fbpx
Bizi Takip Edin

Evrim

Evrim bilginizi bu mini sınavla test edin

Yayınlandı

üzerinde

Hem evrim bilginizi ölçün hem de soruların cevaplarını okuyarak bilgi edinin. Üstelik Bath Üniversitesi’nin evrimle ilgili çalışmalarını ve fazlasını yazımızda bulabilirsiniz. Evrim kuramı, bizim ve diğer bütün canlıların nasıl oluştuğunu ve çeşitlendiğini açıklar. Bugünlere nasıl geldiğini merak eden herkes için etkileyicidir. Aynı zamanda çok temel bir alan olması açısından, çocuk yaşlardan itibaren doğru bir şekilde öğrenilmelidir. İngiltere’deki Bath Üniversitesi bünyesinde yeni kurulan Milner Evrim Merkezi’nin açılış etkinliğinde çocuklara evrim öğretildi. Üstelik sadece sözle değil… Çeşitli boyutlardaki sevimli köpek balıklarının, meyve sineklerinin ve hatta baykuşların bile yardımı oldu. Çocuklar bu eğlenceli eğitimden oldukça memnun kaldı. Yarasalarda bakterilerin evrimini çalışan Dr. Kay Fountain diyor ki: “Bazı insanlar ısrarla, insanlar maymunlardan gelmiş olamaz diyerek evrimin gerçekleşmediğini söylemek istiyor.  Oysa ki zaten günümüz maymunlarından gelmedik. Onlarla ortak bir atayı paylaşıyoruz sadece.” Milyonlarca yıllık evrim sürecinde bazı hayvanların parmak veya toynak sayıları da değişmiştir. Atlardaki toynak sayısı günümüzde tektir. Fakat örneğin Sivas’tan ele geçen yaklaşık 10 milyon yıllık fosillerde, atların atalarının 3 toynağa sahip olduğunu görüyoruz.

Bu arada Dr. Nicholas Priest meyve sinekleri üzerinde yaptığı çalışmalardan faydalanarak çocuklara evrimin temellerini anlatıyor. Evrimin temel bir kavram olduğunu ve herkesin bu kavramla ilişki kurabileceğini söylüyor. Bath Üniversitesi’ndeki bilim insanları, evrimin daha net anlaşılabilmesi için ücretsiz bir çevrimiçi kurs da başlatıyor. Üniversite aynı zamanda, okullarda evrimin daha iyi anlatılması için çeşitli yöntemler üzerine çalışmalar yürütüyor.

“Evrim, hayatın ta kendisidir!” 
Dr. Momna Hejmadi ise şöyle konuştu: “Araştırmalarımız gösterdi ki, önce genetik öğrenmek evrimin daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Çünkü evrim, hayatın ta kendisidir ve Dünya’daki tüm yaşamın evrimsel bir kökeni vardır. Evrimi iyi öğrenmek sadece hayatın nasıl başladığını anlamamızı sağlamakla kalmaz, kök hücre çalışmalarından, bakterilerin antibiyotik direncine ve aşıların geliştirilmesine kadar, tıpla ilişkili pek çok araştırmada da fayda sağlar.” Evet, nihayet sınavımıza geçebiliriz. İşte BBC’de yayınlanan Doğru/Yanlış soruları:

  • “İnsanların evrimi hala devam ediyor.” ifadesi doğru mu?
  • “Evrim, yalnızca çok uzun bir zaman diliminde ve yavaşça gerçekleşebilir.” ifadesi doğru mu?
  • “Zürafaların boyunlarının çok uzun olmasının sebebi, geçirdiği evrim sürecidir.” ifadesi doğru mu?
  • “Bireylerin yaşamları boyunca geçirdikleri kişisel değişimler de birer evrim örneğidir.” ifadesi doğru mu?
  • “İnsanların atası şempanze gibi maymunlardır.” ifadesi doğru mu?
  • “Evrim halen sürüyor ve canlılar hep daha iyiye doğru evriliyor.” ifadesi doğru mu?
  • “Evrim ve dini inançlar birbirlerini yanlışlamak zorunda değildir.” ifadesi doğru mu?

Cevaplar

  1. Doğru. Dışarıdan pek öyle görünmüyor olabilir ancak insanlar ve diğer bütün canlılar evrimleşmeye devam ediyor ve edecek. Çünkü evrim, “Canlı topluluklarının nesilden nesile değişimini” ifade eder. Bu değişim, bir türün diğerine evrimi şeklinde makro düzeyde olabileceği gibi, gen düzeyinde (mikro ölçekte) de gerçekleşebilir. DNA, 3 milyar baz çiftini içeren kalıtım maddesidir ve eşlenmesi sırasında “mutasyon” adı verilen çeşitli hatalar meydana gelebilir. Eğer bu hatalar üreme hücrelerinde gerçekleşirse yeni nesle aktarılır. Böylece evrim süreci devam etmiş olur. Yani anlayacağımız o ki, bir canlı ötekine dönüşmedi veya farklı organları oluşmadı diye evrimi durdu denemez. Koşulları sürekli değişen Dünya’mızda, sütteki laktoz toleransından, çeşitli hastalıklara karşı geliştirdiğimiz bağışıklığa kadar, hayatta kalmamıza yardımcı olan çeşitli özellikler evrimleştirmeye devam ediyoruz.
  2. Yanlış. Genler değiştikçe zamanla her şey biraz değişir. Evrimsel değişimler binlerce veya milyonlarca yıllık bir ölçekte gerçekleşebilir. Ancak bu, her zaman böyle olmaz. Mesela bakteriler arasındaki antibiyotik direncinin artışı çok hızlıdır. Penisiline karşı ilk dirençli bakterilerin evrimleşmesi, ilacın yaygın kullanımından sadece birkaç yıl sonra keşfedilmiştir.
  3. Doğru. Charles Darwin, bunu doğal seçilim adını verdiği mekanizmayla açıklamıştı. Yani hayatta kalmaya ve çoğalmaya katkı sunan kalıtsal özelliklere sahip bireyler, daha avantajlı oluyor ve sayıca artıyorlar. Yaşayan en uzun boylu kara hayvanları olan zürafaların uzun boyunları, onların genlerini bir sonraki kuşağa daha kolay aktarmalarına katkı sundu. Uzun ve güçlü bir boyna sahip zürafa, görece daha kısa olan zürafalara karşı bir kavga anında daha avantajlıdır. Dolayısıyla bu erkeklerin dişilerle çiftleşme şansı daha yüksektir (cinsel seçilim). Ayrıca bazı çevre koşullarında uzun boy, daha kolay yiyecek bulmalarını da sağlamıştır.
  4. Yanlış. Bir değişimin evrimsel olabilmesi için yeni nesle aktarılması gerekir. Bir kişinin hayatı boyunca meydana gelen boy uzaması, organlarındaki hacim artışı, ergenliğe girmek gibi değişimler evrim değil, büyüme ve gelişme olarak adlandırılır.
  5. Yanlış. Şempanze, goril gibi canlılar bizim atamız değildir. Onlar genetik olarak bize yakın olan akraba türlerdir. Yani onlardan gelmedik ama geçmişte ortak bir atayı paylaşıyorduk.
  6. Yanlış. Her zaman böyle olmak zorunda değil. Evet, evrim halen devam ediyor fakat daha iyiden ziyade, ortama daha iyi uyum sağlamaya yönelik evrimleşiyoruz. Her organ ve yapının evrimi birbirinden farklı değişkenlere bağlı olabilir. Bir ortama uyum sağlamak, canlının ömrünü kısaltabilir veya çeşitli hastalıklara yatkın hale de getirebilir. Böyle karmaşık değişimlerin tam olarak nasıl sonuçlanacağını kestirmek güçtür.
  7. Doğru. Başını ABD, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin çektiği çeşitli ülkelerdeki kişi veya örgütler, evrimi din karşıtlığı olarak tanımlayabilirler. Ancak böyle bir zorunluluk yoktur. Evrimin herhangi bir inançla çelişip çelişmemesi o inancın ne olduğuna bağlıdır. Bazı inançlar, mezhepler veya gelenekler, evrimin bize sunduğu gerçeklerle çelişebilirken, bazıları çelişmeyebilir. İster Hristiyan ister Müslüman olsun, aynı dinin mensuplarının bir kısmı, evrimin bilimsel bir gerçek olduğunu kabul ederken bir başka kısmı da bu bizim dinimize aykırı diyerek reddedebilir. Fakat çoğu inanışın öğretilerinde evrimi doğrulayan ya da yanlışlayan ifadelere rastlanmaz. Bu yüzden çeliştiği sonucu çıkarılamaz. Bu noktada, henüz Darwin doğmadan önce, evrim düşüncesine sahip Müslüman bilim insanlarına değinmekte fayda var. El-Cahiz, İbn el-Baytar, Nasirüddin-i Tusi, İbn-i Miskeveyh, İbn Haldun, Farabi ve (Erzurumlu) İbrahim Hakkıonlardan bazılarıdır.

İbn Haldun 
Değerlendirme

  • Doğru cevap sayısı 5 ve üzeri ise: Harika! Konuya yeterince hakimsiniz.
  • Doğru cevap sayısı 3 veya 4 ise: Fena sayılmazsınız. Ancak daha fazla okuma yapmalı ve güncel gelişmeleri takip ederek evrim konusundaki bilgilerinizi arttırmalısınız.
  • Doğru cevap sayısı 0-2 aralığında ise: Evrimin ne olduğunu bildiğiniz söylenemez. En kısa zamanda bir şeyler okuyarak, çeşitli belgeseller izleyerek veya bilimsel kurslara katılarak öğrenmeye başlamanızı öneririz.

Kaynak: https://www.bbc.com/news/science-environment-45564594

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Evrim

Doğum kanalının şekli ve evrim

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Kadınlardaki doğum kanalının şekli ve boyutu, sadece büyük beyinli bebeklerin geçmesi için uyum sağlamamış. Aynı zamanda iklim ve atasal köken gibi faktörlerden de etkilenmiş… Bir annenin doğum kanalı, büyük beyinli bebeklerin doğmasına izin verecek kadar geniş, ancak verimli bir şekilde yürümeye engel olmayacak kadar da dar olmalıdır. Yani birbirine ters iki evrimsel güç arasında bir çekişme varmış gibi duruyor. Ancak yeni yapılan çalışmaya göre, doğum kanalının şekli başka pek çok faktörden de etkileniyor. Londra’daki Roehampton Üniversitesi’nden biyolojik antropolog Lia Betti ve Cambridge Üniversitesi’nden evrimsel ekolog Andrea Manica, dünyanın 24 farklı bölgesinden 348 kadın iskeletinin leğen kemiklerini inceledi.

Doğum kanalları, birbirlerine pek benzemiyordu. Amerikan yerlilerindeki ve Avrupalılardaki doğum kanalları, en oval şekilli olanlardı. Araştırmacılar, Afrika’dan uzak toplumlarda, doğum kanalında daha az farklılık olduğunu gözlemlediler. Bu bulgu, diğer bazı özellikler için de geçerliydi. Sıcaklık ise apayrı bir etken olabilir. Soğuk iklimlerde, sıcağı tutmada daha iyi olan geniş bedenler, daha avantajlı olur. Bu da doğum kanalının şeklini etkileyebilir. Ancak iskeletler, bu eğilimi zayıf bir şekilde teyit edebildi. Bazı araştırmacılar, diğer çevresel faktörlerin de detaylıca araştırılması gerektiğini belirtiyor.

Çalışma özetle diyor ki, “Doğum kanalının şekli, sadece 1-2 şeyden etkilenmiyor. Dünya’nın farklı bölgelerine yayılan insanların atasal kökenlerinden tutun da iklimsel etkenlere kadar pek çok faktör etkili olabiliyor. Dünya genelinde, iskeletler arasındaki farklılıkların sebebi de bu.” Aşağıdaki görselde, çalışmada incelenen iki ayrı kadına ait kalça/leğen kemiklerini görebilirsiniz. Üstteki daha oval şekilli bir doğum kanalına sahipken, alttakinin kanalı daha yuvarlak.
Kaynak: https://www.sciencemag.org/news/2018/10/birth-canals-are-different-all-over-world-countering-long-held-evolutionary-theory

Devamını Oku

Bilim

Kuş yumurtalarının renklerinde dinozor etkisi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Kuş yumurtalarının daha önce kendiliğinden değişime uğradığı düşünülen renklerinde dinozorların etkisinin bulunduğu ortaya kondu. Yale ve Bonn üniversiteleriyle Amerikan Doğa Tarihi Müzesinin araştırmasında, kuş yumurtalarının renklerini, yumurtalarını tamamen ya da kısmen açık yuvalara bırakan dinozor atalarından aldığını gösterdi.
Yale Üniversitesinde paleontolog Jasmina Wiemann, araştırmalarının, kuş yumurtalarının nasıl değişime uğradığı konusundaki anlayışlarını tamamen değiştirdiğini belirterek, kuş bilimcilerin iki yüzyıldır modern kuş yumurtalarında defalarca görülen renklerin etkileşime uğramadan var olduğunu düşündüğünü kaydetti. Wiemann ve meslektaşlarının araştırma kapsamında dünya çapında çıkarılan 18 dinozor yumurtası kabuğu fosilini incelediği belirtildi.

Yumurta renkleri kuluçkaya yatma tercihlerini yansıtıyor
Çalışma sırasında kuşların çeşitli renklerde ve benekli yumurtalar yapmak için kullandığı kırmızı ve mavi pigmente, küçük ve etobur bir dinozor türüne ait yumurta kabuklarında rastlandı. Yumurta renklerinin, kuşların yumurtlama ortamları ve kuluçkaya yatma tercihlerini yansıttığı ifade ediliyor. Araştırmanın ayrıntıları Nature dergisinde yayımlandı.
Editör / Yazar: İsa EKİCİ
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/10/181031141548.htm

Devamını Oku

Bilim

İnsanlara Diğer Canlılardan Daha Zeki Olduğunu Düşündürten Sebepler Nelerdir?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bizi diğer canlılardan daha özel yapan şeyin ne olduğu ile ilgili bir fikir birliği henüz yok. En büyük tartışma noktası ise bilişsel yeteneklerimizin diğer hayvanlardan “başka şekilde” mi yoksa sadece farklı derecede mi olduğudur. Bizi diğer canlılardan daha özel yapan şeyin ne olduğu ile ilgili bir fikir birliği henüz yok. En büyük tartışma noktası, bilişsel yeteneklerimizin diğer hayvanlardan “başka şekilde” mi yoksa sadece farklı derecede mi olduğudur. En akıllı olan ait olduğumuz canlı sınıfı mı, yoksa biz mi canlı sınıflarının en akıllısıyız?

Charles Darwin ikinci hipotezi desteklemiştir. Hayvanlara benzediğimizi ve yalnızca daha ileri evrimimizin bir sonucu olarak giderek daha akıllı olduğumuza inandı. Ancak, Harvard Üniversitesi’ndeki bilişsel evrim laboratuarı yöneticisi Marc Hauser’e göre Scientific American’daki yakın tarihli bir makale şu kanıtlara ulaştı: Darwin, insanlarla diğer canlılar arasındaki zihin sürekliliğinin aksine, aklımızın bizi hayvan türünden ayırdığını söylüyor. Hauser ve meslektaşları insan zihninin dört yeteneğini tespit ederek, insanlığı zihinsel özelliklerin özü olarak gördüklerini açıkladılar. Bu dört yetenek: üretken hesaplama, rastgele fikirlerin birleşimi, zihinsel sembollerin kullanımı ve soyut düşünmedir.
1. Üretken hesaplama İnsanlar neredeyse sınırsız bir şekilde çeşitli kelimeler ve kavramlar üretebilir. Bunu iki modda tekrarlayan ve kombinatoryal olarak gerçekleştiriyoruz. Öz-yinelemeli işlem, yeni ifadeler yaratmak için öğrenilmiş bir kural uygulamamızı sağlıyor. Kombinatoryal işlemlerde, öğrenilen farklı öğeleri karıştırarak yeni bir kavram yaratabiliyoruz.
2. Rastgele fikir kombinasyonu Fikirlerin karışık bir şekilde birleşimi”, “sanat, cinsiyet, mekan, nedensellik ve dostluk gibi farklı alanların birbirine karışmasına izin vererek yeni yasalar, sosyal ilişkiler ve teknolojiler üretiyoruz.
3. Zihinsel semboller Zihinsel semboller, duyusal deneyimleri kodlama yolumuzdur. Bunlar, karmaşık dil ve iletişim sistemimizin temelini oluşturmaktadır. Zihinsel sembolleri kendimize saklayabiliriz veya sözcük, resim gibi başka materyaller kullanarak başkalarına onları göstermeyi tercih edebiliriz.
4. Soyut düşünme

Soyut düşünme, hissetmenin ötesinde bazı şeyleri derin şekilde düşünmektir. Araştırmacılar, insan türünün yapı taşlarından bazılarını diğer türlerde de bulmuşlardır. Bu nedenle bilişsel yeteneklerimizin evrimsel kökenleri oldukça bulanık kalmaktadır. Netlik ancak yeni fikirler ve deneylerle ortaya çıkabilir.
Kaynak: http://www.livescience.com/33376-humans-other-animals-distinguishing-mental-abilities.html

Devamını Oku

Öne Çıkanlar