması muhtemel olan Kira isimli bir eşi daha vardı. Tutankhamun, Akhenaten ve Nefertiti’nin kızları ve onun kızkardeşlerinden biri olan Ankhesenpaat’la evlendi.
5. Tutankhamun’un adı neredeyse tarihten silindi. Tuthankhamun eski Mısır’ın en ünlü Firavunlarından biri olduğu halde ve yıllar boyunca böyle anılacağı halde onun halefi olan Horemheb tarafından tüm kayıtlardan silindi ve sayısız anıtı yok edildi.
Kaynak: https://ancient-code.com/5-things-you-probably-did-not-know-about-tutankhamun5-things-probably-not-know-tutankhamun

Devamını Oku

Öne Çıkanlar