fbpx
Bizi Takip Edin

Arkeoloji

Çin’de yaklaşık 2,1 milyon öncesine ait, Afrika dışında bulunmuş en eski taş aletler keşfedildi. 

Yayınlandı

üzerinde

Çin’de insanlar tarafından yontulduğu düşünülen, yaklaşık 2,1 milyon yıl öncesine ait olduğu öngörülen Afrika dışında bulunan en eski taş aletler keşfedildi. Keşfedilen bu aletler şayet insanların elinden çıktığı kanıtlanırsa ‘insanlığın tarihi’ yeniden yazılabilir. Keşifle birlikte Afrika kıtası dışında insansı türlerin varlığına dair bilinen en eski kanıtın bulunduğu iddia ediliyor. Çinli ve İngiliz paleontolog, arkeolog ve jeologların bulunduğu ekip tarafından Çin’de yapılan kazılarda bulunan taş aletlerin, bölgede 2,1 milyon yıl önce ilkel insanın varlığına kanıt teşkil ettiği belirtiliyor.
Aletlerin av için kullanıldığına dair bir kanıt yok
Nature Dergisi’nde yayımlanan makaleye göre; aletler arazide hayli geniş bir alana yayılmış şekilde bulundu. Aletlerin geniş alanda ve farklı katmanlarda bulunması aletleri üretenlerin hayvanları takip ederek, avlanmak için dolaştıklarına yorumlanıyor. Çoğu kuvarsit taşından oluşmuş aletler arasında kasaplık amaçlı kullanılmış kesici yontma taş aletler ve çekiç olarak kullanıldığı tahmin edilen taş aletler yer alıyor. Aletlerin bulunduğu yerlerde aynı zamanda domuz ve geyik türü hayvan kemikleri de buldular. Fakat araçların av için kullanıldığına dair bir kanıt sağlayamadılar.
“Bilim aleminin itiraz edemeyeceği şekilde kesinlikle su geçirmez kanıtlar”
Şimdiye kadar, Afrika dışındaki insansı türlere ait en eski kalıntılar, Gürcistan’ın Başkent Tiflis’e yaklaşık 85 kilometre uzaklıktaki Dmanisi kasabasında bulunan ve 1,8 milyon öncesine tarihlenen taş aletler ile kafatası parçası fosiliydi. Yeni buluntular Gürcistan’dakinden en az 250.000 yıl öncesine ait. İngiltere’deki Exeter Üniversitesi arkeoloji bölümü arkeologu Robin Dennell, “Asya’daki ilk insanlara dair bulgular 2,5-2,6 milyon yıl geriye, insanların taş aletler geliştirdiği döneme kadar gidebilir. Özellikle Hindistan ve Pakistan havzasında daha eski kanıtlar bulabiliriz ama şimdiye kadar elde edilen bulgular bilim aleminin itiraz edemeyeceği şekilde kesinlikle su geçirmez kanıtlardır” açıklamasını yaptı.
İnsalar, en az 6 milyon yıldır yeryüzünde
Evrim Teorisine göre, insan evrim zincirinin iki ayak üzerinde yürüyebilen halkları olarak yorumlanan insansı türlerin 6 milyon yıldan fazla süre önce Afrika’da ortaya çıktıkları savunuluyor. İnsansı türlerin kıtadan yaklaşık 2 milyon yıl birkaç göç dalgası ile dünyaya yayıldıkları tahmin edilmektedir. Yaklaşık 300.000 yıl önce Afrika’dan çıktığı tahmin edilen Homo sapiens ‘insan’ yeryüzüne yayıldığında ilk insansıların nesli tükendiği bilinmektedir.

Arkeoloji

Polonya’da 10 ton ağırlığında 200 milyon yıllık fosil bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Polonya’da araştırma yapan bir grup arkeolog ve bilim insanı, bir fil boyutlarında olduğu belirtilen; ortalama 10 ton ağırlığında devasa bir dicynodont hayvanına ait fosil buldu. 200 milyon yıl öncesine ait olduğunu belirtilen fosiller ile Polonyalı araştırmacılar, o dönemdeki tek dev bitki yiyenlerin dinozorlar olduğu fikrini bozduğunu iddia ediyorlar. Polonyalı araştırmacılar, Polonya’nın güneyinde, fil boyutlarında bir canlının fosilini buldu. Araştırmanın yapıldığı köyden adını alan ‘Lisowicia bojani’ adlı canlının memelilerle aynı evrimsel dalda yer aldığı belirtiliyor. Triasik dönemde yaşayan tek otobur dev canlının dinozorlar olduğu düşüncesi de böylece yeniden tartışmaya açılmış hale geldi. Geçmişte de dikinodon (dicynodont) olarak adlandırılan hayvanlara dair benzer fosiller bulunmuştu ancak bu fosiller daha önceki dönemlere aitti.

Dünyadaki çoğu tür daha sonra gerçekleşen bir dizi doğal felaketle yok olmuştu. CBS News’in haberine göre İsveç Uppsala Üniversitesi’nden Paleontolog Grzegorz Nirdzwiedzki “Permiyen-Triyas yok oluşunun ardından memeliler ve onların akrabalarının gölgeye çekildiğini ve bu sırada dinozorların çok büyük boyutlara ulaştığını düşünüyorduk” diyor. Dev dikinodonların, sauropod dinozor ailesi ile aynı dönemde yaşadığının keşfedilmesi, Triasik dönemdeki çevresel faktörlerin devliğe neden olmuş olabileceğini gösteriyor.

Bu araştırmada yer almayan Kuzey Carolina Doğal Bilimler Müzesi dikinodon uzmanı Christian Kammerer, Lisowicia’nın boyutunun şaşkınlık verici olduğunu söylüyor. Kammerer “Büyük dikinodonların yaşadığı daha önce de biliniyordu ancak bu boyutta oldukları hiç görülmemişti” diyor. Kammerer ayrıca dikinodonların ve dinozorların aynı zaman diliminde yaşadığını ancak aynı yaşam alanlarında bulunduklarına dair bir kanıtın olmadığını söylüyor. “Yine de bence bu oldukça ilgi çekici ve önemli bir araştırma” diyen Kammerer “Bu çalışma bize Triasik dönem erken memeli akrabaları hakkında öğrenecek çok şeyimiz olduğunu gösteriyor” diyor.
Kaynak: https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-6417975/200m-year-old-giant-bones-belonging-ten-ton-reptile-size-ELEPHANT-Poland.html

Devamını Oku

Arkeoloji

76 Yıl Sonra Bulunan Savaş Gemisi!

Yayınlandı

üzerinde

İkinci Dünya Savaşı’nın en trajik batıklarından birinin, 76 yıl sonra, yakın zamanda hayatını yitiren efsane isim tarafından bulunduğu ortaya çıktı! Microsoft’un ortak kurucusu olan ve geçtiğimiz günlerde hayatını yitiren Paul Allen, aynı zamanda önemli bir sivil gezgin ve araştırmacı olarak biliniyordu; bu amaçla kurduğu kuruluşlar bile vardı. İşte bu efsanevi ismin liderliğindeki sivil bir gezgin ekibinin, bu yılın ortalarında 1942 yılının Kasım ayında Gudalcanal Muharebesi’nde batan USS Juneau’nun batığının konumunu buldukları ortaya çıktı. Bu olayda yaklaşık olarak 700 denizci hayatını kaybetmişti ve hayatını kaybedenlerin arasında bulunan beş kardeş, İkinci Dünya Savaşı sırasında tek bir Amerikalı ailenin yaşadığı en büyük kayıp olarak kayıtlara geçmişti. Juneau, Solomon Adaları’nın açıklarında yaklaşık 4200 metre derinlikte yer alıyordu.

Allen’ın kurduğu şirketlerden biri olan Vulcan Inc. mürettebatı tarafından uzaktan kumanda edilen bir denizaltı batığın videosunu kaydetti. Batık, parçalanmış bir gövde, oldukça iyi korunmuş bir pervaneye sahipti ve geminin adı halen okunabiliyordu.Savaş dönemlerinde, normalde, bu tür bir olayın yaşanmasını engellemek için kardeşler farklı ünitelerde görev alıyorlar ancak Sullivanlar, aynı gemide olmadıkları takdirde Donanma’da görev almayı reddediyorlardı. George, Francis, Joseph, Madison ve Albert isimli kardeşler, Donanma’ya katılmadan önce Waterloo, Iowa’da yaşıyorlardı. Yaşanan trajedinin bir yıl sonrasında da bir USS destroyeri kardeşlerin anısına adlandırılmıştı.

Atlanta sınıfı hafif cruiser gemisi, battığı sırada henüz bir yaşında değildi ve bu olay, İkinci Dünya Savaşı’nın en önemli savaşlarından birine katılmasından sadece saatler sonra yaşanmıştı. Bir Japon torpidosunun çarpmasının ardından ağır hasarlı Juneau, geride kalan bir grup Amerika savaş gemisine katılarak güney doğu yönüne doğru ilerlemeye başlamıştı. Waterloo-Cedar Falls Courier tarafından belgelenen bir kayda göre ikinci bir Japon torpidosu saat 11 civarında ilk torpidonun çarptığı yerin çok yakınına bir kez daha çarptı ve Juneau ikiye bölündü. Bütün gemi, yaklaşık olarak yarım dakika içerisinde sular altında kaldı ve Pasifik Okyanusu’na gömüldü.

Juneau battığı mürettebatında 687 kişi bulunuyordu ve bunların sadece 115’i kurtulmayı başardı. Artık kalan gemilerin kumandanı konumunda olan USS Helena kaptanı, yaşanan olayın ardından arama kurtarma çabalarının işe yaramayacağı ve daha fazla Japon saldırısı olabileceği düşüncesi ile bölgeden çekilmeye karar verdi. Trajik bir şekilde Helena, Juneau’nun en son bilinen koordinatlarını yakında yer alan bir B-17 uçağına aktarmıştı ancak bu mesaj komuta merkezine ulaşmadı. Bunun sonucu olarak da birkaç gün boyunca hiçbir arama kurtarma çalışması başlatılmadı. Hayatta kalanların söylediğine göre kalan askerler, günler boyunca suyun içinde yorgunluğun yanı sıra köpek balıkları ile de mücadele etmek zorunda kalmışlardı. Kurtarma ekipleri 8 gün sonra bölgeye ulaştığında sadece 10 kişi hayatta kalmıştı. Bu arada Venture Inc.’nin, batığın korunması amacı ile Juneau’nun tam koordinatlarını vermediği de notlar arasında yer alıyor…

Kaynak: https://gizmodo.com/sunken-us-warship-found-76-years-after-infamous-wwii-tr-1823934117

Devamını Oku

Arkeoloji

Mısır’da hamile bir kadına ait 3 bin 700 yıllık mezar bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Mısır’da arkeologlar, karnındaki fetüs ile gömülmüş hamile bir kadına ait 3 bin 700 yıllık mezar buldu. National Geographic’de yer alan habere göre, Mısır Tarihi Eserler Bakanlığı, geçen hafta, Asvan kenti yakınlarında İtalyan — Amerikan ortaklığında yapılan bir kazıda, hamile olarak gömülmüş bir kadın iskeleti ve pelvis bölgesinde baş aşağı pozisyonda duran fetüsün kalıntılarına ulaşıldığını duyurdu. Bakanlık, yapılan incelemelerde doğum sürecine girdiği anlaşılan ve 25 yaşında olduğu sanılan bir kadına ait iskeletin M.Ö. 1750 — 1550 yılları arasından kalma olduğunu açıkladı.

Araştırmacılar, fetüsün baş aşağı pozisyonda duruyor olmasının anne ve bebeğinin doğum sırasında ölmüş olabileceğine işaret ettiğini ve bulunan kalıntıların, antik dönemlerde gebelikte anne ölümleriyle ilgili ipuçlarını ortaya koyduğunu belirtti. Florida Üniversitesi’nden Profesör Sandra Wheeler, basına yaptığı açıklamada, o dönemden itibaren hala bir kadının içinde olan fetüsün keşfinin son derece nadir bir durum olduğunu dile getirdi. Söz konusu keşfin, günümüzde olduğu gibi çok eski zamanlarda da gebelikte anne ölümlerinin görüldüğüne ilişkin bir bulgu olabileceğine işaret eden Wheeler, yumuşak dokuların varlığı olmadan iskeleti bulunan kadının ölüm nedenini kesin olarak belirlemenin imkansız olduğunu ifade etti.

Wheeler, annenin pelvis iskeletini oluşturan kemiklerde eğrilik olduğuna, bunun da kadının kritik gelişim yıllarında travma yaşadığının veya yetersiz beslendiğinin belirtisi olabileceğine dikkati çekerek, “Bu tür ipuçları, bize kadınların hayatlarını ve çocukluklarını anlatır” dedi. Bazı araştırmacılar da kadının pelvisindeki kaymanın nedeninin geçirdiği bir kazaya ya da yaşamındaki sağlık sorunlarına bağlı olabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: https://www.livescience.com/64126-egypt-skeletons-pregnant-woman-fetus.html

Devamını Oku

Öne Çıkanlar