fbpx
Connect with us

Kimya

Buzdolabı Olmadan Meyveler Nasıl Korunur?

Published

on

urlTufts Üniversitesi’ndeki araştırmacılar meyveleri buzdolabı olmadan korumanın bir yöntemini geliştirdiler. Araştırmacılar gıda israfını azaltmak için yaptıkları deneyde, organik bir protein olan ipek özü çözeltisi oluşturup çilekleri bu çözeltiyle kapladılar. Bu çözelti tatsız, yenilebilir ve nerdeyse görünmez bir çözeltiydi.
Yeni toplanmış çilekleri bu çözeltiye batırdılar. Çilekler ne kadar uzun batırılırsa o kadar ipek özüne bulandılar. Kaplamanın kalınlığı 27 ile 35 mikron arasındaydı. Çeşitli kalınlıklarda kaplanan çilekler ile kaplanmayan çilekler oda sıcaklığında bir odada 7 gün boyunca bekletildiler. Bir haftanın sonunda ipek özü çözeltisi kaplı çilekler taze ve sulu iken, kaplanmayan çilekler yenilmeyecek bir haldeydi. Araştırmacılar bu deneyle ipek özü çözeltisiyle kaplı çileklerin bir haftadan daha uzun süre taze kalabildiğini bulmuş oldular.
Araştırmacılara göre ipek çözeltisi meyvelerin sertliğini koruyor, solunumunu yavaşlatıyor ve su kaybını önlüyor. Çözeltiyi, toplandıktan sonra olgulaşan meyveler üzerinde nasıl etkilediğini görmek için muzlar üzerinde de denediler ve olgunlaşmayı yavaşlattığını gördüler. İpek özeltisi çileklerin ve muzun yapısını olumsu olarak etkilemedi ama henüz tad üzerinde bir inceleme yapılmadı.

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

Bilim İnsanları Karbondioksiti Kömüre Dönüştürmenin Etkin Bir Yolunu Buldular

Published

on

Çevresel kötü kahramanların içerisinde karbon, suçun elebaşı konumundadır ve tıpkı çizgi romanlardaki gibi iyilik adına onu her yakalayışımızda elimizden kaçmaktadır. İhtiyacımız olan ucuz bir yöntem. Ölçeklenebilir. Gerçek bir fark yaratabilecek şekilde atmosferden yeteri kadar karbon sökebilme umudu verecek bir yöntem. Ve şimdi, Avustralya’daki bilim insanlarının ürettiği yeni bir teknik aradığımız şey olabilir. Melbourne’deki RMIT Üniversitesi’nden araştırıcılarkarbondioksit (CO2) gazını, özünde saf duman olan partiküllere dönüştüren bir teknoloji geliştirdiler.

Sera gazları üzerinde karbon döngüsünü geri sarmak ve onları toprağa geri döndürmek, küresel ısınmanın oluşturduğu tehditleri keşfettiğimizden bu yana bilim insanlarının rüyası olmuştur. Karbonu bağlayabilmek için biyomas üretip toprağa gömmekten tutun da CO2 ’yi daha az uçucu hale getiren kimyasal reaksiyonları hızlandırmak için yer altındaki rezervlere gaz pompalamaya kadar uzun bir liste ortaya attık. Bazıları ucuz fakat nispeten yavaşken, diğerleri de kirlenmeye büyük oranda sebep olanların dikkatini çekmek için yeterince teşvik edici değildi ya da yeniden daha fazla karbon salınımı riskine sahipti. Vardığımız sonuç, umutlarımızı karbon krizini çözecek negatif salınımlara bağlamamız gerektiği şeklindeydi. Yine de son yıllarda bizi çevresel bir sorunu çözmeye yaklaştırma konusunda iyimser hale getiren önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

Avustralya’da yeni geliştirilen teknik sadece hızlı olmakla kalmayıp aynı zamanda CO2’i tekrar çözülmeyecek sağlam bir forma dönüştürmek için baskı ya da karmaşık kimyasal reaksiyonlar da gerektirmemektedir. İşin özü, hafif bir voltajda oksijeni CO2’ten ayıran elektrokimyasal reaksiyonlarda başrol oynayan metal seryum nanopartiküllerindedir. Sıvı metal alaşım formundaki nanopartikülleri askıya almak, katılaşan karbonun seryum üzerinde oluşmasını engellemekte ve bu işlemin etkinliğini arttırmaktadır. Daha iyisi, metal galyumu bir çözücü olarak kullanmak elementin önemli derecede düşük olan erime noktası nedeniyle tüm sürecin oda sıcaklığında gerçekleşebileceği anlamına gelmektedir. RMIT fiziksel kimyacı TorbenDaeneke “Günümüzde CO2 sadece yüksek sıcaklıklarda bir katıya dönüştürülebilmektedir.  Bu da endüstriyel açıdan uygulanabilir değildir”. “Sıvı metalleri katalizör olarak kullanmakla gazı oda sıcaklığında, etkili ve ölçeklenebilir bir işlem sayesinde karbona geri döndürmenin mümkün olduğunu gördük” Bu işlem, emisyondan neredeyse bir diş meydana getirebilecek kadar ölçeklenebilirdir. Fakat bu işlemin diğer işlemlerden daha keskin olan bir sonucu da; çıkan ürünlerin yersel olmak zorunda olmamasıdır. Baş yazar ve mühendis DornaEsrafilzadeh “Bu işlemin bir diğer ek faydası da karbonun bir süperkapasitör olarak elektrik şarjını depolayabilir nitelikte olmasıdır. Dolayısıyla gelecekteki araçların bir parçası olarak kullanılma ihtimali vardır”. “Bu işlem aynı zamanda endüstride kullanılabilen bir yan ürün olan sentetik yakıt üretmektedir”. Grafen gibi karbon kaynaklı ürünler sadece bir süperkapasitör olarak değil, aynı zamanda bir süperkondüktör olarak elektroniğin geleceği açısından devrim yapıcı nitelikte olma potansiyeline sahiptir. Bu potansiyelin sadece bir kısmının bile fark edilmesiyle kurulacak bir karbon bazlı malzeme endüstrisi, gelecekte çok fazla parasal değere sahip olabilecektir. Çevresel endişelerimizin herhangi bir teknolojik mücadele ile çözülmesi için verilen ekonomik teşviklere bakıldığında durumun hızlı bir şekilde netleştiği görülmektedir. İster okyanuslarımızdan plastiği temizleme yolunda, isterse de atmosferdeki karbon kirliliğini temizleme yolunda olsun başarıya giden yol altından olmalıdır. Daeneke “Üzerinde henüz daha fazla araştırma yapılması gerekirken bu sonuç, karbonu katı olarak depolama yolunda atılmış oldukça büyük bir adımdır” demiştir. Bu araştırma Nature Communications dergisinde yayınlanmıştır.
Editör / Yazar: Onur İLERİ
Kaynak: https://www.sciencealert.com/a-new-way-to-turn-carbon-dioxide-into-solid-rock-could-help-rewind-global-warming

Continue Reading

Bilim

Üç Soru Üç Cevap: Gündelik Bilim

Published

on

Üç Soru Üç Cevap serimizin yeni bölümünde, gündelik hayatın birçok alanında kendisini gösteren bazı bilimsel sorulara yanıt arayacağız. Altının ağırlığı, ses dalgalarının bilinmezliği ve Güneş’in fizyolojik etkisi, 22. bölümümüzde yer alacak.
Ses dalgaları nerede son bulur?
Çevremizde duyduğumuz tüm sesler bir kaynaktan çıkmaktadır. Bu seslerin hepsi titreşimler sonucu oluşmaktadır. Sallama, üfleme, çekme, itme, vurma gibi etkilerle cisimler titreşir ve ses çıkartır. Konuşurken çıkardığımız sesler de titreşim sonucunda oluşur. Akciğerlerimizden gelen hava gırtlağımızdaki ses tellerimizi titreştirir ve ses çıkartır. Yani ses, birçok farklı alandan oluşabilir (hatta siz bu yazıyı okurken içinizde bile belli bir frekansta ses oluşur). Peki hayatımızın vazgeçilmez ögelerinden olan ses, nerede son bulur? Ses dalgaları bulundukları ortamdan geçerken belli bir enerji harcar. Çarptıkları ortamın yoğunluğu da bu dalgaların enerjilerini bitirir; yani belli bir enerji açığının ve bulunduğu ortamın ardından ses, kaybolur.  Kaynak: https://www.sciencefocus.com/science/where-do-sound-waves-end-up/  Güneş’e baktığımız zaman neden hapşırırız?
İnsanların yüzde 17 ila yüzde 35’i Güneş’e ya da parlak ışığa baktığında hapşırır ve bu olay genellikle karanlık bir ortamdan çıkıp yoğun ve parlak ışığa maruz kalındığında ortaya çıkar. Bu durum neden kaynaklanır? Bu soruya net cevap verebilen iki teori var; ilk teoriye göre, insanların görme sinirlerinde yoğun ışık nedeniyle ortaya çıkan uyarılmanın trigeminal sinirlerin de etkinleşmesine neden olduğu düşünülüyor. İkinci teoriye göre otonom sinir sistemindeki birbirlerine yakın sinir liflerinden birinin uyarılması diğer sinir lifinin de uyarılmasına neden oluyor. Yani görme sinirlerinden alınan sinyallerin beyne taşınırken, hapşırmaya neden olan sinyalleri taşıyan sinir hücrelerinin de etkinleşmesine neden olabileceği düşünülüyor. Kaynak: https://www.sciencealert.com/here-s-why-the-sun-makes-some-people-sneeze-according-to-science  Altın yumuşak olmasına rağmen neden ‘ağır’ bir metaldir?
Bazılarının en büyük yatırımı, bazılarının en büyük hediyesi, bazılarının da günü… Atom numarası 79, simgesi AU olan bu değerli metal yumuşak olmasına rağmen neden ağır? Altın, yumuşak ve oldukça kolay işlenen bir metaldir. Fakat altın, her bir atomunun ayrı ayrı çok ağır olması gerçeğinden kaynaklanan yüksek yoğunluğundan dolayı ağır bir metal olarak adlandırılır. Tungsten yoğunluğu neredeyse aynıdır, ancak tungsten sert ve kırılgandır, çünkü atomları sıkı bir şekilde bağlanmıştır ve onları birbirlerinden zorlamak zordur. Kaynak: https://www.sciencefocus.com/science/why-is-gold-called-a-heavy-metal-despite-being-soft/

Continue Reading

Bilim

Bilim insanları, havadaki CO2’yi kömür haline getirmenin bir yolunu buldu

Published

on

Karbondioksit seviyesinin artması durumunda ; kurak araziler artıyor, yangınlar çıkıyor, sağlık durumumuz ve altyapı üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Bilim insanları karbondioksit gazını (CO2) yeniden katı kömüre dönüştürmeyi başardı. Yeni teknik, atmosferdeki zararlı sera gazının azaltılmasına yardımcı olabilir. Avustralya’nın Melbourne Üniversitesi’nde yürütülen çalışmalar sırasında araştırma ekipleri likit metal elektrolisiz yöntemi ile CO2’yi katı karbon partiküllerine dönüştürdü. Nature Communications dergisinde yayınlanan çalışmanın sonuçlarına göre atmosferdeki CO2’yi güvenli ve kalıcı şekilde ayrıştırarak ayıklamanın alternatif bir yolu mümkün. Hali hazırda var olan karbon ayrıştırma teknikleri gazı sıvıya dönüştürüp toprak altına enjekte etmek üzerine kurulu. Ne var ki, bu yöntem ekonomik olmadığı için pek kullanılmıyor. Ayrıca bu işlemin uygulandığı ve yeraltı depolamaların yapıldığı tesislerde kaçak ve sızıntı olması ihtimali ciddi bir risk oluşturuyor.
Daha güvenli depolama: Geliştirilen yeni teknik ise gaz halindeki karbonu pul pul hale getirip direk katı forma sokuyor. Bu da dönüştürme ve depolama işlemlerini daha ekonomik ve daha güvenli yapıyor. CO2’nin katı hale dönüştürülebilmesi için bilim insanları çok özel bir yüzey yapısı olan likit metal katalizörü geliştirdi. Bu katalizör hem son derece yüksek verimlilikte elektrik iletebiliyor hem de aynı zamanda yüzeyleri kimyasal olarak aktive edebiliyor. Bu süreçte CO2 bir deney tüpü içerisinde elektrolit likit ve likit metal ile birlikte çözülüyor. Daha sonra bu çözeltiye elektrik akımı veriliyor ve CO2 yavaş şekilde de olsa katı forma geçiyor.Bilinen yöntemlerden daha ucuz ve verimli: Araştırmacılar katı hale getirilen kardondioksitin kömür şeklinde yeniden toprağa gömülebileceğini ve bu şekilde atmosferin uzun vadede temizlenebileceğini ileri sürüyor. Daha önce CO2’yi katı hale dönüştürmek için çok yüksek ısılı işlemler gerekiyordu ve bu endüstriyel açıdan fizibil değildi. Ancak likit metalli katalizör yöntemi ile bu dönüşüm oda sıcaklığında gerçekleştirilebiliyor. En önemlisi de işlemin verimli ve büyük miktarlarda yapılabilecek pratik özelliklere sahip olması.
Yan ürün olarak sentetik yakıt üretimi: Yeni yöntemin faydaları bunlarla da bitmiyor. İşlem sırasında yan ürün olarak ortaya sentetik bir yakıt da çıkıyor ve bu yakıtın çeşitli endüstrilerde kullanılabileceği düşünülüyor.  Elektrikli araçlar için süperkapasitör potansiyeli:Daha da önemlisi elektrik yüklemesini içerisinde tutabilen karbonların elektrodlar şeklinde süper kapasitörlere dönüştürülmesi ve geleceğin araçlarında güç ünitesi olarak kullanılması potansiyeli de bulunuyor.
Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ
Kaynak: https://www.iflscience.com/technology/researchers-can-now-cheaply-turn-atmospheric-co2-back-into-coal/ , https://bigthink.com/surprising-science/carbon-dioxide-into-coal

Continue Reading

Öne Çıkanlar