Bizi Takip Edin

Bilim

Eski Mısır’a Göre İnsan Ruhunun Dokuz Parçası Nedir?

Yayınlandı

üzerinde

Arkeolojik bulgular eski uygarlıklara dair farklı bilgilerle doludur. Dünyanın en farklı ve özgün uygarlıklarından birisi olan Mısır’da bilim insanlarının da ilgisini çeken bir çok farklı bilgi bulunuyor. Ruha dair araştırma yürüten bilim insanları Mısır’da bahsedilen insan ruhunun dokuz parçası nedir konusunda detaylı bir incelemede bulundu.
Antik Mısır inanışına göre bir kişinin ruhu dokuz ayrı parçadan oluşuyor. Tek bir bedende toplanan bu ruhun birçok farklı yönleri bulunuyor. Birçok eski kültür ve dinler ruh kavramına inanıyor ve bunun geçerli olduğunu savunuyor. Vedik veya Veda gelenekleri açısından ruh, doğası gereği, fiziksel bedenden farklı olan ve kendi bilincine sahip olan bir varlık halidir. Bu sonsuz varlık hali doğmuyor, ölmüyor, başlangıcı ya da bir sonu yok.
Bu bakımdan bilimin belirli sınırları vardır. Fiziksel ve maddi olguları inceleyebilen bilim spritüelfenomenleri incelemekte zorlanmaktadır. Bunun sebebi ise bu fenomenlerin doğasının fizikten farklı olmasıdır. Eski kültürlerde insan ruhunun yapısı ayrıntılı olarak açıklanmakta ve dünyadaki en eski uygarlıklardan birisi olan Mısır’da insan ruhunu anlatan son derece ilginç kavramlar bulunmaktadır.

eski-misira-gore-insan-ruhunun-dokuz-parcasi-nedir
Mısırlılara göre insan ruhu dokuz bölümden oluşuyordu. Bunlar; Ren, Ka, Ba, Shuyet, Jb, Sahu, Akh, Khat ve Sechem’dir. Bazı dönemlerde Mısır’da ruhun beş parçadan ya da yedi parçadan oluştuğu da söylenmiştir. Ancak genel itibariyle ruhun dokuz bölümden oluştuğuna inanılmaktadır. İnsan ruhuna ek olarak bedensel parçaların toplamını oluşturan Ha-Haw olarak adlandırılan bir parça daha bulunmaktadır.
Bu parçaları incelemek gerekirse;
Jb (kalp): Mısırlılara göre ruhun çok önemli bir parçasıdır. Mısırda çocuğun annesinin kalbinden bir damla kan olduğuna inanılıyordu. Aynı zamanda kalp öbür dünyanın anahtarıydı.
Shuyet (Gölge): Eski Mısır inanışında gölge bir insanın temsil ettiği şeyin özetiydi. Her insanın mutlaka bir gölgesi bulunacağına inanılmaktadır.
Ba (Kişilik): Eski Mısır’da Ba’nın bir insanı benzersiz kılan şey olduğuna inanılırdı.
Ren (isim): Ruhun oldukça önemli bir parçasıydı. Bir kişinin doğuşunda ona Ren verilir ve Mısırlılar bu ismin konuşulmaya devam ettiği sürece yaşayacağına inanırdı.
Ka (Yaşam kıvılcımı): Eski Mısır inanışına göre Ka yaşayan ve ölü bir insanı ayırt etmedeki en önemli farktı. Yaşamsal öneme sahipti.
Khat (Gövde): Khat, Antik Mısır tarafından, ölen kimsenin ruhu ile dünyevi yaşam arasında bir bağ oluşturan fiziksel beden olarak anılmıştır.
Eski Mısırlılara göre Ak (Ölümsüz Benlik), Ak, Ba ve Ka’nın sihirli bir birleşmesini sunan dönüştürülmüş ölümsüz ben idi. Sahu (Yargıç), bir hayalet olarak ya da rüyalarda uyurken bir kişiye gelecek olan Ak’ın yönüdür. Şahu, kişi Tanrı Osiris tarafından ‘haklı’ görüldüğünde ve ebedi hayata layık görüldüğünde, ruhun diğer tüm yönlerinden ayrılırdı.

eski-misira-gore-insan-ruhunun-dokuz-parcasi-nedir2
Sechem ( Akh’ın bir diğer yanı): Sechem, Akh’ın şartlara hakim olmasına izin veren başka bir yönü idi. Kişinin çevresi ve sonuçlarını kontrol etme gücü olarak kendini gösteren hayati yaşam enerjisi olarak düşünülmüştür.
Ayrıca, antik Mısırlılara göre insanoğlu sekiz kişiliği bulunmaktadır:
” Ren ” veya ” adı, doğru bir mumyalama olması halinde mevcut olmayı sürdürmek.
” Sejem “, ölenin enerjisi, gücü ve ışığı.
” Aj “, varlığa dönüş açısından “Ka” ve “Ba” nın birleşimidir.
” Baba “, bireyi bir varlık haline getirir; Cansız şeylere de uygulanır. Batı’nın “Ruhu” na en yakın kavramdır.
” Ka “, hayat gücü. Ölen kişiye yiyecek sunumlarıyla desteklenmektedir.
” Sheut ya da Shuyet ” tamamen siyah insan figürüyle temsil edilen kişinin gölgesidir.
” Seju “, kişinin fiziksel kalıntıları anlamına gelir.
” Jat “, kişinin nefis kısmıdır.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/these-are-the-nine-parts-of-the-human-soul-according-to-ancient-egypt/

Bilim

Kozmik Malzemelerle Üretilen En Değerli Bronz Çağı Eserleri

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yeni bir araştırmaya göre, Bronz Çağı’ndaki tüm demir esaslı silah ve aletlerin, meteorlardan kurtarılmış metal kullanılarak oluşturulması mümkün. Bulgu, uzmanların, bu aletlerin insanlardan önce cevherden demir üretecek şekilde nasıl oluşturulduğu konusunda daha iyi bir fikir edinmesini sağladı. Önceki çalışmalar, meteorik metalden yapılmış belirli Bronz Çağı nesneleri (Kral Tutankhamun ile gömülmüş hançerlerden biri gibi) bulunmuş olsa da, bu son araştırma uygulamanın ne denli yaygın olduğu konusuna cevap vermektedir.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden (CNRS) Albert Jambon, Mısır, Türkiye, Suriye ve Çin’den gelen müze eserlerini incelemiş ve bunları, X-Işın Floresans Spektrometresi kullanarak analiz etmiştir. Sonuç olarak hepsinin aynı dünya dışı kökenleri paylaştıklarını keşfetmiştir. Jambon yayınladığı makalede, “Yüksek kaliteli analizleri tamamlayan mevcut sonuçlar, Bronz Çağı’ndaki demirlerin çoğunun ya da tümünün meteoritik demirden türedildiğini önermektedir” diyor. ” Bir sonraki adım, demirin ilk kez nerede ve ne zaman ortaya çıktığını belirlemek olacaktır”.
Bronz, M.Ö 3300 yıllarında başlayan dolayısıyla dönemin de adı olan Bronz Çağı’nda aletler, silahlar ve mücevherler için seçilen metaldi. Alaşım, bakırın eritilmesi ve kalay gibi diğer metallerle karıştırılması ile sağlam ve kolay bir şekilde elde edilmiştir. Yaklaşık 2000 yıl sonra da Demir Çağı adını aldı.
Tarihçiler, Bronz Çağ’dan kalma bazı demir silah ve aletlerin varlığı ile şaşkına dönmüşlerdir. Bunlar, o tarihlerde nadir olarak bulunan değerli malzemelerdi. Bu demir nereden geliyor? Bu sorunun cevabı, nikel oluşumu sırasında gezegenimizin erimiş demir çekirdeğine doğru sürüklenme şekli nedeniyle yüzeydeki demir cevherine kıyasla meteorlardan dünyaya düşen demirin çok miktarda nikel içeriyor olmasıdır.

Demirin insan eliyle ilk kez ne zaman eritildiği hakkında kesin bir kanıt yok. Ancak bu teknikleri ve araçları kullanan daha ileri araştırmalar, meteorik demirden demir cevherine geçişin saptanmasında büyük bir yardımcı olabilir.
Jambon, “Çalışma, geçmiş kültürlerimizde metallerin ve metal işleme teknolojilerinin kullanım evrimini doğru bir şekilde incelemek için analitik yöntemlerin önemini vurguluyor” diye yazıyor.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/bronze-age-artefacts-have-meteorite-iron

Devamını Oku

Bilim

4 Parçacıktan Oluşan Tetraquarklar Artık Mümkün

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

İmkansız olduğu düşünülen, bir o kadar gizemli egzotik bir parçacık nihayet fizikçiler tarafından tespit edildi. Sadece bir kez değil bu ikinci tespit edilişi. Tetraquark olarak adlandırılan zor maddenin iki yeni kuramsal öngörüsü, atom altı anlayışında yeni dönem hazırlayarak bu garip parçacıkların gerçekten var olduğunun en güvenilir kanıtını sağlamaktadır.
Biraz lise kimyası ve fiziğiniz varsa hatırlayacaksınız ki proton ve nötronlar dahil olmak üzere atom altı parçacıkları var. Bunlar, hadron denilen kompozit parçacıklardan oluşuyor. Ancak bu parçacıklar da Kuark adı verilen temel parçacıklardan oluşuyor. Kuark fikri ilk kez 1960′ larda önerildi ve o zamandan beri fizikçiler, bu gizemli parçacıkların dokunup hissedebileceğimiz maddenin yapı taşlarını oluşturmalarına yardımcı olduklarını araştırıyor. Şimdi iki ayrı bilim adamı ekibi, 4 quark parçacığından oluşan istikrarlı bir konfigürasyonu Tetraquark olarak adlandıran yeni bir düzenlemenin sağlam teorik kanıtlarının olduğunu düşünüyor.


