fbpx
Connect with us

Enerji

CERN, daha büyük çarpıştırıcı inşa edecek

Published

on

Avrupa Nükleer Araştırma Organizasyonu (CERN), daha büyük çarpışmaların peşinde. Organizasyon, 100 km. uzunluğunda bir çarpıştırıcı için çalışmalarına başlamış durumda. Detaylar haberimizde. Avrupa Nükleer Araştırma Organizasyonu (CERN) hâlihazırda dünyanın en büyük ve güçlü parçacık hızlandırıcısına ev sahipliği yapıyor. Ancak bu devasa tesis CERN için yeterli olmamış gibi gözüküyor. Şimdilik adı Yarının Dairesel Çarpıştırıcısı (Future Circular Collider-FCC) olan ve eski tesisin daha da büyük halefini Organizasyon’un inşa edeceği ifade ediliyor.

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC), 2012 yılında Higgs bozonu olarak adlandırılan atom altı parçacığın bulunmasına ve daha başka birçok keşfin yapılmasına olanak sağlamıştı. Ancak bazı fizikçilere göre evrenin anlaşılması zor diğer sırları için daha büyük bir tesise ihtiyaç var. Aşağıdaki görselde de fark edilebileceği üzere yeni planlanan çarpıştırıcı, 100 km’lik uzunluğu ile LHC’ye göre neredeyse 4 kat daha büyük. Atomların ışık hızına yakın süratte çarpıştırıldığı parçacık hızlandırıcılar, bilim insanlarına fiziğin kurallarını daha iyi anlama konusunda büyük katkı sağlıyorlar. Ancak daha büyük hızlandırıcılar inşa etmek, günümüz teknolojisinde ortaya çıkmayan parçaların keşfinde hayati rol oynuyor.

FCC için kaleme alınan ve 1300 bilim insanının 5 yıl süreyle üzerinde çalıştığı dört ciltlik rapor, çarpıştırıcı ile ilgili potansiyel tasarım ana hatlarını belirlemiş. Bu hususları parçaların daha rahat hareket edebilmesi için görece büyük bir tünel, Higgs bozonu ölçümlerinin daha doğru biçimde yapılmasını sağlayacak leptonların çarpıştırılması için bir lepton çarpıştırıcısı ve daha da büyük bir hadron çarpıştırıcısı başlıkları altında toplamak mümkün. Bahse konu başlıklar için ise 24 milyar euroluk bir maliyet öngörülmüş. Bazı araştırmacılar ise bu kadar yüksek bir paranın tıbbi gelişmeler ve iklim değişikliği ile mücadele konularında harcanması yönünde görüş bildirmişler. Ancak yine de genel kanı, bu maliyetin karşılığının alınacağı yönünde. LHC fikri ilk 1984 yılında atılmış ve faaliyete geçmesi 2009 yılını bulmuştu. FCC’nin de yürürlüğe girmesi ve en son deneyini yerine getirerek emekliye ayrılması sürecinin yaklaşık 70 yıl alması bekleniyor.
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://www.theverge.com/2019/1/15/18183828/cern-physics-particle-accelerator-hadron-collider

Ekoloji

Dünyanın Yeni Kurtarıcısı: Nükleer Enerji

Published

on

”Dünya’nın sonu geliyor,” teorileri uzun yıllardır ortaya atılan söylemlerdir. Savaşlar, meteor çarpması, uzay fırtınası, iklim değişikliği, büyük tropik olaylar, açlık, uzaylı istilası ve daha birçok neden, bu teorilerin dayanağı olmuştur. Ancak özellikle de son yıllarda artış gösteren küresel ısınma, canlı hayatını tehdit ediyor. Yapılan araştırmaların ardından kürese ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede yeni bir yöntem belirlendi: Nükleer Enerji.

Politika bilimci Joshua S. Goldstein ve enerji mühendisi Staffan A. Qvist, küresel ısınma sorununun çözümü için yeni bir makale yayımladı. The Wall Street Journal’de yayımlanan makalelerinde yenilenebilir enerji kaynakları kullanılırsa küresel ısınmayı çözmemizin gereğinden uzun süreceği söyleniyor. Araştırmacılara göre iklim felaketinden kurtulmanın başka bir yolu var ve bu yol da nükleer enerjiden geçiyor.

Almanya, yenilenebilir enerji alanında dünyanın en önde gelen ülkesi konumunda. Her ülke en az Almanya kadar yatırım yapsa bile küresel ısınmanın çözümü 150 yılı bulacak. Bilim insanlarına göre ise küresel boyutta felaket yalnızca 30 yıl kadar uzakta. Üstelik, yeterince hızlı bir şekilde temiz enerji kullanmaya başlasak bile güneş enerjisi ve rüzgar oldukça dengesiz ayrıca kullanımları için çok büyük arazilere de ihtiyaç duyuyor. Araştırmayı yapan ikiliye göre ihtiyacımız olan şey, karbonsuz şekilde, çok miktarda enerjiyi düzenli olarak sağlayabilecek ve elektrik üretimine ayrılan arazi miktarını arttırmayacak bir güç kaynağı. Bütün bu hedefler tek bir noktayı gösteriyor: Nükleer enerji.

Yanlış yönlendirilmiş korkular, nükleer enerjinin gerektiği kadar büyüyememesine neden oldu. İnsanlar nükleer enerjiyi düşündükleri zaman akıllarına Çernobil gibi felaketler geliyor. Yine de ikili son 60 yılın tek ölümcül nükleer kazası olarak adlandırılan Çernobil dışında böyle bir olay yaşanmadığına ve bu sayının da diğer sanayi dallarında yaşanan ölümlü kazalara kıyasla çok düşük olduğunu belirtti. Nükleer enerji üretiminde ortaya çıkan atık miktarı, kömür ya da diğer yakıtlarla kıyaslandığında çok daha düşük. Yani nükleer enerji; ekonomik, hızlı ve temiz bir şekilde küresel ısınma sorununa bir çözüm olabilir.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://futurism.com/the-byte/nuclear-energy-can-save-earth

Continue Reading

Enerji

Japonya’da Dev Maden Keşfi

Published

on

Teknolojinin gelişimiyle birlikte daha rahat bir yaşam ortamı yaratılırken; artan nüfus ve kaynak tüketimi sebebiyle oldukça sıkıntılı yılların bizi beklediği söyleniyor. Geçtiğimiz ay Japonya’da keşfedilen maden oluşumu, bu soruna bir nebze çözüm olabilir. Japonya’da keşfedilen bir madendeki çok nadir bulunan oluşumlar, yer küreye yüzyıllar boyunca enerji sağlayabilecek farklı elementler içeriyor.

Geçtiğimiz aylarda Japonya’da rastlanan maden oluşumu, içerisinde bulundurduğu metalik elementler sayesinde yüzyıllar boyu enerji sağlayabilir. Maddeye ilk bakıldığında tortullaşmış bir oluşum göze çarpıyor. Daha sonra yapılan analizlerin ardından, maddenin Dünya üzerinde bulunan en nadir elementlerin bir araya gelerek oluşturduğu bir kaynak olduğu öğrenildi.

Daha önceleri Çin’de de buna benzer madenler keşfedilmişti ve Çin, bu fırsatı çok iyi şekilde değerlendirerek kendisini teknoloji alanında söz sahibi bir konuma getirmişti. Bu sayede kaynak sıkıntısı yaşamayan ülke, aynı zamanda uzun zaman boyunca maddenin yurt dışına ihracatını yapmayarak pazardaki fiyatları da istediği gibi belirtti. Japonya, bu keşfin ardından bir an önce madeni işlemek ve bu nadir elementlerden faydalanmak istiyor. Japonya için eşsiz bir fırsat gibi görünen bu olay, aslında dünya için de harika. Çünkü, bu madenin en az 500 yıl boyunca enerji kaynağı sağlayabilecek.

Japonya’da doğal olarak Çin’in olduğu pozisyona gelmek istiyor fakat yetkililerin konu ile ilgili önlerindeki engeli nasıl aşacakları ise şu an için belirsiz. Bu maddenin volkanik aktiviteler sonucu oluşmuş veya dünya oluşmaya başladığı zamanlarda olan patlamalar sonucunda meydana gelmiş olabileceği düşünülüyor. Bu sebepten dolayı da çok geniş alanlara yayılmış ve çıkarılması çok zor olan mucizevi enerji kaynağı için Japonya bir çözüm yolu arıyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/japan-discovered-a-rare-earth-mineral-deposit-that-can-supply-the-world-for-centuries

Continue Reading

Enerji

Araştırmacılar Brezilya’da Dünya Üzerindeki En Nadide Kuşlardan Birisini Görüntülemeyi Başardı

Published

on

Kitlesel yok oluşa doğru gittiğimizi söyleyen bilim insanları nesli tükenmekte olan türlerle ilgili derin araştırmalar gerçekleştiriyor. Aylarca süren sonuçsuz aramalardan sonra gezegende nesli tükenmeye en yakın kuşlardan birisi nihayet görüntülenebildi. Bu kuş özellikle gösterişli ya da büyük değil. Stresemann’sBristlefront olarak isimlendirilen kuş belirgin tüylere sahip, orta büyüklükte ve uzun kuyruklu. Ancak bilim insanları dünyada bu kuş türünden sadece bir elin parmakları kadar kaldığını söylüyor.

Bilim insanları kuşları yok olmaktan kurtarmak için çok geç olmadığını, hızla yok olan yağmur ormanlarındaki yaşam alanlarının popülasyonu sıfıra indirme tehdidi içermediğini umuyorlar. Sadece doğu Brezilya’nın küçük bir bölgesinde bulunan Stresemann’sBristlefronts ( Merulaxisstresemanni ) 1830’larda ilk kez tespit edildi. O dönemde bile sayısı son derece az olan kuşun günümüzde nesli tükenmek üzere. Kuş ilk defa görüntülenmesinden sonra 20. Yüzyılın ortalarına kadar bir daha görülmedi. Bu tür kendine özgü kılları ve hocası ErwinStresemann’ın ismine dikkat çeken Alman-Brezilyalı ornitolog HelmutSick tarafından isimlendirildi.

1995 yılında yeniden görüntülenmeden önce 50 yıl boyunca bir daha görülmeyen bu tür oldukça nadide. Bilim insanları türü korumak, hayatta tutmak ve gelişmesine izin vermek umuduyla kuzeydoğu Minas Gerais bölgesine odaklandı. Amerikan Kuşları Koruma Derneği (ABC) üyesi olan AmyUpgren, “Stresemann’sBristlefront’un hayatta kalmaya devam etmesine rağmen, türlerin geleceği güvencesiz” açıklamasında bulundu. Başka kuşların bulunması ve ek habitatların korunması için daha fazla çalışma yapılması gerektiği vurgulanıyor. Kuşun oldukça farklı görünümünün yanında oldukça özel bir şarkısı da var.

Bilim insanları türleri korumak için yaklaşık 2.352 dönümlük bir alan olan Mata do PassarinhoReserve veya Songbird Ormanı üzerinde yoğunlaşmaktadır.Korunan rezerv 2016 yılında genişletildi ve M. stresemanni için fazladan besin sağlamak ve kuşların yer yuvalarına suni bazı yuvalar yapmak için kullanıldı. Yangın ve iklim değişikliği, ormanların gittikçe küçülmesi kuşun durumunu daha da kritik bir hale getiriyor. 2017’de Songbird Ormanı çevresinde hiç görülmeyen kuşun yeniden ortaya çıkması mükemmel bir yeni yıl hediyesi olarak nitelendirildi. Bilim insanları kuş için hala umut olduğunu düşünüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/the-world-s-rarest-bird-has-just-been-sighted-again-in-brazil

Continue Reading

Öne Çıkanlar