Bizi Takip Edin

Yaşam

En Sık Yaşanan 10 Fobi ve Psikolojik Nedenleri

Yayınlandı

üzerinde

Yüksekten, örümceklerden ya da palyaçolardan mı korkuyorsunuz? Bu korkularınızda yalnız değilsiniz. Birçok kişinin hayatında karşılaştığı en büyük sorunlar arasında fobiler geliyor. Ancak bazı fobiler diğerlerine göre daha yaygın şekilde görülüyor.

en-sik-yasanan-10-fobi-ve-psikolojik-nedenleri
Önemsiz gibi görülen şeylere dair yaşanan korkular bazen mantıksız gibi görünse de bu korkuları yaşayan milyonlarca insan bulunuyor. Fare gibi zararsız ve minik bir hayvan bile insanlarda korkuya sebebiyet verebiliyor. Birçok fobiye dair bu korkular neyin sebep olduğu bilim tarafından tespit edilmiş durumda. Diğer korkulara ilişkin ise bilimin henüz bir tespiti bulunmadığı gibi bazı korkular bilim tarafından resmi olarak tanınmıyor. Yapılan bir çalışma sonucunda insanların yaşadığı en yaygın fobiler ve buna sebep olan düşünsel nedenler ortaya kondu. İşte insanların en sık karşılaştığı fobiler:

10. Palyaçolar

Listedeki en az oranda karşılaşılan fobi palyaço korkusu. Bazı bilim insanları bu korkuyu resmi fobiler arasında saymıyor. Bazı bilim insanları ise bu fobiye coulrophobia ismini veriyor. Halkın %4’lük bir kesimi palyaçolardan çok korktuğunu ifade ederken, %8’lik bir kesim ise palyaçolardan biraz korktuğunu söylüyor. Bu korkunun sebebi ise palyaçoların tanınmayacak bir maskeye sahip olması olabileceği düşünülüyor. İnsanlar bu kişiyi tanımak istiyor, ancak görüntü görmesi gerektiğini düşündüğü şeylerle tam olarak örtüşmediği için rahatsızlık hissi ortaya çıkıyor. Bir kesim ise palyaçoların gerçek yüz ifadelerini göremediği için bu kişilerin sinir bozucu olduğuna inanıyor. Palyaçoların sürekli gülümsemesi bu fobiye sahip kişilerde rahatsızlık hissi yaratıyor.

en-sik-yasanan-10-fobi-ve-psikolojik-nedenleri1

9. Kalabalık Korkusu

Bu korkuya dair bir dizi farklı fobi bulunuyor. Ancak bunlar arasında en yaygını agorafobi olarak isimlendirilen fobi türü. İnsanların dörtte birlik bölümü kalabalıktan çok korktuklarını ifade ederken, %17’lik bir kesim kalabalıktan biraz korktuğunu ifade ediyor. Agorafobi açık bir alanda olmak ya da toplu taşıma araçlarında bulunmak gibi kaçmanın zor olabileceği bir duruma düşme korkusu anlamına gelmektedir. Bu kişilerde endişeli haller bulunabilir ve evden dışarı çıkma sorunları yaşayabilirler. Sebep olarak ise insanları panik atak ve yoğun korku anları yaşadığı panik bir bozukluk olarak görülüyor. Ölüm benzeri travmatik deneyimler bu korkuya katkı yapabileceği gibi genetik faktörler de bu fobi üzerinde etkili oluyor.

en-sik-yasanan-10-fobi-ve-psikolojik-nedenleri2

8. Uçak Korkusu

İnsanların %72lik bir kısmı uçakla seyahat etmekten çok korkuyor. %17’lik bölümü ise uçak seyahatlerinden biraz korktuğunu ifade ediyor. Aerophobia ya da Aviophobia olarak isimlendirilen bu fobinin nedeni uçak seyir halindeyken stres hormonlarının vücut tarafından salınmasıdır. Uçağın türbülansa girmesi halinde stres seviyesi biraz daha yükselmektedir. Bilişsel yeteneğin azaldığı durumlar stres seviyesinde yükselmeye sebep olmaktadır. Bazı insanlar uçağın düşme tehlikesinin bulunduğunu düşünürken, diğerleri uçmanın tamamıyla normal hissettirdiğini ifade ediyor.

en-sik-yasanan-10-fobi-ve-psikolojik-nedenleri3

7. İğne Korkusu

İnsanların %8’lik bir kısmı iğne olmaktan çok korkuyor. %16’lık bir bölüm ise iğnelerden biraz korkuyor. Trypanophobia olarak isimlendirilen bu korku iğne fobisi olarak da tanımlanmaktadır. Şırınga, enjeksiyon ve iğne olmaktan korkma gibi durumları içermektedir. 1994 yılına kadar bu korku resmi bir fobi olarak tanınmıyordu. Ancak o tarihten itibaren bu korkuyla ilgili birkaç teori ortaya atıldı. Bazı araştırmacılar iğne korkusunun uzak atalarımızdan gelen bıçak yarasını korkusu sebebiyle genetik olarak tetiklendiğini düşünüyor.

en-sik-yasanan-10-fobi-ve-psikolojik-nedenleri4

6. Fare Korkusu

Musophobia ismi verilen bu korku listemizdeki 6’ıncı sırada yer alıyor. İnsanların %9’u farelerden çok korkuyor. %17’lik bölümü ise farelerden biraz korkuyor. Bu fobi hakkında yeterince araştırma bulunmuyor. Bununla birlikte nedenlerine dair bazı kuramlar oluşturuldu. İnsanların fareyi gördüklerinde korkmalarının koşullandırılmış bir durum olduğu düşünülüyor. Bu fobinin bilinçaltıyla bağlantılı olabileceğine inanılıyor. Bazı kişiler fare fobisine sahip olduğunun farkında olmayabilir. Televizyonlarda gösterilen fare ve sıçanların insanlara verdikleri zararlar gibi durumlar da bu fobiye sahip olan kişilere yardımcı olmuyor.

fare-korkusu

5. Kapalı Alan Fobisi

Klostrofobi olarak isimlendirilen bu korkuya sahip olan kişiler dar ve küçük alanlarda olmaktan korkuyor. İnsanların %14’lük bölümü dar bir alanda bulunmaktan çok korktuğunu ifade ederken, %29’u dar alanda kalmaktan biraz korktuğunu belirtiyor. Araştırmalar, kişisel alanlarını bedenlerinden uzakta konumlandıran kişilerin klostrofobi yaşama olasılıklarının daha yüksek olduğunu ifade ediyor. Baka bir araştırma ise bu fobinin özel algılamadaki bozulmaya bağlı olabileceğini ifade ediyor. Yükseklik korkusuna bağlı olarak dikey mesafelerden korkan insanların aksine kapalı alan fobisine sahip olan kişiler yatay mesafelere ilişkin korku besliyor.

Kapalı Alan Fobisi

4. Örümcek Korkusu

Araknofobi olarak isimlendirilen örümcek korkusu insanların yoğun olarak yaşadığı korkular arasında bulunuyor. Halkın %18’lik bölümü örümceklerden çok korkuyor. %24’lük bölümü ise biraz korkuyor. Örümcek korkusunun erken yaşlarda ortaya çıktığı ya da doğuştan itibaren başladığı düşünülüyor. Yine de örümcek korkusunun neye dayandığı tam olarak bilinmiyor. Arachnophobia yaşayanların örümceklerin düzensiz hareketlerinden ya da onlarla olan etkileşimimizin evrimsel doğasından ötürü bu korkuyu taşıyabileceği düşünülüyor. Diğer bir görüş ise bu korkunun genetik olduğunu iddia ediyor.

Örümcek Korkusu

3. Kalabalık Önünde Konuşma Korkusu

Bir kalabalığın önünde ayakta durma ve konuşma fobisi olarak nitelendirilen bu korku en sık görülen üçüncü fobi olarak tanımlanıyor. Yapılan araştırmada katılımcıların %36’sı halkın önünde konuşmaktan çok korktuğunu ifade etti. İnsanlar için konuşma kaygısı, hafif sinirlilik hali, heyecan ya da tamamıyla korkuyla dolmak gibi farklı şekillerde oluşabilir. Bu korkunun arkasında yatan faktörler tam olarak bilinmiyor. Toplum tarafından beğenilmemek ya da dışlanma gibi korkuların bunu tetikleme ihtimali üzerinde duruluyor.

en-sik-yasanan-10-fobi-ve-psikolojik-nedenleri5

2. Yılan Korkusu

Fobiler arasında ikinci sırada yer alan yılan korkusu %21 oranında insanların çok korktukları bir durum. %31’lik bir kesim ise yılandan biraz korkuyor. Bazı kişiler için kaygan ve sürüngen bu varlıkları görmekten daha büyük bir işkence yok. Ophidiophobia olarak bilinen bu korkuyu taşıyanlar zararsız olduğu bilinen yılanlardan dahi korkuyor. Son araştırmalar bebeklerin doğdukları anda yılan korkusu taşıdıklarını ortaya koydu. Bu korkunun insanlarda hayatta kalma dürtüsü sebebiyle oluşmuş olabileceğine inanılıyor.

en-sik-yasanan-10-fobi-ve-psikolojik-nedenleri6

Yükseklik Korkusu

İnsanlar arasında en yaygın korku yükseklik korkusu olarak tanımlanıyor. Araştırmaya katılanların %23’lük bir bölümü yüksekten çok korktuklarını ifade ederken, %35’lik bölümü ise yüksekten biraz korktuklarını belirtti. İnsanlar yaşlandıkça yükseklik korkularında artış olduğu saptanmıştır. Akrofobi olarak bilinen yükseklik korkusunun kişinin dikey boyutları anlayamamasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Araştırmalar bu fobiye sahip olan kişilerin dikey mesafeleri olduğundan daha fazla tahmin ettiklerini be en büyük yanlış hesaplamaya sahip olanların yüksekten korktuğunu ortaya koydu.

en-sik-yasanan-10-fobi-ve-psikolojik-nedenleri7
Kaynak: http://www.iflscience.com/brain/what-are-the-most-common-phobias-and-what-are-the-psychological-causes-of-them/all/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bilime Göre Ayrılık Nasıl Atlatılır?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Ayrılıkların kolay olmadığını biliyoruz. Bilmediğimiz şey, bu ayrılığın nasıl üstesinden gelineceğidir. İnsanların eski sevgili konusunu aşmak için farklı yaklaşımları vardır ve şimdi bilim, bazılarının üzerinde söz sahibi oldu. Missouri St. Louis Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, insanların yeni biten bir ilişkiden sıyrılıp devam etmek için kullandıkları üç stratejiye baktı. Araştırma, ortalama 30 ay süren ilişkilerden çıkan 20 ila 37 yaş arasındaki 24 denekten oluşmaktadır.
Denkler 4 gruba ayrıldı. İlk gruba eski sevgilileri hakkında olumsuz düşünmeleri söylendi. İkinci gruba ise olanları ve kişi için hissettikleri sevginin, sürecin normal bir parçası olduğunu kabul etmeleri söylendi. Üçüncü grup, eski sevgilileriyle ilgisi olmayan şeylere odaklandı. Dördüncü gruba özel bir şey sorulmadı. Araştırmaya katılanlardan daha sonra bir anket doldurmaları istendi ve ekip, eski sevgililerine olan duygusal bağlılıklarını ölçtü. Daha sonra deneklere, beyin dalgaları çizelgesi okuması yapılırken eski sevgililerinin resimleri gösterildi. Araştırma Ekibi, Deneysel Psikoloji Dergisi’nde de bildirildiği gibi, üç stratejinin de kısa vadede eski sevgililere olan duygusal tepkileri azaltmak için çalıştığını, ancak uyarılar olduğunu buldu.
İlk grup, onlara karşı daha az sevgi hissediyordu, ama aynı zamanda daha kötü bir ruh halindeydiler. İkinci grup daha iyi hissetmedi ve onlara olan sevgileri değişmedi. Üçüncü grup genel olarak daha mutlu hissediyordu, ama yaklaşım onlara olan sevgilerini etkilemedi. Çalışma, duygularınızı biraz daha kontrolde hissetmenizde, bunların etkili yollar olduğunu gösteriyor. Özellikle ayrıldıktan sonra kendinizi kaybolmuş hissediyorsanız. Ancak, bunlar uzun süreli çözümler olarak görülmemeli. Bir ilişkinin üstesinden gelmek, bir günde olacak birşey değil. Başyazar profesör Sandra Langeslag, röportajında, “aşk yönetmeliği bir açma / kapama düğmesi gibi çalışmıyor. Kalıcı bir değişiklik yapmak istiyorsanız, duygularınızda gerçek bir düzenleme yapmalısınız.” dedi. Kaynak: http://www.iflscience.com/brain/how-to-get-over-a-breakup-according-to-science/

Devamını Oku

Bilim

Bilim İnsanları, Kurak Çölde Bile İçme Suyu Üreten Cihaz Geliştirdi.

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Kaliforniya Üniversitesi’nden araştırmacılar, çölde yeni bir su makinesini başarılı bir şekilde test ettiklerini ve bu sayede havadan tatlı su üretebileceklerini söylüyorlar. Science Advances dergisinde elde ettikleri sonuçları açıklayan ekip, makinenin hem düşük nem hem de düşük maliyetle her gün ve her gece içilebilir su toplayabileceğini söyledi. Bu makine, dünyanın sudan yoksun olan kurak bölgelerinde kullanılabilir. UC Berkeley’den buluşun sahibi Omar Yaghi, “Böyle bir şey yok” diyor.  “Bu çöl-laboratuar yolculuğu, su oluşturmayı ilginç bir fenomenden bilime dönüştürmemizi sağladı.” Cihaz, ortam sıcaklıklarında ve güneş ışığında çalışır. Ek enerji girişi veya herhangi bir güç kaynağı gerektirmez. Buluştaki dönüm noktası, daha önce başka bir yerde test edilmiş metal organik çerçeve(MOF) olarak bilinen, kutu şeklindeki cihazın üstüne yayılmış bir tozdur. MOF, gece boyunca sıcaklıkların daha düşük olduğu, ancak nemin daha yüksek olduğu zamanda suyu bir sünger gibi emen organik ve metal atomun kristal tozudur. Daha sonra, sabah sıcaklık arttığında, su molekülleri kristallerden dışarı itilerek küçük bir bardak su üretir. UC Berkeley, makinenin, yaklaşık 0,2 metrekare olan bir MOF taneleri yatağını taşıyan bir iç kutuyla “kutu içinde bir kutu” olduğunu belirtiyor. Bunu çevreleyen şey, şeffaf üst ve yanlara sahip benzer boyutta plastik bir küptür. Üst kısım hava girmesine izin vermek için gece açık bırakılır, ancak iç mekanı bir sera gibi ısıtmak için gün boyunca örtülür. Cihazın bir denemesi Ekim 2017’de Arizona, Scottsdale’de gerçekleştirildi. Burada, nem oranı gece yüzde 40’a ulaşıyor, ancak gün içinde yüzde 8’e düşüyor. Ekip, bir kilogram MOF kullanarak, yaklaşık 200 mililitre su üretebildiklerini, ki bu o kadar da büyük bir miktar değil, ancak ölçeklendirilebilir olmasının ilgi uyandırmaya yeterli olduğunu söyledi. Yaghi, “Dünyanın kurak bölgelerinde nem düşük olduğundan, buradaki önemli gelişme, makinenin düşük nemde çalışıyor olmasıdır.” dedi. Ayrıca, alüminyumdan yapılmış yeni bir MOF ile tasarımı geliştirmeyi planlıyoruz. Bu 150 kat daha ucuz ve yaklaşık iki kat daha fazla su yakalayabilir. Ekip, bu yıl içinde Death Valley’de bu MOF ile sahada bir test yapmayı planlıyor. Kaynak: http://www.iflscience.com/technology/scientists-have-tested-a-device-that-can-produce-water-out-of-thin-air/

Devamını Oku

Yaşam

Uzmanlar Seks Robotlarının Artışının Tehlikeli Olabileceği Konusunda Uyardı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Seks robotları çağına ulaştık. Birkaç bin dolara, hiper-gerçekçi, her istediğinizi yerine getirmek için tasarlanmış, tamamen kişiye özel, bulaşık makinesinde yıkanabilir, yapay zeka bir seks robotuna sahip olabilirsiniz. Ancak bu büyüyen trend, bilimin olumlu bir uygulaması mı, seks bebeğinin kaçınılmaz evrimi mi yoksa teknolojinin karanlık bir yolsuzluğu mu? BMJ Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı alanından bir editör, gelecekteki seks robot endüstrisinin sağlık üzerindeki etkilerine ve sosyal etkilerine bir göz gezdirmiştir.  Yazarlar, robotların kullanıcılar için sağlıklı sonuçlar sağladığını veya herhangi potansiyel sosyal faydasının aşırı derecede düşük olduğunu gösteren bir kanıtın olmadığını tartışıyorlar. Ayrıca, seks robotlarının savunmasız insanlar için hayatı daha güvenli hale getirmediğine ve aslında daha tehlikeli hale getirebilecek potansiyelleri olduğuna inanıyorlar.

Seks robotlarının iyimser savunucuları ise, seks ticaretinden ve seks ticaretinin sömürücü yönlerinden özgür bir dünya yaratmaya yardımcı olabileceğini iddia ediyorlar. Rapor, “kullanımdan sonra, insan sıvısından temizlenen ve bakteriye dayanıklı liflerden yapılmış robotik kadınlar” ile doldurulmuş kırmızı ışıklı semtlerle kurumsal bir gelecek resmi çiziyor. Bazıları bu vizyonun şiddet riskini azaltabileceğini ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların yayılmasını azaltabileceğini iddia ediyor.  Seks robotlarının seks ticaretini daha güvenli hale getirmeye yardımcı olabileceğini gösteren veriler söz konusu değil. Bazıları, pedofililer ve seks suçluları için “güvenli nokta” olabileceğini iddia edecek kadar ileri gitmektedir. Bir kaç şirket, bireylere “karanlık arzuları yeniden yönlendirmek” için tasarlanmış, özelleştirilebilir çocuk benzeri bir seks robotu sunmaktadır.

Yasalar belirsiz, ancak Birleşik Krallık’ta ve ABD’de bu tür robotlara sahip olmak teknik olarak yasa dışı değildir. Birçok seks robotu kullanıcısı gerçekliği fanteziden ayırabilir, ancak rapor, bu ürünlerin doğru ve yanlış, gerçek ve kurgu arasındaki çizgiyi kolayca bulanıklaştırabileceğini söylüyor. Raporda, cihazların cinsel sapkınlığı normalleştirebileceği, arzuları arttıracağı, kadınların nesnelleştirilmesine (veya çocukların) daha fazla katkıda bulunabileceği ve hatta savunmasız insanları kontrol etmeye teşvik edebileceği iddiaları yer alıyor.  Bir kez daha, çocuk benzeri seks robotlarının pedofili veya bir sapkınlık olarak görülen herhangi bir cinsel davranış için “tedavi” veya “güvenli nokta” olarak kullanılması gerektiğini gösteren net bir delil yok. Benzer şekilde, yazarlar, en azından daha fazla kanıt ortaya çıkana kadar araştırmacıların robotları bilimsel, sosyolojik veya kriminolojik çalışmalarda kullanmaktan kaçınmaları gerektiğine inanıyorlar. Bu tartışmanın yalnızca bir tarafı. Raporda da belirtildiği gibi bu konuyla ilgili henüz çok az veri ve kanıt var ve herhangi bir sonuca ulaşılmadan önce çok daha fazla araştırma yapmak gerekli. Kaynak: http://www.iflscience.com/technology/experst-warn-the-rise-of-sex-robots-could-be-dangerous-heres-why/all/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar