fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Dünya Nüfusunun 2050’de 9.8 Milyara, 2100’de 11.2 Milyara Ulaşması Bekleniyor

Yayınlandı

üzerinde

Birleşmiş Milletler’in yayınladığı bir rapora göre, şu an 7.6 milyar olan dünya nüfusunun 2030 yılında 8.6 milyara, 2100 yılında ise 11.2 milyara ulaşması bekleniyor. Dünyanın nüfusuna her sene yaklaşık 83 milyon insanın eklenmesiyle birlikte, doğurganlık seviyelerinin azalmaya devam edeceği varsayılsa bile, nüfus boyutunda meydana gelen yukarı yönlü gidişatın devam etmesi bekleniyor. BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi tarafından yayınlanan Dünya Nüfus Beklentileri: 2017 Baskısı, küresel nüfus gidişatlarının ve gelecekteki beklentilerin karşılaştırmalı bir incelemesini sunuyor. Bu bilgiler, yeni Sürdürülebilir Gelişim Amaçları’nı gerçekleştirmeyi hedefleyen politikaları yönlendirmek bakımından gerekli.
Ülkelerin nüfus sıralamasındaki değişimler:  Yeni izdüşümler, ülke seviyesinde bazı dikkate değer bulgular içeriyor. 1.4 milyar insanın bulunduğu Çin ve 1.3 milyar insanın bulunduğu Hindistan, toplam küresel nüfusun yüzde 19 ve 18’sini oluşturarak, en kalabalık ülkeler olmaya devam ediyorlar. Yaklaşık yedi yıl içinde veya 2024 civarında, Hindistan’ın nüfusunun Çin’inkini geçmesi bekleniyor. Dünya çapındaki en kalabalık on ülke arasında olan Nijerya, en hızlı şekilde büyüyor. Bunun sonucunda, şu an dünyanın en büyük 7. nüfusu olan Nijerya nüfusunun, Birleşik Devletler nüfusunu geçmesi ve 2050 yılına kısa bir süre kala en büyük üçüncü ülke haline gelmesi bekleniyor.
Küresel artışın büyük bir bölümü, az miktardaki ülkeye dayandırılabilir: 2017’den 2050’ye kadar, dünyadaki nüfus artışının yarısının, sadece dokuz ülkede yoğunlaşması bekleniyor. Bu ülkeler Hindistan, Nijerya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Pakistan, Etiyopya, Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Uganda ve Endonezya (ülkeler, toplam büyümeye yapacakları tahmini katkıya göre sıralandı). En az gelişmiş 47 ülkenin oluşturduğu grup (EGÜ’ler), 2010-2015 yılları arasında kadın başına 4.3 doğumda duran, nispeten yüksek bir doğurganlık oranına sahip olmaya ediyor. Sonuç olarak, bu ülkelerdeki nüfus hızlı bir şekilde artıyor ve yıl başına yaklaşık yüzde 2,4 oluyor. Bu artış oranının, önümüzdeki on yıllarda önemli miktarda yavaşlaması beklense de, 2017 yılında yaklaşık bir milyar olan EGÜ’lerin toplam nüfusunun, 2017 ile 2030 yılları arasında yüzde 33 artarak 2050 yılında 1,9 milyar kişiye ulaşması bekleniyor. Benzer şekilde, Afrika da yüksek nüfus büyüme oranları yaşamaya devam ediyor. 2017 ile 2050 yılları arasında, 26 Afrika ülkesinin nüfusunun, mevcut boyutlarının en az iki katına çıkması bekleniyor. Küresel nüfus artışının en fakir ülkelerde yoğunlaşması, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Takvimi’ni yerine getirmek isteyen hükümetlere önemli bir zorluk çıkarıyor. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Takvimi, yoksulluk ve açlığı sona erdirmeyi, sağlık ve eğitim sistemlerini genişletmeyi ve güncelleştirmeyi, cinsiyet eşitliğine ulaşmayı ve kadınları güçlendirmeyi, eşitsizliği azaltmayı ve kimsenin geride kalmamasını sağlamayı hedefliyor. 
Daha düşük doğurganlık oranları sebebiyle daha yavaş dünya nüfusu: Doğurganlık, geçtiğimiz yıllarda dünyanın neredeyse her bölgesinde azalma gösterdi. Doğurganlık seviyelerinin en yüksek olduğu bölge olan Afrika’da bile toplam doğurganlık, 2000-2005 yılları arasında kadın başına 5.1’den, 2010-2015 arasında 4.7’ye indi. Avrupa, toplam doğurganlık oranının 2000-2005 yılları arasında kadın başına 1.4’ten 2010-2015’te 1.6’ya çıkmasıyla birlikte, son yıllarda bu gidişatta bir istisna oldu. Giderek daha fazla ülke, ardışık nesillerin birbirinin yerine geçmesi için gereken seviyenin (kadın başına yaklaşık 2.1 doğum) altında doğurganlık oranları gösteriyor ve bazı ülkeler on yıllardır bu durumda. 2010-2015 dönemindeki doğurganlık oranları, dünya nüfusunun yüzde 46’sını oluşturan 83 ülkede, söz konusu değişim seviyesinin altında bulunuyordu. Bu gruptaki en kalabalık on ülke, nüfus oranına göre sırasıyla Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Japonya, Vietnam, Almanya, İran İslam Cumhuriyeti, Tayland ve İngiltere.
Düşük doğurganlık, nüfusun yaşlanmasına da yol açıyor: Raporda, doğurganlık seviyesindeki düşüşün hem nüfus artışında yavaşlamaya, hem de daha yaşlı bir nüfusa yol açtığı vurgulanıyor. 2017 yılıyla karşılaştırıldığında, 60 yaşındaki veya daha yaşlı insanların sayısının, 2050 itibariyle iki kattan daha fazla artış göstermesi ve 2100 itibariyle üç kattan daha fazla artış göstererek, 2017 yılında küresel olarak 962 milyondan, 2050 yılında 2.1 milyara ve 2100 yılında 3.1 milyara çıkması bekleniyor. Halihazırda Avrupa’da, nüfusun çeyreği 60 yaşında veya daha yaşlı. Bu oranın, 2050 yılında yüzde 35’e ulaşması ve yüzyılın ikinci yarısında o seviyelerde kalması bekleniyor. Diğer bölgelerdeki nüfusların da önümüzdeki birkaç onyıl içinde önemli oranda yaşlanması ve bu durumun 2100’e kadar devam etmesi öngörülüyor. Örneğin tüm bölgelerdeki en genç yaş dağılımına sahip olan Afrika’da, nüfusun hızlı bir yaşlanma geçirmesi öngörülüyor. Afrika nüfusu birkaç onyıl daha nispeten genç kalacak olsa da, nüfusunda 60 yaşındaki veya daha yaşlı insan oranının 2017’de yüzde 5’ten, 2050’de yüzde 9’a ve yüzyılın sonunda yaklaşık yüzde 20’ye çıkması bekleniyor. Küresel olarak, 80 yaşındaki veya daha yaşlı insan sayısının 2050 yılında üç katına çıkarak, 2017’de 137 milyondan 2050’de 425 milyona ulaşması öngörülüyor. 2100 yılı itibariyle, 2017’deki değerinin neredeyse yedi katına ulaşarak 909 milyona çıkması bekleniyor. Nüfusun yaşlanmasının, toplumlar üzerinde derin bir etki oluşturması öngörülüyor ve pek çok ülkenin, önümüzdeki yıllarda sağlık hizmetlerinde, emeklilik maaşlarında ve sosyal güvence sistemlerinde mali ve siyasi baskılarla kalabileceği vurgulanıyor.
Dünya çapında daha yüksek yaşam beklentisi: Geçtiğimiz yıllarda yaşam beklentisinde önemli iyileşmeler meydana geldi. Doğumda umulan yaşam süresi, 2000-2005 yıllarında küresel olarak erkeklerde 65 ve kadınlarda 69 yaştan, 2010-2015 yıllarında erkeklerde 69 ve kadınlarda 73 yaşa yükseldi. Yine de, ülkeler arasında bulunan geniş farklılıklar devam ediyor. Yaşam beklentisindeki son artış, bütün bölgeler tarafından paylaşılsa da, en büyük kazanımları Afrika elde etti. Afrika’daki yaşam beklentisi, 2000-2005 ve 2010-2015 yılları arasında, önceki onyılda 2 yıldan az bir artışın ardından 6,6 yıl arttı. En az gelişmiş ülkeler ile diğer gelişmekte olan ülkeler arasındaki yaşam süresi beklentisi farkı, 2000-2005 döneminde 11 yıldan 2010-2015 döneminde 8 yıla geriledi. Bölgeler ve gelir grupları genelindeki yaşam beklentisi farklılıklarının önümüzdeki yıllarda devam etmesi öngörülse de, bu gibi farklılıkların 2045-2050 itibariyle önemli miktarda azalması bekleniyor. Yaşam beklentisindeki seviyenin yükselmesi ve farklılıkların düşmesi, pek çok etmen sebebiyle gerçekleşti. Bunlar arasında beş yaş altı ölüm oranının düşmesi de var; bu oran 2000-2005 ve 2010-2015 arasında, 89 ülkede yüzde 30’dan fazla düştü. Diğer etmenler arasında, HIV/AIDS sebebiyle gerçekleşen ölümlerdeki azalmanın devam etmesi ve diğer enfeksiyonların yanısıra bulaşıcı olmayan hastalıklarla mücadelede kaydedilen ilerleme de yer alıyor.
Büyük sığınmacı ve diğer göçmen hareketleri: Bölgeler arasında, genelde düşük ve orta gelirli ülkelerden yüksek gelirli ülkelere doğru olmak üzere büyük göçmen hareketleri devam ediyor. 2010-2015 döneminde yüksek gelirli ülkelere doğru gerçekleşen net göçmen akışının hacmi (yıl başına 3.2 milyon), 2005-2010 döneminde vardığı zirveye göre bir düşüş gösteriyor (yıl başına 4.5 milyon). Mevcut seviyelerdeki veya bu seviyelere yakın olan uluslararası göçmenlik, özellikle Avrupa bölgesinde olmak üzere düşük doğurganlık oranlarına bağlı tahmini nüfus kaybını tamamen telafi etmede yetersiz kalsa da, ülkeler arasındaki insan hareketleri, nüfus yaşlanmasının bazı olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir. Raporda, Suriyeli göçmen krizinin, son yıllarda birden fazla ülkeyi etkileyerek, uluslararası göç seviyeleri ve kalıplarında önemli bir etki bıraktığı gözlemleniyor. Suriye Arap Cumhuriyeti’nden dışarı gittiği tahmin edilen net miktar, 2010-2015 arasında 4.2 milyon kişiydi. Bu sığınmacıların çoğu, Suriye’nin komşu ülkelerine gitti ve özellikle Türkiye, Lübnan ve Ürdün’e giden net göçmen akışında önemli bir artış yaşanmasına katkıda bulundu. Rapor hakkında: Dünya Nüfus Beklentileri 2017 Baskısı, resmî BM nüfus tahminleri ve izdüşümlerinin 25’incisi olup, Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi’nin Nüfus Bölümü tarafından hazırlanmaktadır. 2017 Baskısı, 2010 ve 2020 ulusal nüfus sayımlarının ek sonuçlarının yanısıra, dünya çapından toplanan ve özelleştirilen son örnek ölçümlerinin bulgularını da bir araya getirerek, önceki baskıların üzerine ekleme yapıyor. 2017 Baskısı, nüfus gidişatlarını küresel, bölgesel ve ulusal seviyelerde değerlendirmek ve Sürdürülebilir Gelişim Hedefleri yönünde gerçekleşen ilerlemeyi izlemek bakımından diğer kilit göstergeleri hesaplamak üzere kullanılabilecek, kapsamlı bir nüfus veri ve gösterge dizisi sağlıyor. Kaynak: https://www.un.org/development/desa/en/news/population/world-population-prospects-2017.html

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Zeki İnsanların Başarısız Olduğu Beş Durum

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Çoğu şirket yüksek zekalı kişiler tarafından yönetilir. Buna rağmen, bir şeyler ters gitmeye başladığında, bu genelde bu kişilerin aptalca hatalarından dolayıdır. Felaketler, aslında çok yetenekli olan yöneticilerin, kendilerinin fark edemediği ancak başkaları için âşikâr olan hataları yapmaları ve böylece kendilerini sabote etmesi sonucu meydana gelir. Etkileyici rekorları olan, zeki ve tecrübeli insanlar bu hataları nasıl yapar? Dartmouth’s Tuck İşletme Okulu’nda bir profesör olan Sydney Finkelstein, bu cevabı 6 yıl boyunda aradı. Kendisi ve iş arkadaşları, iş dünyasının en ünlü başarısızlıklarından 51 tanesini araştırıp, CEO’larla ve her seviyeden insanlarla röportaj yaptılar. O ve ekibinin bulgularına göre, zekî liderler tarafından alınan yanlış kararlar, bazen kasti, bazen de yanlışlıkla, en başarılı kuruluşları bile yerle bir edebilecek kibir dolu bir şablon oluşturuyor. Finkelstein’ın çalışmalarındaki liderlerin ortak özellikleri şu şekildedir:
1. Kendilerinin, Bulundukları Odadaki En Zeki İnsan Olduklarını Zannederler:  Çoğu başarılı lider, ne kadar zekî olduğunu bilir. Zekâları kişiliklerini o kadar sarmıştır ki, çoğu zaman başkalarından gelen girdilerin gereksiz olduğuna inanırlar. Hızlı kararlar verirler ve herhangi bir yanlış anlaşılma olduğunda sorulara cevap vermezler. Bu, güçlü bir liderin beyaz perde imajına uysa da, tedbirsiz şekilde verilen anî kararlar, çoğu zaman çok büyük hatalara yol açar. Diğer insanların ne düşündüğünü bilmemek veya umursamamak başarısızlık ihtimalini artırır.  2. Kendilerini “Evetci” Kadın ve Erkeklerle Kuşatırlar : Bazı liderler sadakate o kadar saplantılı hale gelmiştir ki, etraflarındaki insanlardan, verdikleri her kararda düşüncesizce desteklenmeyi beklerler. Bu diğer çalışanları yabancılaştırır ve başka şekillerde şirketin başarılı olmasına yardımcı olabilecek sesleri susturur. Bir lider, fikir farklılığını sadakatsizlik veya daha kötüsü, otoritesini sorgulamak olarak gördüğü zaman, uyarı bayraklarını sallayacak kimse kalmaz. 3.Kendilerini ve Şirketlerini Dokunulmaz Zannederler :  Yüksek amaçlara veya sağlıklı bir kibir anlayışına sahip olmak kötü bir şey değildir. Ancak bu liderler başarılarını daimî olarak görürler. Fikirlerine o kadar tutkunlardır ki, rakiplerinin onlara asla yetişemeyeceğine, şartların hiçbir zaman değişmeyeceğine ve asla herhangi bir aksilik olmayacağına inanırlar. Bu gerçekdışı beklentiler, başarısızlığı kaçınılmaz kılar. Liderler devamlı bulundukları yeri sorgulamalıdırlar. Özellikle de en tepede iseler.
4.”Ben”in Nerede Bittiğini ve Şirketin Nerede Başladığını Kestiremezler  Finkelstein’ın araştırmasındaki liderler, yüksek profil sahibi ve şirket imajı ile takıntılılardı. Sonuç olarak, şirketi etkili bir şekilde yönetmek yerine şirketin yüzü olmakla meşgullerdi. Bu sadece durgunluğa yol açmamakla kalmayıp aynı zamanda dürüstsüzlük ve yolsuzluğa neden oldu. Şirketi kendine ait olarak gören bir liderin, şirketin imajını kirletecek birşeyi saklaması daha muhtemeldir, bu gerek düşük rakamlar gerek de hatalı ürünler olsun.  5. Kırmızı Bayrakları ve Uyarı Levhalarını Görmezden Gelirler:  Bazı liderler kendi kişisel görüşlerine o kadar bağlılardır ki, bunların peşinden giderken şirketi bir uçurumdan aşağı sürükleyebilirler. Bu liderlerin çoğu girdi ve öneri talep ederler ancak kendilerini frenleyemezler. Azim, liderlik için gerekli bir vasıftır, ancak bu gerçekleri görmezden gelmek anlamına gelmemelidir.  Özet Olarak: Kötü haber şu ki, bu hatalar zarar verici olduğu kadar, yaygın da. İyi haber ise, bu hataların farkında olunduğu sürece onları düzeltmek çok kolay. Kaynak: https://www.forbes.com/sites/travisbradberry/2016/09/27/5-ways-smart-leaders-ruin-companies

Devamını Oku

Bilim

NASA, Muazzam Ölçülere Sahip Buz Dağının Fotoğraflarını Paylaştı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Son haftalarda sıkça adı duyula IceBridge Operasyonu, NASA tarafından Antarktika’da gerçekleştiriliyor. NASA, operasyonla ilgili bilgileri çeşitli paylaşımlarla Twitter’da açıklıyor. Kutup bölgesini gözlemlemek ve gezegenimizin küresel iklimine olan etkisini araştırmak için devam eden program olumlu bir şekilde devam ediyor. Bu bölgede keşif uçuşları yapan NASA, oldukça enteresan şekilli bir buzdağı keşfetti ve bunu da Twitter üzerinden yayınladı.

NASA bu fotoğrafın altına ”IceBridge uçuşundan bir görüntü. Tablo şeklindeki buzdağını sağ tarafta görebiliyoruz. Denizde Larcen C buzunun üzerinde süzülüyor. Buzdağının keskin açıları ve düz yapısı, buzdan yeni kopmuş olduğuna işaret ediyor.” açıklamasını yaptı.

Larcen C, 2017’nin Haziran ayında da devasa bir buzdağı olan A-68’in ortaya çıkmasına sebep olmuşu. LiveScience’a açıklamalarda bulunan Maryland Üniversitesi profesörü Kelly Brunt, A-68’e göre bu buzdağının çok da büyük olmadığını belirtiyor. Brunt, A-68’in ölçülen boyunun 5800 metre olduğunu, yeni keşfedilen buzdağının henüz ölçümleri yapılmasa da 1600 metre civarında olduğunu tahmin ettiklerini belirtti. Brunt, tahminlerine göre buzdağının görünen yüzünün sadece yüzde 20’lik bir kısmı olduğunu, yüzde 80’inin suyun altında olduğuna da değindi. NASA, buzdağı ile ilgili araştırmaların devam edileceğini ve bu ilginç keşfin çok önemli olduğunu belirtti.
Kaynak: https://earther.gizmodo.com/this-weirdly-geometric-iceberg-is-freaking-us-out-1829917119
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Bill Gates ve Larry Page’ten evrensel grip aşısına 12 milyon dolar bağış

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Microsoft ve Google’ın kurucularından sağlık konusunda önemli bir hibe geldi. Bill Gates ve Larry Page, evrensel grip aşısı geliştirmeye çalışan araştırmacılara 12 milyon dolar bağışta bulunacak. Teknoloji dünyasının en büyük isimlerinde ikisi evrensel grip aşısı çalışmalarına destek vermek için bir araya geldi.

Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates ve Google’ın kurucularından Larry Page, grip için evrensel bir aşı geliştirmeye çalışan araştırmacılara 12 milyon dolar bağışta bulunma sözü verdiler. 12 milyon dolarlık hibe parası, bireysel araştırma projeleri için 2 milyon dolarlık bağışlar halinde bölünecek. Bu paralar hayvan denekler üzerinde veri toplanmasını finanse etmek için kullanılacak. Sonrasında ise en umut vadeden araştırmacılar, aşının insan denemelerine getirilmesi için 10 milyon dolara kadar ek hibe başvurusu yapabilecek.
Oyunu değiştirecek proje aranıyor

Konuyla ilgili STAT News’e bir açıklama yapan Bill Gates “Evrensel bir grip aşısının sadece pandemik riski ortadan kaldırmayacağını aynı zamanda önemli sağlık faydalarının olacağını düşünüyorum” dedi. Gates ve Page, mevcut tedavilerdeki artan iyileşmelerin aksine “oyun değiştiren” finansman projelerine ilgi duyduklarını söylediler.
Öte yandan bu hibelerden yararlanmak isteyen araştırmacıların hızlı çalışmaları gerekecek. Bill ve Melinda Gates Vakfı, hibe almaya hak kazanabilmek için araştırmacıların 2021 yılına kadar insan testine hazır olmaları gerektiğini söylüyor
Kaynak: https://qz.com/1263599/bill-gates-is-donating-12-million-to-help-develop-a-universal-flu-vaccine/
Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ

Devamını Oku

Öne Çıkanlar