fbpx
Connect with us

Bilim

Erkekler için yeni bir doğum kontrol yöntemi üzerinde çalışılıyor

Published

on

ABD Ulusal Sağlık Enstütisi, bilim insanlarının erkekler için yeni bir doğum kontrol yöntemini test ettiklerini duyurdu. Enstitü tarafından yapılan açıklamada yeni yöntem ürününün bir jel olduğu açıklandı. Ürün için gerçekleştirilen testlere 420 çift katılıyor. Yetkililer, jelin içerisinde erkeğin enerjisini ve libidosunu düşürmeden sperm oluşumunu engelleyen iki çeşit hormon bulunduğunu ve sırt bölgesine sürülerek uygulandığını söyledi. Ulusal Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Enstitüsü’nde doğum kontrol geliştirme programının başında olan Diana Blithe “Jelin içerisinde progestin ve testosterone hormanları var.Testlerde başarılı olup olmadığını göreceğiz.

Prezervatiflerde yüzde 13’e varan başarısızlık oranı mevcut. Hormonal önlemlere baktığımızda bu oranın yüzde 7’ye düştüğünü görüyoruz. Erkekler kendi doğum kontrol yöntemlerinde seçeneğe sahip olurlarsa daha bu bazıları için daha uygun bir seçenek olabilir” dedi.
NEDEN JEL?
Hormonların jel kullanılarak vücuda zerk edilmesinin sebebi ise hapların testosteron hormonunu çok hızlı şekilde vücuttan atması. Jelin içindeki progestin hormonu olan nestoron ise sadece spermin üretildiği bölgede testosteronu bloke ediyor ve vücudun geri kalanında testosteron nestoronun yerini alarak kanda dolaşmaya devam ediyor. Böylelikle sperm hariç tüm fonksiyonlar aynı şekilde işlemeye devam ediyor. Testler başarılı olursa yepyeni bir doğum kontrol şekli ortaya çıkacak ve aile planlamasında erkek ile kadının rolleri ve sorumlulukları daha eşit seviyelere gelecek.

NE ZAMAN KULLANILABİLECEK?
Araştırmayı yürüten bilim insanları, testin bir yıl süreceğini açıkladı. Ekipte yer alan doktorlardan Tara Narula ise jelin henüz ilk kez test aşamasına girdiğini ve üzerinde uzun süre çalışılması gerektiğini vurulayarak yakın zamanda satışa çıkacağını düşünmediğini söyledi.
Kaynak: https://advocator.ca/news/scientists-test-new-gel-that-might-make-male-birth-control-possible/7291

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Parkinson Hastalığı Hakkında Önemli Keşif Yapıldı

Published

on

Beynin alt kısımlarındaki gri cevher çekirdeklerinin bozukluğuna bağlı bir sinir sistemi hastalığı olan Parkinson, genelde orta yaş insanlarda görülür. Dünya’da birçok insanı olumsuz etkileyen bu hastalığa dair önemli bir keşif yapıldı. Bilim insanları, 2017’de gerçekleştirilen “truncal vagotomy” isimli prosedürü geçirmiş düşük seviyede hastalığı bulunan hastalarla, Parkinson’un beyne sıçramadan önce bağırsakta başladığını buldu. Yaklaşık beş yıl boyunca devam eden çalışmalarda bilim insanları, ‘vagus’ siniri adı verilen ve beyin ile sindirim sistemini bağlayan bölgeyi incelemeye aldı. Bu bölgesi alınan hastalar, alınmayan hastalara göre yüzde 40 daha az Parkinson hastalığı üretti. Ekibin sonuçlarına göre; bu farklar oldukça belirgin ve beyindeki hastalıkların karın bölgesiyle bağlantılı olduğunu söyleyen önceki araştırmaları da destekliyor.

Karolinska Enstitüsü’nden Bojing Liu, “Sonuçlar, Parkinson hastalığının bağırsaktan başladığını net bir biçimde ortaya koyuyor. Bu hipotezi destekleyen diğer kanıt ise Parkinson hastalığı olanların sıklıkla mide-bağırsak sorunlarının olması, bu da Parkinson’dan onlarca yıl önce başlayabiliyor” demecini verdi. Liu, ”Bağırsaktaki proteinler yanlış bir yola sapıyor ve bu genetik hata bir şekilde beyne kadar ulaşıyor ve bu hata hücreden hücreye yayılıyor” dedi. İsveçli ekip buldukları bu bulgularda yalnız değiller; 2016’da fareler üzerinde yapılan bir araştırma ve 2017’de ABD’de yapılan bir araştırma da benzer bulgular elde edilmişti.

Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Kaynak: https://www.sciencealert.com/there-s-mounting-evidence-that-parkinson-s-starts-in-the-gut-not-the-brain

Continue Reading

Bilim

Unutmak, hatırlamaktan daha fazla beyin gücü kullanıyor

Published

on

Journal of Neuroscience’da yayınlanan bu bulgular,istenmeyen bir deneyimi unutmak için daha fazla dikkatin verilmesi gerektiğini ileri sürüyor. Bu şaşırtıcı sonuç, dikkati istenmeyen deneyimlerden uzaklaştırarak veya hafızanın geri alınmasını bastırarak, istenmeyen bilgilere olan ilgiyi azaltmaya odaklanan kasıtlı unutmaya ilişkin önceki araştırmayı genişletiyor. Çalışmanın yazarı ve UT Austin’de psikoloji yardımcı doçenti,JarrodLewis-Peacock, “Travmatik hatıralar gibi uyumsuz tepkileri tetikleyen hatıraları atmak isteyebiliriz, böylece yeni deneyimlere daha uyumlu şekillerde yanıt verebiliriz” dedi. Onlarca yıl süren araştırma, bir şeyi gönüllü olarak unutabilmemizin mümkün olduğunu, ancak beyinlerimizin bunu nasıl yaptığını hala sorguladığımızı göstermiştir. Anıların nasıl zayıfladığını ve bunu kontrol etmenin yollarını bulduğumuzda, insanların kendilerini istenmeyen anılardan kurtarmasına yardımcı olmak için tedaviler tasarlanabilir.

Anılar statik değildir. Bunlar beynin düzenli olarak güncellenen, değiştirilen ve deneyimle yeniden düzenlenmiş dinamik yapılarıdır. Beyin bilgiyi sürekli hatırlıyor ve unutuyor – ve bunun çoğu uyku sırasında otomatik olarak oluyor. Kasıtlı unutmaya gelince, önceki çalışmalar, prefrontalkorteks, uzun süreli hafıza yapıları ve hipokampusgibi, beynin kontrol yapılarındaki aktivitenin”önemli noktalarını” konumlandırmaya odaklanmıştı. Son çalışma, bunun yerine, beynin duyusal ve algısal bölgelerine, özellikle ventraltemporal kortekse ve oradaki karmaşık görsel uyaranların hafıza temsillerine karşılık gelen aktivite modellerine odaklanmaktadır. Peacock,’’Beyindeki dikkatin kaynağına değil onun görüşüne bakıyoruz’’dedi. Beyin aktivite örneklerini izlemek için sinir sistemi görüntülemeyi kullanan araştırmacılar, her bir görüntüyü unutmaları ya da hatırlamaları için talimat verdikleri bir grup sağlıklı yetişkin insana manzara ve yüz resimleri gösterdiler.

Onların bulguları, insanların unuttuğu şeyleri kontrol etme kabiliyetine sahip olduğunu doğrulamakla birlikte,aynı zamanda kasıtlı unutmanın bu duyusal ve algısal alanlarda’’orta düzeyde beyin aktivitesi gerektirdiğini’’-hatırlamak için gerekenden daha fazla aktivite gerektirdiğini doğruladı. Çalışmanın yazarı TracyWang; ‘’Unutma mekanizması için orta düzeyde bir beyin aktivitesi kritiktir.Bu aktivite çok güçlü olursa hafızayı güçlendirir;çok güçsüz olursa da onu değiştiremezsiniz’’ dedi.

Araştirmacılar ayrıca,katılımcıların çok daha duygusal bilgi taşıyabilen yüzlerden daha çok, manzaraları unutmalarının daha muhtemel olduğunu bulduklarını söylediler. Belirli tipteki anılara ne kadar dikkat edildiğini izlemek için neurofeedback (duyusal veya sinirsel geri bildirim) kullanarak yeni bir çalışmaya başlayan Lewis-Peacock;‘’Beynimizdeki bu mekanizmaların farklı türdeki bilgilere nasıl tepki verdiğini öğreniyoruz.Unutma yeteneğimizi nasıl kullanabileceğimizi anlamadan önce bu çalışmanın daha fazla araştırılması ve artırılması gerekiyor’’dedi.’’Bu sağlığımız ve mutluluğumuz üzerinde ciddi bir etkiye sahipolan,gerçektengüçlü,yapışkan duygusal hatıraları nasıl işlediğimiz ve onlardan nasıl kurtulabileceğimiz konusunda bir yol gösterecektir.

Editör / Yazar: Esra KAŞ

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/03/190311152729.htm

Continue Reading

Bilim

Enerji depolayabilen yumurta kabukları

Published

on

Protein deposu, sağlıklı yağ kaynağı ve kahvaltıların vazgeçilmezi olan yumurta, gıda, ilaç ve imalat endüstrisinde dünya çapında yüksek miktarda kullanılmaktadır. Aile büyüklerimizin dediği gibi, ”Kabuğu ile ye evladım, bütün vitamini kabuğunda” öğüdü yumurta adına da gerçek oldu; yumurta kabuğu, kalsiyum karbonat bileşiğinden (CaCO3) ve protein bakımından zengin bir zarı bünyesinde barındırıyor. Ve bu durum, enerji kaynağı olarak kullanılabilir. Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) tarafından kurulan Helmholtz Enstitüsü, alanında uzman profesörler tarafından araştırmayı gerçekleştirdi. Bilim insanları, kalsiyum karbonat bileşeninin yüksek oranı sayesinde lityum depolayabilen yumurta kabuğunun ümit verici elektrokimyasal özelliklerini keşfetti.

Daha önceden biyoseramik, kozmetik ve boya endüstrisi dâhil olmak üzere birçok alanda yararlanılan yumurta kabukları, elektrot olarak kullanılabildi. Bilim insanlarının çalışmadaki yeni hedefi; daha detaylı bir araştırmayla yumurta kabuğunun elektrokimyasal ve fiziksel davranışını anlamak ve performansını da aynı ölçüde arttırmak. Bu sayede yumurta kabukları, gelecekte enerji depolamada yaygın bir kullanıma sahip olabilir.

Helmholtz Enstitüsü’nden Profesör Maximilian Fichtner, ”Yumurta kabuklarından bu şekilde yararlanmayı hiçbirimiz beklemiyorduk. Dünya nüfusunun artması gelecekte enerji alanında bazı problemlere neden olabilir; ancak yeni bulduğumuz bu enerji deposu çözüm olabilir. Elektrot üretmedeki performansı inanılmaz, gerçekten de enerji üretiyor…” demecini verdi.

Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Kaynak: https://phys.org/news/2019-03-energy-eggshells.html

Continue Reading

Öne Çıkanlar