Bizi Takip Edin

Ekoloji

Derin Denizlerde Hayalet Köpekbalığı İlk Defa Görüntülendi

Yayınlandı

üzerinde

Hayalet balıklar yaygın olmakla birlikte insanlar tarafından az bilinen balıklar grubudur. Okyanusun derinliklerinde insanların bilmediği hala birçok şey bulunuyor. Ebedi karanlıkta kanyonlar, yanardağlar ve birçok yeni tür balık da dahil olmak üzere okyanus bilinmeyenler içeriyor. Denizde yaşayan ve bilinen türlerle ilgili bile çok az bilgiye sahibiz.
Bilinmeyen türlere okyanusun derinliklerinde yaşayan ve oldukça garip bir görünüme sahip olan hayalet köpek balıkları da dahildir. Chimer ismiyle de adlandırılan bu balıklar yaklaşık olarak 400 milyon yıl önce bilinen tür köpek balıklarından ayrılarak 2 bin 600 metre derinlikte izole edilmiş olan balık grubudur.
Uzun süren evrim tarihinde 50’den fazla tür açıklandığı halde onlar hakkında çok az şey bilinmektedir. Şimdi araştırmacılar, karanlık denizde ilk defa sivri uçlu mavi Chimera’yı görüntülemeyi başardı. Jeologlar, Kaliforniya ve Hawaii kıyılarına 6.700 fit uzaktan kumandalı bir gezici gönderdikleri için görüntüler tamamıyla şans eseri olarak elde edildi.

