fbpx
Connect with us

Bilim İnsanları

Carl Gustav Jung Kimdir

Published

on

Carl JungKişilikle ilgili görüşlerinin iç gözlemlerinden ve kendi deneyimlerinden kaynaklandığını söyleyen Jung 1875 yılında İsviçre’nin küçükbir kasabası olan Kesswil’de doğdu. Oldukça içe dönük bir çocuk olan Jung duygu ve düşüncelerini kendine saklar, aklını meşgul eden şeyleri kendinden başka kimsenin daha iyi anlayamayacağını düşürdü. Genç Jung gördüğü rüyaların ve doğa üstü imgelerin anlamını düşünerek saatler geçirirdi. 10 yaşındayken tahtadan 5 santimetrelik bir insan figürü oydu. Bu figürü herkesten saklayan Jung, yalnızken onunla konuştu, hatta ona şifreli mektuplar yazdı. Delikanlılık yıllarında kendisinin aslında bir başkası olduğuna inandı ve burdan hareketle bütün yaşamı boyunca “İkinci Kişiliğini” aradı.
Jung’un kendini anlama isteği, onu psikiyatrinin o zamanlar yeni gelişmekte olan bir alanına yönlendirdi. 1900 yılında Basel Üniversitesi’nden tıp diplomasını aldıktan sonra, önemli bir şizofreni araştımacısı olan Eugen Bleuler’ın yanında çalışmak üzere Zürih’e gitti. Daha sonra Paris’te bilinçdışı ve hipnoz üzerine çalışmalar yürüten Pierre Janet ile çalıştı. Jung’un insanın düşünce yapısına olan ilgisi, doğal olarak onu Freud’la bir araya getirdi. Freud’un Rüyaların yorumu kitabını okuduktan sonra yazışmaya başlayan ikili söylentiye göre ilk bir araya geldiklerinde 13 saat boyunca karşılıklı tartışmışlardır. Jung kısa süre sonra Freun’un yakın arkadaşı oldu ve Clark Üniversitesi’nde ders vermeye giderken de ona eşlik etti. Bu yolculuk sırasında Jung, Freud’un kişiliğin doğası üzerine farklı görüşlere karşı ne kadar tahammülsüz olduğunu farketti ve 1914 yılında Viyana Grubu’ndan ayrıldı.
Jung bunu izleyen yedi yıl boyunca, kendini dış dünyadan soyutladı ve zamanını kendi biliçaltının derinliklerini keşfetmeye ayırdı. Kişiliğin gerçek doğasını anlayabilme çabasıyla , hayaller ve rüyalar alemine daldı. Bilim adamları bu sürenin gönüllü bir iç gözlem mi yoksa uzun bir psikotik dönem mi olduğuna hala karar verememişlerdir. Jung’un ölümünden önce basılan özgeçmişi, her iki yorumu da destekleyecek ipucları verir. “ Bir hayaller şelalesi hiç durmaksızın akıyordu, ben de aklımı kaybetmeden bu tuhaf şeyleri anlamlandırmanın bir yolunu aradım.” diye yazmıştır. “ Baştan beri içimde benden yüce bir iradenin emirlerine uyduğuma dair sarsılmaz bir inanç vardı”.
Jung bu süre içinde değişik figürlerin ve imgelerin kendisini ziyaret ettiğini aktarır. Jung bu figürleri, ortak bilinçaltımızı oluşturan arketipler olarak görmüştür. Örneğin Philemon olaak adlandırdığı bir figürle yaptığı konuşmaları ayrıntılarıyla anlatır: “ Onunla uzun uzun konuştuk ve bana daha önce hiç düşünmediğim şeyler söyledi.” diye yazar Jung. “ Ancak konuşan kişi kesinlikle ben değildim, oydu. Onunla bahçede bir aşağı bir yukarı yürüdük; benim gözümde o, Hintlilerin tabiriyle bir ‘Guru’ydu.”
Jung bu iç gözlem yıllarının ardından, yeni bir kişilik kuramı geliştirdi. Mesleki yaşamının geri kalanını hastalarını tedaviye, gezmeye, okumaya ve çalışmaya ayırdı. Bu deneyimleri boyunca yaptığı gözlemleri, sürekli yaptığı iç gözlemleri ile birleştirerek ciltlerce kitap yazdı ve dersler verdi. Jung’un yazdıklarının çoğu, özellikle de satır aralarında antisemitizm iması bulunanlar, tartışmalara yol açmıştır. Yine de insan kişiliği üzerine öne sürdüğü görüşler, dünyanın her yerindeki okuyucuları büyülemeye ve şaşırtmaya devam ediyor.
Jung 6 haziran 1955 yılında 86 yaşındayken yaşamını yitirmiştir.

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim İnsanları

Nikola Tesla Kimdir? Hayatı, İcatları, Sözleri

Published

on

10 Temmuz 1856 yılında doğan Nikola Tesla,  tüm başarılarına rağmen parasız bir şekilde 7 Ocak 1943 yılında bir otel odasında öldü.  Nikola Tesla, elektiriksel alanda yaptığı icatlarla bugünü bile etkileyen, dünyanın en önemli bilim insanlarından biridir. Hak ettiği övgüleriyse 1 asır sonra kazanabildi. Dünyayı aydınlatan dahi, günümüzde Tesla adı verilen elektirik birimi ve yine kendi adı verilen sokaklar, caddeler hatta ödüller olan birisi olsa da yaşarken çok da başarılı değildi. Tesla bugün Hırvatistan’a, o zamanlarsa Avusturya Macaristan İmparatorluğu’ na bağlı olan Smiljan şehrinde dünyaya geldi. Babası bir rahipti, annesiyse eğitim almamış olmasına rağmen makineleri tamir edebilmesi ve muazzam hafızasıyla bilinirdi. Tesla mucitlik kariyerine erken başlayanlardan. 26 yaşında Budapeşte Merkez Telgraf Ofisi’ nde bir çalışanken hala çoğu elektronik aletlerde kullanılan manyetik alan teorisini ortaya attı. Bu teorisini ilerleterek sürekli alternatif akımı icat etti ve bu sayede 1884’ te Edison’un mühendislik şirketi Edison Makine Fabrikası’nda çalışmaya başladı. [Tesla’nın ölümü]

Tesla ne kadar iyi bir bilim insanıysa bir o kadar da kötü bir iş adamıydı. Fikirlerini nasıl pazarlayacağını bilemiyordu. Tesla’ nın aksine Edison iki yönden de başarılıydı. Ne yazık ki bu iki bilim insanının birlikte çalışması mümkün olmadı ve Tesla 1 yılın ardından fabrikadan ayrıldı. Ardından kurduğu Tesla Elektronik ve İmalat isimli laboratuvarda yaratıcılığının sınırlarında özgürce çalışma imkanı buldu. Burada ark lambaları, elektirik rezonansı ve X Ray gibi fikirlerini hayata geçirme imkanı buldu. Önce Colorado’ya daha sonra yeniden New York’ a taşındı. Bu yerlerden yeni bilimsel keşiflerle döndü. Niagara Şelale’ sin ilk hidroelektrik yüklemeyi yapmış ve alternatif sürekli akımı mükemmelleştirdi.Sonunda takıntılı, eksantirik ve genellikle duygusal bir adam olan Tesla bir keşişe dönüşürken basına sürekli yeni fütüristik fikirlerinden bahsediyordu. Tesla 1943 yılında New York’ta bir otel odasında parasız ve yapayalnız bir şekilde öldü. Nikola Tesla’ nın Long Island’daki eski laboratuvarı bilim müzesine dönüştürülerek Tesla anıldı.

Sayısız İcat

Tesla’nın bir çok icadı henüz keşfedilemediği için icatlarının sayısı bilinmiyor. Aldığı patent sayısıysa 300. Kariyeri boyunca patentini alamadığı birçok fikri oldu.

Alternatif Akım

Tesla en büyük ve en önemli icadı olan alternatif akımı, eski patronu Edison’ un düz akımına karşılık olarak icat etmişti. Düz akım tek yönde ve doğrusal olarak ilerlerken alternatif akım farklı yönlerde ve çok daha büyük voltajlarda ilerleyebiliyor.

Alternatif akım ve düz akım Atlantik sahillerinde çaprazlandığında düz akım alternatif akıma oranla çok daha zayıf kaldı. Edison şöhreti ve gücü sayesinde bir süre daha liderliği elinde tutsa da alternatif akım sonunda hak ettiği yeri elde etti. Tesla’nın çoğu icadı da alternatif akım mantığıyla çalışır. [Tesla ve Edison rekabeti]

Tesla Bobini

Bu makine aşırı yüksek voltajlarda şarj edilerek muazzam büyüklükte elektiriksel alanlar oluşturuyor ve bu alanların kuvvetince elektirisel arklar oluşturabiliyordu. Ayrıca kablosuz radyo ve bazı tibbi cihazlar bu alet sayesinde icat edildi.

Radyonun Gerçek Mucidi: Nikola Tesla

Tesla 1892’ de radyo dalgalarıyla ilgilenmeye başladı. 1898’ de New York’ta Madison Caddesi’nde radyo dalgalarıyla çalışan ilk botu icat etti. Radyo dalgalarını baz alarak ürettiği birçok cihaz oldu. Ardından İtalyan mucit Guglielmo Marconi, finansal olarak dengesiz olan Tesla’nın önüne geçerek ilk transatlantik radyo dalgası iletimini yaptı. Tesla ve Marconi arasındaki yarış 1943’te Amerikan mahkemesinin Marconi’nin bazı patentlerini geri alması ve Tesla’nın radyonun mucidi ünvanına kavuşmasıyla sona erdi.

Tesla ‘dan Alıntı Sözleri

“Paranın bir değeri yoktur. Tüm paramı insanlığın daha kolay yaşayabilmesi için yaptığım icatlara yatırdım.”

Nikola Tesla ’ya Bir Ziyaret – Dragislav L. Petkovic, Nisan 1927

“Bilim insanı hemen sonuç beklemez. İcatlarının hemen kabul edilmesini de beklemez. Onun görevi ardından gelecek olanlar için temel hazırlamak ve yolu işaret etmektir. Emek vermeli ve umut etmelidir.” Radyo Gücü Devrim Yaratacak – Haziran 1934

Bugünkü bilim adamları açık düşünmektense derin düşünüyor. Açık düşünmek için akıllı olmak gerekir, ama derin düşünen birisi oldukça deli olabilir. Radyo Gücü Devrim Yaratacak – Haziran 1934

Editör / Yazar: Şeyma SÜRÜCÜ

Kaynak: https://www.livescience.com/45950-nikola-tesla-biography.html

Continue Reading

Bilim

Günümüzde Yaşayan Türk Bilim İnsanları ve Akademik hayatları

Published

on

Kaç tane Türk bilim insanı tanıyoruz? Hatta var mı acaba varsa neler yapıyorlar diye bir düşünmüş de olabilirsiniz. Küresel eğitim standartlarına göre, ülkemiz nüfusuna oranla çok azımız bilim insanı olabiliyor. Gelişmiş diğer ülkeler, böyle insanları değerlendirebilmek için, kendi ülkelerinde üretmesi ve geliştirmesi için sürekli beyin göçü yapmaya çalıştıklarını ve bunun için de her türlü imkan sağladıklarını biliyoruz. Türkiye’de yetişmiş bir genç, belirli bir noktadan sonra yurt dışına çıkmaya mecbur kalabiliyor. Eminiz ki insanlığın gelişimi için ter döken bu insanların çok önemli bir kısmı, ülkemizden ayrılmak istemezdi. Bilim, teknoloji, insan deneyiminin temel bir parçasıdır. Türümüz ilk günlerinden bu yana fiziksel dünyayı değiştirmeye yardımcı olacak araçlar üretiyor. İşte günümüzde yaşayan bazı Türk bilim insanlarını sizler için derledik.

Aziz Sancar

Aziz Sancar, 8 Eylül 1946, Savur, Türk akademisyen, biyokimyager, moleküler biyolog ve bilim insanı. Eğitim konusunda imkansızlıklarla boğuşup, göğsümüzü kabartan başarılara ulaşarak örnek teşkil eden Aziz Sancar, Mardin’in Savur ilçesinde dünyaya geldi. Muhtemelen Nobel Kimya Ödülü’nü alana dek çoğu vatandaşımız adını duymamıştı. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Sancar, moleküler biyolojiye yöneldi. Teksas ve Yale üniversitelerinde tezleriyle gündem yarattı. DNA onarımı, biyolojik saat, kanser tedavisi gibi konular üzerine 288 bilimsel makale ve 33 kitap yayınladı. Hasar gören DNA’ların hücreler tarafından nasıl yenilendiklerini haritalandıran çalışmasıyla 2015 yılında Nobel Ödülü’ne layık görüldü.

Burcu ÖZSOY

2006 yılında Antarktika’da araştırma yapan Doç. Dr. Burcu Özsoy Çiçek, lisans eğitimini harita mühendisliği olarak da bilinen jeodezi ve fotogrametri mühendisliği bölümünde tamamladı. 2001 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Denizcilik Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2005 yılında doktora eğitimi için ABD’ye, San Antonio’daki Teksas Üniversitesi’ne gitti. Burada uzaktan algılama konusunda çalışmaya başladı. Danışmanı elindeki iki araştırma konusundan birini seçebileceğini belirtti. Bunlardan biri Mars, diğeri de Antarktika deniz buzulları ile ilgiliydi. Dr. Çiçek, Mars’a gidemeyeceğini ama Antarktika’ya gitme ihtimali olduğunu düşünerek Antarktika’yı seçti ve 2006 yılında ODEN adlı buzkıran gemisi ile 1 aylık Antarktika araştırma seferine katıldı.

Umran S. İnan

2009 yılından bu yana Koç Üniversitesi Rektörü olarak görev yapmakta olan Prof. Dr. Umran S. İnan, 1972’de lisans, 1973’te yüksek lisans eğitimini Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde tamamladı. Prof. Dr. İnan, 1977’de Elektrik – Elektronik Mühendisliği dalında Stanford Üniversitesi’nden doktora derecesini aldı. Stanford Üniversitesi’ndeki akademik hayatı boyunca jeofizik, yakın uzay, iyonosfer ve atmosfer fiziği, radyasyon kuşakları, elektromanyetik dalga-temel parçacık etkileşimi ve çok düşük frekanslı radyo bilimi alanlarında çalışmalar yaptı; Prof. Dr. İnan Amerikan Jeofizik Birliği, Uluslararası Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü ve Amerikan Fizik Kurumu’nun “Fellow” rütbeli üyesidir ve Uluslararası Radyobilim Birliği’nde çeşitli görevlerde bulunmuştur. 2010’da Türkiye Bilimler Akademisi Üyeliği’ne seçilen Prof. Dr. Umran İnan’ın çalışmaları sebebiyle Antarktika’daki bir dağ “İnan Tepesi” olarak isimlendirilmiştir.

Canan DAĞDEVİREN

1985 İstanbul doğum fizik mühendisi kendisi. Piezoelektrik malzemeleri insan organlarının üzerine yerleştirerek organların hareketini elektrik enerjisine çeviren cihazların mucididir. Türkiye’den Harvard Üniversitesi Genç Akademi Üyeliği’ne seçilen ilk bilim insanı Dağdeviren. Giyilebilir kalp pilini icat ederek Forbes’in 30’unun Altında Bilim İnsanları listesine de adını yazdırmayı başardı.

Gazi Yaşargil

Prof. Dr. M. Gazi Yaşargil 6 Temmuz 1925 tarihinde babasının kaymakamlık görevi yaptığı Diyarbakır’ın Lice kasabasında doğdu. Zürich Üniversitesi Beyin Cerrahisi Kliniği’nde rutin beyin cerrahisi çalışmaları yanında, ilk 12 sene (1953-1965) serebral anjiografi ve 1957-1965 yıllarında stereotaktik teknikle Parkinson hastalığı ve diğer hareket bozukluklarının tedavisine yönelik ameliyatlar yaptı. Zürich’de Nörofizyolog Prof. Oscar Wyss’in yardımıyla ilk defa yüksek-frekanslı koagülasyon tekniğini kullandı ve bu teknik küresel kabullendi. Ocak 1967’de Zürich Beyin Cerrahisi Kliniği’ne dönüp mikrotekniği ve sisternal açılım yöntemini tüm beyin ve omurilik cerrahisinde kullanmaya başladı. Bu teknik beynin revaskülarizasyonunda, anevrizma, AVM, kavernom, ekstra-aksiyal ve intra-aksiyal beyin-omurilik tümörlerinde ve temporal epilepsi cerrahisinde rutin olarak kullanılarak nöroşirurjide yeni bir çağ açıldı. Zürich’de mikrocerrahi laboratuarını kurup 1968-1993 yıllarında beş kıtadan 3000’den fazla cerraha mikrocerrahi tekniği öğretildi.

Muazzez İlmiye ÇIĞ

Kendisi Son Sümer Kraliçesi “Muazzez İlmiye Çığ” Kendisi gerçekten yıllara meydan okumuş. 1914 Yılında doğan Muazzez İlmiye Çığ 105’inde şuan. Sümer ve Hitit kültürlerinin en önemli araştırmacılarından olan Muazzez İlmiye Çığ, on üç kitap ve birçok bilimsel makale yazmış ve birçok ödül almıştır. Günümüzde yaşayan en ünlü sümerolog olan Muazzez İlmiye Çığ, “yapılan son çalışmalar Sümerlerle Türklerin ilişkisini kesin olarak ortaya koymuştur. Sümerler, Mezopotamya’ya Orta Asya’dan göç ederlerken kültürlerini birlikte taşımışlardır. O nedenle, ‘Tarih Sümerlerle değil, tarih Türklerle başlar’ dememiz gerekir” der söyleşilerinde.

Celal Şengör

24 Mart 1955’te İstanbul’da doğdu. 1973 yılında Robert Koleji’nden mezun oldu. 1978’de State University of New York at Albany’den jeolog olarak mezun oldu ve aynı üniversitede 1979’da yüksek lisansını bitirdi. 1981’de İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi, genel jeoloji kürsüsünde asistan olarak görev yapmaya başladı. 1982’de State University of New York at Albany’den doktor unvânı aldı. 1984 yılında Londra Jeoloji Cemiyeti’nin Başkanlık Ödülü’nü, 1986’da TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü aldı. Aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi genel jeoloji anabilim dalında doçent oldu. 1988’de Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi’nden şeref bilim doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) pâyesi aldı. Academia Europaea’ya 1990 yılında kabul edildi ve cemiyetin ilk Türk üyesi oldu. Aynı yıl Avusturya Jeoloji Servisi muhabir üyesi, 1991 yılında ise Avusturya Jeoloji Derneği şeref üyesi oldu. Yine 1991 yılında Kültür Bakanlığı’nın “bilgi çağı ödülü”nü kazandı.

Bilge DEMİRKÖZ

Uluslararası Bilim Kadınları Ödülü’nü Kazanan Bilge Demirköz Yani Bilge hoca. İstanbul Amerikan Robert Lisesi ‘nde okurken TÜBİTAK proje yarışmasında matematik dalında Türkiye’de verilen ilk ödülü almıştır kendisi. Uzay radyasyonu hakkında yaptığı çalışmalarla Her yıl 15 genç bilim kadınına verilen Uluslararası Yükselen Yetenek Ödülünü aldı. Bilge Hoca mezuniyetinin ardından, tam burslu olarak dünyaca ünlü MIT’ye kabul ediliyor. MIT’de anadal olarak fizik, yandal olarak matematik ve müzik okuyor. Yüksek lisansını yine MIT ’ de tamamlıyor. Doktora derecesini ise Oxford Üniversitesi’nden alıyor. Nasa da bir proje kapsamında 4 yıl çalıştıktan sonra Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi yani CERN de devam ediyor kariyerine. Projesini Türkiye’de geliştirilmiş özgün malzemelerin ve elektronik bileşenlerin, uzay için toplam doz etkisi (TID) radyasyon testleri altındaki etkilerinin araştırılması ve dayanıklılığının artırılması olarak tanımlıyor. Daha sonra ODTÜ’de kurduğu laboratuvarda 15 kişilik ekibi ile beraber araştırma ve projelerini yürütüyor Bilge Hoca

Ataç İMAMOĞLU

ODTÜ-Elektrik Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra Stanford Üniversitesi’nde Elektromanyetik indüklemeli şeffaflık ve Lazerler konusunda doktora eğitimi gördü. Doktora sonrasında atom fiziği ve moleküler fizik alanlarında Harvard Üniversitesi’nde araştırmalar yaptı. 2002’den beri İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nde fizik profesörlüğü yapmaktadır.

Gözde DURMUŞ

massachusetts institute of technology (mit) tech review’ün her yıl dünyada önemli bilim insanlarını bir araya getiren listesine 2015 yılında giren 3 türk kadın bilim insanından biri olmayı başaran Türk kadını. geleceğin inovasyonu için zemin hazırlayacak çalışmalara imza atan kişiler arasında yer alıp, “pioneers” (öncüler) kategorisinden listeye giren durmuş, stanford universitesi ‘genome technology center’da postdoctoral research fellow olarak görev yapıyor. durmuş’un hücrelerin fiziksel karakterlerini tespit eden bir cihaz geliştirdiği ve 1 dolar’ın altında maliyeti olan bu cihazın, kanser teşhisi, hücrelerin ilaçlara verdiği tepki gibi konularda çığır açacağı bekleniyor.

Ahmet Nihat BERKER

20 Eylül 1949’da İstanbul’da Profesör Ratip Berker’in oğlu olarak doğmuştur. Kuramsal fizik profesörüdür. Robert Kolej’den mezun olduktan sonra, lisans eğitimi için Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne kabul edilen Nihat Berker, 1971 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün fizik ve kimya bölümlerinin her ikisinden birden mezun oldu. 1977 yılında İllinois Üniversitesi Urbana Yerleşkesi’nden Doktora almaya hak kazandı. Nihat Berker, istatistiksel mekanik, normalleşme gruplarına hal değimi uygulamaları, ve yüzeysel fizik konularındaki araştırmaları ile meşhur olan Berker’in oğlu Selim Berker Harvard Üniversitesi’nin felsefe bölümünde etik ve epistemoloji profesörü olmuştur. Eşi Bedia Erim Berker’ de İstanbul Teknik Üniversitesi’nde kimya profesördür.

Biykem BOZKURT

ABD’de, Baylor College of Medicine’da Kardiyoloji Bölümünde profesör olan Biykem Bozkurt, aynı zamanda aynı üniversitenin Kalp Yetmezliği Araştırma Kışlar Merkezi İç Hastalıkları Mary ve Gordon Cain Başkanı’dır. Amerikan İç Hastalıkları Kurulu’ndan Kalp-damar hastalığı ve İleri Kalp Yetmezliği ve Kardiyak Transplantasyon sertifikalarına sahip kendisi.

Mehmet KARACA

İTÜ rektörü. İTÜ’de meteoroloji mühendisliği bölümünde lisans ve yüksek lisans, Kaliforniya Üniversitesi (UCLA)’da Atmosfer ve Okyanus Bilimleri bölümünde yüksek lisans ve doktora yapmıştır. 2008-2010 yılları arasında İTÜ Rektör Yardımcılığı, 2009-2010 arasında İTÜ KKTC Kurucu Rektörlüğü yaptı. 2012 yılında ise İTÜ Rektörü olmuştur.

Özlem TÜRECİ

Özlem TÜRECİ dünyaya umut oldu. Ona kansersavar diyebiliriz 🙂 20 yıldan fazla bir süredir kanser araştırmaları yapıyor. Tümör antijenlerinin karakterizasyonu için SEREX teknolojisini geliştiren Türeci, 1995 yılında Alman Hematoloji ve Onkoloji Derneği Vincenz Czerny Ödülü ve 1997’de University Saarland’ın Calogero Pagliarello Araştırma Ödülü’nü kazandı. Dünyanın önde gelen kanser araştırmacılarından biri olan özlem türeci ganymed pharmaceuticals’ın kurucusu ve başhekimi aynı zamanda.

Selman AKBULUT

1975’te University of California, Berkeley’de Robion Kirby’nin öğrencisi olarak doktorasını kazandı. Handlebody teorisi, düşük boyutlu manifoldlar, simplektik topoloji ve G2 manifoldları üzerine çalıştı. G erçek-cebirsel set topolojisinde, Henry C. King ile her kompakt parçalı-lineer manifoldun bir gerçek-cebirsel set olduğunu ispatladı. Yanı sıra, gerçek-cebirsel setlerin yeni topolojik değişmezlerini keşfettiler. 95’ten fazla akademik makalesi ve 3 kitabı yayımlanmıştır.

Feryal ÖZEL

Kendisi NASA’daki astrofizik çalışmalarıyla göğsümüzü kabartıyor. Kendisi Colombia Üniversitesi’nde fizik ve matematik mühendisliği bölümlerinden çift anadal yaparak “Yüksek Onur Derecesi” ile mezun oldu 2002 yılında Harvard Üniversitesi’nde astrofizik üzerine doktorasını tamamladıktan sonra kariyerinin dönüm noktasını yaşadı. Albert Einstein ve John Forbes Nash gibi büyük dehaların içinde bulunduğu “Büyük Fikirler” adlı 20 kişilik listeye adını yazdırdı. özellikle kara delik ve nötron yıldızları üzerinde birçok çalışma yaptı. Yüksek manyetik alanda nötron yıldızlarının ilk kuantum hesaplarını yaptı ve Harvard Üniversitesi’nde yazdığı doktora teziyle fizik camiasında yankı uyandırdı. Karadelik üzerine yaptığı çalışmaları yayınlandı ve daha sonra kanıtlandı. Kariyeriyle ilgili bir diğer dönüm noktası NASA tarafından verilen Hubble ödülüne de layık görülmesi oldu. Feryal ÖZEL, Hubble kadrosuna alınan ilk ve tek Türk olma ünvanını taşıyor.

Onur GÜNTÜRKÜN

Dört yaşındayken bir kaza geçirip bunun sonucunda çocuk felcine yakalandı. Terapi için Almanya’daki akrabasının yanına tedâvi için yollandı. Tedavi ancak kısmen başarılı oldu. El ve kollarını kullanabilmekle birlikte, o zamandan beri tekerlekli sandalyede oturmaktadır. 1975-1980 arası Güntürkün Bochum’daki Ruhr Üniversitesi’nde psikoloji tahsilini tamamlayıp 1984’te doktor ünvânını aldı. Doktoradan hemen sonra Paris Üniversitesi ve San Diego Üniversitesi’nde çalıştı. 1988’de Konstanz Üniversitesi’nde bilimsel asistan oldu ve 1993’e kadar orada kaldı. 1992’de doçent oldu. 1993’te Ruhr Üniversitesi Psikoloji Fakültesi’ne çağrıldı. 2006’da Alman Tabiat Bilgini Akademisi Leopoldina’ya üye oldu. Prof. Dr. Güntürkün, 27 Kasım 2013 tarihinde Paris’te düzenlenen Expo 2020 adaylık sunumunda İzmir’i temsil eden kişilerden biri olmuştur.

Betül KAÇAR

NASA Genç Araştırmacı Ödülünü Aldı. Henüz 20’sinde projesiyle NASA’ya başvurdu ve bilim çalışması NASA tarafından burs ile ödüllendirildi. Türkiye bu olayla onun ismini duydu. Harvard Üniversitesi öğretim üyesi olan Astrobiyolog Betül Kacar, geçtiğimiz yaz Arizona Üniversitesi’nden de profesörlük teklifi aldı. Genç yaşında kariyerinde oldukça yükseklere tırmanan Betül Kaçar aynı zamanda Tokyo Teknoloji Enstitüsünde yardımcı doçent olarak Japonyanın önemli projelerinde görev alıyor. Hızlı tırmanan kariyerine geçtiğimiz yıl da bir ödül katıldı. Betül Kacar, NASA Genç Araştırmacı ödülünü kazanan güçlü bir kadın! Eminiz önünde daha çok büyük başarılar var.

Ekmel ÖZBAY

Ekmel Özbay 25 mart 1966’da Ankara’da doğdu İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi’nde Nanoteknoloji ve Uzay Teknolojileri Araştırma Merkezi Müdürü ve Elektrik mühendisliği ve Fizik profesörüdür. 1987 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi-Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Stanford Üniversitesi’nden 1989 ve 1992 yıllarında sırasıyla M.S. ve Ph.D. derecelerini almaya hak kazandı. İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi’nde Nanoteknoloji ve Uzay Teknolojileri Araştırma Merkezi Müdürü olan Prof. Ekmel Metamateryaller konusunda araştırmalar yapmaktadır.

Aslı ERDOĞAN

1967 yılında İstanbul’da dünyaya geldi.İstanbul Robert Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği ve fizik bölümlerinden mezun oldu. Aynı üniversitenin fizik bölümünde yüksek lisans eğitimi aldı ve asistanlık yaptı. 1991-1993 yıllarında Cenevre’de Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde Higgs bozonu üzerine çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra bir süre İstanbul’da Afrikalı göçmenlerle yaşadı. Fizik doktorası yapmak üzere Rio de Janeiro’ya giden Erdoğan, iki yıl sonra doktora çalışmasını yarıda bırakarak yazarlığı seçti ve iki yıl daha Güney Amerika’da kaldı. 1994’te ilk kitabı Kabuk Adam, 1996’da ilk öykü kitabı Mucizevî Mandarin yayımlandı. İsveç’te büyük yankılar uyandıran “Mucizevi Mandarin”, Mourakabi, Joyce Carol Oates ve Vaclav Havel ile birlikte yılın kitapları arasında yer aldı.[5] 1997’de Deutsche Welle’nin düzenlediği yarışmada Tahta Kuşlar öyküsüyle birincilik ödülü aldı. Öykü, dokuz dile çevrildi.

Metin GÜRSES

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü’nden 1969, 1971 yıllarında lisans ve yüksek lisans alan Gürses, daha sonra Feza Gürsey’in denetiminde Kerr-Schild Geometrisi ve Genel Görelilik’te Sicimler isimli doktora çalışmasını tamamlayarak 1975 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü’nden doktora derecesini almaya hak kazandı. Öğrenimi sırasında Amerika Birleşik Devletleri’nde Yale Üniversitesi ile Princeton Üniversitesi’nde, doktora sonrası ise Federal Almanya’da Max Planck astro-fizik enstitüsü ve Köln Üniversitesi’nde araştırmalarda bulundu. TÜBİTAK’ta araştırma başuzmanı olarak çalıştı.

Mutlu ÖZCAN

İsviçre’de bulunan Zürih Üniversitesi’nde Dental Materyaller Bölüm Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Mutlu Özcan’a Uluslararası Diş Araştırmaları Birliği (IADR) tarafından“2018 Yılın En Seçkin Bilim İnsanı” ödülü verildi. Özcan’a daha önce de İngiliz Kraliyet Üniversitesi tarafından “İngiliz Kraliyet Akademisi Diplomatı” unvanı verilmişti. Londra’da düzenlenen ödül törenine dünyanın farklı ülkelerinden yüzlerce bilim insanı katıldı. Mutlu Özcan ise ödülünü IADR Başkanı Angus Walls’ın elinden aldı. Zürih Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Mutlu Özcan’a Uluslararası Diş Araştırmaları Birliği tarafından “2018 Yılın En Seçkin Bilim İnsanı” ödülü verildi.

Mete Atatüre

1975 yılında Kayseri’de doğdu. Ortaöğrenimini Ankara Gazi Anadolu Lisesi’nde (1992)[1], yüksek öğrenimini Bilkent Üniversitesi Fizik bölümünde tamamladı (1996). Boston Üniversitesi Kuantum Görüntüleme Laboratuvarı’nda doktora yaptı. 2002-2007 yılları arasında Zürih Federal Teknoloji Enstitüsü Kuantum Fotonik Grubu’nda Ataç İmamoğlu ile çalıştı. 2007’de Cambridge Üniversitesi, Cavendish Laboratuvarı’nda öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı.[4] Cambridge Üniversitesi’nde kurduğu araştırma grubuyla beraber kuantum fiziği ve geleceğin teknolojileri üzerine çalışan Atatüre, 2011 yılında doçentlik unvanını kazandı. Atatüre, 2010-2015 yılları arasında da Çin Bilim Akademisi’nin Seçkin Davetliler Programı dahilinde bilimsel danışmanlık yapmıştır. İngiltere’de Institute of Physics, Turkiye’de Bilim Akademisi üyesidir.

Listemizin sonuna geldik. Sadece bu listedekiler değil, bu listeye sığdıramadığımız onlarca, yüzlerce, binlerce Türk bilim insanını gönülden tebrik ediyoruz.

Continue Reading

Bilim İnsanları

Neil Armstrong kimdir – Aya İlk Ayak Basan Astronot

Published

on

Ay’a ilk adımı atmasıyla tanınan Neil Armstrong, tam ismi Neil Alden Armstrong, 5 Ağustos 1930’da Amerika’nın Ohio eyaletinde doğdu. Neil Armstrong, Viola Louise Engel ve Stephen Koenig Armstrong’un üç çocuğunun en büyüğüdür. Havacılık ve uçuş tutkusu, 6 yaşında yaptığı ilk uçak yolculuğunda ortaya çıktı. Amerika’nın İzcileri Kulübü’nde aktif olarak görev aldı ve en yüksek rütbe olan Kartal Scout rütbesini kazandı. 16. doğum gününde lisanslı bir pilot ve 1947’de bir deniz hava pilotu adayı oldu.1950’de Kore Savaşı’na katılmasıyla Indiana Purdue Üniversitesi’ndeki Havacılık Mühendisliği eğitimi kesintiye uğradı. Savaştaki başarısı sebebiyle üç adet Hava Madalyası aldı. Yarım kalan mühendislik derecesini 1955’te tamamladı ve hemen Ulusal Havacılık Danışma Komitesi (NACA), ve sonra Ulusal Havacılık ve Uzay İdaresi’nde (NASA) sivil araştırma pilotu oldu. 1962’de Armstrong, İkinci Nesil Astronotları programıyla bir uzay programına katıldı. Sonunda imsanoğlunun Ay’a gitme düşü gerçekleşmiş oldu.

Neil Armstrong’un Ay’a İnişi

16 Temmuz 1969’da Armstrong, Edwin E. Aldrin, Jr. ve Michael Collins ile birlikte Apollo 11 aracında Ay’a fırlatıldı.Dört gün sonra, Armstrong tarafından manuel olarak kullanılan Kartal (Ay Modülü), Sükunet Denizi olarak bilinen geniş bir düzlüğe iniş yaptı. 20 Temmuz 1969’da Armstrong, Ay’ın tozlu yüzeyine “Bu, benim için küçük, insanlık için ise büyük bir adım” sözleriyle aya ayak bastı. Armstrong ve Aldrin iki saatten fazla bir süre boyunca modülden ayrı kalarak yüzey örnekleri topladılar ve çok sayıda fotoğraf çektiler. 21 Temmuz’da, yani Ay’da 21 saat 36 dk geçirdikten sonra, Dünya’ya dönmek üzere yola çıktılar. 24 Temmuz’da Dünya’ya iniş yaptılar ve üç astronot Ay’daki mikroplar tarafından olaşabilecek risklerden korunmak üzere 18 gün karantina altında kaldılar.

Neil Armstrong’un Uçuş Sonrası Kariyeri

Armstrong, 1971’de NASA’dan istifa etti. Apollo 11’ten sonra kamuoyundan uzak durdu ve tüm dikkatini akademik ve profesyonel çalışmalara yoğunlaştırdı. 1971’den 1979’a kadar Cincinnati Üniversitesi’nde (Ohio) Havacılık Mühendisliği profesörü olarak görev aldı. 1979’dan sonra Armstrong, Havacılık Bilişim Teknolojileri ve ordunun elektronik ekipman üreticisi olan AIL Sistemleri gibi birçok şirkete başkanlık yaptı.1969’da Başkanlık Özgürlük Madalyası, 1978’de Uzay Şeref Madalyası ve 2009’da Kongre Altın Madalyası ile ödüllendirildi.

Editör / Yazar: Merve GÖKTAŞ

Kaynak: https://www.britannica.com/biography/Neil-Armstrong

Continue Reading

Öne Çıkanlar