Bizi Takip Edin

Kimya

Deniz Kaplumbağasının Üzerinde 53 Milyon Dolar Değerinde Kokain Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

ABD sahil güvenlik ekipleri tarafından bazı olağandışı hareketleri tespit edilen bir kara deniz kaplumbağası kurtarıldı. Deniz kaplumbağasının üzerinde plastik bir iple balyalanmış ve halatla kaplumbağaya bağlanmış olarak 53 milyon dolar değerinde kokain bulundu.
Kaplumbağa’nın sahil güvenlik ekiplerinin yakında olduğunu fark etmeleri ardından kaçakçılar tarafından hız teknesinden denize atıldığı düşünülüyor. ABD sahil güvenlik ekipleri bir çöp alanını araştırırken, kaplumbağayı buldu. Ekipler tarafından kaplumbağanın toplamda 800 kilo kokain içeren 26 paketle dolaştığı görüldü.

Sahil güvenlik ekipleri tarafından boynunda ve koltuk altındaki çizgilerinden kaplumbağanın belirgin bir sersemlikle dolaştığı tespit edildi. Komuta merkezine bildirimde bulunan ekipler kaplumbağayı kurtarmak için harekete geçti. Deniz kaplumbağasına sarılı olan halatları dikkatli bir biçimde kesen sahil güvenlik, kaplumbağayı serbest bıraktı. Kaplumbağanın üzerinden diğer deniz hayvanlarının dolaşmasını engellemek için sarıldığı düşünülen 23 metrelik ip çıkarıldı.
Ekim ayında Federal İlaç Uygulama İdaresi tarafından yayımlanan bir rapora göre, kokain kullanımı ve bu uyuşturucunun bulunabilirliği artıyor. Kolombiya’daki koka ekiminde bir artış olması nedeniyle kısa vadede bu uyuşturucunu yükselmeye devam etmesi muhtemel.

Uyuşturucu genellikle Kolombiya, Venezuela ve Dominik Cumhuriyeti’nden deniz yoluyla naklediliyor. Sahil güvenlik ekipleri bu nedenle düzenli olarak devriye geziyorlar. Kokainin kaplumbağalar kullanılarak nakledilmeye çalışıldığı düşünülüyor. Kaplumbağanın üzerinde ele geçirilen kokain ürünün sadece küçük bir kısmıydı. Yapılan operasyonlar sonrası 6 bin 755 kilo kokain ve 6 kilo esrar ele geçirildi. Ayrıca kaplumbağaları kullandığı düşünülen 24 şüpheli de tutuklandı.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/us-coast-guard-cocaine-smuggling-tangled-sea-turtle

Devamını Oku
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Hypatia Taşı Güneş Sisteminde Bulunmayan Bileşikleri İçeriyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Hypatia taşında bulunan bileşikler dünyadan gelmiyor. Ancak bu taşın bileşenleri hiçbir meteroitte de yer almıyor. Ayrıca Güneş sisteminin herhangi bir yerinde bulunmayan mikro mineral içeriklere sahip.
Bu taşın keşfi güneş sisteminin oluşumuyla ilgili bazı soruları ortaya çıkarıyor. 2013 yılında araştırmacılar tarafından güneybatı Mısır’da bulunan bu taşa 4 ile 5’inci yüzyıllarda yaşamış olan bilim insanı Hypatia’nın adı verildi. Bilim insanları bu taşın Dünya’ya ait olmadığını ilan etti.

Yapılan analizler, elmasla doldurulmuş olan taşın bilinen herhangi bir kuyruklu yıldız veya meteoritten gelmediğini ortaya koydu. Taşın bileşik özellikleri dünyada ve dünya dışında bilinen tüm materyallerden farklı bir yapıya sahip. Bilim insanları tarafından ortaya atılan bir hipotezde taşın kuyruklu yıldız çekirdeğine bir darbe gelmesi sonucunda bir şok meydana geleceğini iddia ediyor.
Johannesburg Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi, taşın karbonlu matrisini analiz etti ve onu, Dünya’ya düşen diğer gezegenlerarası malzemeden ayıran bir silikat eksikliği buldu ve bu minerallerin güneşin varlığından daha önce var olduğunu keşfetti.

Metalik olmayan meteoritlere kondritler denir ve bileşimsel olarak, Dünya’ya benzeyen bu yapılar, az miktarda karbon ve çok sayıda silikon içerir. Hypatia’nınise tam tersi, çok miktarda karbon ve çok küçük miktarda silikon içeriyor. Hypatia’da ilginç olan diğer bir unsur ise alüminyumun saf metalik formda olmasıdır ki bu durum güneş sisteminde oldukça nadir olarak görülür. Ayrıca silisyum karbür (moissanite olarak da bilinir) ve gümüş iyodür fosfid taşta çok beklenmedik bir formda bulunuyor. Esasında fosfor ve nikelden oluşan demir içermeyen bir bileşik daha önce sadece dünyada değil, güneş sisteminde dahi görülmedi.
Tüm incelemeler neticesinde Hypatia’nın güneş oluşmadan önceki malzemelerden meydana geldiğini ancak taşın güneşten sonra oluştuğu ortaya kondu. Çünkü daha büyük nesnelerin oluşabilmesi için güneş bulutsusu benzeri yoğun bir buluta ihtiyaç duyuluyor. Araştırmacılar taşla ilgili daha geniş kapsamlı araştırmalar ve inceleme çalışmaları yürütecek.

Kaynak: http://www.sciencealert.com/hypatia-stone-extraterrestrial-meteorite-composition-like-nothing-in-the-solar-system

Devamını Oku

Bilim

Bilim İnsanları Excitonium İsmini Verdikleri Yeni Bir Madde Keşfetti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bundan yıllar önce bilim insanları tarafından Eksitonyum ismi verilen bir maddenin var olabileceğine dair bir teori ortaya atıldı. Yıllar sonra yapılan deneyler sayesinde bu maddenin varlığı kanıtlandı.
Illinois Üniversitesi’nden bir grup bilim adamı bu heyecan verici keşfi duyurdu. Keşfedilen bu yeni madde birleşik parçacıklardan oluşan; bir maddenin süper akışkan, süper iletken, hatta bir yalıtıcı elektronik kristal gibi davranmasına izin veren bir tür boya.

Illinois Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Peter Abbamonte ve ekibi bu çalışma için Berkeley University of Amsterdam ile işbirliği yaptı. Çalışmada 50 yıldan uzun süreden beri teori olarak bilinen bu maddenin varlığını kanıtlamak üzerine kuruldu. Buluşun yapılmasından sonra Science dergisine Excitonium’un tespit edildiği bildirildi.
Bu maddenin ortaya çıkabilmesi için ilginç bir kuantum mekanik eşleştirme yapılıyor. Eksitonların var olduğunu ispatlayabilmek için ekip tarafından geçiş metali olan dikalsiyojenit titanyum diselenid katkılı kristaller üzerinde çalışma yapıldı. Elde edilen sonuçları 5 ayrı zamanda tekrar üretebildiler.


Günümüze kadar bilim insanları eksitonyum ya da başka bir maddenin safhasını tespit edip edemediklerini kesin olarak ayırt edebilmek için gerekli deney araçlarına sahip değildi. Bununla birlikte araştırma ekibi yeni bir teknik kullanarak ivme ne olursa olsun düşük enerjili katı partikülleri, eşlenmiş elektronları ve deliklere ait toplu uyarıları ilk kez kesin olarak ölçmeyi başardı. Bu çalışmada yumuşak plasmon fazı olarak isimlendirilen ve Exsiton yoğulaşmasının öncüsü olan faz ilk defa görüntülenmiş oldu.
Abbamonte tarafından yapılan basın açıklamasında, elde edilen sonucun kozmik bir öneme sahip olduğu bildirildi. Eksitoyum terimi ilk kez Harvard teorik fizikçi BertHalperin tarafından 1960 senesinde üretilmiş, bu tarihten itibaren fizikçiler bu teoriyi ispatlamak için yoğun çaba göstermişti.
Kaynak: https://futurism.com/new-material-excitonium-discovered

Devamını Oku

Kimya

Rus Kozmonotlar Uluslararası Uzay İstasyonunun Gövdesinde Dünya’dan Olmayan Bir Bakteri Buldu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yayınlanan habere göre Uluslararası Uzay İstasyonunun gövdesinde yeryüzünden olmayan bir bakteri bulundu. Rus kozmonot Anton Shkaplerov 1998 yılında istasyon başlatıldığında bu bakterinin orada olmadığını, muhtemelen uzaydan bir yerden oraya geldiğini söylüyor.
Rus kozmonotlar tarafından yapılan bu keşifle ilk defa uzaydan gelen yaşayan bir organizmayla temas edilmiş oldu. Hazırlanan rapora göre bakteri uzay istasyonunun fırlatılması sırasında gövdede bulunmuyordu. Bu da bakterinin uzaydan gelme olasılığını yükseltiyor.


Shkaplerov tarafından yapılan açıklamaya göre şu anda incelenen bakteriler gezegenimiz için herhangi bir tehdit oluşturmuyor. Kozmonotlar istasyonun çeşitli bölgelerinden numune topladı.
Uluslararası Uzay İstasyonunun gövdesinde daha önce de çeşitli bakteriler tespit edilmişti. Ancak daha önce keşfi yapılan bu bakterilerin yeryüzü kaynaklı olduğu anlaşılmıştı. Rus kozmonot Shkaplerov yeni keşfedilen bakterilerin ise eskilerle aynı şekilde olmadığını ifade ediyor.
Biorisk incelemesi için istasyonun dış yüzeyinin uzaydan nasıl etkilendiğini görebilmek amacıyla gövdesine özel pedler yerleştirildi ve bu pedler orada birkaç yıl boyunca kaldı. Bilim insanları tarafından dış yüzeyde bakteri oluşumunun bulunduğu böylece anlaşıldı. Ayrıca daha önce yapılan çalışmalarda bazı bakterilerin uzayda şekil değiştirme yeteneğinin bulunduğu ve dünyada onları öldürebilmek için geliştirilen ilaçların etkilerinden bu şekilde kurtulabildiği tespit edildi.
Bio Serve Research Associate ekibinden Luis Zea’ya göre, bakteriler uzayda farklı davranıyor ve onları öldürebilmek için yüksek konsantrasyonda antibiyotik kullanılması gerekiyor. Araştırmacılar aynı zamanda deneyler esnasında bakterilerin değişen fiziksel görünümünü de sistematik bir biçimde analiz etti.
Kaynak: https://www.space.com/38922-extraterrestrial-bacteria-international-space-station.html

Devamını Oku

Öne Çıkanlar