Geçen yıl Fermilab ekibi, tetraquark ile uyuşan bir parçacığın keşfini duyurdu ve Büyük Hadron Çarpıştırıcısı güzelliği (LHCb) deneyindeki araştırmacılar, tetraquarkların tamamen yeni bir ailesi olabilecek parçacıkları bularak ilerledi. Ancak yine de doğrulama yapmak kolay olmadı çünkü araştırma alanı tamamen egzotik kalıyor. Quigg Physics World’e verdiği demeçte “Tetraquarkların durumunda insanlar her zaman alternatif açıklamalar önerebilir” dedi.
Quarklar kendi içlerinde 6 çeşide ayrılmıştır. Bunlar; elektrik yükleri, kütle ve dönüş gibi özelliklerle belirlenen yukarı, aşağı, garip, çekici, üst ve altlardır. Tetraquark teorisi geleneksel olarak 2 yada 3 quarkın birleşerek bir parçacık oluşturabileceğini 3 ten fazla parçacığın birleşemeyeciğini öneriyordu. Ancak yeni araştırmada Quigg ve ekibi, 4 quark parçacığının birleşiminin mümkün olduğunu gösterdi.
Tel Aviv Üniversitesi’nden araştırmacı Marek Karliner, “Kullanılan yöntemler farklı olmasına rağmen her iki takımın sonuçları temel olarak nitel bir düzeyde özdeşleşiyor” dedi.
Fizik camiasında bazıları bu kanıtı olumlu bir işaret olarak yorumluyor çünkü bu kez tetraquarkı sonunda tanımlayabildik. Yıllardır imkansız olarak görülüyordu. Yine de bitmedi. Şimdi, tetraquarkların var olduğuna dair en sağlam teorik kanıt olmaya başladığımıza göre, geriye sadece CERN’in Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda ya da başka bir deneysel parçacık hızlandırıcıda gözlemsel olarak ispatlamak kaldı. Bu deneysel belgenin ne zaman ortaya çıkacağını söyleyemeyiz ancak Quigg kendinden emin görünüyor.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/physicists-demonstrated-impossible-tetraquarks-exist-after-all-quarks-particles

Devamını Oku

Bilim

Canlı Madde İle 3D Baskı Platformu Oluşturuldu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Pizzadan, idrar tabanlı uzay plastiklerine, hatta kan damarlarına kadar 3D baskısında hiçbir şeyin sınırı yok gibi görünüyor. Kompleks Malzemeler Laboratuvarı başkanı Profesör Andre Studart’ın liderliğinde ETH araştırmacıları tarafından oluşturulan yeni bir 3D baskı platformu, canlı materyaller ile çalışarak süreci ilerletiyor.

Özel olarak tasarlanmış malzeme aslında bakterilerden oluşan bir mürekkeptir. Makine daha sonra, kullanılan bakterilere bağlı olarak değişen çeşitli amaçlar için canlı biyokimyasal tasarımlar basabiliyor. Araştırmaları Science Advances’de yayınlandı.

Biyolojik uyumlu bir hidrojelden oluşan mürekkep, bakteriler için yapı sağlar. Diğer türler de kullanılabilir olmasına rağmen bu çalışmada Pseudomonas putida ve Acetobacter xylinum kullanılmıştır. Hidrojel-mürekkep-bakteri kombinasyonu ağrıyı hafifletir, nemi tutar ve inanılmaz kararlıdır. Bu özelliklere bakıldığında bu mürekkep için potansiyel bir uygulama, yanıkların tedavisi olabilir. Bilim adamları, 3D baskının tek bir kullanımında, her biri birden çok bakteri türü içeren 4 farklı mürekkep kullanabilirler. Bu araştırmanın yazarı ve araştırmacı Manuel Schaffner’e göre “canlı 3D baskı ile mürekkep, diş macunu kadar yapışkan ve el kremleri tutarlılığında olmalı.

Bu teknolojinin ticari açıdan uygulanabilir olması için hala yapılması gereken çok iş var. Ancak olağan üstü teknik kesinlikle ilginç bir potansiyele sahip. Bu teknoloji için hız ve ölçeklenebilirlik olmak üzere 2 büyük engelle karşılaşıldığında, canlı bakteriyel mürekkeple yapılan baskı bir çok girişimin ayrılmaz bir parçası olarak ortaya çıkabilir. En belirgin uygulamalar tıp ve biyo teknoloji alanında bulunabilir. Aynı zamanda, teknik, toksik bileşenlerinden dolayı içme suyunu test etmek için ve hatta petrol sızıntılarını temizlemeye yardımcı olmak için bir filtre olarak kullanılabilir.
Kaynak:https://futurism.com/researchers-created-platform-prints-living-matter/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar