fbpx
Connect with us

Ekoloji

Dünya, Deniz Seviyesinin 6 metre Yükselmesiyle Kaybolacak. Antarktika, Saatli Bir Bomba Olabilir.

Published

on

Yaklaşık 115.000 yıl önce Homo sapiens büyük oranda Afrika ile sınırlı, avcı-toplayıcı topluluğunda yaşıyordu. Henüz kesin olmamasına rağmen yine de Dünyayı Neandertallerle paylaştık. Bu çeşitli insansılar bunu bilmese de, Dünya çok büyük bir sıcak dönemin sonuna geliyordu. Mevcut iklimimize oldukça benzer bir iklimdi, ancak büyük bir çelişki vardı, o zamanlarda denizler bugünkünden 20 ile 30 fit (6 ile 9 metre) daha yüksekti. Bazen Eemian olarak adlandırılan bu antik dönemde, okyanuslar bugün oldukları kadar sıcaklardı. Geçen ay, merak uyandıran yeni araştırmalar, Kuzey Yarımküre buzullarının, Kuzey Kutbu’ndaki dramatik ısınmanın etkisiyle Eemian’da olduğu kadar gerilediğini ortaya koydu. Bulgular, kuzeydoğu Kanada’daki Baffin Adası’nda çalışan bir araştırmacı ekibinin, hızla gerileyen dağ buzullarının erimesiyle meydana çıkan antik bitkilerin kalıntılarını incelediği zaman ortaya çıktı. Bitkilerin gerçekten çok yaşlı olduklarını ve belki de en son 115,000 yıl önce bu bölgelerde yetişmiş olduğunu buldular. Baffin Adası’ndaki araştırmayı yöneten, Boulder’daki Colorado Üniversitesi Jeolojisti Gifford Miller, “Çalıştığımız alanın, geçen yüzyılın son 115.000 yıldaki herhangi bir yüzyıl kadar sıcak olması dışında, başka bir açıklama yapmak çok zor” dedi. Ama Miller haklıysa, büyük bir sorunumuz var. Eemian’dan deniz seviyelerinin jeolojik kayıtlarına sahibiz ve bilim insanları, okyanusların 20 ile 30 fit (6 ile 9 metre) daha yüksek olduğuna inanıyor. Büyük olasılıkla bir miktar su, potansiyel deniz seviyesi yükselmesinin 20 fitten (6 metreden) fazlasını barındıran Grönland’dan geldi. Fakat bu kadar su sadece Grönland’dan gelmiş olamazdı, çünkü o zamanlar buz tabakasının tamamı erimemişti. Bu nedenle araştırmacılar, Antartika’nın en savunmasız kısmı olan Batı Antartika buz tabakasının çöküşünden şüpheleniyorlar. Bu bölge, deniz seviyesinin 10 fit yükselmesini (3 metre) kolaylıkla sağlayabilir. Antarktika’nın Nasıl Düşeceğini Anlamaya Çalışalım
Batı Antartika’nın bir kez daha geri çekilmeye başladığı gösterilmiştir. DeConto ve bazı araştırmacılar deniz-buz uçurumu çöküşü olarak adlandırılan, Batı Antartika’dan deniz seviyesinin çok fazla artışını sağlayabilecek olan anahtar bir süreç bulduklarını düşünüyorlar. Konuyu anlamak için, Batı Antarktika’nın hassas ortamını düşünün. Esasen, o büyük bir kısmı çok soğuk suya batmış muazzam bir buz kütlesi. Buzulların tüm kenarları okyanusa ve merkezine dik açı yapacak şekildedir. Bu yüzden buz tabakasının yüzeyi toplamda iki mil kalınlığında olacak kadar büyüse bile, hızla denize doğru eğim yapar. Denizin üzerinde 1.5 mil kadar buz olsa da, denizin altında çok daha fazla buz kütlesi vardır. Eğer geçit buzulları geriye doğru hareket etmeye başlarsa -özellikle Thwaites adlı (şu ana kadarki en büyük) buzul- okyanus hızla daha kalın buzlara ev sahipliği yapabilir. Fikir şu ki, Eemian döneminde bu bölgenin tamamı bir buz bloğu değil, adı olmayan bir denizdi. Bir şekilde, okyanus içeri girdi, dış buzul savunmasını devirdi ve azar azar Batı Antarktika’nın tamamını suya sokarak erimesine yol açtı. DeConto, meslektaşı David Pollard ile birlikte, bunun nasıl olabileceğini anlamak için Eemian’a ve Pliyosen denilen (diğer bir antik sıcak dönem) bir model oluşturdu. ‘Deniz buz tabakası dengesizliği’ adı verilen modelde, kısmen batmış bir buzulun merkezine doğru gittiğinizde daha derin ve daha kalın olması durumu açıklanmaktadır.Bu yapıda, ısınmış su, okyanusu daha kalın buza maruz bırakarak aşağı doğru hareket etmesine neden olur ve daha kalın buz daha hızlı dışarı akar. Böylece buz kütlesi kendisinden beslenir. Deniz buzu tabakasının dengesizliği muhtemelen Batı Antartika’da çoktandır var, ancak bu model yeterli değildi. DeConto ve Pollard çalışmalarında, şu anda Grönland’da Jakobshavn adlı büyük bir buzulun tükendiğini söylediler. Jakobshavn, bir denizaltı tepesinin yamacından geriye doğru ilerliyor, tıpkı çok daha büyük Thwaites gibi. Ancak Jakobshavn da başka bir şey daha var, neredeyse dilimlenen somun ekmek gibi, önündeki kalın buz parçalarını sürekli olarak koparıyor.  Sonuç olarak, Jakobshavn şimdi denize dik duruyor. Buzulların buzunun çoğu suyun altında ve hatta 100 metreden (330 fit) daha fazla kalınlıkta. Bu kalınlık DeConto ve Pollard’ın çalışmasını sürdürebilmeleri için sorun oluşturuyor. Buz çelik değildir. Kırılır. Ve kırılır. Ve kırılır.. ‘Deniz buz uçurumunun çökmesi’ adı verilen bu ek işlemi, Thwaites’e uygularsanız tam bir felakete sebep olur. Eğer Thwaites bir gün kendi buz rafını kaybeder ve okyanusa dik durursa, su yüzeyinden yüzlerce metre yükseklikte buzdan uçurumlara sahip olursunuz. DeConto ve Pollard, bu uçurumların devamlı denize ineceğini söylüyor ve bu hesaplamayı ekledikleri zaman, sadece Eemian dönemindeki deniz seviyesine yükselmeyi yeniden sağlamakla kalmadılar ve aynı zamanda Antartika’nın bu yüzyılda ne kadar buz üretebileceği – üç metreden fazla – konusunda tahmin yürütmelerini sağladı. Grönland gibi, deniz seviyesinin yükselmesi için diğer etmenler olduğundan beri, bu yüzyılda toplamda 6 fit kadar -kabaca önceki tahminlerin iki katı- su seviyesi yükselmesi görebileceğimiz anlamına geliyordu; Ve gelecek yüzyılda, bu yükselme daha da kötü olacak. Bugün Grönland’da gördüğümüz su seviyelerindeki artışı Antartika’da görseydik, o zaman Antarktika’nın buz tabakası daha kalın olduğu için, deniz seviyesinin yükselmesi gerçekten muazzam miktarlarda olurdu. 
Deniz Buzu Uçurumları Üzerine Büyük Tartışmalar
Tamsin Edwards ikna olmadı. [Kings College London’daki bir glojolog, önde gelen yazarlardan – birkaç Antarktika uzmanıyla – Çarşamba günü Nature’da (DeConto ve Pollard’ı 2016’da yayınlayan aynı dergi) modelini ayrıntılı olarak tartışan bir çalışmanın baş yazarı.] Sonuçları incelemek için istatistiksel bir teknik kullanan Edwards ve çalışma arkadaşları, buzul uçurumların devrilmesinin, sıcak geçen dönemleri yeniden üretmek için gerekmediğini buldular. Bu yüzyılda Antartika’da deniz seviyesinin yükselme olasılıklarının daha düşük olabileceğini söylediler. Haklılarsa, su seviyesi yükselişi 3-4 metre yerine yaklaşık 40 santimetrede kalacak. Edwards, “İşler, son çalışmanın öngördüğü kadar korkunç olmayabilir” dedi. “Ama yine de durum hala kötü.”
Bu yeni bir bilim ve buz kayalıklarının sonuçta deniz seviyesinin yükselişini nasıl etkileyeceği net değil. Fakat sonra Eemian’da ne oldu? Edwards, Batı Antartika’yı kaybetmenin uzun zaman aldığını düşünüyor. Sonuçta, tüm jeolojik dönem binlerce yıl uzunluğunda sürdü. “Biz insanlar sabırsız bir türüz ve buz tabakaları on yıllarca yanıt vermiyor, çok daha yavaş hareket ediyorlar.” dedi. DeConto yeni eleştirisinde, “bu süreçlerin gelecekteki deniz seviyesinin yükselmesi için önemli olmadığını ve ona göre bu durumun tehlikeli bir tür mesaj” olduğunu belirtti.
Dikkate değer önemli bir şey daha var – Eemian, çok miktarda sera gazı yayan insanlar olmadan ortaya çıktı. Atmosferik karbondioksit bugün olduğundan çok daha düşüktü. Bunun yerine, kuzey yarımküreye daha fazla güneş ışığının düşmesine yol açan Dünya’nın yörüngesindeki değişikliklerden kaynaklandı.  Bu sefer etraftaki en büyük fark, insanların Dünya’yı çok daha hızlı ısıtmasıdır. Thwaites Buzulu çalışması için uluslararası milyonlarca dolarlık bir misyonun ABD tarafını yöneten ve Colorado’daki Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezinde kıdemli bir araştırmacı olan Antartika’dan bir araştırmacı Ted Scambos “bu çok önemli bir fark yaratıyor.” dedi. Scambos, “Mevcut iklim değişikliği çok hızlı” dedi ve ısınma oranı buzulların geçmişte olduğundan daha farklı olmasına neden olabilir. Thwaites Buzulu’nun kaderi hakkındaki endişesinin azalmadığını ve buzulun böyle giderse erimenin hızlanmayacağını garanti eden bir model yok” dedi.
Biz insanlar, Eemian’da ve modern dönemde, Thwaites’in erimesi kadar büyük bir buzul görmemiştik. Bunun için emsalsiz bir şeyin olması muhtemel. Örneğin, daha geçen hafta, bilim insanları buzulun bir bölümünün altında açılan büyük bir oyuk olduğunu bildirdi – modellemeler bunu tahmin edememişti. En azından daha olmadan önce gerçekte ne olabileceğini anlamaya çalışan büyük bir proje var. Çalışmalar şu anda örgütlenmiş ve sanayileşmiş biz insanların ve fosil yakıt uzmanlarının, kendi jeolojik geçmişimizin bir tekrarını yürütmeye hazır olup olamayacağımızın belirlenmesine yardımcı olacaktır. Bu makale original olarak The Washington Post. Tarafından yayınlandı.
Editör / Yazar; Zahide Solak
Kaynak; https://www.sciencealert.com/earth-s-climate-s-now-like-115-000-years-ago-when-the-sea-was-much-higher

Ekoloji

Yeni Tahminlere Göre Atlantik Bu Sene 4 Büyük Kasırga Görebilir

Published

on

Bilim insanları bu yıl Atlantik kasırga mevsiminin normale yakın olacağını tahmin ediyorlar, Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) bugün (23 Mayıs) 2 ila 4 büyük kasırganın en az 178 km/sa ile 3.kategori düzeyine veya daha üzerine çıkacağını duyurmuştu. Ancak bu “normale yakın” açıklaması, ABD Güneydoğu ve Doğu Sahilindeki insanların rahat olabileceği anlamına gelmiyor. NOAA’nın İklim Tahmini Merkezi’ nin önde gelen kasırga sezonu tahmincisi Gerry Bell, bugün düzenlenen bir basın toplantısında gazetecilere verdiği demeçte, “Çok fazla hava aktivitesi var, artık kasırga mevsime hazırlanmaya başlamanız gerekiyor.” NOAA, 1 Haziran – 30 Kasım tarihleri arasında süren 2019 Atlantik kasırga mevsiminin 9 ile 15 arasında fırtına beklendiğini ve bunun da 62km/sa veya daha yüksek hızlarda olacağını bildirdi. Bunlardan 4 ile 8’i kasırga olabilir, bu da rüzgârlarının 119 km/s veya daha yüksek hızlara ulaştığı anlamına geliyor.

Federal Acil Durum Yönetimi Ajansı’ nın (FEMA) genel müdür yardımcısı Daniel Kaniewski gazetecilere verdiği demeçte, bu kasırgaların sadece 4’ünün 3.kategoriden üst düzey olmasına rağmen, “Sadece bir güçlü kasırga bile yeryüzünde felakete yol açmaya yetebilir.” dedi. Ortalama bir kasırga mevsiminde, Atlantik 6’sı kasırga ve 3’ü büyük kasırga olmak üzere yaklaşık 12 kayda değer fırtına görüyor. Geçen yılın kasırga mevsim ortalamanın üstünde idi, 2’si büyük olan 8 kasırga dâhil 15 kayda değer fırtına görüldü – yıkıcı kasırgalar Michael ve Florence.

Bununla birlikte, 2019 sezonu için öngörülen fırtınaların veya kasırgaların toprak kaymasına sebep olup olmayacağını da belirsiz, dedi NOAA yöneticisi Vekili NeilJacobs. Yetkililer, bu yıl NOAA’ nın kasırga tahmini için veri toplamak için 3’ ü gelecek nesil uydu olan Dünya Gözlem Uydu Filosunun ilk kez kullandıklarını söyledi. Bu veriler aynı zamanda NOAA’nın doğu ve orta pasifik havzaları için fırtına tahmininde bulunmasına da yardımcı oldu. NOAA’ ya göre Pasifik’ te 8 ile 13’ü hortum olan 15 ile 22 kayda değer fırtınanın olacağı normal üstü bir sezon bekleniyor.

Hangi Doğa Kuvvetleri Rol Oynuyor?

Ekvatora Yakın Pasifik Okyanusunda suların ısınmasıyla bilinen bir iklim olgusu olan El Niño, Atlantik’ teki rüzgâr kaymasını arttırır ve bu da kasırgaların oluşması için gerekli olan ısı ve nem akışını engeller. Bu sene devam eden bir El Niño (El Niño Güney Salınımları, küresel bir okyanus-atmosfer olayıdır.) olduğunu göz önüne aldığımızda normale yakın bir Atlantik fırtına sezonu beklemek şaşırtıcı olur. Başka bir deyişle, El Niño Atlantik’teki kasırga aktivitesini sık sık bastırıyor, dedi Bell. Ancak bu yılın El Niño’ su zayıf ve diğer iklim faktörleriyle cebelleşiyor.

Ne Yapmalı?

Kaniewski, kasırga görülebilecek bölgelerdeki kişilerin şimdi acil durum planlarını yapmaları gerektiğini söyledi. En az 72 saat yetecek yiyecek, su ve ilaç gibi malzemelerin olması gerektiğini söyledi. Güçlü bir fırtına ya da kasırga olması durumunda, insanlar büyük iletişim ağlarının da durmasına hazırlıklı olmalı, bu yüzden fırtınanın durumundan haberdar olmak için bataryalı bir telsizin ve bir acil durum tahliye yolunun belirlenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Kaniewski ayrıca, elektrik kesintileri nedeniyle ATM’ lerin çalışmaması durumuna karşılık insanları ellerinde nakit bulundurmaya teşvik etti. Daha fazla bilgi için, hava durumu uyarıları, açık barınak listeleri ve acil durumlara hazırlık hakkında tavsiyeler de dahil olmak üzere birçok hizmet sunan ücretsiz FEMA uygulamasını indirin.

Yazar: Emre TÜRKMENOĞLU

Kaynak: https://www.livescience.com/65551-2019-atlantic-hurricane-season.html

Continue Reading

Ekoloji

Kediler Hakkında Bilmediğiniz 20 Şey…

Published

on

Nereden başlayalım? Kedi arkadaşlarımızla olan ilişkimiz yaklaşık 9.500 yıl öncesine dayanıyor!😊 Bazı aydınlar, insanlara eşlik eden hayvanların (yani, kedi kültürleri ve köpek kültürleri) seçiminin, kendi değerlerinin bir yansıması olduğunu ancak ironik kısmın ise hayvanların (kedilerin) bu değerleri şekillendirebileceğini ifade etmeleridir. “Bir arkadaş bir keresinde kediyi evcilleştirmediğimizi söylemişti, lakin kedi bizi evcilleştirdi.” Her halükarda, dünyadaki kedilere hâkim atalarının Kuzey Afrika Yaban Kedisi; Felis silvestris libyca’dan geldiği anlaşılır. Aynı zamanda Avrupa Yaban Kedisi gibi Felis silvestris’ in diğer alt türlerininde, Avrupa ırklarına büyük olasılıklarda katkısı vardır. Bu katkılar, kedilerin yerel vahşi popülasyonları hatırlatan tekir işaretler sergilemeleri ve hibridizasyon-türlerin birbirine karıştığı ve iç içe geçtiği – şeklinde yaygınlık gösterir.

1. Büyük oyun avcısı olan köpeklerin atalarının aksine sizin kedinizin atası küçük, yırtıcı, yalnız bir avcıydı. Bu nedenle Rover büyük bir öğün yeme eğilimindeyken, Mittens gün boyunca daha küçük öğün yemeyi tercih ediyor.

2. Aç olmasalar bile, kediler avlanmak ister. Georgia Üniversitesi’ nin Kitty Cam projesi kapsamında 60 serbest dolaşan kedi video kameralarla gözlendi ve avın sadece yüzde 28’ nin tüketildiği belirlendi.

3. Düşük ışıkta avlanmak için geliştirilen kedilerin gözleri orantılı olarak muazzam. CatSense’ de John Bradshaw, göz boyutlarının kasların çevresel ön yargılarla geliştiği çok yakın ve uzak arasında odaklanma yaptığını açıklıyor. Dış mekan kedileri uzak görüşlü olma eğilimindeyken, çoğu iç mekan kedileri miyoptur.

4. Miyop ama yakın görüşlü değil. Gözleri çok büyük olduğu için, kediler önlerindeki bir ayaktan başka bir şeye odaklanamazlar – ama bıyıkları açıkça göremediklerini hissedebilmek için öne doğru sallanabilir.

5. Bıyıklar seni çok uzaklara götürür.Kediler ayrıca mükemmel bir koku alma duyusuna sahiptir. Avustralya New South Wales Üniversitesi’nden 2010 yılında yapılan bir çalışmada, vahşi kediler, kokunun yerleştirilmesinden altı gün sonra küçük bir Eaudu Mouse ile bağlanmış yamalara çekildi.

Kedi, kediler türleri, Kediler Hakkında Genel Bilgiler

6. Vomeronasal organ, diğer kedilerin yakınlığı ve durumu da dahil olmak üzere, kedilerin çevreleriyle ilgili küçük kimyasal ipuçlarını tespit etmelerine yardımcı olur.

7. 2006′ daki bir araştırmaya göre, kedilerin tat alma duyusu o kadar etkileyici değil: Tatlılık tadı alıcıları olmayan az sayıdaki memelilerden biri.☹

8. Muhtemelen kedilerin ete ihtiyacı vardır, tatlıya değil. Kediler, enerjilerini karbonhidratlardan ziyade proteinden alan zorunlu etçillerdir.

9. Mittens’ in eti sevme geleneği, Ocak ayında yayınlanan ve Çin’ den gelen 5 bin 300 yıllık kedinin kemikleriyle ilgili araştırmaları kuvvetlendirdi. Kedilerden birinin tahıl yönünden zengin bir öğünü, insanların muhtemelen hayvanı beslediklerini ve Çin’deki yerli kedileri daha önce düşünülenden çok daha önce beslediklerini gösteriyor.

10. Ancak bu eski kedi, evcil hayvan olmayabilir. Mart ayında, diğer araştırmacılar, Çin kedilerinin evcilleştirilmediğini, daha ziyade insanlarla karşılıklı olarak yararlı bir ilişki içinde ancak bağımsız olduklarını iddia etti.

Kedi, kediler türleri, Kediler Hakkında Genel Bilgiler

11. Evcil hayvan olsun ya da olmasın, bu Çin kedileri – tüm evcil kediler gibi – vahşi bir kedi olan Felis silvestris lybica’ dan doğmuştur.

12. 2007 tarihli bir çalışma F. s. lybica, en az 9,000 yıl önce Orta Doğu’ da bir yerde tahıl yetiştiriciliği yayıldığından ve çiftçilerin güvenilir haşere kontrolüne ihtiyaç duyduğundan evcilleştirildi.

13. Kedilerle olan ilişkimizin en eski arkeolojik kanıtı, yaklaşık 9.500 yıl önce Kıbrıs adasında bir insanın yanına gömülmüş bir yavru kedidir. Tekneler o zamanlar kaçaklar için çok küçüktü, bu yüzden araştırmacılar kedinin oraya bilerek götürülmesi gerektiğini söylüyorlar.

14. Kediler ve denizciler uzun bir ilişki yaşadılar: Yüzyıllar boyunca kedi kemirgen kontrolü için gemilerde ve iyi şans tılsımı olarak tutuldu.

15. O denizci kedi yavruları, izlerini bıraktılar. New England’dan Nova Scotia’ya kadar kıyı kentlerindeki kedilerin yüzde 10’undan fazlasında ekstra ayak parmakları bulunur (polidaktili).Şehirlerin tarihi ticaret ağları göz önüne alındığında, araştırmacılar normalde nadir görülen bu mutasyonun bu yüksek oranının 18. yüzyılın ortalarına kadar kıyı iznine çıkmış birkaç polidaktil ticari gemi kedisinden kaynaklandığına inanıyorlar.

Kedi, kediler türleri, Kediler Hakkında Genel Bilgiler

Felis silvestris libyca

16. Farklı bir tür ticari kedi olan dünyanın en zengin kedisi tartışmasız Japonya’nın 2012’de 1 milyar dolardan fazla satış ve telif hakkı kazanmış olan büyük başlı karikatür HelloKitty’ dir.

17. Çeşitli araştırmalara göre, psikologlar HelloKitty’ nin çekiciliğinin kawaii ya da hoşluğa dayandığına inanıyorlar. (Kawaii, Japon pop kültüründe sevimlilik göstergesidir. Kawaii Japon pop kültüründe eğlence, giyim, gıda, oyuncak, kişisel görünüm, davranış ve tavırlarda göze çarpan bir akım haline gelmiştir.) HelloKitty’ nin geniş gözleri ve ağzı açık yüzü karakterin tehdit edici olmadığını ve sevgi dolu bakıma ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

18. HelloKitty kadar kawaii değil, Mısır ‘daki Saqqarah’taki 4.400 yıllık bir mezarda bulunan tasmalı bir kedinin resmi, evcil bir kedinin bilinen en eski görüntüsüdür.

19. Yakında kedilerin tam bir genetik imajına sahip olacağız.Ocak ayında, 99 Kedi Bütün Genom Dizisi Girişimi Lives dünya çapında kedilerden DNA örnekleri toplamaya başladı.

20. Açık erişim, bulut tabanlı 99 Hayat veritabanı, hem kedi hastalıklarını hem de kedileri benzer şekilde etkileyen ve bir sedanter yaşam tarzı (düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu ya da fiziksel aktivitenin olmadığı bir yaşam tarzıdır.)  gibi risk faktörlerini paylaştığımız diyabet de dahil olmak üzere bazı hastalıkları araştırmak için kullanılacak.

Kedi, kediler türleri, Kediler Hakkında Genel Bilgiler

Editör / Yazar: Burcu AKIN

Kaynak: http://discovermagazine.com/2014/sept/20-20-things-you-didnt-know-about-cats

Continue Reading

Ekoloji

Kedi, kediler türleri, Kediler Hakkında Genel Bilgiler

Published

on

“Yerli” kedi- Felis silvestris catus-yaklaşık 10.000 yıldır bizimle. Yakın zamanda, Kıbrıs’ta 9.500 yıllık insanın ve birlikte yaşadağı kedilerinin varolduğu bir mezar keşfedildi. Bu kediler, adaya özgü değiller. Kediler varlığını, bir şekilde insanların müdahalesine borçlu. Toksoplazma gondii (Toxoplasma gondii, Toxoplasma cinsine dahil parazitik tekhücreli bir tür.) hakkındaki son veriler; seçici olarak üreme yoluyla, insanların kedileri nasıl şekillendirdiklerini düşünmeye alışık olsakta, kedilerin kültürel farklılıklarının insan davranışları üzerinde etkisi olabileceğini öne sürmekte. Bazı aydınlar, insanlara eşlik eden hayvanların (yani, kedi kültürleri ve köpek kültürleri) seçiminin, kendi değerlerinin bir yansıması olduğunu ancak ironik kısmın ise hayvanların (kedilerin) bu değerleri şekillendirebileceğini ifade etmeleridir.

Kedi, kediler türleri, Kediler Hakkında Genel Bilgiler

“Bir arkadaş bir keresinde kediyi evcilleştirmediğimizi söylemişti, lakin kedi bizi evcilleştirdi.” (Ortaçağ Avrupa’daki kedilerin imhası, kara farelerin üremesini teşvik etmiş olabilir) şeklinde bu hayvanların, haşere topluluklardan kurtulmak için sunulan işlevsel açıklamaları makul olsa da , yerli kedilerin insanlara eğilimli olduğu da olabilir;

Kedi, kediler türleri, Kediler Hakkında Genel Bilgiler

Her halükarda, dünyadaki kedilere hâkim atalarının Kuzey Afrika Yaban Kedisi; Felis silvestris libyca’dan geldiği anlaşılır. Aynı zamanda Avrupa Yaban Kedisi gibi Felis silvestris’ in diğer alt türlerininde, Avrupa ırklarına büyük olasılıklarda katkısı vardır. Bu katkılar, kedilerin yerel vahşi popülasyonları hatırlatan tekir işaretler sergilemeleri ve hibridizasyon-türlerin birbirine karıştığı ve iç içe geçtiği – şeklinde yaygınlık gösterir.

Kedi, kediler türleri, Kediler Hakkında Genel Bilgiler

Felis silvestris libyca (Yaban kedisi)

Yerli kediler ile atalarından gelen vahşi kuzenleri arasında farklılıklar vardır. Çoğu, evcil alt türde olduğu gibi beyni daha küçüktür . Çoğu, aynı zamanda nispeten sosyaldir ve doğal olarak evcildir. Kedileri, yalnız yaratıklar olarak düşünmeye alışkınız. Vahşi doğada, çeşitli silvestris alt türlerinin yavruları çiftleşme olmadıkça veya yetiştirilmedikçe yalnız olma eğilimindedir. Bu vahşi kedi kolonilerinin varlığı; evcil kediler ile vahşi kuzenleri arasında önemli davranışsal farklılıklar olduğunun belirtisidir. Yaban kedilerinin aksine, köpekler veya sürüler halinde yaşayan canlı hayvanlar olmasa bile evcil kediler birlikte yaşayabilir (on milyonlarca kedi sahibi tarafından, onaylandığı gibi).

