Bizi Takip Edin

Yaşam

Bu Şehirde İnsanlar Siyaset, Din ve Para Olmadan Yaşıyorlar

Yayınlandı

üzerinde

Neredeyse bir peri masalı gibi geliyor, değil mi? Bu bir bilim kurgu filminden fırlamış uzak geleceği anlatan bir film karesi değil. Dünya üzerinde cennet olarak nitelendirilebilecek şey siyasetin, paranın ve dinin yer almadığı bir yer düşünün.

Auroville 1968 yılında kuruldu ve 50 farklı ülkeden, milletten ve kültürden insan bu şehirde yaşıyor. Şehir UNESCO tarafından uluslararası bir şehir olarak kabul edildi.

Auroville internet sitesine göre şehir tüm ülkelerde yaşayan erkekler ve kadınları kabul ediyor. Tüm inanç sistemlerini, tüm siyasi görüşleri bünyesinde barındıran şehirde barışçıl ve ilerici bir tutum içerisinde uyum gösterebilecek insanlar yaşıyor.

Evrensel bir şehir olmayı hedefleyen Auroville’in amacı insan birliğini gerçekleştirebilmek.
Burada insanlar her nasılsa sorunsuz bir şekilde yaşamayı başardılar. Politik bir sistemin bulunmadığu şehirde aynı zamanda din de yok. Bundan daha iyi olan tarafı ise şehirde para kullanılmıyor.

Bunun yerine insanlar değiş tokuş sistemi ile yaşıyorlar. Auroville’in tüm binaları fütüristik bir tarza sahip ve sürekli olarak gelişen ve değişen bir mimari şehirde kullanılıyor.

Aynı zamanda şehrin sakinleri iyileştirilebilir ve yenilenebilir enerjiden faydalanabilecek bir yapı oluşturmuşlardır. Amaçları temiz bir çevre olduğu için kullanılan bir çok ürün geri dönüştürülüyor. Temelde Auroville kendi kendini sürdürebilen bir eko şehirdir.

Şehir Mirra Afassa tarafından kurulmuştur. Birçok tarlaların yer aldığı on beş çiftliği içerisinde barındıran şehirde 160 hektarlık alana yayılan sayısız meyve ağacı bulunmaktadır. Bu nedenle şehirde gıda sorunu yaşanmamaktadır.

Kaynak: https://ancient-code.com/city-people-live-without-politics-religion-without-money/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

17 Yaşında Mars’a Ayak Basan İlk İnsan Olacak

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

17 yaşında olan 3 yaşından bu yana astronot olmanın hayalini kuran Alyssa Carson, Mars’a ayak basan ilk insanlardan biri olmak için çalışmalara devam ediyor. Henüz 17 yaşında olan Carson’ın uzay aşkı küçükken izlediği “The Backyardigans” adındaki çizgi dizi ile başlamış. Janice Burgess tarafından yaratılan ve 6 sezon boyunca ekranlarda kalan dizi, bir evin arka bahçesinde hayali maceralar yaşayan beş hayvan arkadaşı anlatıyor.
Dizideki “Mars’a Misyon” adlı bölümü izledikten sonra uzaya aşık olduğunu söyleyen Carson, Teen Vogue ’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullanıyor: “Bu kırmızı gezegen çok havalı diye düşündüm. Ardından Mars’a inen rovers videolarını izlemeye başladım. Odamda kocaman bir Mars haritası vardı. Daha sonra teleskop aldım ve uzayı daha yakından keşfetmeye başladım.” O andan itibaren astronot olmayı kafasına koyan Amerikalı genç, 7 yaşındayken NASA’nın Alabama’daki Huntsville’deki ABD Uzay Kampı’na katıldı. Sırasıyla Laval, Quebec ve İzmir’de bulunan uzay kamplarına da giden Carson, NASA’nın üç uzay kampına da katılan ilk kişi olmayı başardı.

Bu macerada babasının (Bert Carson) kendisine her zaman destek olduğunu söyleyen Carson, “Babam da benim gibi her süreçten geçmek zorunda kaldı. Hayatımın en güzel günleriydi. Uzay hakkında bilmek istediğim her şeyi öğrendim” diyor. 14 NASA ziyaretçi merkezine giderek NASA Passport Programı’nı tamamlayan ender insanlardan olan Carson, her şey planlandığı gibi giderse, NASA’nın 2033 yılında Orion uzay aracı ile Mars’a göndereceği ilk astronotlardan olacak. Mars’ta kurulacak kolonide görev alacak olan Carson, yeni keşifler yapmak ve Mars hakkında daha fazla şey öğrenmek istediğini söylüyor.  Su örneklerine bakacaklarını ve herhangi bir yaşam belirtisi bulmak için çalışacaklarını belirten Carson, Mars’ta yapacakları keşiflerin insanoğlunun geleceği açısından büyük önem taşıdığını dile getiriyor. 18 yaşına gelene kadar astronot olmak için başvuramayacak olan Carson, o zamana kadar NASA ile çalışmalarını sürdürecek. 3 yaşından bu yana hayalini takip eden Carson, 18 yaşına geldiğinde ise Uluslararası Uzay Üniversitesi’ne başvuran en genç insan olacak.

Devamını Oku

Bilim

Türk Bilim İnsanları Cerrahi Alanda Yaptığı Yeni Teknik Uluslararası Alanda Kabul Gördü

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Türk bilim insanları, cerrahi alanda yaptığı yeni teknik uluslararası alanda da kabul gördü. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan çalışmalar akciğer ameliyatlarındaki oluşabilecek hava yolu açılmasıyla ilgili komplikasyonların önüne geçilmesi hedefleniyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celal Tekinbaş başkanlığında, Prof. Dr. Atila Türkyılmaz ve Doç. Dr. Bekir Sami Karapolat’dan oluşan ekip tarafından geliştirilen teknikle akciğer ameliyatı sonrası oluşabilecek hava yolu açılmasıyla ilgili komplikasyonların önüne geçilebilmesi hedefleniyor. Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celal Tekinbaş, geliştirdikleri yönetimin dünya tıp literatürü açısından da kabul gördüğünü söyledi. 
“Komplikasyonları ortadan kaldırabilecek”
Kendileri tarafından geliştirilen bu cerrahi yöntemin uluslararası önemli bir dergide yayınlandığını belirten Tekinbaş, şöyle konuştu: “Dünyada her yıl farklı hastalıklar nedeniyle çok sayıda akciğer ameliyatı yapılmaktadır.  Bu ameliyatlar gerek akciğerin hayati bir organ olması ve gerekse de konumlandığı yer itibarıyla birçok komplikasyona neden olabilmektedir. Bu komplikasyonlar sakat bırakmaktan, hastanın kaybedilmesine kadar önemli olabiliyor. Geliştirmiş olduğumuz bu yöntem, ölümle sonuçlanabilecek önemli bir komplikasyonu ortadan kaldırabilecek bir yöntemdir.”
“Güvenle bu yöntemi uyguluyoruz”
Yöntemi daha önce hiç kimsenin uygulamadığına dikkati çeken Prof. Dr. Celal Tekinbaş, “Bu yöntemi şu ana kadar 11 hastaya uyguladık. Hiçbir hastamızda sorun olmadı, yüzde 20-40 oranında olan bir komplikasyonu biz yüzde 2-4 oranına düşürdük. Yaklaşık 10 kat bir azalmayla ki bu tür ameliyatlarda yüzde 2 ya da 4’lük komplikasyon oldukça düşük bir komplikasyondur ve başarılı bir sonuçtur. Hastalarımız da şifa ile taburcu edildi ve hiçbir problem olmadı” diye konuştu. Tekinbaş, daha önce yaptıkları ameliyatları ve dünyada kullanılan belli yöntemleri baz alarak böyle bir teknik geliştirdiklerini anlattı. Kısa sürede yaptıkları başarılı ameliyatların duyulduğuna işaret eden Tekinbaş, “Ülkenin birçok yerinden hasta kabul ediyoruz ve güvenle bu yöntemi uyguluyoruz. Bu bizim, ülkemiz ve üniversitemiz için önemli bir gelişmedir. Biz bir adım attık ve bizden sonrakiler bunu devam ettirecektir” dedi.
Kaynak: AA

Devamını Oku

Bilim

‘Buz Adam Ötzi’ hakkında yeni bilgiler ortaya çıktı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

1991 yılında Ötztal Alplerinde keşfedilen ötzi mumyası 5.300 yıl önce yaşadığı fark edildi. Ötzi hakkında yeni bilgiler elde etmeye devam ediyor. Bilim insanları, Ötzi’nin son yemeğinde ne olduğunu keşfetti. Bedeni buzulların altında donan adam, dünyanın en eski ve en iyi korunan mumyalarından biri olarak tarihe geçti. BBC Türkçe’de yer alan habere göre, bedeni üzerinde daha önce yapılan araştırmalar Ötzi’nin neler yemiş olabileceğine dair ipuçları vermişti, ancak midesi üzerinde yapılan son araştırmada çok daha detaylı bilgilere ulaşıldı.   Ötzi’nin son olarak yabani keçi yağı, kızıl geyik eti, einkorn adı verilen eski bir buğday ve zehirli eğreltiotu yediği ortaya çıktı. Menüdeki yağ oranı yüzde 50. Yani günümüz perhizlerindeki yüzde 10’luk yağ oranının çok üstünde. İtalya Bolzano’daki mumya araştırma ekibinden Dr Frank Maixner “Avlandığı yüksekliği göz önünde bulundurursak, bu şekilde bir enerji kaynağına ihtiyaç duyması normal” diyor. “Bunu yapmanın en iyi yolu da yağ almak; yağ, zor koşullarda hayatta kalmak için gerekli enerjiyi sağlar”. 
Bakır Çağı’nda insanlar ne yiyordu?
Sonuçları Current Biology’de yayımlanan araştırma, Bakır Çağı’nın mönüsünde neler olduğuna dair bir fikir veriyor. Ötzi’nin yediklerine yönelik daha önce detaylı araştırma yapılamamasının nedeni, mumyanın midesinin yeni bulunmuş olması. Bedeninin mumyalaşma şekli nedeniyle Ötzi’nin midesi bulunması gereken yerde değildi. Ötzi’nin midesinde detaylı inceleme yapan bilim insanları midedeki yağın süt ürünlerinden değil, Alplerde yaşayan dağ keçisinden geldiğini ortaya çıkardı. Dr Maixner “Ötzi’nin diyeti iyi dengelenmiş karbonhidrat, protein ve yağlardan oluşuyor. Sindirdiği yüksek yağ oranı şaşkınlık verici” diyor. Ancak bu diyetin Ötzi’nin vücuduna zarar vermiş olduğu da ortaya çıktı. Ötzi’nin bazı atardamarlarında tıkanma olduğu tespit edildi.
Vücudunda yara izleri bulunan Ötzi’nin bir savaşta öldüğü tahmin ediliyor.
Ötzi bitkisel ilaç mı kullanıyordu?
Ötzi’nin midesinde bulunan eğreltiotunu ise bitkisel ilaç olarak kullanılıyor olabileceği tahmin ediliyor. Bir diğer olasılık ise Ötzi’nin yemeğini eğreltiotu yapraklarına sarıp yiyor olabileceği. Buz adam Ötzi’nin yabani eti çiğ ya da kurutulmuş olarak yediği tahmin ediliyor.

Devamını Oku

Öne Çıkanlar