fbpx
Bizi Takip Edin

Ekoloji

Dünya Üzerindeki Sular Yer Değiştiriyor

Yayınlandı

üzerinde

Bilim insanları tarafından geçtiğimiz 30 yılda dünya üzerinde yer alan suların ne şekilde değişiklik göstermiş olduğunu anlamak adına bilim insanları tarafından uydu görüntüleri incelenmeye alındı. İncelemeler sonucunda 115 bin kilometre kara alana yayılmış kara parçasının su ile kaplanmış olduğunu ve 173 bin kilometrekare alana yayılmış olan suyun ise kara parçası haline dönüşmüş olduğu sonucunu elde etti.
Elde etmiş oldukları sonuçları bir bilim dergisinde yayımlamış olan bilim insanları suların en çok Tibet Platosu’nu kaplamış olduğu ve sudan karaya en büyük dönüşümün ise Aral Gölü’nde yaşanmış olduğunu söyledi.
Bilim insanları birden fazla kıyı bölgesi önemli derecede değişime uğrayarak, bundan önceki haritalanamayan bölgelere bakarak işe koyuldular.
Barajlardaki sayılarındaki artışın da karaların su ile kaplanmasındaki sayıyı artırmış olduğunu vurgulayan bilim insanları, eriyen buzullardan dolayı da yeni göller oluşarak Tibet Platosu’nda büyük değişiklikler ile de geçmiş zamanlarda geniş bir toprak parçası olan karaların bugüne kadar suların altında kalmış olduğu vurgulandı.

Ekoloji

Karşınızda Dünyanın En Sıcak Kutup Bölgesi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Evrenimizin en önemli maddesi olan Güneş, araştırma konularımızın da odak noktalarından olmuştur. Ancak son yapılan çalışmanın sonuçları bir ilke imza attı: Güneş’in kutup noktası saptandı. Avrupa Uzay Ajansının PROBA-2 (PRoject for OnBoard Autonomy 2) adlı uzay aracı, Güneş’in kutuplarına dair bilgi toplamayı başardı. Kamerası olmayan bu aracın topladığı verileri işleyen bilim insanları, ortaya bir görsel çıkardılar. PROBA-2, Güneş kendi ekseni etrafında döndükçe adım adım topladığı verilerle güneş kutuplarını oluşturan verileri toplamayı başardı.

İnanılmaz uzun dalga boylarına sahip morötesi ışıkları kaydeden aracın topladığı veriler, araştırmanın temelini oluşturdu. PROBA-2’den gelen veriler, haziran ayından bu yana birleştiriliyor. Böylece yıldızımızın kutuplarındaki değişmeler de takip ediliyor. Bilim insanlarının amacı, Ulysses adlı bir diğer araçtan gelen verileri ve PROBA-2’den topladıkları bilgileri birleştirerek Alfven dalgaları, Rossby Dalgaları gibi güneş olaylarını açıklayabilmek.

Güneş’in kuzey kutbuna ait görüntüleri toplamayı gerçekten başaran bir araç aslında var. Ulysses adlı bu araç, NASA, ESA ve Kanada Ulusal Bilim Konsülü’nün katkılarıyla üretildi. 322 milyon kilometre gibi kısa(!) bir yolculuk yapan araç, Güneş’e kadar gidebilmesi için ilk olarak Güneş’ten uzağa gönderildi. Jüpiter’in yörüngesine oturtulan araç, sistemimizin en büyük gezegeni olan Jüpiter’in yarattığı sapan etkisiyle fırlatılarak Güneş’e ulaşmıştı. Araç, geçtiğimiz 15 yılda Güneş’in etrafında üç tur attı ve pek çok veri topladı.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://www.sciencealert.com/here-s-something-you-ve-probably-never-seen-before-the-sun-s-north-pole

Devamını Oku

Ekoloji

“Köpek kafalı örümcek” görüntülendi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bugün yeni ve kâbus gibi bir şey öğrenmek istiyor musunuz? Ekvador’un yağmur ormanlarında, sekiz adet süper uzun sarı bacağın üstünde oturan, siyah ve büyük bir köpeğin kafası gibi görünen bir eklembacaklı bulunuyor. Ekvador’un yağmur ormanlarında, sekiz adet muhteşem uzun sarı bacağın üstünde oturan, siyah ve büyük bir köpeğin kafası gibi görünen eklembacaklı kameraya yansıdı. Bilimpro’nun haberine göre, bilim insanı ve fotoğrafçı Andreas Kay tarafından görüntülenen bu ilginç canlı, Tavşancık Hasatçısı (veya Tavşancık Opilionesi) şeklinde adlandırılıyor. Bilimsel ismi ise ‘metagryne bicolumnata’. Köpeğe benzer bir kafa taşıyan vücudu, sadece başparmağınızın tırnağı büyüklüğünde.

ZEHİRLİ DEĞİLLER
Hasatçılar veya opilionesler, uysal opilionesler ile aynı ailede yer alıyorlar. Bunlar aslında örümcek değil, eklembacaklılar. Andreas Kay, bu canlıların zehirli olmadığını ve 400 milyon yıldır (dinozorlardan bile önce) dünyada olduklarını söylüyor. Bu hasatçının niçin bir memelinin kafasını andıran sarı renkli basit gözlere ve kulaklara sahip olduğu ise bilinmiyor. Esas gözler, sarı beneklerin altında bulunuyor.

Fakat Kay bunun sebebinin yırtıcılara daha büyük ve daha korkutucu görünmek için olabileceğini ifade ediyor. Tavşancık Hasatçısı hakkında hâlâ bilmediğimiz birçok şey var, fakat görünümünün bir ölüm alâmeti olduğuna dair şimdilik hiçbir kanıt yok. Ancak yine de, bu yüzü yakın zamanda unutacakmışsınız gibi görünmüyor.
Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ
Kaynak: https://www.iflscience.com/plants-and-animals/why-does-this-bizarre-arachnid-look-like-it-has-a-dogs-head/

Devamını Oku

Ekoloji

Keseli Aslan Tilakoleo’nun Soyu, İklim Değişiminden Dolayı Tükenmiş Olabilir

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bir zamanlar Avustralya’da koalanın ve vombatın akrabası olan keseli bir yırtıcı vardı! Aborjin mitolojisinde geceleri ortaya çıkan korkutucu bir varlıktan söz edilir. Günümüzde Avustralyalılar, sözlü gelenekte “drop bear” adı verilen bu canavarın muhtemelen karanlıkta hareket eden ve net seçilemeyerek insanları ürküten koalalar olduğunu düşünüyor. Fakat aslında onbinlerce yıl önce Avustralya’da gerçekten de “drop bear“a atfedilen bazı özelliklere sahip bir canlı yaşıyordu: Latince adı Thylacoleo carnifex olan keseli aslan. Avustralya 46.000 yıldan uzun bir süre önce, Tilakoleo keseli aslanına ev sahipliği yapıyordu. Vombat ve kanguru gibi diğer Avustralya memelilerinin uzaktan akrabası olan bu hayvan, etçil olmasıyla diğerlerinden ayrılıyordu. Bu nedenle fosilbilimciler ona “keseli aslan” der. Peki acaba bu canlı türü neden hâlâ Avustralya ormanlarında yaşamıyor? Vanderbilt Üniversitesi’nden fosilbilimci Larisa DeSantis tarafından Tilakoleo’nun dişi üzerinde yapılan ve Omurgalı Fosilbilimi Topluluğu’nun yıllık toplantısında sunulan yeni bir inceleme sonucunda, soruyu yanıtlamaya yardım edebilecek bazı ipuçları elde edildi. Tilakoleo’nun kafatası fosili. (Ghedoghedo / Wikimedia Commons CC 3.0)
Dişlerden Çıkan İpuçları: DeSantis, çalışmanın ilk amacının, bu hayvanın paleobiyolojisini anlamak olduğunu belirtiyor. Bilimciler 1859 yılından bu yana varlığına biliyor olmasına ve anatomisiyle ilgili çeşitli çalışmalar yapılmış olmasına rağmen, keseli aslanın nasıl avlandığı, avını nasıl yediği ve kendisini çevreleyen ortamla başka nasıl etkileşimlerde bulunduğu hakkında pek bilgi yoktu. Bu gizemlerden bazıları, dişleri sayesinde çözülebilir. Tilakoleo’nun çene dişleri oldukça farklı. Üçgenden çok kare gibiler ve birbirleri üzerinde kayarak çiğneme sağladıkları anlaşılıyor. Dişler üzerindeki girinti çıkıntılar şeklindeki mikro-aşınmalar da beslenme alışkanlıkları hakkında bazı ipuçları sağlıyor. DeSantis ayrıca kararlı izotop imzalarına bakarak, keseli aslanın besinlerine ilişkin kimyasal izlerin, diş ve kemik gibi dokulardan öğrenilebildiğini ekliyor. Bu yöntemlerle yapılan incelemeler sonucunda, keseli aslanın dişlerindeki mikro-aşınmaların günümüzde yaşayan gerçek aslanların dişlerinde görülenlere oldukça benzediği görüldü. Bu da onun her ne kadar kemik çiğnemekten kaçınmasa da, bunu özellikle yapmadığını gösteriyor. İzotop verileri ve diğer kanıtlar, Tilakoleo’nun eski Avustralya ormanlarında gizlenerek, antik dev kangurular olan Protemnodonlar gibi canlıları avlamış olabileceğine işaret ediyor.  Keseli aslanın iskeleti, Victoria Fosil Mağarası, Naracoorte Mağaraları Ulusal Parkı, Güney Avustralya. (Karora / Wikimedia Commons Public Domain)
İklim Değişimi: Avustralya megafaunasının bir kısmını soy tükenişine neyin sürüklediği çokça tartışılan bir konu. Bazı uzmanlar, adaya yeni varan insanları suçluyor. Avlanma ve ateş kullanımı sonucunda çok sayıda ikonik hayvan türünü yok etmiş olabileceklerini vurguluyorlar. Başka uzmanlar ise keseli aslan için muhtemelen iklim değişimi yerel yaşam alanını değiştirene dek fazla problem olmadığını düşünüyor. Eğer DeSantis ve ekibinin Tilakoleo’nun ormanda gizlenerek avlandığına ilişkin tahminleri doğruysa, Avustralya’nın ormansızlaşması keseli aslanı gizlenme olanağından yoksun bırakarak, soyunun tükenmesine yol açmış olabilir. “Ben iklimin insanların düşündüğünden daha önemli olduğunu düşünüyorum. Avustralya’nın şu anki aşırı kuraklığı nispeten yeni,” diyor Brown Üniversitesi’nden fosilbilimci Christine Janis. Son 300.000 yıldır Avustralya’da çölleşme giderek artıyor. Tilakoleo’nun beslenmesi ve tercih ettiği yaşam alanı hakkında bilinenler düşünüldüğünde, sert iklim değişimlerinin bu etçil için büyük fark yaratacağı anlaşılıyor. Kuraklaşma sonucunda keseli aslanın soy tükenişinden kaçamadığını belirtiyor DeSantis. Kaynak: How a Changing Climate May Have Killed Off the Marsupial Lion https://www.smithsonianmag.com/science-nature/how-changing-climate-may-have-killed-marsupial-lion-180970866/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar