fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Evinizdeki Bir Örümceği Neden Hiçbir Zaman Öldürmemelisiniz

Yayınlandı

üzerinde

Sizleri ikna etmenin zor olduğunu biliyoruz ama bir deneyelim. Evinizde gördüğünüz bir örümceği öldürmeyin. Neden? Çünkü örümcekler, kendi hakları olan, dost canlısı organizmalar olmalarının yanı sıra doğanın ve ekosistemimizin önemli bir parçasıdır. İnsanlar, evlerini dış dünyadan güvenli bir şekilde yalıtılmış olarak düşünmeyi severler, ama yine de içinde farklı türde birçok örümcek bulunabilir. Bazıları uzun süre kapana kısılmışken bazıları ise kısa süreli ziyaretçilerdir. Bazı türler ise , içeride mutlu bir şekilde yaşadıkları ve daha fazla örümcek ürettikleri harika mekanların tadını bile çıkarırlar. Bu örümcekgiller genellikle gizemli canlılardır. Karşılaştıklarınızın neredeyse hepsi ne agresif ne de tehlikelidir. Ve aynı zamanda, zararlı böcekleri yemeye hizmet ediyor olabilirler ve hatta bazıları başka örümcekleri bile yiyor. Meslektaşlarım ve ben, 50 Kuzey Karolina evlerinin görsel olarak bir incelemesini yaptık. Ziyaret ettiğimiz her evde örümcekler vardı. Karşılaştığımız en yaygın iki tür bulunuyordu. Her ikisi de avlanmak için ağlar örerek pusu kuruyorlar. Bunlardan biri bazen diğer türleri avlamak için ağlarını bırakır ve kuzenlerini yakalamak için avlarını taklit ederler. Her ne kadar onlar genel bir avcı ve yakalayabilecekleri herhangi bir şeyi yemeye müsait olsalar da, örümcekler düzenli olarak rahatsız edici böcekleri ve hatta hastalık taşıyan böcekleri (örneğin sivrisinekleri) yakalarlar. Afrika evlerinde kanla dolu sivrisinekleri yemeyi tercih eden bir tür örümcek bile var. Öyleyse bir örümceği öldürmek yalnızca bir örümceğimsinin yaşamına mal olmayacak, aynı zamanda önemli bir yırtıcının evinizden çıkmasına neden olacak. Örümceklerden korkmak doğaldır. Çok fazla bacaklara sahip olmalarıyla birlikte neredeyse hepsi zehirlidir. Her ne kadar çoğu tür insanlarda sorunlara yol açmak için çok güçsüz zehire sahip olsalar da cildimizi delemezler. Entomologların bile kendileri araknofobi(örümcek korkusu) yaşayabilirler. Bu büyüleyici yaratıkları gözlemleyerek ve çalışarak korkularını aşan birkaç örümcek araştırmacısını tanıyorum. Örümcekler insanlardan uzak durmayı tercih ederler çünkü onlardan çok daha tehlikeliyiz. Örümceklerden gelen ısırıklar çok nadirdir. Her ne kadar karadul örümcekler ve keşiş örümcekler gibi birkaç tıbbi açıdan önemli türler olsa da, ısırıkları bile nadirdir ve nadiren ciddi sorunlara neden olur. Eğer bu örümceklere evinizde, garajınızda, apartmanınızda ve her nerde olursa olsun tahammül edemiyorsanız, onu öldürmek yerine yakalayıp bulunduğunuz yerden dışarıya çıkarmaya çalışın. Gidecek başka bir yer bulacak ve her iki taraf da sonuçtan daha mutlu olacak. Ama eğer karnını doyurabilirseniz, evinizde örümceklerin olması iyi olur. Ve açıkçası, onları görmüyorsanız bile, hala orada olacaklar. Yani karşılaştığınız bir sonraki örümcek için canlı bir yaklaşım düşünün. Matt Bertone, Entomoloji Uzmanı, North Carolina State Üniversitesi Kaynak: http://www.iflscience.com/plants-and-animals/why-you-should-never-kill-a-spider-in-your-home/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

28 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Lens !

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Görme bozukluklarının düzeltilmesinde, göz renginin değiştirilmesinde, ya da kornea hastalıklarının tedavisinde kontakt lens kullanılmaktadır. 14 yaşındayken sol gözündeki rahatsızlıktan dolayı kontakt lens kullanan bir bayan, badminton maçı sırasında gözüne aldığı darbeden sonra lensini bir daha bulamadı.
Kaybolan bu lens, tam tamına 28 yıl sonra ortaya çıktı !
İskoçya’da yaşayan bayan, bir süre önce gözleriyle ilgili çeşitli rahatsızlıklar yaşamaya başladı. Tam 6 ay boyunca sol gözünde sulanma ve şişlik problemleriyle uğraşan kadın, sonunda doktora gitmeye karar verdi.

İskoçya’nın Dundee şehrindeki Oftalmoloji hastanesine giden kadın, yapılan kontrollerin ardından çıkan sonuçlara inanamadı. Kadının göz kapağında 6 milimetre çapında bir yuvarlak cisimle karşılaşan doktorlar, yapılan kontrollerin sonucunda bunun bir kontakt lens olduğunu anladılar. Yapılan operasyonun ardından 28 yıllık kontakt lens, kadının göz kapağından çıkarıldı.
Kaynak: https://www.livescience.com/63333-contact-lens-eyelid.html
Çeviren: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Pirinç Tanesi Kadar Küçük Bir Denizatı Türü Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Sadece güneydoğu Japonya’da bulunan yepyeni bir cüce denizatı türü keşfedildi. Japonya’da kaydedilen birçok denizatı türü bulunuyor. Bu bölge biyolojik çeşitlilik bakımından üst seviyededir.
Bölgede bulunan türler daha önce güneyden orta doğu Japonya’ya kadar yerel tüplü dalgıçlar tarafından gözlemlendi.
Araştırmacılar yeni keşfedilen bu küçük denizatı türüne “Hippocampus Japapigu” yani latince adıyla “Japon Domuzu” ismini verdi. İsim ilk defa hayvanı gören ve minik bir bebek domuza benzediğini söyleyen dalgıçlardan geliyor. Bu cüce denizatı yaklaşık olarak 15 milimetre uzunluğa sahip, yani bir pirinç tanesi büyüklüğünde. Mevcut şekli ve renkli yapısı bu denizatlarını minik bir deniz yosunu gibi gizleyerek, gözlerden koruyor.
Bu denizatları, minicik boyutlarına rağmen çok güzel renklere sahip. Texas A & M Üniversitesi’nden National Geographic’tede araştırmacı olarak görev yapan Kevin Conway, Hippocampus Japapigu’nun çok özel olduğunu vurguluyor. Hippocampus Japapigu, araştırmacılar tarafından Tokyo’nun 287 kilometre güneyinde deniz yaşamını araştırmaları esnasında tespit edildi. Bu denizatları yumuşak mercan ve yosun resiflerinde 5 ile 22 metre derinlikte bulunuyor. Cüce denizatlarının sırtında kanat benzeri yapılar bulunuyor. Bu türlerin çoğunda kanatlar çift olarak bulunurken, bu yeni türde sadece bir kanat yer alıyor.
Araştırmacılar bu yeni türün kafa, gövde ve kuyruğunun üzerinde göze çarpacak şekilde beyaz ve kahverengi örgü desenleri bulunduğunu ve bunun ayırt edici olduğunu ifade ediyor. Bu tür hakkında hemen hiçbir şey bilinmiyor. Bilinen tek şey oldukça aktif ve hareketli oldukları ve planktonları yedikleri. Bu tür Japonya’da kaydedilen cüce denizatlarının beşincisi ve bilim insanları başka denizatı türlerinin de keşfedileceğini düşünüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/researchers-have-discovered-a-colourful-seahorse-the-size-of-a-grain-of-rice

Devamını Oku

Arkeoloji

Eski İnkalar İleri Kranial Cerrahi Tekniklerine Sahipti

Yayınlandı

üzerinde

Eski İnkaların uzmanların kabul ettiğinden daha gelişmiş tekniklere sahip olduğu gün geçtikçe ortaya çıkıyor. Yeni yürütülen bir çalışmada antik İnka’ların kafa cerrahisinde oldukça ileri olduğunu ortaya koydu.
Eski dönemlerde uygarlıkların gelişmişlik düzeyleriyle ilgili birçok tartışma bulunuyor. Kolomb’un Amerika’yı keşfinden önce bazı uygarlıkların oldukça gelişmiş olduğu bilim insanları tarafından dile getiriliyordu.
Birçok Aztek ve Maya kentinin Amerika’nın keşfedildiği dönemdeki Avrupa merkezleri kadar ilerlediği düşünülüyor. Şimdi yeni elde edilen bulgularda İnkalarınkraniyal ameliyatlar yapabildiği keşfedildi. Dünya Nöroşirürji dergisinde yayınlanan bir çalışmada, İnkaların kazıma, ensizyon ve perforasyon gibi teknikleri başarıyla uyguladığı ortaya çıktı. Trepanasyon adı verilen teknik, binlerce yıldır kafa travması, baş ağrısı, epileptik nöbetler ve akıl hastalığı vakalarını tedavi etmek için dünyanın çeşitli halkları tarafından kullanılmıştır. Trepanasyon, kafatasına bir deliğin açıldığı tıbbi bir prosedür olarak tanımlanır. Trepanasyon antik çağlardan beri uygulanmaktadır ve migren, nöbetler, travma, akıl hastalıkları ve hatta şeytanın kişiyi ele geçirdiği düşünülen vakalarda kullanılmıştır. Yeni araştırma İnkaların bu alanda diğer tüm medeniyetlerden daha ileri bir düzeyde olduğunu ortaya çıkardı. İnkalar nasıl olduğu bilinmeyen bir biçimde anatomi konusunda uzmandılar. Çalışma İnkaların M.Ö. 400’lü yıllarda ameliyat ettiği 800’ün üzerinde kafatasının değerlendirilmesine dayanmaktadır.
Bu kafa tasları 1500’lü yıllarda Peru’da bulundu. Araştırmacılara göre, İnka İmparatorluğu’ndaki bu ameliyatlarda ölüm oranı% 17 ile% 25 arasında değişiyordu. Karşılaştırma yapmak gerekirse, yüzyıllar sonra Kuzey Amerika İç Savaşı sırasında, kranial operasyonlardaki ölüm oranlarının % 46 ile 56 arasında olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Bilim adamları İnkaların başarısının nedenini bilmiyorlar ama hijyenin belirleyici bir faktör olabileceğini öne sürüyorlar.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/the-ancient-inca-possessed-advanced-cranial-surgery-techniques-thousands-of-years-ago/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar