fbpx
Bizi Takip Edin

Kimya

Bu Vitamin Sayesinde Rüyalarınızı Kolayca Hatırlayabilirsiniz

Yayınlandı

üzerinde

Bir deney esnasında B6 vitamininin insanların rüyalarını hatırlamaya yardımcı olabileceği keşfedildi. Gece beyinde olan bazı bulguları tutmasının yanı sıra bu keşif travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tedavisinde etkin olabilir.Geçtiğimiz günlerde bilim insanları tarafından bir rüya kontrol makinesi icat edildiğine dair haberler çıktı. Adelaide Üniversitesi’nden Dr. Denholm Aspy, benzer birşeyi tamamıyla yasal bir hap kullanarak ve bazı beyin eğitimleriyle kişilerin kolaylıkla yapabileceğini iddia ediyor. Aspy, 100 gönüllü üzerinde test yaptı. 240 miligramlık bir B6 vitamini tableti ile bir B vitamini kompleksi içeren bir tableti kullandığı çalışmada, bir grup gönüllüye de plesebo içeren haplar denedi. B6 vitamini kullanan gönüllülerde önemli ölçüde rüyaları hatırlama becerisi oluştuğunu gördü. B6 vitaminini kullanan denekler, B vitamini kompleksi ve plesebo hap alanlara göre %64 oranında rüyalarını daha fazla hatırladı. B vitamini kompleksi içenlerde herhangi bir gelişmiş rüya hatırlaması durumu yaşanmadı ve bu kişiler daha az dinlendirici bir uyku deneyimi yaşadıklarını bildirdi. B6 vitamininin rüyaların hatırlanmasını neden arttıracağına dair iki teori öne sürülmüştü. Bunlardan ilki uyanıklığın artmasına ve daha sık uyanmaya sebep olabileceği yönündeydi. Bununla beraber bu teori testler esnasında plesebo haplar alan kişilerle B6 vitaminini alan kişilerde benzer kalitede uyku deneyimi olduğu anlaşıldı. Bu teorinin bu nedenle çürüdüğü düşünülüyor. Daha muhtemel alternatif ise B6’nın triptofanı seratonine dönüştürmede oynadığı rol. B6 vitamini triptofanı seratonine dönüştürerek uykunun başlangıcında derin ve rüyasız bir uyku deneyimi ortaya çıkarıyor. Aspy yaptığı açıklamada, “Muhtemelen uykunun en başında rüya görülmediği ve son aşamada rüya görüldüğü için bu rüyalar hatırlanabiliyor” açıklamasında bulundu. Rüyaları hatırlamak eğlenceli bir deneyim olsa da bu çalışma Lucid rüya görme çalışmaları yürütenler için önemli. Ayrıca travma sonrası stres bozukluğu, fobiler, kabusların üstesinden gelme, yaratıcı problem çözme gibi hastalıkların tedavisi için yeni bir yol oluşturabilir. Yatmadan önce B6 vitamini yönünden zengin gıdaların alınması veya B6 vitamini tabletlerinin içilmesi sonucunda yürütülen çalışma için daha fazla gönüllüyle yeni bir test uygulanması planlanıyor.
Kaynak: http://www.iflscience.com/brain/this-vitamin-could-help-you-remember-your-dreams/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Hamam böceğinden radyasyon geçirmez yelek üretildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Kimya Öğretmeni Pınar Sabaz, Alperen Berberoğlu birlikte radyasyon geçirmeyen yeleğin üretim aşaması ile ilgili yaptığı açıklamada, “Öğrencim Alperen Berberoğlu ile birlikte yapmış olduğumuz bir çalışma var. Bor bileşikleri ve hiposan adı verilen malzemeyle birlikte radyasyondan koruyan kumaş dolgu malzemesi ve sıvı ürettik.

Bunun test sonuçlarına göre de yüzde 98 oranında radyasyondan koruma sağladığını gördük. Dolayısıyla da bu çalışmayı geliştirerek bunu patent noktasına getirdik ve patent başvurusunu gerçekleştirdik. Çalışmanın ilk aşamasında öğrencim hamam böceklerinin radyasyonun zararlı etkilerinden hiçbir şekilde olumsuz etkilenmediğini fark etmiş ve bununla ilgili ‘bunun nedeni ne olabilir’ diye araştırırken hamam böceğinin kabuğunda bulunan kitosan maddesinden kaynaklandığını keşfettik. Bu kitosanın içerisine de milli değerimiz olan, dünya rezervlerinin yüzde 72’sinin ülkemizde bulunduğu bor bileşiğini ekleyerek radyasyon zırhı üretmeyi başardık. Bu malzeme yüzde 98,25 oranında radyasyona karşı koruma sağlıyor. Biz bununla da ilk önce TÜBİTAK Projelerine başvurduk. İlk etapta TÜBİTAK Projesi Bölge Sergisine katıldık. Sonra bölge birincisi olarak Türkiye finaline katıldık. Bu projenin daha ileriye götürülerek geliştirilebilmesi için de yaptığımız çalışmayla ilgili bir patent başvurusunda bulunduk. Bu başvurunun da olumlu bir şekilde sonuçlanmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Hem ucuz hem hafif
Bilim ve Sanat Merkezi 4. sınıf proje öğrencisi Alperen Berberoğlu da hamam böceklerinin radyasyondan etkilenmediğini öğrendikten sonra çalışmalara başladığın belirterek, “Bu projeyi iki yıldır yürütüyorum.  Proje aklıma şu şekilde geldi; öncelikle Çernobil gibi radyoaktif sızıntılarda çoğu canlının hayatını kaybetmesine ve zarar görmesine rağmen içerisinde kitosan bulunduran hamam böcekleri gibi kabuklu canlıların zarar görmediğini fark ettim. Bundan yola çıkarak içinde kitosan ve ayrıca milli değerimiz olan bor bulunan bir polimer üretmek istedim.

Ardından polimerle ne yapabileceğimizi düşündüm ve bununla hastanelerde röntgen cihazlarını kullanan radyoloji teknikerlerinin gördüğü zararı minimuma indirmek amacıyla üç farklı bor bileşiğini bulunduran yelek dolgusu tasarladık. Yaptığımız yeleğin içerisinde yapmış olduğumuz dolgu var. Ayrıca polimerleştirici malzeme olarak kitosan bulunuyor. Bu da asetik asitte çözünmüş biçimde. Bunun yanında bir de sıvı ürettik. Bunları da hastanelerde şu anda duvarlarda kurşun bloklar kullanılıyor. Onların yerine kullanmak amacıyla ve maliyeti minimuma indirmek amacıyla bu sıvıları ürettik. Ayrıca kurşun yeleklerin maliyetine göre çok daha ucuz ve kurşun yeleklerin ağırlığına göre çok daha hafif bir materyal ürettik. Kurşun yeleklerin maliyeti yaklaşık 600 TL civarında ancak bizim ürettiğimiz bu kumaşla birlikte içindeki dolgu malzemesini 20 TL civarında mal edebiliyoruz. Ayrıca kurşuna göre çok daha hafif olma avantajı var. Bu proje geliştirilerek ileride savunma sanayisinde ve sağlık sektöründe kullanılabilir” dedi. Kaynak: (İHA)

Devamını Oku

Kimya

Nobel Kimya Ödülü sahiplerini buldu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Nobel Kimya Ödülü, ABD’li Frances H. Arnold ile ABD’li George P. Smith ve İngiliz Gregory P. Winter arasında paylaşıldı. Nobel Kimya Ödülü bu yıl, evrim biyolojisi alanındaki çalışmalarından ötürü bilim insanları Frances H. Arnold ile George P. Smith ve Gregory P. Winter arasında paylaştırıldı. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisinden yapılan açıklamada, 2018 Nobel Kimya Ödülü’nün yarısının ABD’li Frances H. Arnold’a verildiği, ödülün diğer yarısının ise ABD’li George P. Smith ile İngiliz Gregory P. Winter arasında paylaştırıldığı belirtildi.

Açıklamada, Arnold’un enzimlerin biyolojik evriminin yönetilebileceğini ortaya koyduğu, Smith ve Winter’ın ise bunun pratik alanlarda uygulanmasını sağlayan laboratuvar yöntemlerini geliştirdikleri için ödüle layık görüldüğü ifade edildi. ABD’nin Pittsburg şehrinde 1956 yılında doğan Arnold, kimyasal tepkimelerin katalizörü olan protein enzimlerin evriminin yönetilebileceğini gösteren çalışmalarından ötürü ödüle layık görüldü. Keşif, enzimlerin biyolojik evriminin koşullanmasıyla üretilen yeni protein ve antikorların biyo-yakıtlardan ilaç üretimine kadar geniş bir alanda kullanılmasının önünü açtı. Smith ve Winter ise bir virüsün bir bakteriyi etkileyerek yeni enzimlerin oluşmasını sağladığı “bakteriofaj” olarak tanımlanan yöntemin geliştirilmesine katkı sağladı. 1941 yılında ABD’nin Norfolk şehrinde doğan Smith’in bakteriofaj tekniğiyle yeni proteinler geliştirken, 1951 yılında İngiltere’nin Leicester şehrinde doğan İngiliz bilim insanı Winter aynı tekniği yeni ilaçlar üretmek için kullandı.

Enzimlerin biyolojik evriminin koşullanmasıyla üretilen antikorlar otoimmün hastalıkların ve kanserin tedavisinde kullanılıyor. Halen ABD’de Cal-tech Üniversitesinde çalışmalarını sürdüren Arnold, Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan beşinci kadın oldu. Arnold, Smith ve Winter ödülün yanı sıra 9 milyon İsveç Kronu (yaklaşık 1 milyon dolar) para armağanının da sahibi oldu.
Nobel Kimya Ödülü
Nobel Ödülleri’nin verilmeye başladığı 1901’den bu yana 108 kez Nobel Kimya Ödülü verildi. Toplam 175 kişiye layık görülen ödüllerden 63’ü tek bir kişiye verilirken 23’ü 2 kişi, 22’si de 3 kişi arasında paylaştırıldı. Nobel Kimya Ödülü’ne şimdiye kadar sadece 4 kadın layık görüldü: Marie Curie (1911) , Curie’nin kızı Irene Joliot-Curie (1935), Dorothy Crowfoot Hodgkin (1964) ve Ada Yonath (2009). Nobel Kimya Ödülü’nü alan en genç bilim insanı Frederic Joliot oldu. Joliot, 1935’te eşi Irene Jolio-Curie ile ödülü kazandığında 35 yaşındaydı.

Nobel Kimya Ödülü verilen en yaşlı bilim insanı ise 2002’de 85 yaşındayken ödüle layık görülen John B. Fenn oldu. Frederick Sanger, 1958 ve 1980 yıllarında iki kez Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülerek, alanında iki kez Nobel kazanan tek bilim insanı olma özelliğine sahipti. Nobel Kimya Ödülü’nü 2015 yılında Türk bilim adamı Aziz Sancar kazanmıştı. Sancar Nobel Ödülü kazanan ilk Türk bilim insanı olmuştu.
Kaynak: https://edition.cnn.com/2018/10/03/europe/nobel-chemistry-prize-2018-intl/index.html

Devamını Oku

Bilim

Türk bilim insanlarından, fındık atıklarından kemoterapi ilacı etken maddesi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesindeki akademisyenler, fındık atıklarından kemoterapi ilaçlarının etken maddesini elde ederek pilot üretim aşamasına getirdi. Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBİT) bünyesindeki akademisyenler, TÜBİTAK desteğiyle yaklaşık 2 yıl boyunca laboratuvar ortamında yürüttükleri çalışma sonucu fındık atıklarından kemoterapi ilaçlarının etken maddesini elde ederek pilot üretim aşamasına getirdi. Türkiye’de yaklaşık 500 bin ton tarımsal atık olarak bulunan fındık dış kabuğu, çotanak ve yaprakları üzerinde çalışmalar yapan akademisyenler, bilimsel araştırma ve deney hayvanları üzerindeki denemeler sonucunda, dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar olan üç kemoterapi ilacının etken maddesini elde etti. Daha sonra farklı aşamalarda denemeler yapan bilim adamları, ilacın üretimi için yatırımcı görüşmeleri gerçekleştirdi. Fındık atıklarından elde edilen etken maddenin ilgili firmalar tarafından ilaca dönüştürülerek kanser tedavisinde kullanılması hedefleniyor.

“Projemiz, milli ilaç hedefimize yaklaşmamızı sağlıyor”
DÜBİT Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iki yıl önce TÜBİTAK desteğiyle fındık atıklarında bulunan kemoterapi ilaçlarının etken maddesinin elde edilmesine ilişkin başlatılan projenin tamamlandığını söyledi. Uğraş, projede mikro seviyede etken maddenin saflaştırılmasının tamamlandığını aktararak, “Çalışmamız mikro seviyede 3 kemoterapi ilacının tedavisini sağlayan molekülün öncü bir molekülünü sağlamış oldu. Bu çalışma yatırıma döküldüğünde 3 ilacı elde edilir hale geliyoruz. Çalışmamızda bu molekülün nasıl elde edileceğini, elde edildiğinde fındık kabuğu tonundan ne miktarda çıkarılabileceğini hesapladık.
Şu aşamadaki durumumuz, pilot seviyede bu ilaçları elde edebilmek için yatırıma geçmek. Artık TÜBİTAK ve üniversiteden aldığımız desteğin yanında yatırımcıya ihtiyaç var ve görüşmeler gerçekleşiyor.” diye konuştu. Fındığın, Türkiye’nin en önemli tarımsal ürünlerinden olduğunu anlatan Uğraş, şöyle devam etti: “Yaklaşık 3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bu sadece görünen faydası. Görünmeyen faydası ise atıkları. Fındığın sert kabuğu, yeşil dış kabuğu ve yaprakları. Projemiz her üçüne de odaklanmıştı ve sert kabuk, yeşil kabuk üzerinde çalışmalar yaptık. Bu ikisinin yıllık 500 bin ton atığı oluşuyor. Sert kabuk yakılarak değerlendirilirken, yeşil kabuk tam anlamıyla bir çevre problemi olarak atıl oluyor. Projemiz, hem bu atıkların değerlendirilmesini hem de milli ilaç hedefimize yaklaşmamızı sağlıyor.

Bu, vatandaşlar tarafından kabukların kaynatılıp içilmesi anlamına gelmesin. Bu kesinlikle bilgi gerektiren, doktorların ileri seviyede kanser teşhisi koymuş ve kemoterapide kullanılacak bir ilaç. Ancak doktorların gözetiminde kullanılması gerekir. Biz bu ilaçların kimyasal deneylerini yaptık. Kesinlikle vatandaşlarımız ‘kabuğu kaynatayım suyunu içeyim’ anlamı çıkarmasın. İlaç firmasında, ilaç normuna getirildikten sonra doktor tavsiyesinde kullanılıyor.”
“İhracat yapacak konuma geliriz”
Uğraş, elde edilecek ilacın kanser tedavisinde kullanılacağını dile getirerek, “İlaç, özellikle göğüs ve yumurtalık kanserlerinde kullanılacak. Hastanelerde uzman hemşire ve doktorlar tarafından uygulanan bir ilaç sınıfındadır. Elde edilen molekülden dünyada 3 ilaç üretiliyor. Bu ilaçların dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar civarında. Ülke olarak bu ilaçlara ödediğimiz para ise yaklaşık 100 milyon lira olarak karşımıza çıkıyor. Fındık kabuğu atıklarını ele aldığımızda, uygun bir yatırımcıyla bunu ekonomiye kazandırdığımızda, sadece ithalatın önüne geçmiş olmayız, ihracat yapacak konuma geliriz.” şeklinde konuştu.
Kaynak: (AA)

Devamını Oku

Öne Çıkanlar