Kedi, kediler türleri, Kediler Hakkında Genel Bilgiler

Bazı kanıtlar, Avrupa Yaban Kedileri ile melezleşmenin, evcil hayvanlara göre daha az doğal üreme veya sosyalleşme eğiliminde olması, bu özelliklerin bir miktar gerileme gösterdiğini ortaya koymaktadır (Heterozigot hibridinde çeşitli lokallerde alel). Yerli kedi evriminin doğası ile ilgili diğer bir ilginç hipotez, neoteni (Neoteni, olgunlaşma süresinin yavaşlaması sonucu büyümenin daha uzun zaman almasıdır.) özellikler için yetiştirildikleridir. Aynı değerlendirme köpeklerde hatta insanlarda bile yapıldı. Pek çok yavru kedi, kedilerin sadece morfolojik özelliklerini sergilemekle kalmaz, çöplerde yaşama gibi davranış önyargılarınıda gösterebilir.

Tabii ki kedilerin birçok resmi “cins”’ leri vardır. Anlıyorum ki, bazı eski fiziksel türler olsa da (örneğin, Persler eski bir cins), sertifikalı cinslerin büyük çoğunluğunun 100. yılın sonunda ortaya çıktığı görülür. Bazılarında bilinçli girişimlerle,kedilerin fiziğindeki eski çizgileri diriltmek için çalışmalar yapılsada, bu ırkların kısmen öncül modellerden gelip gelmediği sorusunda, belirsizlikler vardır. Yetiştiriciliğe olan ilgi (kedi şovları vb.) nedeniyle, kedi genetiği ile ilgili birkaç kural biliyoruz.

Birincisi, “uzun tüylü” kediler ,“kısa tüylü” kediler için resesif gibi görünmektedir. Yani, kısa tüylü kediler, doğal ortamda uzun tüylü yavrular üretebilir, ancak birlikte yetişen uzun tüylü kediler, yalnızca genotipleri homozigot oldukları için uzun tüylü üretebilirler. Yaban Kedileri her zaman çok kısa tüylüdür ve buradaki neden açıktır, çünkü uzun tüylüler çok daha fazla günlük tımar gerektirme eğilimindedir .

Kedi, kediler türleri, Kediler Hakkında Genel Bilgiler

Uzun tüylü kedi cinslerinin sahiplerine, düzenli olarak fırçalama yolu ile kedi hijyeni konusunda yardımcı olmaları önerilmektedir. Uzun tüylü olmanın olağan sonuçları oldukça açık gözükse de, Norveç Orman Kedisi gibi bazı ırkların üstün yalıtım özellikleri olması nedeniyle uzun tüyler geliştirmiş olabileceği yönündeki spekülasyonlar vardır. Kedi yetiştiricilerinin, bir başka ilgi alanı da modanın rengi ve kalıbıdır ; burada Agouti (Kemiriciler) geninde, baskınlığa dirençli bir kalıtım kalıbı sergileme özelliği vardır. Kısacası, pek çok kedide ortak olan ve aynı zamanda vahşi doğada norm olan “tekir” deseni , “katı” renk desenlerinde baskındır.

Kedi, kediler türleri, Kediler Hakkında Genel Bilgiler

Agouti, MC1R lokusunun (çeşitli pigment üretim genlerinin düzenlenmesinde merkezi bir role sahip olan) bir antagonisti (Antagonist, kurguda, ana karakteri, engellemekle yükümlü kişidir.) olan bir peptittir ve bantlama modelleri, memeli taksonları boyunca benzer genetik yapı sergiler. Bu şeritleme deseninin kamuflaj değeri iyi bilinmektedir, bu yüzden vahşi doğada bunun norm olması, mantıklıdır. Ayrıca kediler için lokalize olan birçok renk genleri vardır. Bu özelliğin poligenik doğası, özellikle şaşırtıcı olmamalıdır. İnsanlar; cilt pigmentasyonunda daha az çeşitlilik gösterir (yani, bir pigmenti, iki melanin formunu, skaler bir şekilde siyah-beyaz arasında, bir aralık oluşturmak için modüle ederiz) ve bu özellik poligenik özelliktir. Unutulmaması gereken ilginç bir noktada, beyaz mavi gözlü kedilerin sağır olma ihtimalinin daha yüksek olduğudur.

Editör / Yazar: Neslihan ÇAKMAK

Kaynak: http://blogs.discovermagazine.com/gnxp/2007/02/cats/#.XOQQvsgzaUm

Continue Reading

Öne Çıkanlar