fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Europa’nın Okyanusunda NASA’nın Uzay Gemisi Tarafından Su Buharı Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Bilim insanları, NASA’nın Galileo uzay aracının eski verilerinde saklı Jüpiter’in uydusu Europa’da çığır açan bir su buharı keşfetti. Nature Astronomy’de yayınlanan makalede, Minchigan Üniversitesi’nden Xianzhe Jia liderliğindeki bir takım, 1995’ten 2003’e kadar yörüngesinde olan Galileo’dan verileri nasıl tekrar analiz edebildiklerini açıkladı ve 16 Aralık 1997’de uzay aracının, şüpheli okyanusun buzlu yüzeyinden püskürtülmüş olabileceği düşünülen Europa’nın buharına doğru ilerlediği görüldü. Bu, Hubble Uzay Teleskobu’ndan Europa’nın buharı püskürttüğünü öne süren önceki bulgularla destekleniyor. Jia ” Bunu, Europa’nın su buharına sahip olduğu konusunda çok etkileyici kanıtlar olarak görüyoruz.” dedi. “Uzay gemisinin uygun bir buhardan geçtiğine inanıyoruz.” Bu uçuş sırasında (E12 olarak adlandırılan) uzay aracı, yaklaşık 125 mil (200 kilometre) rakımda Europa’yı uçurak geçti. Veriler, cihazlarından ikisinin manyetik alandaki bir spike’ı ve yaklaşık üç dakika boyunca plazma yoğunluğunu ölçtüğünü göstermektedir. Bu spike’ın aydan gelen buharla tutarlı olduğu düşünülmektedir. Su yüzeyden dışarı atılırken, moleküllerden toz tanecikleri büyüklüğünde damlacıklar ve materyaller bulunacaktır. Uzayda dolaşırken plazma olarak bilinen yüklü parçacıklara dönüştüklerinde iyonize olurlar. Plazma aynı zamanda manyetik alanı da etkileyebilir, yani Galileo’nun bu iki malzemeden gelen keşfini iki aletten yapabildiği anlamına gelir. Bir bilgisayar simülasyonu ile ekip, gördükleri spike’ların büyük olasılıkla bir buhar sonucu olduğunu gösterebildiler. Ve büyüklüğünü bile çözümleyebildiler. Jia ” Verilerde sinyallerin ne kadar süre oluştuğuna bakarak ve uzay aracının hızına bakarak tahmin ediyoruz.” dedi. ” Belki de 1000 mil (620 mil) genişliğindeydi.” Tespit ilk yapıldığında, bilim insanları gördüklerinden emin değildi. Satürn’ün Ay’ı Enceladus’taki buharı tespit ettik ve Hubble, 2010’lara kadar Europa’nın buharını fark etmedi. Böyle bir fikir çok yeniydi. Galileo’nun tüm alçak uçuşlarından, buhara doğru uçan yalnızca bir tanesi ortaya çıktı. Bir diğeri, E26, 3 Ocak 2000’de, 400 kilometre yüksekliğindeydi ve bir Spike bile gördü. Ama bu sadece saniyeler sürdü. Takım, bunun muhtemelen su bulutunun sonucu olmadığını ileri sürdü. E12 uçağının en ilgi çekici şeylerinden biri şüpheli buharın yeridir. Takım, bunun Pwyll Crater adı verilen Europa’daki büyük bir kraterin yakınlarından geldiğini düşünüyor. Bu yer Ay Ekvatoru’nun güneyi ve Hubble’ın daha önce gördüğü bulutun yeri ile benzerlik gösteriyor. Bu bölgede yaşanan bu durum bir çeşit “termal aykırılık” olduğunu akla getiriyor ve bu noktada Jia’ya dikkat çekiyor. Bu sürecin nasıl ilerleyeceği konusu şu an belli değil, yine de bu durum iki farklı misyondan bilim insanları için hayati önem taşıyor olabilir. Bazıları Enceladus’u yaşam arayışı için daha iyi bir bahis olarak görüyor. Bu durum tartışılırken Europa için planlanan iki farklı misyon var, Encaladus için değil. Europa’nın yüzeyinin altındaki okyanusun, Dünya’daki sudan daha büyük olduğu düşünülmektedir. Ancak, ay onlarca kilometre kalınlığındaki buzlu bir kabukla kaplı olduğu için ulaşılması epey zor. Tam olarak oluşum süreci belirsiz olsa da, yüzeydeki çatlakların açılabileceği ve uzaya su fışkırtabileceği düşünülmektedir. Ve bunun çılgın bir etkisi var. Çünkü Europa’nın iç kısmı ve onun gibi diğer buzlu uydular, ısı ve su gibi enerji de dahil olmak üzere yaşam için gerekli malzemeleri içerebilir. Bazılarının iddia ettiği gibi, okyanus tabanlarında hidrotermal menfezler varsa, bunlar yaşamın ortaya çıkması için başlıca yerler olabilir. Kaynak:

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Stephen Hawking; “Süper İnsanlar Irkımızın Sonunu Getirecek”

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Stephen Hawking’in ölmeden önce yazdığı son makalesi geçtiğimiz günlerde yayımlanmıştı. Yayımlandığı günden beri dikkatleri üzerine toplayan makalede, süper insanlarla ilgili olan bölüm oldukça ses getirdi. Stephen Hawking son kitabı olan “Brief Answers to the Big Questions (Büyük Sorulara Kısa Cevaplar)” bugün (16 Ekim) satışa çıkacak. The Sunday Times gazetesi de bu kitaptan bazı bölümleri yayımladı. Bu yazıda en çok dikkat çeken detay ise genetik mühendisliği ve insanın kendi kendine evrimine müdahale ederek yaratacağı süper insanlar. Genetik mühendislik son yıllarda insan biyolojisi üzerinde yapılan tüm araştırmaların merkezinde yer alıyor ve bu araştırmaların arttırılması için çalışmalar hızla devam ediyor.

Hawking’e göre insanlığın sonunu getirecek olan da tam olarak genetik mühendisliğin ilerlemesi olacak. Yine Hawking’e göre insanlık bu yüzyıl içerisinde genetik mühendislikte oldukça ilerleyecek ve ortaya genetiğiyle oynanmış ‘’süper insanlar’’ çıkacak. Aslında Hawking, insanlar üzerinde genetik oynamalar yapmanın devletler tarafından yasaklanacağını düşünüyor ancak dünyanın ‘zenginlerinin’ genetik mühendislikten faydalanma hırsından vazgeçmeyeceğini söylüyor. Kitaptan yayımlanan bölümlere göz atacak olursak; “Zenginlerin, çocuklarının DNA’ları üzerinde yapacakları değişikliklerle oluşacak insanüstü ırk insanlığın sonunu getirecek.

Bu yüzyılda insanların zekâ ve saldırganlık gibi içgüdüleri değiştirmenin yolunu keşfedeceğinden eminim. Muhtemelen insanlar üzerinde genetik mühendisliği uygulamaların yapılması karşıtı yasalar kabul edilecek. Ancak bazı insanlar hafıza, hastalıklara karşı dayanıklılık ve ömür süresi gibi insani özellikleri geliştirme hırsına karşı koyamayacak. Bu tür insanlar ortaya çıktığında, geliştirilmemiş insanlarla ilgili önemli siyasi sorunlar olacak. Sıradan insanların soyu tükenecek ya da önemsiz hale gelecekler. Onlar yerine kendi kendilerini tasarlayan bir ırk olacak. İnsan ırkı kendilerini yeniden tasarlayabilirse, muhtemelen yayılacaklar ve diğer gezegenlerle yıldızlarda kolonileşecekler.”

Hawking tüm tahminleri yaklaşık 6 yıl önce ortaya çıkarılan Crispr-Cas9 teknolojisine dayanıyor. Bu teknoloji sayesinde DNA üzerinde değişiklikler yapılmaya başlanırken, bilim insanları kötü genleri ayıklayabiliyorlar. Böylece kanser gibi kötücül DNA’ların yol açtığı hastalıklar tedavi edilebiliyor. Crispr-Cas9 tekniği sayesinde insan vücudunun kimi engellerinin kaldırılabileceğini ve çeşitli ekstra özellikler eklenebileceğini belirten Hawking, geçtiğimiz yıllarda yapay zeka teknolojisinin kendi bilincine erişmesi durumunda Matrix benzeri bir insan kıyımına girebileceğini vurgulamıştı.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/stephen-hawking-future-superhumans-threaten-end-humanity-genetic-engineering-crispr-evolution-ai-planet

Devamını Oku

Arkeoloji

Norveç’te, Yerin 2 Metre Altında Vikinglilere Ait Nadir Bir Gemi Gömüsü Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Norveç’in Østfold ilçesinde bulunan mütevazı tarım arazileri, yüzyıllardır bir sırrı saklıyordu. Arkeologlar tarafından kullanılan yüksek çözünürlüklü radar teknolojisi, yerin 2 metre altında iyi korunmuş bir gemiyi görüntülemeyi başardı. İskandinav Vikingleri arasında popüler bir gömü şekli, bir höyüğün kapladığı uzun bir gemiden oluşan gemi mezarlarıdır. Bu tip mezarlar kabile reisleri ve önemli şahsiyetler için tasarlanır. Bu tip mezarlardan birçok bulunmuş olsa da iyi korunmuş olanlarını bulmak son derece nadirdir.

Norveç Kültür Mirası Araştırma Enstitüsü’den (NIKU) arkeolog KnutPaasche, bu keşifle ilgili oldukça heyecanlı olduklarını ifade ediyor. Bulunan bu yeni gemi mezarı büyük bir tarihi öneme sahip. Yaklaşık 20 metre (65.6feet) uzunluğunda olan Jellstad Gemisi, üst çeperin hemen altında sadece 50 santimetre (1.6 fit) kadar sığ bir derinlikte bulundu. Tespit edilen görüntülerde geminin alt kısmı (omurga ve döşeme kerestesi) bozulmamış gibi görünüyor. Geminin kaç yaşında olduğunu tahmin etmek oldukça zor.

Ancak Jellhaugen Höyüğü olarak bilinen ve bu yeni gömüye çok yakın olan başka bir mezar yaklaşık 1.500 yıl öncesine ait. Geminin kalıntılarının yanı sıra radar araştırması, beş uzun evin kalıntılarını ve daha önce burada bulunan ancak zamanla yok olan 7 tane farklı mezar höyüğünün kalıntılarını gösterdi. Arkeologlar geminin tek başına gömülmediğini bir mezarlığın parçası olduğunu düşünüyor. Araştırma ekibi kazıya başlamak için acele etmeyecek. Öncelikle mezarın dijital haritası çıkartılacak ve çevrede başka mezarlar olup olmadığına bakılacak. Bu incelemelerin tamamlanmasının ardından kazı aşamasına geçilecek.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/jellestad-ship-viking-burial-iron-age-jelle-mound-ground-penetrating-radar-norway

Devamını Oku

Bilim

Bilim İnsanları, Facebook Paylaşımlarından Depresyon Teşhisi Koyabilen Bir Algoritma İcat Etti Ediyor

Yayınlandı

üzerinde

Sosyal medya kullanımı ile akıl hastalığı arasında bir bağlantı olduğunu gösteren pek çok makale ve araştırma belgesi bulunmaktadır. Sosyal medya siteleri bir kişinin klinik teşhisinden önce depresyon vakalarını tespit etmek için kullanılırsa ne olur? StonyBrook Üniversitesi ve Pennsylvania Üniversitesi’nden bilgisayar bilimciler depresyonda olan kullanıcıları teşhis etmek için Facebook dilini kullanan bir algoritma icat etti. Ulusal Bilim Akademisi Akademisi’nde yayınlanan bir makalede açıklanan algoritma, bazıları daha sonra depresyon tanısı konan bireylerden gelen 524.292 Facebook güncellemesi kullanılarak oluşturuldu.

Araştırmacılar en sık kullanılan kelimeleri ve cümleleri seçtiler ve “depresyonla ilişkili dil belirteçleri” olarak adlandırılanları tanımlamak için bunları 200 konuya ayırdılar. Depresif grubun dili, kontrol grubuyla, ikisi arasındaki paternleri tespit etmek için karşılaştırıldı. Buluşu test etmek için araştırmacılar, 683 şehir sakininin Facebook gönderilerinin içeriğini ve sıklığını analiz etti. Bunlardan 114 Facebook kullanıcısının tıbbi kayıtlarında depresyon teşhisi vardı ve algoritmanın belirli dil belirteçleri sayesinde bunları tanımlayabildiği görüldü.Aslında, depresyon teşhisini öngörme kabiliyeti, tıbbi kayıtlarla birebir örtüştü.

Duygusal, bilişsel ve kişilerarası süreçlerle (düşmanlık, yalnızlık, ruminasyon ve üzüntü dahil) ilişkili dil belirteçleri, resmi bir tanıdan önce üç aya kadar depresyonun tahmin edilmesine yardımcı olabilir. bu ve benzeri araştırmalar depresyonlu kişilerin birinci tekil şahıs zamirlerini kullanma ihtimallerinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Benim ve ben gibi kelimeleri sıklıkla kullanmasının yanında depresyonda olan kişilerin ruh hal, acı çeken, ağlayan, özleyen, yalnız hisseden, nefret ve düşmanlık besleyen, korkan, üzgün, endişeli benzeri durumlarda oluyor.

Ayrıca depresyonda olan kişilerin daha uzun mesajları daha sıklıkla yayınladıkları gözlemlenmiştir. Ortalama yıllık kelime sayıları kontrol grubuna kıyasla 1.424 kelime düzeyinde daha uzundur. Algoritma aynı zamanda depresyonda olan kişilerin yazılarını günün belirli zamanlarında yayınladığını bulmuştur. Sosyal medya kullanımının depresyon teşhisi yapabildiği açıkça kanıtlanmıştır. Ancak kullanıcılar kendileri üstünde böyle bir uygulamanın yapılmasını istiyor mu? sorusu konunun ana temelini oluşturuyor. İlerleyen günlerde bu algoritmanın herhangi bir sosyal medya platformu tarafından kullanılıp kullanılmayacağı merak konusu.
Kaynak: https://www.iflscience.com/health-and-medicine/scientists-invent-algorithm-that-can-predict-depression-dignosis-from-your-facebook-updates/all/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar