fbpx
Bizi Takip Edin

Uzay

Dünya’ya en yakın Proxima b’nin yaşam için elverişli koşullara sahip olabileceği bildirildi.

Yayınlandı

üzerinde

Dünya’ya en yakın öte gezegen ‘yaşanabilir’ görünüyor. LiveScience’ın haberine göre, Dünya’da iklim değişikliğinin incelendiğine benzer bilgisayar simülasyonlarını kullanan bilim adamları, 2016’da keşfedilen Proxima Centauri b’nin yüzeyinde çok çeşitli koşullar altında yüksek miktarda sıvı halde su bulunabileceği, dolayısıyla canlı organizmalara ev sahipliği yapıyor olabileceği sonucuna vardı.

Yüzeyinin bazı kesimlerinde açık okyanus bulunuyor   Bilim adamları, dev kıtalar, ince atmosferler, farklı atmosfer bileşenleri ve okyanusta tuz miktarında değişiklikler gibi birçok etkeni dahil ederek 18 farklı senaryonun simülasyonunu yaptı, hemen her model çalışmasında Proxima Centauri b’nin, yüzeyinin en azından bazı kesimlerini kaplayan açık okyanusa sahip olduğu neticesi elde edildi. ABD Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) Goddard Uzay Çalışmaları Enstitüsünden gezegen bilimci Anthony Del Genio, simülasyonların, öte gezegende yaşam şansının yüksek olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Proxima Centauri b’nin cüce yıldızı Proxima Centauri, Güneş’ten 4,2 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Gezegenin yıldızına uzaklığı bakımından yaşama uygun bir konumda olduğu belirlenmişti.

Proxima Centauri B’nin İçinde Ne Var?
Yeryüzüne en yakın dış gezegen nasıl görünüyor? Araştırmacılara göre top güllesi gibi bir dünyadan, yarısına kadar okyanuslarla kaplı bir gezegene kadar hepsi mümkün. Geçtiğimiz Ağustos ayında astronomlar, Alfa Centauri adını verdikleri ve dünyamızdan kabaca 1.3 kat daha ağır bir dünya barındıran, güneşe en yakın yıldız sistemini gün yüzüne çıkardılar. Alpha Centauri üç adet yıldıza sahip- Alpha Centauri A, Alpha Centauri B ve Proxima Centauri adı verilen kırmızı cüce-ve Proxima Centauri bu yeni bulunmuş gezegenin evi.
Proxima b adı verilen bu dış gezegenin, yıldızı Proxima Centauri ile arasındaki yörünge mesafesi; Merkür ile Güneş arasındaki yörünge mesafesinin yalnızca onda biri. Ancak kırmızı cüce Güneş’ten 600 kat daha soluk ışığa sahip olduğu için, Proxima b’nin yıldızının yaşama elverişli uzaklıkta bulunması muhtemel. Bu uzaklık; gezegenin, üzerinde sıvı su bulundurabilecek kadar sıcak olmasına ve belki de bildiğimiz şekliyle yaşam barındırabilmesine olanak sağlayabilir. Proxima b hakkında bilinmeyen onca detaydan birisi de gezegenin çapı. Bu durum, gezegenin yoğunluğunun hesaplanamaması dolayı, hangi materyallerden oluştuğunun da bilinememesi anlamına geliyor.

Bilim insanları hala hayal kuruyor tabi. Proxima b’ nin kütlesine dayanarak, Marsilya Astrofizik Laboratuvarı/Fransa’ dan Bastien Brugger ve takım arkadaşları; gezegenin potansiyel içeriğinin çeşitliliğini kullanarak onun yapısını ve büyüklüğünün ne kadar olabileceğini gösteren bir model geliştirdiler. “Gezegenin yarıçapı hakkında bir bilgimiz olmasa bile hala onun neye benzediği hakkında bir fikir sahibi olmak için çabalıyoruz” diyor Brugger. Bir ihtimal, Proxima b nin tüm yüzeyini kaplayan yaklaşık 193 km derinlikte bir okyanusa sahip olması. Eğer Proxima b’nin top güllesi şeklinde bir gezegen olduğunu varsayarsak, Dünya’dan yaklaşık yüzde 6 daha küçük olabileceğini düşünebiliriz. Gezegenin bu kadar yoğun ve tamamen kuru versiyonunda, kütlesinin üçte ikisinin yoğun metal çekirdekten, geri kalan kısmın da bu çekirdeği çevreleyen kayalık kabuktan oluştuğu söylenebilir. Diğer taraftan, eğer Proxima b Satürn’ün en büyük uydusu Titan gibi yarısı su buzundan oluşmuş olsaydı, hacim olarak Dünya’dan kabaca yüzde 40 daha büyük olurdu. Bu senaryoya göre gezegen yaklaşık 193 km derinliğinde okyanus ile kaplanmış olurdu. Bu küresel okyanusun altında basınç o kadar yüksek olurdu ki su, metal çekirdek ve kayalık mantonun üzerinde yüksek basınçlı buza dönüşürdü. “Bu bulgular Alpha Centauri’de bulunun elementler ile güneş sistemimizdeki elementlerin benzerlik gösterdiğini desteklese de bütün olayın bundan ibaret olduğunu garanti etmez” diyor bu çalışmada yer almayan SETI( Search for Extraterrestrial Intelligence-Dünya Dışı Akıllı Yaşam Arayışı ) Enstitüsü dış gezegen grup başkanı, gezegen astronomu Franck Marchis. Brugger de bu görüşe katılarak şunları ekliyor; Proxima Centauri’ nin element çeşitliliğinin gelecekte gözlemlenmesi, yapmış oldukları modelleri geliştirebilir ve Proxima b’ nin daha çok hangi modele benzeyeceği hakkında bize fikir vermede yardımcı olabilir.
Kaynak: https://www.livescience.com/63546-proxima-b-nearest-exoplanet-habitable.html

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

NASA, Ay’ın karanlık yüzüne yapacağı sefer için Çin’in yardımına başvurmuş

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

NASA uzmanlarının Ay’ın karanlık yüzüne düzenleyecekleri seferi planlamak üzere, Çin’in keşif aracını ve aktarım uydusunu kullanmak için talepte bulunduğu ortaya çıktı. Çinli gökbilimciler Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı’nın (NASA) Ay’ın karanlık yüzüne yapacağı sefer için Çin’in yardımına başvurduğunu açıkladı. “South China Morning Post” gazetesinde yer alan habere göre, Çin’in Ay misyonunun Baş Bilim İnsanı Vu Veyrın, NASA uzmanlarının ayın karanlık yüzüne iniş yapan Çang’ı-4 uzay aracını ve Çüeçiao aktarım uydusunu ABD’nin Ay’ın karanlık yüzüne yapacağı seferde kullanmak için talepte bulunduğunu belirtti.

NASA uzmanlarının söz konusu talebi birkaç yıl önce uluslararası konferansta kendilerine ilettiğini vurgulayan Vu, uzmanların Çüeçiao aktarım uydusunun operasyon süresinin uzatılmasını ve Çang’ı-4 uzay aracı üzerine NASA’ya ait bir işaretçi cihaz yerleştirilmesini istediğini aktardı. Vu, Amerikaların söz konusu donanımları Ay’ın karanlık yüzüne düzenleyecekleri kendi seferlerinin detaylarını planlamak amacıyla kullanmak istediklerini bildirdi.

ABD yasaları Çin ile uzay alanındaki iş birliği yapılmasını yasaklıyor. Olası teknik iş birliği için ABD Kongresi’nin onayı gerekiyor. Çang’ı-4 insansız keşif aracı 3 Ocak’ta Ay’ın karanlık tarafına yumuşak iniş yapmıştı. Çang’ı-4’ün Ay’ın karanlık yüzeyinde yapacağı incelemeler, derin uzay araştırmaları için dönüm noktası olarak görülüyor. Ay, radyo sinyallerinin karanlık tarafa erişimini engellediği için o bölgeyle dünya arasında doğrudan iletişim kurulamıyor. Çin Ulusal Uzay İdaresi, bu engeli ortadan kaldırmak ve Çang’ı-4 ile iletişim kurabilmek için Çüeçiao İletişim Uydusu’nu mayıs ayında dünyadan 455 bin kilometre uzaklıktaki İkinci Lagrangian (L2) noktasında bulunan yörüngeye göndermişti.
Kaynak: https://www.scmp.com/news/china/science/article/2182253/nasa-wanted-use-chinas-spacecraft-plan-new-american-moon-mission

Devamını Oku

Uzay

Ay’da yeşeren filizler karanlık çökünce soldu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Çin Ulusal Uzay İdaresi’nin Ay’ın karanlık yüzüne gönderdiği Chang’e-4 uzay aracında filizlenen pamuk bitkisinin solduğu duyuruldu. Ay’da ilk kez biyolojik bir maddenin büyümesi insanlığın uzay yolculuğu açısından büyük önem taşıyan bir gelişme olarak görülüyordu. Bitkinin büyümesi Ay’ın yüzeyinin gün ışığı almasına bağlıydı. Ancak Ay’ın ‘karanlık yüzü’ne gece çöküp sıcaklığın -170 dereceye düşmesi bitkinin ölmesine neden oldu. Deneyi planlayan Chongqing Üniversitesi’nden Profesör Xie Gengxin, bu gelişmenin sürpriz olmadığını, Ay’daki gece nedeniyle bitkinin zaten kısa ömürlü olmasının beklendiğini söyledi. Chang’e-4 adlı keşif robotu Ay’a indikten sonra ilk kez gece göreceği için Pazar günü “uyku moduna” geçmişti. Ay’da gece yaklaşık iki hafta sürüyor. Bu süre sonunda uzay aracı yeniden aktif hale gelecek. Güneş ışınlarının dik düştüğü zamanlarda da sıcaklık 120 dereceyi bulduğundan cihazlar yine uyku moduna geçiyor. Atmosfer, sıcaklıktaki aşırı dalgalanmalara karşı tampon işlevi görüyor. Ancak Ay’da atmosfer yok.
Ay’ın oluşumuna dair yeni veriler elde edilebilir
Chang’e-4, yüzeyi ile ilgili ayrıntılı ölçümler yapmak ve mineral bileşimi hakkında bilgi toplamak amacıyla 3 Ocak’ta Ay’ın ‘karanlık yüzü’ndeki Aitken havzasına iniş yapmıştı. Ay’ın kendi etrafında ve Dünya etrafında dönüş süresi aynı olduğu için buradan bakıldığında hep aynı yüzünü görüyoruz. Diğer yüzü gerçekten “karanlık” olduğu için değil, ama hakkında bilgi sahibi olmadığımız için öyle adlandırılıyor. Derin bir krater olan Aitken havzasının, Ay’ın oluşumundan kısa bir süre sonra dev bir çarpma etkisiyle oluştuğu ve bu çarpmayla uydunun merkezindeki bazı maddelerin yüzeye çıktığı tahmin ediliyor. Eğer görev umulduğu gibi sonlanırsa Ay’ın oluşumuna dair yeni veriler elde edilebilir. 
Ay’daki ortamı etkilemeyecek
Çin Ulusal Uzay İdaresi, bitkinin tümüyle kapalı olan kutu içinde çürüyeceğini, Ay’daki ortamı etkilemeyeceğini açıkladı. Astronotlar daha önce Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bitki yetiştirmişti. Ancak Ay’da filizlenen ilk bitki pamuk tohumu oldu. Bu deney ayrıca patates, maya ve kaya teresi tohumları da içeriyordu, ancak hiçbirinde filizlenme belirtisi görülmedi. Kapalı kutuda ayrıca meyve sineği yumurtaları da bulunuyordu. Böylece kutuda küçük bir ekosistem oluşturulması planlanmıştı. Bitkiler oksijen üretecek, sinekler maya ile beslenecek ve fotosentez için gerekli karbondioksiti üretecekti. Sinek yumurtalarının sonuç verip vermediği açıklanmadı. Xie, Salı günü Çin’deki Inkstone adlı haber sitesine yaptığı açıklamada “Meyve sinekleri tembel hayvanlardır. Yumurtadan çıkmamış olabilirler” demişti. Kaynak: BBC

Devamını Oku

Uzay

Ay’a gönderilen tohumlar filizlendi

Yayınlandı

üzerinde

Çin’in ay başında Ay’ın karanlık yüzüne inen keşif aracı Çang’ı-4′ ün, Dünya’nın uydusuna götürdüğü tohumlar filizlendi. Komünist Parti’nin yayın organı Halkın Günlüğü gazetesinin Çin Ulusal Uzay İdaresi’ne dayandırdığı habere göre, Çang’ı-4’ün Ay’a götürdüğü pamuk tohumları filiz verdi. Gazete, pamuk filizlerinin görüntüsünü Twitter üzerinden paylaştı ve “İnsanoğlunun Ay’daki ilk biyolojik deneyi tamamlandı” ifadesini kullandı.

Keşif aracında suni bir ortamın yaratıldığı kapalı kutunun içinde bulunan tohumların, Dünya’daki kontrol merkezinden sulama komutu gittikten sonra filizlendiği belirtildi. Çang’ı-4, Ay’a pamuğun yanı sıra patates tohumu, maya ve meyve sineği yumurtaları içeren toprak götürmüştü. Astronotlar yörüngedeki Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (UUİ) bitki yetiştiriyor ancak Ay’da bugüne kadar böyle bir deney yapılmamıştı. Deney, astronotların yer alacağı uzun süreli uzay keşifleri açısından önemli bir adım olarak nitelendiriliyor. Şinhua ajansı da Çang’ı-4’ün bugüne kadar Dünya’ya 170 kadar fotoğraf gönderdiğini duyurdu.

İnsansız keşif aracı Çang’ı-4, 3 Ocak’ta Ay’ın dünyadan görünmeyen karanlık yüzüne inmişti. Çang’ı-4’ün Ay’ın karanlık yüzeyinde yapacağı incelemeler, derin uzay araştırmaları için dönüm noktası olarak görülüyor. Ay, radyo sinyallerinin karanlık tarafa erişimini engellediği için o bölgeyle dünya arasında doğrudan iletişim kurulamıyor. Çin Ulusal Uzay İdaresi, bu engeli ortadan kaldırmak ve Çang’ı-4 ile iletişim kurabilmek için Çüeçiao İletişim Uydusu’nu mayıs ayında dünyadan 455 bin kilometre uzaklıktaki İkinci Lagrangian (L2) noktasında bulunan yörüngeye göndermişti.
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://www.theguardian.com/science/2019/jan/15/china-germinates-first-seed-on-moon-cotton-shoot-change-4

Devamını Oku

Öne Çıkanlar