Bizi Takip Edin

Bilim

Bilim Kutsal Kitaplarda Yok Olduğu Söylenen Kenanlıların Aslında Yok Olmadığını Kanıtladı

Yayınlandı

üzerinde

Firavunların Mısır’ı yönettiği ve antik Yunanlıların ilk şehirlerini kurmaya başladıkları zamanlarda Kenanlılar denilen gizemli bir halkın Ortadoğu’ya hükmettiği biliniyor. Yaklaşık olarak dört bin yıl kadar önce Levant’a yani bugün Lübnan, İsrail, Ürdün ve Suriye’nin bir bölümünü içeren bölgeye şehirler inşa ettiler.
Bununla beraber Kenanlılardan kalan yazılı kayıtlar bulunmuyor. Bu halka dair bilgiler ikinci el kaynaklardan toplanabildi. Bu kaynaklardan bir tanesi İncil’in Eski Ahit’tidir. Burada Kenanlılar için tüyler ürperten bir son olduğu yazmaktadır. İsraillilerin Mısır’dan çıkışından sonra Kenan halkının yok olduğu söylenmektedir. Bilim insanları bunun gerçekten olup olmadığına dair araştırmalar yürüttü.


Elde edilen arkeolojik veriler, Kenanlı şehirlerin asla yok edilmediğini ve terk edilmediğini göstermektedir. Yapılan araştırmalarda 5 Kenanlı iskeletten alınan DNA örneklerinde bu kişilerin bugün yaşayan milyonlarca insana genlerini aktardığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu da Kenanlıların aslında yok olmadığını göstermektedir.
Araştırmaya konu olan numuneler Lübnan’da bir kıyı kenti olan Sidon’dan elde edildi. Hinxton, İngiltere bulunan Wellcome Trust Sanger Enstitüsü’nden bir genetik uzmanı olan Marc Haber, beş Kenanlı iskeletten tüm genomlarının dizilebilmesi için yeterli DNA’yı çıkardı.
Eski kaynaklardaki verileri inceleyerek Kenanlıların Doğu’dan Levant’a göç ettikleri belirlendi. Bunu doğrulayabilmek için araştırmacılar Kenan genomlarını Avrasya’da bulunan eski popülasyonlarla karşılaştırdı. Bu araştırma sonucunda Yunan kaynaklarından alınan bilgilerin %50 oranında doğru olduğu kanıtlandı. Kenanlıların genleri yaklaşık olarak %50 Levant’a 10 bin yıl önce yerleşen yerel çiftçilerden geliyor. Ancak diğer yarısı İran’da keşfedilen iskeletlerde tespit edilen erken bir nüfusa bağlı. Araştırmacılar Doğu’dan gelen bu göçmenlerin yaklaşık olarak 5 bin yıl kadar önce Levant’a geldiğini ve halkla karışmaya başladığını tespit etti.


Kenanlıların kim olduğunun keşfedilmesinden sonra onlara ne olduğunu keşfetmek için yola çıkan araştırmacılar, Kenan genomlarını yaşayan Lübnanlı ve genetik veri tabanında bulunan kişilerle karşılaştırdı. İncil’in iddia ettiği şekilde Kenanlılar İsrailliler tarafından yok edildilerse, eski halklar genlerini modern insanlara geçirmemiş olmalılar. Ancak araştırmacılar günümüz Lübnan nüfusunun büyük ölçüde eski Kenan halklarının gen miraslarını taşıdığını buldu. Lübnan halkı %90’dan fazla oranda Kenan geni taşıyor. Diğer %7’lik dilimin ise 3 bin yıl önce Levant’a gelmiş olan Orta Avrupalılara ait olabileceği söylendi.

Kaynak: http://www.sciencemag.org/news/2017/07/ancient-dna-counters-biblical-account-mysterious-canaanites

Devamını Oku
1 Yorum

1 Yorum

  1. Kemal

    Ağustos 3, 2017 at 9:28 am

    ”…kutsal KİTAPLARDA yok olduğu…”

    ”…İncil’in Eski Ahit’i…”

    İncil’in Eski Ahit’ini kutsal kitaplarda diye başlık atan aklınıza ne densin acep ? Çok bilimselsiniz.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Koyun Embriyosu İnsan Kök Hücreleriyle Birleştirilecek

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bilim insanları öncelikle domuz insan melezi için bir deney yürütmüştü. Şimdi yeni bir deneyde Stanford üniversitesi tarafından başka melez türler üzerinde çalışılacağı duyuruldu. Bu defa koyun embriyosu insan kök hücreleriyle birleştirilecek.
Stanford Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi, hibrid bir türün büyümesi konusundaki tüm bilim dünyasında tartışılan uygulamalardan birisine imza atıyor. 2016 senesinde Davis Kaliforniya Üniversitesi’nden bir ekip tarafından domuz-insan hibriti geliştirdiler. Bu yeni çalışma bu çalışmanın ardılı niteliğinde. UC Davis tarafından yapılan domuz-insan hibriti çalışması insan organlarının başka bit türe sahip olup olamayacağının tespiti için yapılmıştı.

Stanford ekibi deneyleri için koyun seçti çünkü hayvanın organları insanınkiyle aynı büyüklükte. Ekip bu nedenle, insan organları geliştirebilmenin domuzlara göre koyunlarda daha kolay olabileceğini düşünüyor. Eğer hibrit koyunlarda insan organları geliştirilebilirse, bu organlar organ nakli amacıyla kullanılabilir. Bu deney sonucunda elde edilecek sonuçlar, dünya üzerindeki organ nakli arz ve talebi arasındaki boşluğa çözüm olabilir. Sadece Amerika Birleşik Devletlerinde hergün organ nakli bekleyen 22 kişi hayatını kaybediyor.

Araştırma ekibi, araştırmanın nihai hedefinin genetik olarak insanlarla eşleşen insan dokuları ve organlar üretmek için kök hücre ve gen düzenleme teknolojileri kullanıp kullanamayacağının anlaşılması olarak belirtiyor. Ekip bu çalışmanın başarıya ulaşacağı konusunda oldukça iyimser. Daha önceki deneyde yapıldığı gibi 28 gün sonra koyun insan hibridi embriyoları imha edildi.
Kaynak: https://futurism.com/sheep-human-hybrid-embryo/

Devamını Oku

Bilim

Isaac Newton’un El Yazmalarında Felsefe Taşının Tarifi Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Isaac Newton’un el yazmalarında simya reçeteleri bulundu. 17. Yüzyıla kadar uzanan belgelerin Isaac Newton’un kendi el yazısı olduğuna inanılıyor. Belgelerde simyagerlerin temel metalleri altına dönüştürebileceğine inandıkları efsanevi felsefe Taşı’nın nasıl oluşturulacağına ilişkin temel bölümler açıklanıyor.

Newton’un teoloji ve simyayla ilgili yazdığı kağıtlar; Fizik, Astronomi ve Matematik konularındaki bilimlerle ilgili bilgiler içermektedir. Newton’un simyayla ilgili bir milyondan fazla kelime yazmıştır. Simya onun ölümünden sonra yasadışı ilan edilmiştir. Newton yasak metinleri Jeova Sanctus Unus’un takma adıyla yazdı. Belgede başka bir simyagerin yazılarından kopyalanmış metinlerin yanı sıra Newton’un kendi deneylerinin açıklamaları da bulunmaktadır.

Felsefe taşı, simyagerlerin geleneğine göre, herhangi bir metali altına dönüştürebilen olağanüstü özelliklere sahip bir maddedir. Aynı zamanda hastalıkları tedavi edebiliyor ve ölümsüzlük kazandırabiliyor. Metinde geçen tarif Newton’un Amerikan simyager George Starkey’den kopyaladığı ve muhtemelen daha iyi bir simyager olarak gördüğü bir reçete olan “simya cıva” nın hazırlanması sürecini ayrıntılarıyla anlatan öğretici bir kılavuzdur.

Chemistry World web sitesine göre, Felsefetaşı, metalleri atomlarına parçalamak için kullanılabilecek bir madde olarak düşünülüyordu.CHF’nin nadir kitapların küratörü James Voelkel, “Düşünülen eğer metalleri atomlarına ayırabilirsen, yeniden bir araya getirebilir ve farklı metaller elde edebilirsin” dedi. Bu süreç, simyacılar tarafından herhangi bir metalin altın haline dönüşebileceğine inanılan efsanevi bir madde olan felsefe taşını üretme çabasının bir parçasıydı.
Kaynak: https://ancient-code.com/isaac-newtons-philosophers-stone-recipe-discovered/

Devamını Oku

Bilim

16. Yüzyıldaki Çılgın Tıbbı Anlatan Nadir Kitap İlgi Çekiyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

16’ıncı yüzyıl tıbbı ciddi anlamda akıllara durgunluk verecek uygulamalarla dolu. Kan alımları, idrar tadımları ve veba 15. Ve 16. Yüzyılın doktorlarının yaşamını baya bir renklendirmişe benziyor. Bu dönemden kalma çığır açan bir anatomi kitabı oldukça ilgi çekiyor. Fasciculus Medicinae adlı kitap, gebe kadınlarda yaraları tedavi etmek ve komplikasyonları teşhis etmek de dahil olmak üzere her şeyle ilgili tıbbi bir rehber niteliğinde.

Kitap ilk defa 1491 yılında tıbbi tez yazan ve kitaba çizimler ekleyen Venetian kardeşler tarafından basıldı. Sonraki yüzyılda kitap tekrar basıldı ve süslendi. Kitap insan vücuduna dair ortaçağ anlayışını yansıtmasının yanı sıra Rönesans perspektifinde ortaya çıkan tıbbın gelişimi de görülebilir. Kitabın belki de en büyüleyici kısmı içerisinde yer alan illüstrasyonlardır. Zodyak adam olarak adlandırılan, vücudunun güneş işaretleriyle süslendiği ve kanının yılın zamanlarına bağlı olarak nasıl aktığına dair talimatlar bulunan bir erkek figürü yer almaktadır.

Oklar ve topuzlar gibi silahlarla hayatı tehdit eden yaralar taşıyan bir kişinin illüstrasyonu da kitapta yer alıyor. Kitap yıllar içerisinde tıbbın gelişimini göstermenin yanında oldukça etkili görsellere ve metinlere sahiptir. İdrarın tadına bakan doktorlarla kitap eğlenceli, farklı, çoğunlukla iğrenç görülen çizimlere sahip.

Kitabın ilgi çekmesinin en büyük sebepleri arasında tıbbın geçmişten günümüze ne kadar gelişmiş olduğunun anlatılması yatıyor. Sergilenen kitap birçok ziyaretçi çekiyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/this-rare-book-shows-how-insane-medicine-was-in-the-16th-century

Devamını Oku

Öne Çıkanlar