fbpx
Bizi Takip Edin

Evrim

Eski DNA’lar Kedilerin Kendi Kendine Evcilleştiklerini Gösteriyor

Yayınlandı

üzerinde

Kedi genlerinin kapsamlı bir araştırması, kedigillerin hayatlarımıza girmesinden sonra bile binlerce yıl boyunca büyük ölçüde değişmeden kaldıklarını göstermektedir. Kedilerin insanların kucağına atlayıp atlamama konusunda karar vermeleri zaman aldı. Evcilleşmiş kedilerin yayılmasıyla ilgili kapsamlı yeni bir çalışmada yapılan DNA analizi, kedilerin evcilleşmeden önce binlerce insanla yan yana yaşadığını ileri sürmektedir. Bu süre zarfında, tekir kedinin ayırt edici çizgileri ve noktaları dışında genlerinde çok fazla bir değişim bulunmamaktadır. Araştırmacılar, antik Romalı kedi kalıntıları, Mısırlı kedi mumyaları ve modern Afrika yaban kedisi örnekleri de dahil olmak üzere son 9 bin yılda 200’den fazla kedinin DNA’sını araştırdı. Ekoloji ve Evrim’de yayınlanan bir çalışmada, bugün bildiğimiz iki büyük kedi neslinin evcil kedigillere katkıda bulunduğu bildirildi. Günümüzün yerli kedilerinin daha önceki ataları, M.Ö. 4400’lerin başlarında güneybatı Asya’dan Avrupa’ya kadar yayıldı. Kediler, yaklaşık 8,000 yıl önce, Bereketli Hilal’deki çiftçi toplulukları etrafında gezinmeye başladılar; burada insanların kemirgen devriyesi için karşılıklı olan yararlı bir ilişki kurdular. Fareler ve sıçanlar, insan medeniyetleri tarafından üretilen mahsullerin ve diğer tarımsal yan ürünlerin çekiciliğine kapıldılar. Kediler muhtemelen kemirgen popülasyonlarını takip ettiler ve giderek insanlarla yaşamaya yaklaştılar.   Leuven Üniversitesi’nden çalışmanın yazarı Claudio Ottoni, “Bu muhtemelen insanlar ve kediler arasındaki ilk karşılaşmanın nasıl gerçekleştiğini gösterir” diyor. Bununla birlikte, insanların kedilerin kendilerini evcilleştirmelerine az çok izin verdiğini de ekliyor. Mısır’a egemen olan Afrika kedilerinden oluşan ikinci bir soy, Akdeniz’e yayıldı. Bu Mısır kedisi, muhtemelen insanlara çekici gelen girişkenlik ve uysallık gibi davranışlara sahipti. Sonuçlar, tarih öncesi insan topluluklarının muhtemelen eski kara ve deniz ticaret yolları boyunca kemirgenleri kontrol altına almak için kedileri korumaya başladıklarını göstermektedir. Evrimsel genetikçi ve makale yazarı Eva-Maria Geigl, genel olarak, kedilerin çok fazla değişmeden insanın evcil bir arkadaşı olduğunu söylüyor. Yerli kediler vahşi kedilere benziyorlar, ama yalnız değiller, hem insanları hem de diğer kedileri tolere ediyorlar.   Geigl, kedilerin aksine ilk evcilleşen hayvanın köpek olmasının nedenini şöyle açıklıyor: Köpekler, kediler için uygun olmayan bazı görevleri yerine getirmek için seçildi ve belirli özelliklerin seçimi, bugün gördüğümüz birçok köpek cinsinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Geigl, “Kedileri bu tür bir seçim sürecine tabi tutmak gerekmediğini düşünüyorum çünkü onları değiştirmek gerekli değildi” diyor. “Onlar oldukları gibi mükemmellerdi.” Kedilerin mükemmeliyeti konusunda herkes aynı fikirde olmasa da, kediler dünyanın en popüler evcil hayvanlarından biridir ve ABD’de yaklaşık 74 milyon kedi yaşamaktadır. Ottoni, “Nereden geldikleri, ne kadar ileri gittikleri ve insanlar üzerinde ne tür bir etki yarattıkları ile ilgili inanılmaz şeyler keşfediyoruz” diyor. Kaynak: https://news.nationalgeographic.com/2017/06/domesticated-cats-dna-genetics-pets-science/?utm_source=Facebook&utm_medium=Social&utm_content=link_fb20180611animals-resurfcatsdna2&utm_campaign=editorial&utm_rd=&cmpid=org=ngp::mc=social::src=facebook::cmp=editorial::add=fb20180611animals-resurfcatsdna2::urid=&sf191459754=1

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Pentagon, virüs yayabilen böcek ordusu kuruyor

Yayınlandı

üzerinde

Pentagon, böceklerin tarımsal bir acil durum anında mahsul kaybını önlemek için mücadele edip edemeyeceklerine dair araştırma yürütüyor. Mısır ya da buğday gibi kritik ürünlerin kuraklığa, doğal bir küflenmeye veya biyolojik bir silah saldırısına karşı savunmasız hale gelmeleri durumunda, böcekler hızla yerleştirilebilecek genetiği değiştirilmiş virüsler taşıyabilirler. Konsept, virüslerin bir üreme mevsimi sırasında bitkileri hızlı bir şekilde koruyan genetik değişiklikler yapmasını öngörüyor. İleri Savunma Araştırma Projeleri Kurumu (DARPA) tarafından finanse edilen programın samimi bir ismi var: “Müttefik Böcekler”. Fakat bazı eleştirmenler tüm bunları ürpertici buluyor. Şüpheci bilim insanlarından ve hukuk bilimcilerden oluşan bir ekip, perşembe günü Science dergisinde bir makale yayınladı ve “Müttefik Böcekler” programının öngörülemeyen sorunlara yol açabileceğini ve geniş bi çevre tarafından “düşmanca amaçlar uğruna biyolojik etmenler geliştirmek için verilen bir çaba olarak” algılanacak bir teknolojiyi içerdiğini ileri sürdü. Eleştirmenler tarafından oluşturulan bir web sitesi, itirazları daha açık bir şekilde ortaya koyuyor:

“Tarımsal araştırma mı, yoksa yeni bir biyosilah sistemi mi?”
DARPA’nın “Müttefik Böcekler” program yöneticisi BlakeBextine, programın yalnızca barışçıl amaçlarla yapıldığını, tarımsal güvenlikten sorumlu devlet kurumları tarafından incelendiğini ve araştırma protokollerine dahil edilen böcek kapsamları gibi çok sayıda güvenlik önlemini içerdiğini söyleyerek Science makalesine karşı çıktı. Bextine, Washington Post’a verdiği demeçte, “Halkın ve uluslararası camianın endişelenmesi gerektiğini düşünmüyorum.” dedi. “Müttefik Böcekler” programının, teoride, savunma veya saldırı amaçlı iki yönlü kullanılabilecek yeni teknolojiler içeren bir potansiyeli olduğunu kabul etti ancak bunun neredeyse her ileri teknoloji için geçerli olduğunu da ekledi. “Bana kalırsa ne zaman yeni ve devrim niteliğinde bir teknoloji geliştirirseniz, bu iki yönlü kullanım potansiyeli içinde hep bulunur. Fakat bizim yaptığımız bu değil. Bitkilere olumlu özellikler veriyoruz. Bu olumlu hedefe odaklandık. Gıda güvenliğini sağladığımızdan emin olmak istiyoruz, çünkü gıda güvenliği bizim gözümüzde ulusal güvenliktir.” dedi. Program şu an için üç tip taşıyıcı böcek öngörüyor: yaprak biti, cüce ağustos böceği ve beyaz sinek. Doğada bu böcekler düzenli olarak bitkiler arasında virüs yaymaktalar. CRISPR (düzenli aralıklarla bölünmüş palindromik tekrar kümeleri) olarak bilinen ve nispeten ucuz ve basit olan sistem de dahil olmak üzere gen düzenlemesindeki son ilerlemeler, araştırmacıların hastalıklı bitkide belirli bir hedefe ulaşmak için virüsleri düzenlemelerine olanak sağlayabilir. Örneğin, tasarlanan virüs beklenmedik bir şiddetli kuraklık halinde faydalı olabilecek bir bitkinin büyüme hızını kontrol eden belirli genleri açabilir veya kapatabilir.

Bextine, bu teknolojinin istenmeyen ekolojik etkileri olup olmadığından emin olmak için çoklu koruma katmanlarının olduğunu söyledi. Ayrıca programın bitkilerin germ hattı hücrelerini hedeflemediğini ve bu nedenle kalıtsal özelliklere yol açmayacağını söyledi. DARPA’nın hedefi, büyüme sezonunda bitkilerde geçici ve faydalı düzenlemeler yapmanın yolunu bulmak.
Çoğu DARPA projesi aynı ilkeye sahip: Araştırma hiç meyve de vermeyebilir. Yarım asır evvel “internet” dediğimiz şeyin temellerini atma konusundaki temel rolü ile ünlü olan kuruluş, genellikle başarı olasılığı düşük fakat getirisi devasa olan araştırmalara yatırım yapıyor. Daha kalabalık bir gezegenin getirisi olarak iklim değişikliği, kirlilik, biyolojik çeşitliliğin kaybı ve gıda ile suya olan artan talep nedeniyle gıda güvenliği, önümüzdeki onlarca yıl içerisinde yok olmayacak çok mühim bir sorun. Eski çağlarda ordular, fethin stratejik unsuru olarak tarlaları yaktılar. Doğal patojenler veya laboratuvarlarda tasarlanan bir şeyin yayılması gibi tehditler günümüz dünyası tehditleri arasına girebilir. DARPA’nın “Müttefik Böcekler” tanımı, konseptin acil müdahale özelliğini ortaya koymakta. Web sitesi, “Patojenler, kuraklık, sel ve don gibi doğal yoldan oluşanların yanında özellikle devlet içi veya devlet dışı tehditlerle ulusal güvenlik hızlı bir şekilde tehlikeye girebilir.” diyor. “Müttefik böcekler, bahsi geçen üreme mevsimlerinin etkisiyle erişkin bitkilerde hedefe yönelik tedaviler uygulayarak saldırıların etkisini azaltmayı amaçlamakta.” Science yazarları Müttefik Böcekler’in “Biyolojik Silahlar Sözleşmesi” olarak adlandırılan uluslararası bir anlaşmanın ihlali olarak yorumlanabileceğini iddia ederken, DARPA’yı hainlikle suçlayacak kadar ileri gitmiyorlar. Programın biyolojik silahlar sözleşmesine bağlılığı zayıflatacak bir askeri uygulama olarak gördüklerini belirtiyorlar.

Freiburg Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü SiljaVoeneky, Washington Post’a verdiği demeçte, “Barışçıl amaçlarla haklı çıkarılamayacak kadar risk taşıdığını savunuyoruz.” diyor.
Böceklerin kullanılmasını özellikle endişe verici kısım olarak vurgulayan Voeneky, bu böceklerin kötü niyetli insanlar tarafından gizli ve ucuz yollarla yayılabileceğini söyledi.
“Bizce sunulan gerekçeler yeterli değil. Örneğin, niçin spreyleme yerine böcekleri kullanıyorlar? Böcekleri hastalık yaymak için kullanmak klasik bir biyo-silahtır.” diyor.
Eski bir Pentagon yetkilisi olan Andy Weber, Biyolojik Silahlar Sözleşmesi’nin açıkça ifade edilen ve barışçıl bir amacı olan araştırmalara izin verdiğini söylüyor ve karşıt toplulukların düşmanlar tarafından yeni gen düzenleme teknolojilerinin kullanımı konusunda endişelendiğini belirtiyor. “Bu yeni gen düzenleme teknikleri zaman içerisinde terörist gruplar tarafından kullanılabilirdi, fakat bunun bu yıl ya da gelecek yıl gerçekleşecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yine de kesinlikle önüne geçmemiz gerek.” diyor. Müttefik Böcekler projesinin danışmanı olarak hizmet veren Kansas State Üniversitesi’nde bir bitki patoloğu olan James Stack, Science makalesinde çalan çanların asılsız olduğunu söyledi. “Uygulamak istediğimiz şeyin yakınından dahi geçmiyor. Biz uygulanabilir olup olmadığını tespit etmek istiyoruz. Makalede söylendiği kadar büyük bir endişeye ve DARPA’nın biyolojik silahlar üretebileceğini söyleyecek kadar ileri gidilmesine de anlam getiremiyorum. Yaşamın doğasında risk var ve onu iyi idare etmelisiniz.

Kalabalıklaşan bir gezegendeyiz ve gıda, su gibi sistemlere gelen talep de artıyor. Sahip olduğumuz tüm imkanları kullanmaya ihtiyacımız var.” Makalenin bir diğer yazarı ve Max Planck Evrimsel Biyoloji Enstitüsü’nde evrimci biyolog olan GuyReeves ise “Bu imkanlardan biri, laboratuvar teknikleri kullanılarak yapılan organizma modifikasyonudur. Müttefik Böcekler’in tüm çiftçiler için standart haline gelebilecek bir gen düzenleme teknolojisi olabileceğini düşünüyoruz.” diyor ve genetik modifikasyonların, organik ürünler için ayrılmış alanlara yayılacağını ekliyor. “Eğer bu program kabul edilirse ve yolumuza bununla devam etmek istediğimize karar verirsek, neden başka bir teknoloji kullanalım? Eğer bu teknoloji işe yararsa, ulusal hükümetler yayılmasına engel olamayacaktır.” diyor. DARPA tarafından bu hafta yapılan açıklamada, Müttefik Böcekler uygulamasına dört araştırma kurumu tarafından yatırım fonu ayrıldığını açıkladı: Boyce Thompson Enstitüsü, PennState, Ohio Eyaleti ve Austin Texas Üniversitesi. Bextine, araştırmanın henüz emekleme aşamasında olduğunu söylüyor. Bir yaprak biti tarafından erişkin bir mısıra, ışınım üreten gene sahip bir virüsün başarılı bir şekilde bulaştırıldığı ve mısırda parıldama gözlenerek ilk hedefe ulaşıldığı söyleniyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/pentagon-bioengineered-insect-army-crop-defense-or-bioweapon
Editör / Yazar: Gökhan SOĞANCI

Devamını Oku

Evrim

İşte, Vücudunuzda Evrimin Kanıtı

Yayınlandı

üzerinde

Bu düşünce biraz saldırgan gelse de vücut artık hiç ihtiyacınız olmayan antik kalıntılarla dolu bir müzedir. Yirmilik dişler, tuhaf şekilde kulaklarını sallayabilen insanlar gibi birçok garip şey ataların hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu olgulardır. Bu tuhaf kalıntılar sadece binlerce yıldır ortadan kaybolacak kadar değerli olmadıkları için insanlarda görülmeyi sürdürüyor. Bu bulgular sadece doğal seçilim yoluyla evrim çerçevesi için anlam ifade ediyorlar.

İşte tam bu noktada kendinizde bir bulguyu test edebilirsiniz. Bileğinizi içe doğru kıvırdığınızda muhtemelen bilekte yükselen bir tendon görünecektir. Eğer bu tendon siz de bulunmuyorsa şanslısınız. Dünya üzerindeki yüzde 10 ile 15 arasındaki insan popülasyonunda kollarından birisinde ya da her ikisinde bu önemli özellik bulunmuyor. Bu tendon, çoğumuzun sahip olduğu bir kas olan palmarislongus’a bağlıdır. Ancak orada olması için gerçekte hiçbir sebep yoktur. Bu kasın varlığı, kası olmadan doğanlardan daha belirgin bir kavrama ya da tutma gücü vermiyor. Aslında bu tendon oldukça önemsizdir. Cerrahlar herhangi bir ameliyat durumunda onu çıkarırlar ve vücudun herhangi bir başka yerinde rekonstrüktif veya plastik cerrahi prosedürleri için kullanırlar. Öyleyse neden işe yaramaz bir doku parçası vücudumuzda duruyor? Bilim insanları günümüzde birçok memeli türünde palmarislongus’un mevcut olduğunu buldu. Ön kolları lemurlar ve maymunlar gibi hareket ettiren canlılarda bu kas en gelişmiş düzeydedir.

Bir diğer evrimsel kanıt olan kulakların hareket etmesi atalarımız için önemli parçalardan birisidir. Günümüzde birçok hayvan (ceylan, tavşan, kedi vb.) sesin kökenini tespit edebilmek için kulaklarını kıpırdatır. Evrim geçirmeden önce atalarımızda milyonlarca yıl önce bunu yapabiliyordu. Günümüz insanı kulak hareketine katılan kasların 3 tanesini hareket ettirememektedir. Çalışmalar kulak kaslarının seslere hala yanıt vermeye devam ettiğini gösteriyor. Kulaklarımız hareket edecek kadar güçlü tepki vermiyorlar. Ama yine de en iyi biçimde tepki gösteriyorlar.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/proof-evolution-you-can-find-on-your-body-palmaris-longus-tendon-video-vox

Devamını Oku

Evrim

Evrim bilginizi bu mini sınavla test edin

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Hem evrim bilginizi ölçün hem de soruların cevaplarını okuyarak bilgi edinin. Üstelik Bath Üniversitesi’nin evrimle ilgili çalışmalarını ve fazlasını yazımızda bulabilirsiniz. Evrim kuramı, bizim ve diğer bütün canlıların nasıl oluştuğunu ve çeşitlendiğini açıklar. Bugünlere nasıl geldiğini merak eden herkes için etkileyicidir. Aynı zamanda çok temel bir alan olması açısından, çocuk yaşlardan itibaren doğru bir şekilde öğrenilmelidir. İngiltere’deki Bath Üniversitesi bünyesinde yeni kurulan Milner Evrim Merkezi’nin açılış etkinliğinde çocuklara evrim öğretildi. Üstelik sadece sözle değil… Çeşitli boyutlardaki sevimli köpek balıklarının, meyve sineklerinin ve hatta baykuşların bile yardımı oldu. Çocuklar bu eğlenceli eğitimden oldukça memnun kaldı. Yarasalarda bakterilerin evrimini çalışan Dr. Kay Fountain diyor ki: “Bazı insanlar ısrarla, insanlar maymunlardan gelmiş olamaz diyerek evrimin gerçekleşmediğini söylemek istiyor.  Oysa ki zaten günümüz maymunlarından gelmedik. Onlarla ortak bir atayı paylaşıyoruz sadece.” Milyonlarca yıllık evrim sürecinde bazı hayvanların parmak veya toynak sayıları da değişmiştir. Atlardaki toynak sayısı günümüzde tektir. Fakat örneğin Sivas’tan ele geçen yaklaşık 10 milyon yıllık fosillerde, atların atalarının 3 toynağa sahip olduğunu görüyoruz.

Bu arada Dr. Nicholas Priest meyve sinekleri üzerinde yaptığı çalışmalardan faydalanarak çocuklara evrimin temellerini anlatıyor. Evrimin temel bir kavram olduğunu ve herkesin bu kavramla ilişki kurabileceğini söylüyor. Bath Üniversitesi’ndeki bilim insanları, evrimin daha net anlaşılabilmesi için ücretsiz bir çevrimiçi kurs da başlatıyor. Üniversite aynı zamanda, okullarda evrimin daha iyi anlatılması için çeşitli yöntemler üzerine çalışmalar yürütüyor.

“Evrim, hayatın ta kendisidir!” 
Dr. Momna Hejmadi ise şöyle konuştu: “Araştırmalarımız gösterdi ki, önce genetik öğrenmek evrimin daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Çünkü evrim, hayatın ta kendisidir ve Dünya’daki tüm yaşamın evrimsel bir kökeni vardır. Evrimi iyi öğrenmek sadece hayatın nasıl başladığını anlamamızı sağlamakla kalmaz, kök hücre çalışmalarından, bakterilerin antibiyotik direncine ve aşıların geliştirilmesine kadar, tıpla ilişkili pek çok araştırmada da fayda sağlar.” Evet, nihayet sınavımıza geçebiliriz. İşte BBC’de yayınlanan Doğru/Yanlış soruları:

  • “İnsanların evrimi hala devam ediyor.” ifadesi doğru mu?
  • “Evrim, yalnızca çok uzun bir zaman diliminde ve yavaşça gerçekleşebilir.” ifadesi doğru mu?
  • “Zürafaların boyunlarının çok uzun olmasının sebebi, geçirdiği evrim sürecidir.” ifadesi doğru mu?
  • “Bireylerin yaşamları boyunca geçirdikleri kişisel değişimler de birer evrim örneğidir.” ifadesi doğru mu?
  • “İnsanların atası şempanze gibi maymunlardır.” ifadesi doğru mu?
  • “Evrim halen sürüyor ve canlılar hep daha iyiye doğru evriliyor.” ifadesi doğru mu?
  • “Evrim ve dini inançlar birbirlerini yanlışlamak zorunda değildir.” ifadesi doğru mu?

Cevaplar

  1. Doğru. Dışarıdan pek öyle görünmüyor olabilir ancak insanlar ve diğer bütün canlılar evrimleşmeye devam ediyor ve edecek. Çünkü evrim, “Canlı topluluklarının nesilden nesile değişimini” ifade eder. Bu değişim, bir türün diğerine evrimi şeklinde makro düzeyde olabileceği gibi, gen düzeyinde (mikro ölçekte) de gerçekleşebilir. DNA, 3 milyar baz çiftini içeren kalıtım maddesidir ve eşlenmesi sırasında “mutasyon” adı verilen çeşitli hatalar meydana gelebilir. Eğer bu hatalar üreme hücrelerinde gerçekleşirse yeni nesle aktarılır. Böylece evrim süreci devam etmiş olur. Yani anlayacağımız o ki, bir canlı ötekine dönüşmedi veya farklı organları oluşmadı diye evrimi durdu denemez. Koşulları sürekli değişen Dünya’mızda, sütteki laktoz toleransından, çeşitli hastalıklara karşı geliştirdiğimiz bağışıklığa kadar, hayatta kalmamıza yardımcı olan çeşitli özellikler evrimleştirmeye devam ediyoruz.
  2. Yanlış. Genler değiştikçe zamanla her şey biraz değişir. Evrimsel değişimler binlerce veya milyonlarca yıllık bir ölçekte gerçekleşebilir. Ancak bu, her zaman böyle olmaz. Mesela bakteriler arasındaki antibiyotik direncinin artışı çok hızlıdır. Penisiline karşı ilk dirençli bakterilerin evrimleşmesi, ilacın yaygın kullanımından sadece birkaç yıl sonra keşfedilmiştir.
  3. Doğru. Charles Darwin, bunu doğal seçilim adını verdiği mekanizmayla açıklamıştı. Yani hayatta kalmaya ve çoğalmaya katkı sunan kalıtsal özelliklere sahip bireyler, daha avantajlı oluyor ve sayıca artıyorlar. Yaşayan en uzun boylu kara hayvanları olan zürafaların uzun boyunları, onların genlerini bir sonraki kuşağa daha kolay aktarmalarına katkı sundu. Uzun ve güçlü bir boyna sahip zürafa, görece daha kısa olan zürafalara karşı bir kavga anında daha avantajlıdır. Dolayısıyla bu erkeklerin dişilerle çiftleşme şansı daha yüksektir (cinsel seçilim). Ayrıca bazı çevre koşullarında uzun boy, daha kolay yiyecek bulmalarını da sağlamıştır.
  4. Yanlış. Bir değişimin evrimsel olabilmesi için yeni nesle aktarılması gerekir. Bir kişinin hayatı boyunca meydana gelen boy uzaması, organlarındaki hacim artışı, ergenliğe girmek gibi değişimler evrim değil, büyüme ve gelişme olarak adlandırılır.
  5. Yanlış. Şempanze, goril gibi canlılar bizim atamız değildir. Onlar genetik olarak bize yakın olan akraba türlerdir. Yani onlardan gelmedik ama geçmişte ortak bir atayı paylaşıyorduk.
  6. Yanlış. Her zaman böyle olmak zorunda değil. Evet, evrim halen devam ediyor fakat daha iyiden ziyade, ortama daha iyi uyum sağlamaya yönelik evrimleşiyoruz. Her organ ve yapının evrimi birbirinden farklı değişkenlere bağlı olabilir. Bir ortama uyum sağlamak, canlının ömrünü kısaltabilir veya çeşitli hastalıklara yatkın hale de getirebilir. Böyle karmaşık değişimlerin tam olarak nasıl sonuçlanacağını kestirmek güçtür.
  7. Doğru. Başını ABD, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin çektiği çeşitli ülkelerdeki kişi veya örgütler, evrimi din karşıtlığı olarak tanımlayabilirler. Ancak böyle bir zorunluluk yoktur. Evrimin herhangi bir inançla çelişip çelişmemesi o inancın ne olduğuna bağlıdır. Bazı inançlar, mezhepler veya gelenekler, evrimin bize sunduğu gerçeklerle çelişebilirken, bazıları çelişmeyebilir. İster Hristiyan ister Müslüman olsun, aynı dinin mensuplarının bir kısmı, evrimin bilimsel bir gerçek olduğunu kabul ederken bir başka kısmı da bu bizim dinimize aykırı diyerek reddedebilir. Fakat çoğu inanışın öğretilerinde evrimi doğrulayan ya da yanlışlayan ifadelere rastlanmaz. Bu yüzden çeliştiği sonucu çıkarılamaz. Bu noktada, henüz Darwin doğmadan önce, evrim düşüncesine sahip Müslüman bilim insanlarına değinmekte fayda var. El-Cahiz, İbn el-Baytar, Nasirüddin-i Tusi, İbn-i Miskeveyh, İbn Haldun, Farabi ve (Erzurumlu) İbrahim Hakkıonlardan bazılarıdır.

İbn Haldun 
Değerlendirme

  • Doğru cevap sayısı 5 ve üzeri ise: Harika! Konuya yeterince hakimsiniz.
  • Doğru cevap sayısı 3 veya 4 ise: Fena sayılmazsınız. Ancak daha fazla okuma yapmalı ve güncel gelişmeleri takip ederek evrim konusundaki bilgilerinizi arttırmalısınız.
  • Doğru cevap sayısı 0-2 aralığında ise: Evrimin ne olduğunu bildiğiniz söylenemez. En kısa zamanda bir şeyler okuyarak, çeşitli belgeseller izleyerek veya bilimsel kurslara katılarak öğrenmeye başlamanızı öneririz.

Kaynak: https://www.bbc.com/news/science-environment-45564594

Devamını Oku

Öne Çıkanlar