Bizi Takip Edin

Kimya

Bonzai’den Sonra Flakka Gençleri Zehirliyor

Yayınlandı

üzerinde

Son zamanlarda kullanılan Bonzai ölüme sebebiyet vermesiyle gündeme oturmuştu. Özellikle gençler tarafından tercih edilen bu yeni nesil uyuşturucu maddelere bir yenisi daha eklendi. Bonzai’den daha ucuz olması ve kullanan kişiyi adeta zombiye çevirmesiyle adını duyurmaya başlayan Flakka içerisinde ‘alpha – PDP’ bulunan kimyasal uyarıcılardan bir tanesi.


Başta İstanbul olmak kaydıyla birçok şehirde hızla yaygınlaşan bu uyuşturucu maddeye bağımlı olan gençlerin durumu ise içler acısı. Bonzai’den daha ucuz olduğu için uyuşturucu bağımlısı gençler tarafından tercih edilen bu madde kullanan kişiyi adeta zombiye çeviriyor.

Flakka ismi veirlen bu maddenin içeriğinde ise ‘alpha – PDP’ bulunuyor. Görüntüsü banyo tuzuna benzeyen Flakka, sentetik uyuşturucular içerisinde en güçlü olanlardan birisi.
Konuya ilişkin açıklama yapan psikiyatri uzmanlarından Doç. Dr. Gül Eryılmaz, son günlerde ortaya çıkan zombi benzeri kişilerin kullandığı yeni uyuşturucunun Flakka denen bir madde olduğunu açıkladı. Uyuşturucu kullanım yaşının ciddi manada düştüğünü belirten Eryılmaz, yeni uyuşturucu maddelerin ortaya çıkması tehlikenin boyutlarını daha da büyütüyor, dedi.


Bozai’den daha ucuz olmasıyla tercih edilen bu maddenin Türkiye’de de kullanılmaya başladığını ifade eden Eryılmaz, kullanıcılar arasında bu maddeye ‘zombi yapan madde’ adının verildiğini ifade etti. Bu uyuşturucunun birçok kullanım yolunun olduğunu söyleyen Doktor Eryılmaz, Flakka’nın; ucuz, kolay elde edilen ve hızlı etki eden bir madde olmasıyla bağımlıların tercihlerinde üst sıralara çıkmaya başladığını belirtti.


Bu maddenin alınmasıyla birlikte zombiye dönen bağımlının başkalarına zarar verme eğilimi bulunuyor. Bedensel güçte artış, halüsinasyon, tuhaf hareketler, şüphecilik, saldırganlık, intihar eğilimi, kalp ve solunum problemleri, ölüm gibi etkiler bu maddeyi kullananlarda görülebiliyor.
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/yeni-nesil-olumcul-madde-flakka-pembenar-detay-genelsaglik-2472275/

Devamını Oku
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kimya

Rus Kozmonotlar Uluslararası Uzay İstasyonunun Gövdesinde Dünya’dan Olmayan Bir Bakteri Buldu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yayınlanan habere göre Uluslararası Uzay İstasyonunun gövdesinde yeryüzünden olmayan bir bakteri bulundu. Rus kozmonot Anton Shkaplerov 1998 yılında istasyon başlatıldığında bu bakterinin orada olmadığını, muhtemelen uzaydan bir yerden oraya geldiğini söylüyor.
Rus kozmonotlar tarafından yapılan bu keşifle ilk defa uzaydan gelen yaşayan bir organizmayla temas edilmiş oldu. Hazırlanan rapora göre bakteri uzay istasyonunun fırlatılması sırasında gövdede bulunmuyordu. Bu da bakterinin uzaydan gelme olasılığını yükseltiyor.


Shkaplerov tarafından yapılan açıklamaya göre şu anda incelenen bakteriler gezegenimiz için herhangi bir tehdit oluşturmuyor. Kozmonotlar istasyonun çeşitli bölgelerinden numune topladı.
Uluslararası Uzay İstasyonunun gövdesinde daha önce de çeşitli bakteriler tespit edilmişti. Ancak daha önce keşfi yapılan bu bakterilerin yeryüzü kaynaklı olduğu anlaşılmıştı. Rus kozmonot Shkaplerov yeni keşfedilen bakterilerin ise eskilerle aynı şekilde olmadığını ifade ediyor.
Biorisk incelemesi için istasyonun dış yüzeyinin uzaydan nasıl etkilendiğini görebilmek amacıyla gövdesine özel pedler yerleştirildi ve bu pedler orada birkaç yıl boyunca kaldı. Bilim insanları tarafından dış yüzeyde bakteri oluşumunun bulunduğu böylece anlaşıldı. Ayrıca daha önce yapılan çalışmalarda bazı bakterilerin uzayda şekil değiştirme yeteneğinin bulunduğu ve dünyada onları öldürebilmek için geliştirilen ilaçların etkilerinden bu şekilde kurtulabildiği tespit edildi.
Bio Serve Research Associate ekibinden Luis Zea’ya göre, bakteriler uzayda farklı davranıyor ve onları öldürebilmek için yüksek konsantrasyonda antibiyotik kullanılması gerekiyor. Araştırmacılar aynı zamanda deneyler esnasında bakterilerin değişen fiziksel görünümünü de sistematik bir biçimde analiz etti.
Kaynak: https://www.space.com/38922-extraterrestrial-bacteria-international-space-station.html

Devamını Oku

Bilim

İlk Canlı Her Birimizin İçerisinde Hala Yaşıyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yaşamın nasıl başladığına dair tartışmalar hala sürüyor. Bilim insanları tarafından bu konuda çeşitli çalışmalar yürütülüyor ve yeni buluşlar yapılıyor. Yapılan hemen her çalışma yeni bir teori olarak ortaya çıkıyor.
4 milyar yıl önce ıssız ve kayalık olan Dünya üzerinde gezegeni oluşturan hareketsiz mineraller ve moleküller birden canlandı. Bu Dünya üzerinde gerçekleşen en önemli kimyasal dönüşümdü.

ilk-canli-her-birimizin-icerisinde-hala-yasiyor

Bu dönüşüm şimdiye dek uzanan canlı yaşamına yol açmasının yanında okyanusların, toprağın ve atmosferin yapısını da değiştirdi. Bu sayede Dünya şimdiki mavi gezegen halini aldı.
Hayata doğru atılan ilk kimyasal adımın ne olduğunu keşfetmek düşündüğümüzden daha yakınımızda olabilir. Bakterilerden, hayvanlara ve insanlara kadar gezegende bulunan her organizmanın her bir hücresine gömülmüş olan, dünyadaki en eski yaşamın kanıtlarının tespiti 4 milyar yıllık tarihin nasıl başladığına ilişkin veri sunabilir. Georgia Teknoloji Üniversitesi’nde görevli olan biyokimyacı Loren Williams, “Yaşamın kökenine dair bilinmezliği sonlandırabiliriz” diyor. Williams, “Yaşamın kaynağını görebiliriz” açıklamasında bulundu. Williams meslektaşlarıyla birlikte yaptığı keşif sayesinde yaşamın kökeni konusunda yeni bir anlayış geliştirdi.

ilk-canli-her-birimizin-icerisinde-hala-yasiyor1
Şimdiye kadar yaşamın nasıl başladığını anlayabilmek için yapılan çalışmaların birçoğu aşağıdan yukarıya doğru gerçekleştirildi. Gene mana da ilkel moleküller incelenerek deneyler yapıldı ve ilkel moleküllerin genlerinin yapı taşları ya da moleküllerin kendileri yeniden yaratılmaya çalışıldı. Elde edilen bazı umut verici sonuçlara karşın bu yaklaşımlar yaşamın başlangıcına dair kısıtlı bilgi elde edilmesini sağlıyor.
Ortaya konan yeni yaklaşım modern yaşamla başlıyor ve geriye doğru gidiyor. Williams,cevabın bir kısmının ribozomdan geldiğini söylüyor. Geçmiş kayıtlar ve moleküller bulunduğu ve bunların modern insanların ribozomlarında korunduğunu söyleyen Williams, hayatın kökeninin buradan tespit edilebileceğini iddia ediyor.
Kaynak: https://www.newscientist.com/article/mg23631500-500-the-very-first-living-thing-is-still-alive-inside-each-one-of-us/

Devamını Oku

Bilim

Bilim İnsanları Bakterilerin Dokunma Duyusu Olduğunu Keşfetti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bilim insanları bakterilerin sinir sistemi olmadan dokunma duyuları olduğunu keşfetti. Bakterilerin bilindiği gibi merkezi ya da duyusal bir sinir sistemi bulunmuyor. Yapılan yeni bir araştırmaya göre bakteriler sinir sistemi içermeseler de fiziksel olarak hissedebiliyorlar.
Minik mikroorganizmaların yalnızca kimyasal sinyallere cevap vermediği, dokunma hissine sahip olduğu, yüzeyleri tanıyabildiği ve onlara cevap verebildiği ortaya çıkarıldı.
Dokunma hissi dünyayı algılayabilmek için çok önemli bir araç. Tehlikeleri ve tehlikeli yüzeyleri algılamak ve bunlara karşı koruma sağlamak için dokunma önemli bir his. Bakterilerin mukoza ve bağırsak duvarı gibi temas edilen yüzeylerin belirlenmesinde dokunma duyusu yardımcı oluyor ve bu sayede koloni oluşturarak konak hücrelere saldırabiliyorlar.

bilim-insanlari-bakterilerin-dokunma-duyusu-oldugunu-kesfetti1
Bilim insanları enfeksiyonların hayati önem taşıyan yüzeye temas etmelerinden sonra birkaç saniye içerisinde neler olduğunu açıkladı. Bakterilerin yüzeye temas algılarını anlayabilmek için Caulobactercrescentus ismi verilen zararsız bir tür incelendi.
Basel Biozentrum Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı UrsJenal , “Bakterilerin mekanik uyaranları nasıl okudukları ve bu ipuçlarına tepki olarak davranışlarını nasıl değiştirdikleri hakkında çok az bilgiye sahibiz” diyor.Jenal, “Patojenik olmayan Caulobacter’i model olarak kullanan grubumuz ilk kez bakterilerin” dokunma hissi “sergilediğini gösterdi. Bu mekanizma, yüzeyleri tanımasına ve hücrenin yapışkan üretimine neden oluyor. ”
Bazı bakteriler, onları yönlendiren kamçı benzeri yapılar olarak adlandırılan bir uzantıya sahiptir. Bazılarında bu kamçılar birden çokken diğerlerinde sadece bir tane kamçı bulunuyor. Genç C. crescentus, belirlenmiş bir periyodun sonunda tutulan veya uygun bir yüzeyin bulunmasını takiben tekli bir flagelluma sahiptir.

bilim-insanlari-bakterilerin-dokunma-duyusu-oldugunu-kesfetti2

Bu kertili döndürerek bakteriler sıvı içinden geçebilir. Ancak bu mikroorganizmaların kasları yoktur. Bu bakterilerde hareket, protonların hücre zarı altına aktarılmasıyla üretilen enerjiyle sağlanır.
Araştırmacılar bakterin hissedebilmesi için bu mekanizmayı kullandıklarını keşfetti. Bakteri hücreleri yüzeylerle temasa geçtiğinde, bakteriyi tahrik eden motor kesilir ve bu durumda proton akışını kesintiye uğratır. Bu birkaç saniye içerisinde bakteriler yerlerine tepki verecek yapışkan üretirler. Elde edilen bu keşif tehlikeli bakterilerin anlaşılmasında bilim insanlarına yardımcı olabilir.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/bacteria-sense-of-touch

Devamını Oku

Öne Çıkanlar