fbpx
Bizi Takip Edin

Ekoloji

Bilinmeyen Bir Sebeple Dev Kayalar Dünya’nın Çekirdeğine İniyor

Yayınlandı

üzerinde

Dünya sabit bir akı halindedir. Milyonlarca ve milyarlarca yıllık jeolojik zaman ölçeğinde, sıcak kayaçlar gezegenin erimiş göbeğinden yükselir ve daha soğuk kayalar aşağıya çökerler. Bu süregelen sonsuz değişim hali sebebi bilinmeyen bir şey tarafından bozuldu. Manto konveksiyonu ismi verilen sistemi bozan şeyin ne olduğu henüz bilinmiyor. Bilim insanları yaşanmakta olan bu olaya “stagnantslabs” ismini verdi. Colorado BoulderÜniversitesi’nden bir araştırma ekibi yaşanan bu garip, durgun gizem için bir açıklama bulduğunu düşünüyor. Araştırmanın yazarlarından ShijieZhong yaptığı açıklamada, “Bu manto konveksiyonunu Dünya’nın yüzeyinde gördüğümüz her şeyi tahrik eden büyük bir motor olarak düşünebilirsiniz: depremler, dağ yapıları, levha tektonikleri, volkanlar ve hatta Dünya’nın manyetik alanı” açıklamasında bulundu.

Yeni yapılan araştırmalar oluşumun düşünülenden daha karmaşık olduğunu ortaya koydu. Geçtiğimiz 10 yıl süresince birçok araştırmacı tarafından bu fenomen incelenmiş, ancak durgun slabs’in neden kaynaklandığını bulamamıştır. Yeni bir çalışma yayımlayan ShijieZhong ve araştırmacı Weş Mao, “Yüzeyin yaklaşık olarak 660 kilometre altında gezegenin üst ve alt mantosu sınırında yer alan tıkayıcı bir malzeme tabakası olduğunu düşünüyor. Levhalar durduklarında, geçiş bölgesi olarak bilinen bu derinlikte yatay olarak yayılırlar. Bu fenomen, Batı Pasifik Okyanusu’nda, Japonya’nın doğu sahilinde ve Mariana Çukurunun altında gözlenmiştir. Zhong, Kuzey ve Güney Amerika’nın etrafındaki dalma bölgelerinin aksine, Asya’daki bu levhaların sadece aşağı gittiğini söylüyor.
Global manto konveksiyon modeline dair bilgisayar simülasyonları kullanan araştırmacılar Japonya ve Filipinler yakınlarındaki durgun levhaların davranışını hesapladılar.

Modellemeye göre ekip, mantel geçişinin iki yarısı arasında, daha az viskoz bir kaya tabakasının okyanus litosferinin aşağı doğru hareket etmesine neden olacak şekilde, ince bir tabaka oluşturduğunu ileri sürmektedir. Zhong , “Eğer bu derinlikte zayıf bir tabaka oluşturursanız, bir şekilde azaltılmış viskozite bölgeyi etkisi altına alır” diyor.
Jeofizik bilimindeki destansı zaman dilimleri dikkate alındığında bu oluşumların 20 milyon yıl önce başladığı düşünülüyor. Bilim insanları mantodaki bu tıkanıklığın kalıcı olmadığı görüşünde. Ancak buna dair henüz bir ispat ortaya konabilmiş değil.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/giant-slabs-rock-descending-into-earth-getting-stuck-we-finally-know-why-stagnant-mantle-convection

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

Bunlar da Dünyanın #10YearChallenge Fotoğrafları

Yayınlandı

üzerinde

Yeni yıla girilmesiyle birlikte sosyal medyada milyonlarca insan yeni bir etkinliğe katıldı. Etkinlik # 10YearChallenge ismiyle anılıyor. Yapılması gereken ise çok basit on yıl önce ve on yıl sonra çekilmiş fotoğraflarınızı cesaretle yan yana koymak. Her şey en başta çok eğlenceliydi. Ta ki Dünya’ya ait # 10YearChallenge fotoğrafları yayınlanmaya başlayana kadar. Bireysel olarak ne kadar değiştiğini ya da aynı göründüğünü yansıtmak eğlenceli olabilir.  Ancak gezegenimizin sadece 10 yılda ne kadar değiştiğini görmek korkutucu oldu. Greenpeace tarafından Amazon yağmur ormanlarının yok oluşu fotoğrafları paylaşıldı. #10YearChallenge etkinliğini ilk bombalayan çevre örgütlerinden birisi de bu paylaşımıyla Greenpeace oldu. Doğanın yüzbinlerce yılda yarattığını, insan çok kısa bir süre içerisinde yok etmeyi başardı. Amazon yağmur ormanları gibi örnekler bulmak zor değil. İklim değişikliği, kirlenme, türlerin tükenmesi dünyanın son 10 senesinde karşılaştığı çevresel sorunlar arasında yer alıyor. Dünya üzerindeki birçok mercan resifi, Büyük Bariyer Resifi (GBR)’nin uğradığı akıbete doğru gidiyor.  Bilim insanları artık mevcut çabaların doğayı kurtarmaya yetmeyeceğini ifade ediyor. 2016 senesinde GBR’nin yüzde 93’ünün okyanusların ısınmasının yol açtığı mercan ağartmasından etkilendiği tahmin ediliyor . Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ninen son rapora göre, dünya 2040 kadar erken bir kitlesel mercan ölümü yaşayabilir. Farkı kendi gözlerimizle görmek için böyle istatistiklere gerek yok. Bu trajediler konuşulsa da farkına varmak ve bir şeyler yapmak için çok geç olmuş olabilir.  Yetmiş dokuz bin ton plastik döküntü Pasifik Okyanusu bölgesinde, Fransa’nın üç katı büyüklüğünde dönüyor. Bu çöp birikintisi ” katlanarak artıyor ” ve birçok gönüllü temizlik için çaba harcıyor. Yapılan doğa paylaşımlarından sonra bazı ünlüler dünyanın değişmeyen güzelliğiyle övünürken, diğerleri yaşanan yok oluşla ilgili farkındalık yaratmak için konuyu ciddi olarak ele aldı.  Hem Kuzey hem de Güney kutupları şimdi benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya ve birçok yönden, bu kırılgan bölgeler iklim değişikliğinin ön saflarında bulunuyor. Halen Antarktika, kırk yıl öncesine göre altı kat daha fazla buz kaybediyor ve güvenli olacağını düşündüğümüz parçalar bile baskı hissediyor. Kuzey buzulları da benzer bir durumla karşı karşıya. 1958’den bu yana, Arctic buz örtüsü kalınlığının üçte ikisini kaybederken, eski buz kütlesi neredeyse 2 milyon kilometrekare küçüldü. Çevreci insanları ve iklim alarmcılarınıeğlenceli bir sosyal faaliyetini mahvetmekle suçlamak çok kolay olurdu. Ancak, belki bu etkinlik çevre duyarlılığının artmasına vesile olur. Dünyanın kurtulması için buna değer.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/mother-nature-has-hijacked-the-ten-year-challenge-and-ruined-all-the-fun

Devamını Oku

Ekoloji

Filler, Fildişi Avcılığı Sonrası Evrimleşerek Diş Çıkarmamaya Başladı

Yayınlandı

üzerinde

Afrika filleri kendilerini fildişi avcılarına karşı koruyan doğal seleksiyonla şaşırtıcı bir evrim gerçekleştirdi. Yeni doğan fillerin birçoğunda diş çıkmıyor. 1990’lara dek Mozambik’teki Gorongosa Ulusal Parkı’nda yaklaşık olarak 2 bin 500 fil yaşıyordu. Ancak 1977’den 1992’ye kadar süren 15 yıllık iç savaş esnasında fillerin yüzde 90’ı fildişi avcılığı sebebiyle öldürüldü. Bu fildişleri silahların finansmanı için kullanıldı. Bilim insanları savaş sonrasında doğan dişi fillerin neredeyse üçte birinin diş çıkarmadığını fark etti. Normal şartlarda filler arasında dişsiz doğanların sayısı yüzde 4 civarındadır.

Fildişi sebebiyle öldürülmeyen bu dişsiz fillerin genlerini yeni doğan fillere geçirmesi sebebiyle fillerde diş çıkarma oranlarında ciddi düşüş meydana geldiği düşünülüyor. Kent Üniversitesi’nden bir ekip şimdi yeni özellikler hakkında daha fazla bilgi edinmek için genetik çalışmalar yürütüyor. Yoğun kaçak avcılık sebebiyle hayatta kalanların küçük dişli ve dişsiz fillerin yavrularında da küçük dişler ya da dişsizlik baş gösterdi. Kenya’daki fillerin diş boyutları ciddi oranda küçülürken, Güney Afrika’da Addo Fil Milli Parkı’nda doğan dişi fillerin yüzde 98’i artık dişsiz. Gorongosa’daki araştırmacılar fillerin davranışlarında da değişmeler meydana geldiğini açıklıyor.

Dişi fillerde ‘saldırganlık’ gelişmiş durumda. Dişi filler yoldan geçen taşıtlara ve insanlara karşı düşük toleranslı hale geldi. Yavrularını kaçak avcılara koruma içgüdüsünde kaynaklı olabileceği düşünülüyor. Filler dişlerini suyu kazarak lifli gıdalara ulaşmak ve dişiler için rekabet etmek amacıyla kullanıyorlar. California Los Angeles Üniversitesi’ndeki evrimsel biyologlar, fillerin neden böyle bir sürece girdiği ve diş kaybının neden kadınlarda oluştuğunu bulmak araştırma yürütüyor.
Kaynak: https://www.telegraph.co.uk/science/2019/01/11/elephants-evolving-lose-tusks-following-decades-ivory-poaching/

Devamını Oku

Ekoloji

Dünyanın Yeni Kurtarıcısı: Nükleer Enerji

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

”Dünya’nın sonu geliyor,” teorileri uzun yıllardır ortaya atılan söylemlerdir. Savaşlar, meteor çarpması, uzay fırtınası, iklim değişikliği, büyük tropik olaylar, açlık, uzaylı istilası ve daha birçok neden, bu teorilerin dayanağı olmuştur. Ancak özellikle de son yıllarda artış gösteren küresel ısınma, canlı hayatını tehdit ediyor. Yapılan araştırmaların ardından kürese ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede yeni bir yöntem belirlendi: Nükleer Enerji.

Politika bilimci Joshua S. Goldstein ve enerji mühendisi Staffan A. Qvist, küresel ısınma sorununun çözümü için yeni bir makale yayımladı. The Wall Street Journal’de yayımlanan makalelerinde yenilenebilir enerji kaynakları kullanılırsa küresel ısınmayı çözmemizin gereğinden uzun süreceği söyleniyor. Araştırmacılara göre iklim felaketinden kurtulmanın başka bir yolu var ve bu yol da nükleer enerjiden geçiyor.

Almanya, yenilenebilir enerji alanında dünyanın en önde gelen ülkesi konumunda. Her ülke en az Almanya kadar yatırım yapsa bile küresel ısınmanın çözümü 150 yılı bulacak. Bilim insanlarına göre ise küresel boyutta felaket yalnızca 30 yıl kadar uzakta. Üstelik, yeterince hızlı bir şekilde temiz enerji kullanmaya başlasak bile güneş enerjisi ve rüzgar oldukça dengesiz ayrıca kullanımları için çok büyük arazilere de ihtiyaç duyuyor. Araştırmayı yapan ikiliye göre ihtiyacımız olan şey, karbonsuz şekilde, çok miktarda enerjiyi düzenli olarak sağlayabilecek ve elektrik üretimine ayrılan arazi miktarını arttırmayacak bir güç kaynağı. Bütün bu hedefler tek bir noktayı gösteriyor: Nükleer enerji.

Yanlış yönlendirilmiş korkular, nükleer enerjinin gerektiği kadar büyüyememesine neden oldu. İnsanlar nükleer enerjiyi düşündükleri zaman akıllarına Çernobil gibi felaketler geliyor. Yine de ikili son 60 yılın tek ölümcül nükleer kazası olarak adlandırılan Çernobil dışında böyle bir olay yaşanmadığına ve bu sayının da diğer sanayi dallarında yaşanan ölümlü kazalara kıyasla çok düşük olduğunu belirtti. Nükleer enerji üretiminde ortaya çıkan atık miktarı, kömür ya da diğer yakıtlarla kıyaslandığında çok daha düşük. Yani nükleer enerji; ekonomik, hızlı ve temiz bir şekilde küresel ısınma sorununa bir çözüm olabilir.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://futurism.com/the-byte/nuclear-energy-can-save-earth

Devamını Oku

Öne Çıkanlar