fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Bill Gates,Yaklaşan Bir Hastalığın 6 Ay İçinde 30 Milyon Kişiyi Öldürebileceğini Düşünüyor

Yayınlandı

üzerinde

Savaş için hazırlandığımız gibi buna hazırlanmalıyız. Eğer tarihten öğrendiğimiz bir şey varsa, o da ölümcül yeni bir hastalığın ortaya çıkması ve dünyaya yayılmasıdır. Bu önümüzdeki on yıl içinde kolayca gerçekleşebilir. Ve Bill Gates’in dinleyicilere, Cuma günü Massachusetts Tıp Derneği ve New England Tıp Dergisi tarafından düzenlenen salgınlarla ilgili bir tartışmada söylediği gibi, hazır değiliz. Gates, genellikle odada iyimser olduğunu söyledi ve insanlara dünyanın dört bir yanındaki çocukları yoksulluktan kurtardığımızı ve çocuk felci ve sıtma gibi hastalıkları ortadan kaldırma konusunda ilerlediğini hatırlattı. Gates, “Dünyanın çok ilerlemediği bir alan var” dedi. “ve bu da salgına hazırlıklı olma.” Böyle bir hastalığın ortaya çıkma olasılığı artmaya devam ediyor. Dünya nüfusu arttıkça ve insanlık vahşi ortamlarda yaşadıkça yeni patojenler her zaman ortaya çıkar. Bireysel insanlar ya da küçük gruplar için dünya çapında orman yangını gibi yayılabilen silah haline gelen hastalıklar yaratmak daha kolay hale geliyor. Gates’e göre, küçük devlet dışı bir aktör, bir laboratuarda çiçek hastalığının daha da ölümcül bir formunu oluşturabilir. Ve birbirine bağlı dünyamızda, insanlar her zaman bir kıtadaki şehirden, uçağa atlayarak saatler içinde diğerine geçiyor. Gates, Hastalık Modelleme Enstitüsü’nün 1918 salgınında 50 milyon insanı öldürenlerden biri gibi yeni bir gribin muhtemelen altı ay içinde 30 milyon insanı öldürebileceğini gösteren bir simülasyon sundu. Ve daha sonra bizi gafil avlayacak olan hastalık, SARS ve MERS virüslerinde olduğu gibi bir salgının başlangıcını ilk olarak gördüklerimizden biri olması muhtemel. Gates, dünya hükümetlerine 30 milyon insanı öldürebilecek silahların şu an yapım aşamasında olduğunu söyleseydiniz, bu tehlikeye karşı acil bir şekilde hazırlanmayı düşünürlerdi.. “Biyolojik tehditler söz konusu olduğunda, bu aciliyet duygusunu göremiyoruz” dedi. “Dünya, savaş için hazırlandığı gibi aynı ciddiyetle salgın için de hazırlanmalı.”
Gelecek Salgını Durdurmak
Gates bir keresinde ordunun, çiçek hastalığı salgınına karşı bir çeşit savaş tatbikatı canlandırmayı denediğini ve sonucun “çiçek hastalığı bir, insanlık sıfır” olduğunu söyledi. Ancak, bir sonraki virüse veya bakteriyel tehdide daha iyi hazırlanabileceğimizi düşündüğünü söyleyerek iyimser birisi olduğunu tekrarladı. Bazı yönlerden, daha önceki salgınlara göre şimdi daha iyi hazırlandık. Birçok durumda, hayatta kalma oranını iyileştirmek için en azından bir şey yapabilen antiviral ilaçlarımız var. Griple ilişkili zatürree gibi ikincil enfeksiyonları tedavi edebilen antibiyotiklerimiz var. Ayrıca evrensel bir grip aşısına daha yaklaşıyoruz; Gates Cuma günü yaptığı duyuruda, Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın gelişimini teşvik etmek için 12 milyon ABD Doları tutarında hibe teklif edeceğini duyurdu. Ve biz de hızlı teşhisde daha da iyiye gidiyoruz, ki bu zorunludur, çünkü yeni bir hastalık ile mücadele etmenin ilk adımı karantinadır. Bu hafta, Science dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma makalesinde, hastalıkları hızlı bir şekilde tespit etmek ve bunları bir ev gebelik testinde kullanılan aynı kağıt şeridi gibi kullanarak tanımlamak için gen düzenleme teknolojisi Crispr’u kullanmanın bir yolunu geliştirdi. Ancak, en son Ebola salgınına küresel tepki gösterildiğinden, bir hastalığın tehdidini hızla tanımlamak ve bir cevabı koordine etmek için henüz yeterince iyi değiliz. Gates, yanıtların koordine edilmesine yardımcı olmak için askeri makamlar ve hükümetler arasında daha iyi bir iletişimin olması gerektiğini söyledi. Ve hükümetin, ortaya çıkan ölümcül hastalıklarla mücadele etmek için teknoloji ve araçlar geliştirmeye geldiğinde özel sektörün yardımını hızla listelemenin yollarını bulmaları gerektiğini düşünüyor. Melinda Gates geçtiğimiz günlerde, küresel bir salgın tehdidinin, ister doğal olarak ortaya çıkmış olsun isterse düzenlenmiş olsun, bunun insanlık için belki de en büyük risk olduğunu söyledi. “Her gün New York’tan ayrılan ve dünyanın her yerine giden insan sayısını düşünün – birbirine bağlı bir dünyayız” dedi. Bu bağlantılar hepimizi savunmasız hale getiriyor. Kaynak: https://www.sciencealert.com/bill-gates-thinks-a-coming-disease-could-kill-30-million-people-within-6-months-and-we-re-unprepared

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Aşırı kilo, beyinde küçülmeye neden olabilir

Yayınlandı

üzerinde

Bilim insanları, fazla vücut yağlarıyla beyin küçülmesi arasındaki ilişkiye işaret eden bulgulara ulaştı. İngiltere’de Loughborough Üniversitesi’ ndeki yapılan araştırma ortalama 55 yaşlarındaki 9, 652 kişiyle gerçekleştirildi. Araştırmaya katılanların yüzde 19′ u Vücut Kitle Endeksi’ ne (VKE) göre obez çıktı. MR incelemeler sonunda VKE’ si yüksek olanlar arasında bel kalınlığı daha fazla olan kişilerin, zayıf kişilere kıyasla gri madde beyin hacimlerinin küçük olduğu görüldü.

1,291 kişi arasında en küçük gri madde beyin hacmi 786 santimetreküp olarak ölçüldü. Vücut Kitle Endeksi normal sınırlar içinde kabul edilen 3,000 kişinin beyin hacmi ise 798 santimetreküp çıktı. Araştırma heyetinden Mark Hamer “Daha önceki beyin küçülmesiyle hafıza kaybı ve daha yüksek demans riskini ilişkilendiren araştırmalar yapılmıştı. Ancak fazla vücut yağlarının beyin büyüklüğüyle ilişkisine dair bir veri yoktu.

Araştırmamız, obezitenin beyin küçülmesiyle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu” dedi. Hamer, obezitenin beyin yapısında anormalliklere, ya da beyin yapısındaki anormolliklerin obeziteye yol açıp açmadığının henüz bilinmediğini söyledi. Gri madde büyük ölçüde sinir hücrelerinden “beyaz madde” ise sinir liflerinden oluşuyor. Sonuçları bilim dergisi Neurology’ de yayımlanan araştırmada beyaz madde hacminde önemli bir değişiklik olmadığı görüldü.
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://www.sciencealert.com/carrying-extra-fat-especially-around-your-gut-could-be-causing-your-brain-to-shrink

Devamını Oku

Yaşam

Japonya’da giderek yaşlanan nüfus yabancı işçi alımına zorluyor

Yayınlandı

üzerinde

Japonya’da giderek yaşlanan nüfus büyük bir işgücü açığının doğmasına neden oldu. Yabancı işçilere uygulanan engelleri ortadan kaldırmaya dönük adımlar atılıyor. Başkent Tokyo da dahil olmak üzere 10 yıl kadar önce Japonya’da yabancılara pek rastlanmazdı. Ancak bu durumun artık değiştiğini görüyoruz. Japonya hızla uluslararası bir merkez haline geliyor. Bunda demografik değişimin etkisi büyük: Japonya nüfusu hızla yaşlanıyor ve azalıyor. Ayrıca dış turizm gelişiyor ve 2020 Tokyo Yaz Olimpiyatları’na hazırlıklar hız kazanıyor. Yani ülkede mevcut iş pozisyonlarını dolduracak işçiye ihtiyaç var. Japonya on yıllardır nüfus azalması sorununun farkındaydı, ama hükümetler bu konuda köklü adımlar atma konusunda çekingen davranıyordu.  Başbakan Shinzo Abe düşük ücretli yabancı işçi akışını artırmak istiyor. Ancak, 2025’e kadar yüz binlerce mavi yakalı işçi almayı öngören teklifi, geleneksel olarak göçmenliğe sıcak bakmayan ülkede tartışma yarattı. Önerge Aralık ayında parlamentoda kabul edildi. Böylece Nisan ayından başlamak üzere gelecek beş yıl içinde 300 bin göçmen işçi alınacak. Bu, gelecek yıllarda ülkede büyük değişikliklere gebe olacak bir adım olarak görülüyor.
Yaşlı nüfusla beraber göçmen sayısı da artıyor
Tokyo’da bir üniversitede öğretim üyesi olan Bhupal Shrestha 15 yıldır Japonya’da yaşıyor; ama “kalıcı oturum” izni alması hiç kolay olmamış. Shrestha, kalacak oda bulma, iş kurma, banka hesabı açma vb. konularda ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. Ayrıca göçmenlerin kendilerini etkileyen hükümet politikaları konusunda pek söz sahibi olmadığını vurguluyor. Bugün Japonya’daki yabancı işçi sayısı 1,28 milyon. 2008’de bu rakam 480 bin idi. Ancak toplam nüfus içinde göçmen nüfusun oranı yüzde 1 düzeyinde.  Bu oran İngiltere’de yüzde 5, ABD’de ise yüzde 17. Yabancı işçilerin yüzde 30 kadarı Çinli; ardından Vietnam, Filipinler ve Brezilya geliyor. Göçmen işçi sayısının düşük olmasının nedeni, bir adalar ülkesi olarak Japonya’nın izolasyonist olması ve göçmenliğe sıcak bakmaması. 1800’lerin ortalarına dek, ülkeye giriş çıkışlar ölümle cezalandırılabiliyordu. Şimdilerde ise Japonya kendisini güçlü bir kültürel kimliğe sahip homojen bir ülke olarak görüyor. Göçmen karşıtlığının ardında iş kaybı, kültürel yaşamın kesintiye uğraması ve suç oranının artması gibi kaygılar yatıyor. Ama en büyük endişe kaynağı, yerli Japon nüfusunun azalıyor olması.
Nüfus azalıyor
2010-15 yılları arasında nüfus neredeyse bir milyon azaldı. Geçen yıl bu düşüş 227 bin oldu. 65 yaş üzeri nüfus yüzde 27 ile rekor seviyede. Bu oranın 2050’de yüzde 40’a ulaşması bekleniyor. Mevcut işlerin çalışabilir yaştaki nüfusa oranı da giderek artıyor. Mayıs’ta her 100 işçi için 160 iş vardı. Yani bugün yaşlı Japonların yapamayacağı, gençlerinse yapmak istemediği çok sayıda iş bulunuyor. Başbakan Abe’nin planlarını birçok iş insanı ve politikacı desteklerken, yabancılarla birlikte yaşama veya çalışma tecrübesinin az olması nedeniyle birçok Japon da buna şüpheyle bakıyor, bunun Japon toplumunu değiştirecek bir adım olacağını öngörüyor.  İşçi ihtiyacı olan sektörler
Ülkede en büyük işçi ihtiyacı inşaat, tarım ve gemi yapımı sektörlerinde. Turizm geliştiği için otelcilik, perakende satış gibi alanlarda da özellikle İngilizce ve diğer dilleri konuşan kişilere ihtiyaç artıyor. Yaşlı ve emeklilerin bakımında çalışacak işçilere de ihtiyaç var. Bugüne dek Japonya yabancı işçi ihtiyacını “teknik stajyer eğitim programı” adı altında yabancı genç işçi ve öğrencilerin düşük ücrete 3-5 yıl gibi geçici bir süreyle çalıştırılması yoluyla karşılamaya çalıştı. Ancak basında yer verilen birçok kötü örnek nedeniyle bu program “gizli kölelik” olarak eleştirilere maruz kaldı. Abe’nin planı ise kalifiye olmayan işçilere beş yıllık çalışma izni verilmesini, kalifiye işçiler içinse yenilenebilir vize uygulanması ve ailelerini de getirmelerine izin verilmesini içeriyor. Yeni vize sisteminin Nisan’da başlaması planlanıyor. 
Göçmen işçi endişesi
Ancak yabancı işçilerin ülkeye yerleşmesi, ihtiyaç olan tarım bölgelerinde değil büyük kentlerde yoğunlaşması, Japon dil ve kültürüne uyum sağlama sorunu gibi birçok çekinceler dile getiriliyor. Ayrıca Japon toplumunun bu işçilerin aşırı sömürülmesini önleyecek donanımlardan yoksun olduğunu söyleyenler de var. Bazıları da Japon toplumunun işleyişini sağlayan “havayı okuma” konseptini, günlük yaşamda geçerli olan ve konuşmadan anlaşmayı sağlayan “telepatik algıyı” yabancıların anlayıp uygulamasının zor olduğunu ifade ediyor. 15 yıldır bu ülkede yaşayan Nepal kökenli Shrestha, Japonya’da yaşamak isteyen yabancıların kendilerini nelerin beklediğinden haberdar olmaları gerektiğini söylüyor. Burada “ağır çalışmaya tapıldığını ve kurallara uyulduğunu” hatırlatıyor. “Japon kültürü ve gündelik yaşam konusunda biraz bilgi sahibi olarak gelmek gerekir” diyor.
Kaynak: http://www.bbc.com/capital/story/20181210-more-seniors-more-foreigners-how-japan-is-rapidly-changing

Devamını Oku

Teknoloji

Çin’de ilk 5G destekli uzaktan ameliyat yapıldı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bu yıl 5G teknolojisi ile ilgili çok şey duyacağımız kesin. Ancak Çin’ de gerçekleşen 5G destekli uzaktan cerrahi operasyon, geleceğin sağlık teknolojisini şimdiden görmemizi sağlıyor. 2019 yılı hiç kuşku yok ki 5G teknolojisinin çok konuşulacağı bir yıl olacak. ABD, Güney Kore ve Çinli başlıca teknoloji üreticileri 5G destekli cihazlarını piyasaya sürmeye hazırlanıyorlar. Ancak bu konuyla ilgili belki de en heyecan verici gelişmenin Çin’de yaşandığını söyleyebiliriz. Zira Çin’de ilk 5G destekli uzaktan ameliyat başarıyla gerçekleştirildi.  Gecikme süresi sadece 0.1 saniye
Ülkedeki yerel haber kaynaklarına göre 5G teknolojisiyle çalışan dünyanın ilk uzaktan cerrahi ekipmanı Çin’ de başarıyla test edildi. Güneydoğu Fujian eyaletindeki bir doktor, uzak bir bölgedeki bir test hayvanının karaciğerini aldı. Doktor bu ameliyatı 5G bağlantısı üzerinden robotik cerrahi kollar kullanarak gerçekleştirdi.  Doktorun kontrol cihazı ile cerrahi odadaki robot arasındaki gecikme süresinin ise sadece 0.1 saniye olduğ açıklandı. Araştırmacılar bu yüksek hızın potansiyel olarak ölümcül tıbbi hata riskini azaltabileceğini ifade ettiler. 5G destekli ameliyatın önümüzdeki yıllarda yaygınlaşması ile birlikte, yetenekli cerrahların uzak konumdaki hastaları güvenli bir şekilde ameliyat edecekleri ve sayısız hayat kurtaracakları belirtiliyor.
Editör / Yazar: İsa EKİCİ
Kaynak: https://www.ubergizmo.com/2019/01/first-5g-remote-surgery-china/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar