fbpx
Connect with us

Uzay

Çin’in 2045 hedefi ‘uzay liderliği’

Published

on

2025’e kadar Ay yüzeyinde bir gözlemevi inşası ve 2050’ye kadar “kızıl gezegene” insanlı misyon gönderme hedefleri, Çin’in “uzay iştahını” ortaya koyuyor. ABD ve Rusya’dan sonra dahil olduğu “uzay yarışında”, son dönemdeki hızlı gelişimiyle öne çıkan Çin, küresel konumlandırma ve gözlem uyduları, yörüngede daimi uzay istasyonu inşası, Ay çalışmaları, Mars ve Jüpiter’i keşif gibi iddialı projeleriyle 2045’te “uzayın lideri” olmayı hedefliyor. AA muhabirinin, Çin Uzay Bilimleri ve Teknoloji Kurumunun (CASC) verilerinden derlediği bilgilere göre, ülke, gelecek üç yılda yörüngede insanlı uzay istasyonu inşa sürecine ağırlık verecek. “Çang’ı-4” uzay aracının yıl sonuna kadar Ay’ın karanlık yüzeyine inerek keşif görevi yürütmesi ve “Çang’ı-5” insansız uzay aracının da gelecek yıl Ay’ın yüzeyinden numuneler toplayıp geri dönmesi bekleniyor.

Çin’in Mars keşif projesi, kara delik araştırmaları, yerli küresel uydu navigasyon sistemi ve yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydu ağları hakkında yapılan çalışmaların da hız kazanması bekleniyor. Ülkenin bu alandaki çalışmalarının “tamamen barışçıl amaçlar taşıdığını” savunan Çin makamları, bu anlamda uluslararası iş birliklerine hazır olduklarını da vurguluyor. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve en kalabalık nüfusuna sahip Çin’in, 2016-2020 dönemini kapsayan “13’üncü 5 Yıllık Kalkınma Planı”nda önemli yere sahip uzay programında attığı adımlar, uluslararası kamuoyu tarafından da dikkatle takip ediliyor.
Uzaya insanlı misyon gönderen üçüncü ülke:  Çin,15 Ekim 2003’de Sovyetler Birliği ve ABD’den sonra yörüngeye insanlı uzay misyonu gönderen üçüncü ülke oldu. “Şıncou-5” adlı uzay mekiğiyle yörüngeye ulaşan Yang Livey, “Uzaydaki ilk Çinli” olarak tarihe geçti. Bin 500 pilot arasından seçilen Yang’ı taşıyan Şıncou-5, 21 saat 21 dakika süren yolculuğunda yörüngede 14 kez döndü ve fırlatıldığının ertesi sabahı yeryüzüne güvenli bir iniş gerçekleştirdi.

Uzay boşluğunda ilk adımlar:  Ülke, 12 Ekim 2005’te uzaya fırlattığı “Şıncou-6″nın ardından, insanlı “Şıncou-7″yi 25 Eylül 2008’de ülkenin kuzeybatısındaki Ciuçüen Uydu Fırlatma Merkezi’nden yörüngeye gönderdi. Bu uzay gemisinde Cay Cıgang, Liu Boming ve Cing Haypıng olmak üzere üç taykonot (Çinli astronot) bulunuyordu. Görevleri, Çin’in insanlı uzay programının ikinci aşaması kapsamında uzay mekiği aracı dışında bir çalışma yürütmekti. Cay Cıgang, 27 Eylül 2008’de Çin’i temsilen uzay boşluğunda ilk adımlarını attı ve uzayda modül dışına çıkan ilk Çinli oldu. Cay’ın boşluktaki adımları, ülkesinin insanlı uzay programında bir “sıçrama” niteliğindeydi.
İlk uzay laboratuvarı “Gök Saray-1”:  Üç taykonotun yaşayabileceği, 15 metreküplük bir bölmeye sahip, 8,4 metre uzunluğunda ve 3,35 metrelik çapa sahip, 8,5 ton ağırlığındaki “Tiangong-1” (Gök Saray-1) adlı ülkenin ilk uzay laboratuvarı, 29 Eylül 2011’de yörüngeye fırlatıldı. Tiengong-1’in ana görevi, o dönem araştırılan teknolojileri test etmek, bir uzay aracıyla kenetlenmek ve uzay istasyonu kurulumu için deneyim kazanmaktı. Bu modül, tasarlanan ömründen iki buçuk yıl daha uzun süre hizmet verdikten sonra bu yıl 2 Nisan’da misyonunu tamamladı.

İlk insanlı modül kenetlenmesi: “Şıncou-9” uzay aracı, yörüngede bulunan Tiangong-1 ile kenetlenmek üzere 16 Haziran 2012’de yörüngeye fırlatıldı. Çin’in uzaydaki ilk modül kenetleme misyonu olan Şıncou-9 ve Tiengong-1, biri otomatik ve biri manuel olmak üzere iki kenetlenme testini başarıyla sonuçlandırdı.
İlk kadın taykonot: Bu misyonda görev komutanı olarak yer alan Cing Haypıng, mürettebat Liu Vang ve ilk kadın taykonot Liu Yang, Şıncou-9 uzay aracından Tiengong-1 modülüne geçti. Bu misyon, Çin’in uzay istasyonu kurmak için kilit öneme sahip olan yörüngeye insan ve kargo ulaştırabilme kapasitesine ulaştığını gösteriyordu. Ülke, 11 Haziran 2013’de üç taykonotu taşıyan Şıncou-10 uzay aracını, 15 Eylül 2016’da ise Tiengong-2 modülünü yörüngeye gönderdi. 17 Ekim 2016’da fırlatılan Şıncou-11 uzay mekiğindeki üç taykonot, daha sonra aracın kenetlendiği Tiengong-2 modülüne geçerek 33 gün burada kaldı.
Ay’a keşif aracı: Diğer yandan Çin, “Çang’ı-3” adlı uzay aracını 2 Aralık 2013’te fırlattı. Ülkenin ilk Ay aracı “Yütu”yu (Yeşim Tavşan) taşıyan uzay mekiği, 14 Aralık’ta Ay’ın yüzeyine yumuşak iniş yaptı. Yütu, üç ay boyunca jeolojik yapı, yüzey materyalleri ve doğal kaynaklara ilişkin incelemelerde bulunarak, elde ettiği verileri dünyaya gönderdi. Çin, böylece ABD ve Sovyetler Birliği’nden sonra Ay’a araç indiren üçüncü ülke ve 1976’dan bu yana Ay’a keşif aracı gönderen tek ülke oldu.

İnsanlı uzay istasyonu: Ülke, 2023 yılına kadar yörüngede üç kapsülden oluşan insanlı bir uzay istasyonu kurmayı planlıyor. Çin, halen aktif olan Uluslararası Uzay İstasyonu’nun 2024’te misyonunu tamamlamasıyla, yörüngedeki tek daimi uzay istasyonuna sahip ülke konumuna gelecek. Bu uzay istasyonunun çekirdek modülü “Tienhı-1” (Gök Uyumu), ülkenin kuzeyindeki Tiencin kentinde 31 Mart’ta görücüye çıkmıştı. CASC, yıl sonuna kadar fırlatılması beklenen Tienhı-1 modülünün ardından, iki uzay laboratuvarı da dahil olmak üzere uzay istasyonunun diğer bileşenlerinin kamuoyuna tanıtılacağını duyurmuştu. CASC’ın verilerine göre, ülkenin yerli navigasyon sistemini oluşturacak yörüngedeki “Beydou” serisi navigasyon uydu sayısı 36’ya ulaştı. Bu yıl içerisinde kademeli olarak Çin ve çevresindeki ülkelere konumlandırma hizmeti sağlamaya başlayan uydular, 2020 yılına kadar, dünyanın tamamına servis sunmaya başlayacak. Beydou sisteminin, ABD’nin “GPS” ve Rusya’nın “GLONASS” adlı küresel navigasyon uydu sistemleriyle rekabet etmesi öngörülüyor.

Çin, İç Moğolistan Özerk Bölgesi’ndeki Ciuçien, Sıçuan eyaletindeki Şichang, Şanşi eyaletindeki Tayyüen ve Haynan eyaletindeki Vınçang Uydu Fırlatma Merkezi olmak üzere ülkedeki dört noktadan misyonlarını “Çangcıng” (Uzun Yürüyüş) serisi taşıyıcı roketlerle uzaya gönderiyor. Çin’in “uzay iştahı”: Uzay çalışmalarına 1956’da başlayan ve yörüngeye ilk uydusunu 1970’te fırlatan Çin’in “uzay iştahı”, bunlarla sınırlı değil. Bu alandaki çalışmalarına her yıl ortalama 6 milyar dolar harcayan ülke, insanlı uzay istasyonu projesi, konumlandırma, gözlem ve iletişim uydularının yanı sıra üç seneye kadar yörüngede yaklaşık 200 uzay aracıyla ağını daha da güçlendirme arayışında. CASC, 2025 yılına kadar Ay yüzeyinde bir gözlemevi inşa etmeyi, Mars ile Jüpiter’in keşfi, kuyruklu yıldızlar, kara delikler ve dünya dışı hayat gibi konularda araştırmalara başlamayı ve 2050’ye kadar “kızıl gezegene” insanlı misyon göndermeyi planlıyor. Ülke, ABD ve Rusya’dan sonra dahil olduğu yarışta, rakiplerini geride bırakarak, 2045’e kadar “uzayın lideri” olmayı hedefliyor. ABD’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), yaklaşık 20 milyar dolar yıllık bütçesi, özel şirketlerle kurduğu ortaklık ağı ve sahip olduğu uluslararası insan kaynağıyla halen “açık ara önde” bulunuyor. Ancak Çinli yöneticilerin uzay çalışmalarına verdiği önem ve ülkenin son yıllarda sergilediği hızlı gelişme, bu alandaki rekabetin giderek kızışacağının sinyallerini veriyor. Kaynak: (AA)

Uzay

Neolitik Çağ Alet Kültürü

Published

on

Bıçak aletleri gelişim göstermiştir, örneğin tarım aletleri. Neolitik çağ yaklaşık olarak 6,000 yıl önce, insanların ilk yerleşim hayatına geçtiği ve tarımla ilgilenmeye başladığı dönemle beraber başlamıştır. Çakmaktaşından hazırlanmış kazıcı gibi çeşitli aletlerden silah ve alet yapımına devam etmişlerdir. Ancak Neolitik çağda taş aletlerin yeni çeşitleri de görülmüştür. İlk etapta çakmaktaşından yapılmış ok başının evrensel niteliği yerine mikrolit kullanımından uzak olan, ok ve mızrağı bileşen bir silah yapma eğilimi vardı. İkinci olarak hasat için ihtiyaç duyulan, çakmaktaşından yapılmış tırpan gibi aletler üretildi.

Neolitik aletlerin tümü üzerinde rötuş yapılmıştır, baskıyla pullanmışlardır, aletlere karakteristik bir görüntü verilmiştir ve tüm emek ve zahmetle cilalanmışlardır. Ve tekrar kendilerine has bir görüntü verilmiştir. Pullu aletler Neolitik çağda yapılmaya devam etmiştir ancak daha erken döneme ait pullu aletlere göre çok daha kabaca yapılmıştır.

Taş Aletlerin Evrimleşmesine Dair Kısa Çıkarımlar

kredi: Quintana Müzesi – Neolitik Orak

Taş aletler erken dönem Oldowan ’dan, Aşölyen, Musteryen ve Üst Paleolitik döneme doğru karmaşık bir hal almıştır. Ve aletler üretimlerinin her bir adımında çok daha fazla zamana ve gösterilmesi gereken yüksek efora ihtiyaç duymuşlardır. Oldowan kültürüne ait olan bir alet yapım aşamasında daha az darbeye ihtiyaç duyarken Aşölyen el baltası yaklaşık olarak 50; bir Musteryen kesicisi aşağı yukarı 100 ve bir Üst Paleolitik kesici bıçağı ortalama 250 darbeye ihtiyaç duyar. Çok daha fazla zaman ve enerji harcayarak yapılan daha karmaşık aletlerin elbette ki faydası olmuştur ve olmaya devam etmektedir.

Editör / Yazar: Meltem TERZİOĞLU

Kaynak: https://humanevolutionb36.weebly.com/cultural-evolution.html

Continue Reading

Uzay

10 Bulaşıcı Hastalığın 6′ sı Hayvanlardan Geliyor

Published

on

10 Bulaşıcı Hastalığın 6’sı Hayvanlardan Geliyor CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ) Bunlar İçin Çok Kaygılanıyor. İnsanları etkileyen bulaşıcı hastalıkların yarısından fazlası hayvanlardan gelmektedir. Şimdi, ilk kez Amerika Birleşik Devletleri hükümeti, hayvanlardan – zoonotik hastalıklar olarak isimlendirilen- yayılan ilk sekiz hastalığın bir listesini yayınlıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ‘nin 6 Mayıs’ta yayımlanan listesinde; bazı grip türleri, Salmonella enfksyonu, West Nile virüsü, veba, Orta Doğu respiratuar sendromu, kuduz, bruselloz (bakteriyel bir enfksyon) ve Lyme hastalığı gibi yeni ortaya çıkan koronavirüsler yer alıyor. ABD Tarım ve İçişleri Bakanlığı uzmanlarının yanı sıra CDC uzmanlarıda , geçen Aralık ayında Washington, D.C.’de düzenlenen bir atölye çalışması sırasında 8 hastalığı listeye aldı.

Bu listedeki “Sekiz hastalık” ; hastalığın salgın veya salgın hastalığa neden olma potansiyeli, hastalığın ciddiyeti, ekonomik etkisi, ABD’de de hastalığın yayılma potansiyeli ve biyoterörizm potansiyeli temel alınarak, seçildi. “Bir salgın hastalığın beklenenden daha fazla bir popülasyonu etkilediğinde; bu salgın hastalığın dünya çapında bir salgın olduğu kabul edilir” .  Mesela gribi ele alalım.

Grip; kediler, köpekler ve yarasalar dahil birçok farklı hayvanı hasta edebilir. Virüsler, belirli türlerin içinde yer almasına rağmen, virüsler her zaman değişime uğrarlar. Nadir durumlarda virüs, hayvalanlardan insanlara bulaşır , buradan da diğer insanlara yayılmasına izin verecek şekilde mutasyona uğrayabilir.

Live Science’ ın Mart ayında bildirdiği gibi, grip salgınları tipik olarak hayvanlardan sıçramasının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Örneğin, 2009 gribi salgını “ domuz gribi “ domuzlardan geldi. Ve dünyadaki milyonlarca insanı öldüren “1918 gribi” salgını kuşlardan kaynaklandı.

Listedeki diğer zoonotik hastalıklar, CDC’ ye göre; ABD’de her yıl yaklaşık 1,2 milyon hastalığa yol açan Salmonella bakterilerinin neden olduğu salmonelloz hastalığıdır. İnsanlar, bakterileri barındıran yiyecekleri yerlerse ,bu bakteriler ile enfekte olabilirler.

Ayrıca bu listede, hayvan ısırıklarından yayılabilen bir virüsün neden olduğu kuduz olarak bilinen çok nadir, ancak çok ciddi bir zoonotik enfksyon vardır.

Listede sivrisineklerden bulaşabilen Batı Nil virüsü ve enfekte kenelerin ısırmasından kaynaklanan bir hastalık olan Lyme hastalığı da yer alıyor. Veba (evet, hala var); bakteri Yersinia pestis ile enfekte olmuş hayvanlardan insanlara bulaşabilir. Veba, Orta Çağlardan farklı olarak, şimdi antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Buna rağmen rapor, bir veba biçiminin – ölümcül pnömonik vebanın – salgın hale gelinceye kadar yayılma potansiyeline sahip olduğu ve bakterilerin de biyo-terörizm maddesi olarak kullanılabileceği sonucuna varılmasını öngörmektedir.

Editör / Yazar: Neslihan Çakmak

Kaynak: https://www.livescience.com/65417-top-concerning-zoonotic-diseases.html

Continue Reading

Uzay

Mars’ın Atmosferindeki Dev Bir Delik Tüm Suyu Uzaya Tahliye Ediyor

Published

on

Mars atmosferinde iki yılda bir açılan, gezegenin sınırlı su tedarikini boşluğa boşaltan ve suyun geri kalanını gezegenin kutuplarına gönderen bir delik var. Kızıl Gezegendeki suyun tuhaf davranışını inceleyen Rus ve Alman bilim insanlarından oluşan bir ekip tarafından yapılan açıklama budur. Dünyadaki bilim insanları, Mars atmosferinde yüksek su buharı olduğunu ve suyun gezegenin kutuplarına geçtiğini görebilirler.Ancak şimdiye kadar, Mars su döngüsünün nasıl çalıştığı ya da bir zamanlar sırılsıklam olan gezegenin neden kuru bir kabuk olduğu konusunda iyi bir açıklama yoktu. Mars’ın üzerindeki su buharının varlığı şaşırtıcıdır, çünkü Kızıl Gezegen atmosferinin orta katmanına sahiptir, su döngüsünü tamamen kapatması gerekiyor gibi görünüyor. Jeofizik Araştırma Yazını dergisinde 16 Nisan’da yayınlanan araştırmada, “Mars orta atmosferi su buharını sürdürmek için çok soğuk” diyor. Peki su, bu orta tabaka bariyerini nasıl geçiyor?

Bu çalışmada bilgisayar simülasyonlarına göre cevap, Kızıl Gezegene özgü iki atmosferik süreçle ilgili. Dünyada, Kuzey Yarımküre’ de ve Güney Yarımküre’ de yazlar oldukça benzerdir. Ancak Mars’ta durum böyle değil: Gezegenin yörüngesi Dünya’nınkinden daha eksantrik olduğu için, güney yarımküre yaz mevsiminde (her iki yılda bir kez gerçekleşir) güneşe önemli derecede yakındır.Bu yüzden gezegenin bu kısmındaki yazlar, Kuzey Yarımküre’deki yazlardan çok daha sıcak. Bu gerçekleştiğinde, araştırmacıların simülasyonlarına göre, Mars’ın orta atmosferinde, 37 – 56 mil (60 ve 90 kilometre) arasında bir yükseklikte bir pencere açılır ve böylece su buharının üst atmosfere geçip kaçmasına izin verilir.Diğer zamanlarda, güneş ışığı eksikliği, Mars su döngüsünü neredeyse tamamen kapatmaktadır.

Mars ayrıca Kızıl Gezegenin sık sık devasa fırtınalar tarafından ele geçirilmesi nedeniyle Dünya’dan farklıdır. Bu fırtınalar gezegenin yüzeyini, ışığı engelleyerek soğutur.Ancak bilim insanlarının simülasyonları, Mars’ın yüzeyine ulaşmayan ışığın atmosferde sıkışıp kaldığını, ısındığını ve etrafta su taşımaya daha uygun koşullar yarattığını gösterdi. Küresel toz fırtınası koşullarında, 2017’de Mars’ı saran, toz parçacıklarının etrafında küçük su buz parçacıkları oluşur. Bu hafif buz parçacıkları üst atmosfere diğer su formlarına göre daha kolay yüzer, bu yüzden bu dönemlerde daha fazla su üst atmosfere geçer.

Araştırmacıların bulgularına göre, toz fırtınaları, güneydeki yazlardan daha fazla suyu üst atmosfere taşıyabilir. Su orta sınırdan geçtiğinde, araştırmacılar iki şey yazdı: Suyun bir kısmı nihayetinde biriktiği kutuplara doğru kuzey ve güneye doğru sürükleniyor.Ancak, üst atmosferdeki ultraviyole ışık, moleküllerdeki oksijen ve hidrojen arasındaki bağları kopararak hidrojenin uzaya kaçmasına neden olarak oksijeni geride bırakabilir. Araştırmacılar, bu sürecin bir zamanlar sırılsıklam bir Mars’ın bugünkü döneminde nasıl bu kadar kuruduğunu anlatan hikayenin bir parçası olabilir.

Editör / Yazar: Burcu AKIN

Kaynak:

Continue Reading

Öne Çıkanlar