Başlangıçta araştırmacılar bu balığın yeni bir tür olmadığını düşünselerde sonrasında sivri uçlu mavi Chimera balığının ilk görüntüsünü yakaladıklarını anladılar. Bu balığın Avusturalya ve Yeni Zelanda sahillerinde yüzdüğü düşünülüyordu. Bu görüntü sayesinde balık hakkında farklı bilgiler elde edilebildi.
Balıkçı ağlarında yakalanarak gelen ve ancak bu sayede tespit edilebilen derin deniz canlılarının doğal ortamlarında görüntülerini kaydedebilmek araştırmacılar için büyük önem taşıyor. Uzmanlar balığın kimliğini tam olarak tespit edebilmek için DNA örneği almak istiyor.
Kaynak: http://www.iflscience.com/plants-and-animals/deepsea-ghost-shark-caught-on-camera-for-the-first-time/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Amerika’daki Yellowstone Volkanı Bugün Patlasa Dünyaya Ne Olur?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yellowstone esasında dev bir kapakla kapatılmış kazan gibidir. Çapı o kadar büyüktür ki sadece yeryüzünün alçak seviye yörüngesinden görülebilir. Krateri 72 kilometre çapa sahiptir ve altta yatan su tesisatı on binlerce kübik kilometre magmatik malzeme içerir.En son tahminlere göre, Niagara Şelaleleri’nin her iki tarafında bulunan sığ derinlikteki rezervuarların suyla dolması birkaç yüzyıl sürecektir. Bunun gibi korkunç büyüklükteki bir volkanın patlaması halinde neler olur? Kim yaşar, kim ölür ve Amerika Birleşik Devletlerine ne olur? Dünya üzerinde yaşayan en saygın volkanologlardan birisi bu konu hakkında çeşitli açıklamalarda bulundu.
Yellowstone Volkan Gözlemevi’nden Dr. Michael Poland, Yellowstone’nun iki aşamalı magma odasının şu anda uyku halinde olduğunu söyledi. Volkanın bir patlama yaşayabilmesi için şu anda yeterli enerjiye sahip olmadığını vurgulayan Poland, volkanın magma bedeninin çoğunun kısmen katılaştığını da vurguladı. Büyük bir püskürmenin meydana gelmesi için çok fazla magmaya ihtiyaç olduğunu söyleyen Poland, “Bölgenin büyük bir kısmı boyunca yaygın lav akıntıları veya hidrotermal patlamalar yaşanıyordu. Bu da gelecekte herhangi bir püskürme olması halinde bu durumun çoğalmasına sebep olacaktır. Her ne kadar bunlar sorun yaratsa da bu patlama kesinlikle bir kıyamet olmayacak. Bu tip püskürme türleri oldukça nadir olarak yaşanıyor” açıklamasında bulundu.
Bir süpervizik paroksizma şansı şu anda 730.000’de bir civarındadır ve bu da olası bir asteroid felaketinin etkisinden daha az olasıdır. Bununla birlikte, aniden yeni bir magma enjeksiyonu ya da onu kaplayan jeolojik tabakaların ani bir zayıflaması, ani bir çökme olayını tetiklemek için yeterli olabilir ve tüm sistem, atmosfer yüzeylerine şiddetli bir şekilde sızabilir.
Sonra ne olacağı biraz spekülatif, ama Yellowstone’un korkutucu geçmişi bize ipucu veriyor. Burada en kötü senaryoyu düşünürsek, magmatik göbeğin devasa bir süperkonik patlamada boşaldığı varsayılmalıdır. Bu, Yellowstone’da 660.000-800.000 yıllık bir döngüde üç kez olmuştur: 2.1 milyon yıl önce, 1.3 milyon yıl önce ve 640.000 yıl önce.En büyük patlama ilk olanıdır. Bu patlama 1980’de St. Helen dağında meydana gelen patlamanın yaklaşık olarak 2500 katı volkanik malzeme ortaya çıkardı. En son patlamada bile volkan yaklaşık olarak ABD’nin %60’lık bölümü kadar bir alanı kül tabakası altında bıraktı. Yellowstone’un birgün tekrar patlayacağına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak volkan patlarsa ABD’ye ve daha önemlisi dünyaya ne olacak?Volkanın patlamasına yakın Yellowstone Ulusal Parkı etrafındaki zemin biraz yükselecek. Gayzerler ve jeotermal havuzları içeren hidrotermal sistem, hızlı bir şekilde kaynama noktasındaki sıcaklıklara ulaşacak ve muhtemelen aşırı derecede asidik hale gelecektir. Magma, kabuktan hızla yükselen merkezi bir noktaya doğru ilerlerken, artarda depremler meydana gelecek. Daha sonra çatı kayası çökecek ve patlama başlayacak.
Geniş bir kül ve lav sütunu, yaklaşık 25 kilometre yüksekliğe doğru fırlayacak. Hem ham patlayıcı enerji hem de lavlar ve bombalar soğutma yoluyla ısının salınmasıyla devam edecek, günlerce devam edecek ve külleri stratosferin etrafına taşıyacak jet akıntılarına sebep olacak.
Eritici sütun veya kolonun parçaları yıkıldığında, devasa piroklastik akışlar parkın yollarını kaplayacak. Kül, lav kabarcıkları ve aşırı ısıtılmış gazın bu karışımları 1000 ° C ‘yi aşacak ve saatte 482 kilometre hızla hareket edecek. Bu lav birisine çarparsa saniyeler içerisinde ölecektir. Genel olarak bakıldığında, piroklastik akışlar kaynağından 15 kilometreye kadar uzanabilirler, ancak teorik olarak 100 kilometreye kadar çıkmaları mümkün.Bu temelde Yellowstone Ulusal Parkı’nın uzunluğudur, bu yüzden eğer patlama doğrudan merkezde ortaya çıkarsa ve piroklastik akışlar özellikle enerjik ise ya pikolastik akıntılardan ya da çökmekte olan kaldera çatısı sebebiyle parkın büyük bölümü yok olacak. Parkta ortalama olarak yıllık ziyaretçi sayısı 3,8 milyon. Herhangi bir zamanda parkı ziyaret edenlerin sayısı 11 bin. Özellikle yaz aylarında bu rakam artıyor. Bu nedenle patlama eğer yazın gerçekleşirse, ölüm rakamları bir hayli yükselecektir. Piroklastik akıntılar ve küller çökeldiklerinde ve soğurken zararsız görünebilirler ama gerçekte zararlıdırlar. Özellikle herhangi bir yamaçta, patlamadan sonra çok fazla yağmur yağarsa, bunlar çamurla karışabilir ve lahar olarak adlandırılan hızlı hareket eden çimento benzeri bulamaçlara dönüşebilir. Bunlardan birine sıkışılması halinde ölüm kaçınılmazdır. Bununla birlikte, püskürmenin en tehlikeli yönü, hem yerel hem de küresel olarak kül serpintisidir. Havalanan bu küller akciğerlerinizi yumuşatır ve camsı bir çimento oluşturur. Aynı zamanda sudan yaklaşık altı kat daha yoğundurlar, bu da birçok mimari yapının çatıları üzerinde biriktikçe ağırlık altında yapıların çökeceğini gösteriyor. Birkaç santimetre ıslak kül bile binaların çökmesine sebep olacaktır.
Yollar ve kanalizasyon sistemleri tıkanır ve parçalanır, su kaynakları kirlenir ve elektrik şebekeleri yok olur. Milyonlarca ev yaşanmaz hale gelebilir. Bu anlamda Montana, Idaho ve Wyoming’e sığınanlar en yüksek zarar riski altında olacaklardır. Patlamanın etrafında yaklaşık 80 kilometrelik bir alan, sadece birkaç gün içinde 3 metre külle kaplanacaktır. Simülasyonlar aynı zamanda, bir süper kaynağın Salt Lake City ve çevresini bir metre külün altına gömebileceğini de göstermiştir.Güçlü hakim rüzgarlar varsayarsak, Denver yaklaşık 30 santimetre külle kaplanırken, Calgary yaklaşık 10 santimetre külle kaplanacaktır. Federal Acil Durum Yönetimi Ajansı (FEMA), tarafından aylar hatta yıllar boyunca temizleme / yeniden sürecinin devam edecektir. San Francisco, Los Angeles, Seattle, Minneapolis ve Chicago’da kül kalınlığı yaklaşık 3 santimetre olacaktır. Küller birkaç gün içinde Miami, New York ve Toronto’ya kadar gidebilirler. Tüm bu küller araçların parçalanmasına ve suyun kullanılamaz hale gelmesine neden olacak kadar.Birkaç hafta boyunca ABD’ye uçuşlar yapılamayacak. On milyonlarca insan bulundukları bölgelerden tahliye edilecekler. Ölüm oranının bu aşamada tahmin edilmesi ise oldukça zor.
Bu yaşanacak olanlar ABD için oldukça kötü. Ancak yaşanacaklar sadece bununla da sınırlı değil. Külün stratosfer içerisine enjeksiyonu, gezegenin geneli olmasa bile gökyüzünde kararmaya ve bölgesel soğumaya sebep olacaktır. Eğer erüpsiyon özellikle sülfür bakımından zenginse –ki bu verimli bir güneş ışığı engelleyicisidir – daha sonra sıcaklıklar birkaç sene kadar düşecek ve önümüzdeki birkaç yılın yaz mevsimi soğuk geçecektir. Musonların yolları ve zamanlamaları değişecek. Tropikal döngü oluşumu bir süreliğine çok daha öngörülemez hale gelecek ve su kaynaklı hastalıkların yayılması çoğalarak oldukça düzensiz bir hal alacak.
Tarımda gıda maddeleri ciddi oranda bozulacak. Bu durum ciddi bir ekonomik etkiyi de beraberinde getirecek. ABD genelinde ekonominin bu patlamadan alacağı zararın boyutu 3 trilyon dolar olarak hesaplanıyor.
Yellowstone’un patlaması elbette dünyanın sonunu getirmeyecek. Ancak başta ABD olmak üzere tüm dünya bu patlamadan ciddi boyutlarda etkilenecek. Ancak uzmanlar bu patlamanın yakın gelecekte gerçekleşme ihtimalini düşük olarak görüyor.
Kaynak: http://www.iflscience.com/environment/this-is-what-would-happen-to-the-world-if-the-yellowstone-supervolcano-erupted-today/all/

Devamını Oku

Ekoloji

Dünyada Altıncı Kitlesel Yok Oluş Başladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bilim insanlarının kısa bir süre önce duyurduğu dünya üzerindeki altıncı kitlesel yok oluşun başladığı yeni araştırmalarla ortaya çıkarıldı. Şu anda dünya üzerinde en az 65 milyon yıldan beri görülen bir toplu yok oluş olayının başlangıcına tanıklık ediyoruz. Science Advances dergisinde yayınlanan konuya ilişkin açıklama oldukça endişe verici.

Araştırma, son beş yılda insan hareketlerinin omurgalı hayvanların yok olma oranlarını nasıl etkilediğini belirlemek için yapıldı. Araştırmada; memeliler, balıklar, kuşlar, sürüngenler ve amfibiler incelendi. Son birkaç yüz yıl içinde belirgin biçimde hızlanan tür kaybolumunun net bir işareti bulundu. Dünya üzerindeki yaşamın 3.5 milyar yıllık tarihinde 6. kez kitlesel yok oluşu başladı.
Bu son araştırma, Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi’nden Gerardo Ceballos tarafından yönetildi ve uluslararası bir ekip tarafından gerçekleştirildi .Yok olma oranlarını ölçmek oldukça zor. Bu tip çalışmalarda yok olma oranının tahmin etmede her zaman risk bulunuyor. Çünkü veriler oldukça sınırlıdır. Bilim insanları bu nedenle bir takım varsayımlarda bulunmak zorundalar. Ceballos ve ekibi, çok tutucu olan türlerin yok olma oranlarını belirlemek için bu sayılara zemin hazırlamak istediler.

2012 yılında Kümülatif omurgalı türlerin vahşi nesillerinin soyunun tükendiği kaydedilmişti. Nesli tükenen hayvanlar tıpkı daha önce nesli tükenmiş olan hayvanlar gibi ancak fosil olarak korunabilecek ve müzeleri süsleyecekler. Bu son araştırma zaten bilineni ortaya net bir şekilde koyuyor. Birkaç yüzyılda insanlık dünyaya geri dönülemez büyük zararlar verdi. Bioçeşitliliğin gittikçe ortadan kalması tüm dünyaya ve insanlığa ciddi bedeller ödetecektir.
Kaynak: http://www.iflscience.com/plants-and-animals/earth-s-sixth-mass-extinction-has-begun-new-study-confirms/

Devamını Oku

Ekoloji

Bu Banklar Havadaki Kiri Küçük Bir Ormandan Daha Fazla Çekiyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Londra’daki havanın cehhenem kadar kirli olduğu bir sır değil. Yalnızca bir ayda,”Büyük Duman” 2018 için AB’nin belirlemiş olduğu hava kirliliği sınırına ulaştı. Fakat kentte kullanılan yeni bir mobilya, ”yeşile gitmek” için bu büyük savaşta hizmet vermesi umuluyor. Almanya merkezli teknoloji kuruluşu Green City Solutions, yakın zamanda Londra’daki Glasshouse caddesindeki organik süpermarketlerin dışına bir ”City Tree” yerleştirdi. Bu bir çeşit , şehir bankı, kirlilik emici filtre ve çevre izleme akıllı cihazı gibi tasarımlarının karışımı. Bitkilerin ve yosunların bir kombinasyonu, yakınlarda bulunan havadaki kirliliği, nitrojen dioksiti, ozon gazlarını, ortadan kaldırmak için çalışıyor. Aynı zamanda ”İnternet şeyleri” ile de bağlantılı, kirlilik seviyesi, toprak nemi, hava sıcaklığı ve su kalitesi ile ilgili veri sağlıyor. Bütün bunların üzerine, vandalizme karşı dirençli olacak şekilde tasarlanmış ve tüm elektrik taleplerini karşılayan güneş panellerine sahiptir.Küçük olmasına rağmen, bu aracın 275 gerçek ağacın havaya sağladığı kadar, yılda 265 tona kadar karbondioksit, artı şehir içinde bulunan diğer tüm kötü ince parçacıklar ve azot dioksitin havadan filtrelenerek fayda sağlaması isteniyor.Bu bank, Londra’nın bütün bunaltıcı sorunlarını ele alamayacak olsa da, tasarım ve teknolojinin gezegenimizin çevre sorunlarını çözme zorluğunu nasıl üstlendiğine dair harika bir örnek oluşturuyor. James Cooksey, Crown Estate’deki Central London yöneticisi ”Basit bir çözümü yok bu nedenle binalarımızdaki karbon emisyonlarını azaltmak ve yollarımızdaki araç sayısını azaltmak için yaptığımız çalışmaların yanı sıra, yeni teknolojiyi test etmek ve öğrenmek istiyoruz.” dedi. Londra kendi ”City Tree”si henüz olan en yeni şehir. Şu ana kadar, Berlin, Oslo, Paris, Drammen, Norveç, Amsterdam, Brüksel ve Hong Kong’un yanı sıra İngiltere’nin kuzeyindeki Newcastle da dahil olmak üzere, kentsel alanlarda 20’den fazla ”CityTree”kuruldu. CNN geçtiğimiz yıl ”Bizim temel amacımız City Tree teknolojilerini mevcut binalara dahil etmektir.” dedi.Biz iklim altyapısı oluşturmayı hayal ediyoruz böylece şehirde ne tür bir hava ve ne tür sıcaklığa sahip olduğumuzu düzenleyebiliriz.

Devamını Oku

Öne Çıkanlar