fbpx
Connect with us

Evrim

Evrim bilginizi bu mini sınavla test edin

Published

on

Hem evrim bilginizi ölçün hem de soruların cevaplarını okuyarak bilgi edinin. Üstelik Bath Üniversitesi’nin evrimle ilgili çalışmalarını ve fazlasını yazımızda bulabilirsiniz. Evrim kuramı, bizim ve diğer bütün canlıların nasıl oluştuğunu ve çeşitlendiğini açıklar. Bugünlere nasıl geldiğini merak eden herkes için etkileyicidir. Aynı zamanda çok temel bir alan olması açısından, çocuk yaşlardan itibaren doğru bir şekilde öğrenilmelidir. İngiltere’deki Bath Üniversitesi bünyesinde yeni kurulan Milner Evrim Merkezi’nin açılış etkinliğinde çocuklara evrim öğretildi. Üstelik sadece sözle değil… Çeşitli boyutlardaki sevimli köpek balıklarının, meyve sineklerinin ve hatta baykuşların bile yardımı oldu. Çocuklar bu eğlenceli eğitimden oldukça memnun kaldı. Yarasalarda bakterilerin evrimini çalışan Dr. Kay Fountain diyor ki: “Bazı insanlar ısrarla, insanlar maymunlardan gelmiş olamaz diyerek evrimin gerçekleşmediğini söylemek istiyor.  Oysa ki zaten günümüz maymunlarından gelmedik. Onlarla ortak bir atayı paylaşıyoruz sadece.” Milyonlarca yıllık evrim sürecinde bazı hayvanların parmak veya toynak sayıları da değişmiştir. Atlardaki toynak sayısı günümüzde tektir. Fakat örneğin Sivas’tan ele geçen yaklaşık 10 milyon yıllık fosillerde, atların atalarının 3 toynağa sahip olduğunu görüyoruz.

Bu arada Dr. Nicholas Priest meyve sinekleri üzerinde yaptığı çalışmalardan faydalanarak çocuklara evrimin temellerini anlatıyor. Evrimin temel bir kavram olduğunu ve herkesin bu kavramla ilişki kurabileceğini söylüyor. Bath Üniversitesi’ndeki bilim insanları, evrimin daha net anlaşılabilmesi için ücretsiz bir çevrimiçi kurs da başlatıyor. Üniversite aynı zamanda, okullarda evrimin daha iyi anlatılması için çeşitli yöntemler üzerine çalışmalar yürütüyor.

“Evrim, hayatın ta kendisidir!” 
Dr. Momna Hejmadi ise şöyle konuştu: “Araştırmalarımız gösterdi ki, önce genetik öğrenmek evrimin daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Çünkü evrim, hayatın ta kendisidir ve Dünya’daki tüm yaşamın evrimsel bir kökeni vardır. Evrimi iyi öğrenmek sadece hayatın nasıl başladığını anlamamızı sağlamakla kalmaz, kök hücre çalışmalarından, bakterilerin antibiyotik direncine ve aşıların geliştirilmesine kadar, tıpla ilişkili pek çok araştırmada da fayda sağlar.” Evet, nihayet sınavımıza geçebiliriz. İşte BBC’de yayınlanan Doğru/Yanlış soruları:

  • “İnsanların evrimi hala devam ediyor.” ifadesi doğru mu?
  • “Evrim, yalnızca çok uzun bir zaman diliminde ve yavaşça gerçekleşebilir.” ifadesi doğru mu?
  • “Zürafaların boyunlarının çok uzun olmasının sebebi, geçirdiği evrim sürecidir.” ifadesi doğru mu?
  • “Bireylerin yaşamları boyunca geçirdikleri kişisel değişimler de birer evrim örneğidir.” ifadesi doğru mu?
  • “İnsanların atası şempanze gibi maymunlardır.” ifadesi doğru mu?
  • “Evrim halen sürüyor ve canlılar hep daha iyiye doğru evriliyor.” ifadesi doğru mu?
  • “Evrim ve dini inançlar birbirlerini yanlışlamak zorunda değildir.” ifadesi doğru mu?

Cevaplar

  1. Doğru. Dışarıdan pek öyle görünmüyor olabilir ancak insanlar ve diğer bütün canlılar evrimleşmeye devam ediyor ve edecek. Çünkü evrim, “Canlı topluluklarının nesilden nesile değişimini” ifade eder. Bu değişim, bir türün diğerine evrimi şeklinde makro düzeyde olabileceği gibi, gen düzeyinde (mikro ölçekte) de gerçekleşebilir. DNA, 3 milyar baz çiftini içeren kalıtım maddesidir ve eşlenmesi sırasında “mutasyon” adı verilen çeşitli hatalar meydana gelebilir. Eğer bu hatalar üreme hücrelerinde gerçekleşirse yeni nesle aktarılır. Böylece evrim süreci devam etmiş olur. Yani anlayacağımız o ki, bir canlı ötekine dönüşmedi veya farklı organları oluşmadı diye evrimi durdu denemez. Koşulları sürekli değişen Dünya’mızda, sütteki laktoz toleransından, çeşitli hastalıklara karşı geliştirdiğimiz bağışıklığa kadar, hayatta kalmamıza yardımcı olan çeşitli özellikler evrimleştirmeye devam ediyoruz.
  2. Yanlış. Genler değiştikçe zamanla her şey biraz değişir. Evrimsel değişimler binlerce veya milyonlarca yıllık bir ölçekte gerçekleşebilir. Ancak bu, her zaman böyle olmaz. Mesela bakteriler arasındaki antibiyotik direncinin artışı çok hızlıdır. Penisiline karşı ilk dirençli bakterilerin evrimleşmesi, ilacın yaygın kullanımından sadece birkaç yıl sonra keşfedilmiştir.
  3. Doğru. Charles Darwin, bunu doğal seçilim adını verdiği mekanizmayla açıklamıştı. Yani hayatta kalmaya ve çoğalmaya katkı sunan kalıtsal özelliklere sahip bireyler, daha avantajlı oluyor ve sayıca artıyorlar. Yaşayan en uzun boylu kara hayvanları olan zürafaların uzun boyunları, onların genlerini bir sonraki kuşağa daha kolay aktarmalarına katkı sundu. Uzun ve güçlü bir boyna sahip zürafa, görece daha kısa olan zürafalara karşı bir kavga anında daha avantajlıdır. Dolayısıyla bu erkeklerin dişilerle çiftleşme şansı daha yüksektir (cinsel seçilim). Ayrıca bazı çevre koşullarında uzun boy, daha kolay yiyecek bulmalarını da sağlamıştır.
  4. Yanlış. Bir değişimin evrimsel olabilmesi için yeni nesle aktarılması gerekir. Bir kişinin hayatı boyunca meydana gelen boy uzaması, organlarındaki hacim artışı, ergenliğe girmek gibi değişimler evrim değil, büyüme ve gelişme olarak adlandırılır.
  5. Yanlış. Şempanze, goril gibi canlılar bizim atamız değildir. Onlar genetik olarak bize yakın olan akraba türlerdir. Yani onlardan gelmedik ama geçmişte ortak bir atayı paylaşıyorduk.
  6. Yanlış. Her zaman böyle olmak zorunda değil. Evet, evrim halen devam ediyor fakat daha iyiden ziyade, ortama daha iyi uyum sağlamaya yönelik evrimleşiyoruz. Her organ ve yapının evrimi birbirinden farklı değişkenlere bağlı olabilir. Bir ortama uyum sağlamak, canlının ömrünü kısaltabilir veya çeşitli hastalıklara yatkın hale de getirebilir. Böyle karmaşık değişimlerin tam olarak nasıl sonuçlanacağını kestirmek güçtür.
  7. Doğru. Başını ABD, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin çektiği çeşitli ülkelerdeki kişi veya örgütler, evrimi din karşıtlığı olarak tanımlayabilirler. Ancak böyle bir zorunluluk yoktur. Evrimin herhangi bir inançla çelişip çelişmemesi o inancın ne olduğuna bağlıdır. Bazı inançlar, mezhepler veya gelenekler, evrimin bize sunduğu gerçeklerle çelişebilirken, bazıları çelişmeyebilir. İster Hristiyan ister Müslüman olsun, aynı dinin mensuplarının bir kısmı, evrimin bilimsel bir gerçek olduğunu kabul ederken bir başka kısmı da bu bizim dinimize aykırı diyerek reddedebilir. Fakat çoğu inanışın öğretilerinde evrimi doğrulayan ya da yanlışlayan ifadelere rastlanmaz. Bu yüzden çeliştiği sonucu çıkarılamaz. Bu noktada, henüz Darwin doğmadan önce, evrim düşüncesine sahip Müslüman bilim insanlarına değinmekte fayda var. El-Cahiz, İbn el-Baytar, Nasirüddin-i Tusi, İbn-i Miskeveyh, İbn Haldun, Farabi ve (Erzurumlu) İbrahim Hakkıonlardan bazılarıdır.

İbn Haldun 
Değerlendirme

  • Doğru cevap sayısı 5 ve üzeri ise: Harika! Konuya yeterince hakimsiniz.
  • Doğru cevap sayısı 3 veya 4 ise: Fena sayılmazsınız. Ancak daha fazla okuma yapmalı ve güncel gelişmeleri takip ederek evrim konusundaki bilgilerinizi arttırmalısınız.
  • Doğru cevap sayısı 0-2 aralığında ise: Evrimin ne olduğunu bildiğiniz söylenemez. En kısa zamanda bir şeyler okuyarak, çeşitli belgeseller izleyerek veya bilimsel kurslara katılarak öğrenmeye başlamanızı öneririz.

Kaynak: https://www.bbc.com/news/science-environment-45564594

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Evrim

Evrim fikrini Darwin’den 1000 yıl önce ortaya atan Müslüman: Basralı El Cahiz

Published

on

Charles Darwin’in, yeryüzündeki canlı türlerinin zaman içinde doğal seleksiyon adını verdiği bir süreç sonucu değişime uğradığını ortaya koyan evrim teorisi insanlığın canlılar alemine bakışını tamamen dönüştürerek, çağdaş bilime damgasını vuran köşe taşlarından biri oldu. 1859 tarihli Türlerin Kökeni adlı kitabında Darwin evrimi, türlerin özelliklerinin nesilden nesile aktarımında meydana gelen kalıtımsal farklılaşma olarak tanımlar ve böylece ortak bir türden nasıl farklı türlerin ortaya çıktığının izini sürer. Fakat, biraz dikkatli bir tarih incelemesi evrim teorisinin kendisinin de tarihsel kökenleri olduğunu ortaya koyuyor. Bu kökenleri İslam dünyasında buluyoruz.Doğal Seleksiyon: Charles Darwin’den yaklaşık 1000 yıl önce bugünkü Irak’ın Basra bölgesinde yaşayan El Cahiz adıyla bilinen Müslüman bir filozof Kitab-ül Hayvan adlı kitabında, hayvan türlerinin doğal seleksiyon adını verdiği bir süreç içinde nasıl değiştiğini anlatıyordu. Asıl adı Ebu Osman Amr El Kenani el Basri olan filozof “patlak göz” anlamına gelen lakabı El Cahiz ile tarihe geçmiş. Çok nazik bir lakap değil belki, fakat El Cahiz ismi, filozofun ufuk açıcı kitabı Kitab-ül Hayvan (Hayvanlar Kitabı) ile birlikte bilim tarihinin bir parçası. El Cahiz, milattan sonra 776 yılında bugünün Irak’ının güneyindeki Basra’da doğdu. O sırada bölgedeki Arap felsefe ve din alimleri arasında rasyonalist diye tanımlanabilecek akla ve mantığa önem veren bir akım olan Mutezile hareketi güçlenmekteydi. Akılcı bir akım olan Mutezile, mantık kurallarıyla çelişir gördüğü âyet ve hadisleri akla uygun gelecek şekilde yorumluyor ve bu tutumuyla iktidardan bir hayli eleştiri ve tepki de alıyordu.Abbasilerin en parlak günleriydi ve Basra’da Yunan filozoflarının çalışmaları Arapçaya çevriliyor din, bilim ve felsefe üzerine çok güçlü tartışmalar sürdürülüyordu. İşte El Cahiz’in Hayvanlar Kitabı’nda dile getirdiği fikirleri böyle bir entellektüel ortamda doğmuştu. Yine o dönemde Çinli tüccarlar tarafından Basra’ya getirilen kağıt sayesinde fikirler daha hızlı yayılmaya başlamış ve genç El Cahiz de bir çok konuda çalışmaya başlamıştı. İlgi alanları genişti. Bilim, coğrafya, felsefe, Arap dili ve edebiyatı gibi konularda yazıyordu. Yaşamı boyunca 200 civarında kitap yazdığı tahmin ediliyor ama ne yazık ki bu kitapların sadece üçte biri zamanımıza kadar gelebildi.

Hayvanlar Kitabı ve evrim fikri: El Cahiz’in en ünlü eseri olan Hayvanlar Kitabı 350 farklı hayvanın anlatıldığı bir tür ansiklopedi gibi tasarlanmış. Bu kitapta yazarın dile getirdiği görüşler ise Darwin’in evrim teorisi ile çok yakın benzerlikler içeriyor. “Hayvanlar, varoluşlarını sürdürmek ve mevcut kaynaklar için, başkasına yem olmamak ve üreyebilmek için bir mücadele yürütürler” diyen El Cahiz şöyle sürdürür: “Çevre faktörleri canlıların hayatta kalabilmesi için yeni özellikler geliştirmesinde, dolayısıyla onların yeni türlere dönüşmesinde rol oynar. Hayatta kalmayı ve üremeyi başaran hayvanlar başarılı özelliklerini yavrularına geçirirler.” El Cahiz, canlılar aleminin hayatta kalabilmek için sonsuz bir mücadele olduğunu ve daima bazı türlerin diğerlerinden daha güçlü olduğunu açıkça ifade ediyor. El Cahiz’e göre, hayatta kalabilmek için hayvanlar yiyecek bulma, başkasına yem olmama ve çoğalma bakımından diğer türlerle rekabet etmek zorundaydılar ve bu onları her bir nesilde biraz değişmeye zorluyordu. Bu düşünceler El Cahiz’den sonra gelen Müslüman düşünürleri de etkiledi. El Farabi, El Arabi, El Biruni ve İbn-i Haldun gibi büyük düşünürler onun çalışmalarını okudu ve etkilendi. Pakistan’ın “Manevi Babası” diye anılan Muhammed İkbal, 1930’da yayımlanan toplu yazılarında, “Hayvanların hayatlarında göçler ve çevre değişiklikleriyle meydana gelen değişimlerin önemine işaret eden El Cahiz olmuştur” diyerek onun önemine işaret eder. Buna karşılık, Darwin’in, Arapça bildiği ya da El Cahiz’in çalışmalarından haberdar olduğu yönünde somut bir kanıt yok. Yıllarını seyahat ederek doğal yaşamı gözlemleyen ve teorisini eşi görülmemiş şekilde ayrıntılı olarak ve netlikle anlatarak canlılar alemine bakışımızı değiştiren İngiliz doğa bilimci Darwin, haklı olarak evrim teorisinin yaratıcısı olarak anılıyor. Fakat BBC radyosuna İslam ve Bilim adı altında bir belgesel dizisi hazırlayan bilim gazetecisi Ehsan Masood’un vurguladığı gibi, evrim düşüncesine katkıda bulunan diğer isimleri hatırlamak da çok önemli.
Yaradılışçılık yaygın değildi
Ehsan Masood ayrıca El Cahiz’in yaşadığı 9. yüzyıl Basra’sında, Bağdat’ında, yani o çağın İslam medeniyeti açısından önde gelen eğitim merkezlerinde Yaradılışçılığın etkili bir akım gibi görünmediğini de vurguluyor. Guardian gazetesine El Cahiz ile ilgili olarak yazdığı bir makalede Masood bunu şöyle ifade ediyor: “Alimler dini metinleri satır satır alıp, saatlerce bunların, doğal aleme ilişkin gözleme dayalı bilgilere uyup uymadığını incelemekle uğraşmıyorlardı. Onun yerine çıkıyor ve bilgiye kendileri ulaşmaya çalışıyorlardı.” Büyük İslam alimi El Cahiz’in ölümü de ileri bir yaşta işte böyle bilgiye ulaşmaya çalıştığı bir anda geldi. Anlatılara göre filozof 92 yaşındayken kitaplığın üst raflarından birine erişmeye çalışmış ve kitapların üzerine yıkılmasıyla hayatını yitirmişti. Kaynak: (BBC)

Continue Reading

Bilim

Devrim Niteliğinde 10 bilimsel Teori!

Published

on

Çoğu bilim alanı, belki yüzyılda bir kez ortaya atılabilecek devrim niteliğinde bir teoriden dönüştürüldü. Bu dönüşümler ya da paradigma değişimleri, eski bilgileri yeni bir çerçeveye alıyor. Devrim niteliğindeki bu teoriler ancak yeni çerçevede, önceki entelektüel düzeni engelleyen bir soruna çözüm olabilirse başarılı olmuş sayılır. Ölmeden daha fazlasını görebilmek umuduyla işte sizler için hazırlarığımız 10 bilimsel teori:
10. Bilgi Kuramı – Claude Shannon, 1948: Devrim yapmak için öncül bir kuram olmadığından Bilgi Kuramı için tam anlamıyla devrimci kuram diyemeyiz. Fakat Shannon, elektronik haberleşme ve bilgisayar bilimi gibi birçok çığır açan buluşun matematik altyapısını sağladı. Bilgi Kuramı olmadan bunların hiçbiri olamazdı. 9. Oyunlar Kuramı – John von Neuman ve Oskar Morgenstern, 1944 (1950lerde John Nash’in yaptığı önemli katkılarla): Ekonomi alanı için geliştirilmiş olsa da bazı başarılar dışında o alanda tam olarak çığır açabilecek sonuçlara yol açmadı. Fakat birçok başka sosyal bilimler tarafından kabul gördü. Ve Evrimsel Oyun Kuramı, Evrim Biyolojisi alanında önemli bir çalışmadır. Hatta Oyunlar Kuramı, poker ve futbol gibi günlük aktivitelerde bile geçerlidir. Bir de Kuantum Oyun Teorisi diye bir şey var bir gün devrim niteliğinde bir buluşa sebep olacağı aşikâr. John Nash, Oyunlar Teorisi’ne katkılarından dolayı Nobel ödülü aldı ve sıkıntılı hayatı “A BeautifulMind” kitabı için ilham oldu. Fakat filminden Oyun Teorisiyle ilgili bir şeyler öğrenmeyi beklemeyin.  8. Yanmaya ilişkin oksijen kuramı – Antoine Lavoisier: Lavoisier oksijeni keşfetmedi ama onun kimyasal maddeler yandığında onlarla etkileşime giren gaz olduğunu keşfetti. Yani yerine geçtiği flojiston kuramını ortadan kaldırıp modern kimyaya yelken açılmasına katkıda bulundu. Lavoisier için politik devrimden çok daha güvenliydi bu çünkü Fransa’daki politik devrim uğruna giyotinle kafasını kestiler.
7. Levha tektoniği: Alfred Weneger, 1912; J. Tuzo Wilson, 1960′ larWeneger, 1912 yıllarında kıtaların yer değiştirdiğini farketti ama 1960lara kadar bilim insanları, levha tektoniğinin kapsamlı bir kuramı için parçaları birleştiremediler. Diğer araştırmacılar bu konuda önemli roller oynarken, kanadalı jeofizikçi Wilson, bu konuya büyük katkı sağlamıştır.6. İstatistiksel Mekanik – James Clerk Maxwell, Ludwig Boltzmann, J.WillardGibbs, 19. Yüzyılın Sonları: İstatistiksel Mekanik, atom ve moleküllerin istatistiksel hareketleri kapsamında ısıyı açıklayarak termodinamiğe anlam kazandırdı ve ayrıca atomların gerçekliği üzerine sağlam kanıtlar sağladı. Bir de fen bilimlerinde olasılığın önemini kanıtlamıştır. Modern istatistiksel mekanik kapsamı (diğer adıyla istatistiksel fizik), malzeme ve mıknatıs biliminden trafik sıkışıklığı ve oy verme davranışlarına hatta oyunlar kuramına kadar her alanda kullanılmıştır. 5. Özel İzafiyet – Albert Einstein, 1905: Bazı açılardan, özel izafiyet çok devrimci bir teori değildir çünkü içinde fazlaca klasik fizik barındırır. Uzayı, zaman ve enerjiyle birleştirir, atom bombalarını mümkün kılar ve uzay uçuşları esnasında daha yavaş yaşlanmanızı sağlar. Siz daha nasıl bir devrim isterdiniz? 4. Genel izafiyet – Einstein, 1915: Genel izafiyet, özel izafiyetten daha fazla devrim niteliğindedir çünkü Newton’unyerçekimi yasasını, uzay zaman bükülmesi nedeniyle bir kenara attı. Bu da bilim insanlarının gözlerini genişleyen evren fikri doğrultusunda açmaya yaradı. Bir de bilimkurgu yazarlarına kara delik kavramını kazandırdı. 3. Kuantum Teorisi – Max Planck, Einstein, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger, Max Born, Paul Dirac, 1900-1926: Kuantum teorisi, ne kadar yaratıcı ve hayal edilebilir olduğuna bakmadan; klasik fiziğin tüm yapısını parçaladı, gerçeğin doğasının sıradanlığını yıktı, tüm felsefenin neden sonuç ilişkisini bozdu, hiç kimsenin doğası hakkındaki gariplikleri ortaya çıkardı. Hala 3. sırada olduğuna inanması çok güç.  2. Doğal seleksiyon yoluyla Evrim: Charles Darwin, 1859: Darwin, insanlara beyinlerini doğaüstü peşin yargılarla bozmaktansa doğa bilimlerinin izinde kullanmalarını önermiştir. Teorisi o kadar büyük bir devrim niteliğindeydi ki bazı insanlar hala şüpheyle yaklaşıyorlar; aslında şüpheye hiç gerek yoktur.  1) Heliyosentrizm: Kopernik, 1543 : En önemli kavramalardan biri, birkaç antik yunan tarafından keşfedildi ama 2 bin yıl sonra ancak geliştirildi; Dünya, Güneş’in etrafında dönüyor (diğer gezegenler gibi) Bu 1 numaralı teori çünkü önde gelenleri bu.  
Editör / Yazar: Meltem ARSLANER
Kaynak: https://www.sciencenews.org/blog/context/top-10-revolutionary-scientific-theories

Continue Reading

Arkeoloji

480 Milyon Yıllık Fosil Sonunda Çözüldü

Published

on

Son 150 yıldır geçmişte yaşayan yaşam formlarına dair önemli veriler elde eden bilim dünyası, Fas’ta yapılan yeni bir keşif üzerinde uzun zamandır çalışıyordu. İlk keşif bölgesinde bulunan fosillerin tamamına ulaşılınca ortaya 480 yıllık bir canlı türü ortaya çıktı;  Stylophorans (Straforan), olarak bilinen yaratık vücuduna bitişik olan uzun kollarıyla yassı ve düz görüntüsü ile duvar süsünü andırıyor. 2014 yılında Fas’ın güneyindeki Sahra Çölü’nün kıyısında bulunan Fezouata Formasyonu’nda bulunan fosiller, 478 yıl öncesine ait.

Geçen beş yılın ardından elde edilen 450 fosil birikimi, yaşam formunun türünü sonunda belirleyebildi. Soy ağacı net olarak çıkarılmasa da bu canlı; denizkestanesi, denizyıldızı ve deniz zambakları gibi modern türlerle akraba. Stylophorans, iki ana bölümden oluşuyor; birincisi çekirdek gövdesi ve ikincisi, bu gövdeye bağlı tuhaf bir uzantı. Hem çekirdek gövdenin hem de uzantının her biri yaklaşık 1,2 cm uzunluğunda.

Stylophorans terimi 1850′ lerden 1950’lere kadar normal bir tür olarak görülse de 1960’lı yılların başlarında, Belçikalı paleontolog Georges Ubaghs, bu türün farklı özelliklere sahip olduğunu ve genelde deniz canlılarında görüldüğünü keşfetti. Ulusal Bilim Araştırma Merkezi araştırmacısı Bertrand Lefebvre, ”Bu gerçekten de büyük bir keşif. Geçmiş dönemde birçok kişinin emek verdiği bu türü, iki asır sonra netleştirebildik. Canlının yumuşak kısımlarındaki fosil kalıntıları gizemi çözmemizde yardımcı oldu. Çalışma çok geniş bir alana kapsıyor, birçok deney yaptık ve bu deneylerin hepsi de ulusal kurallara uygun bir şekilde gerçekleştirildi. Evrim ve gelişime dair yeni teorilerin filizleri bu keşifle daha da büyütüldü.” demecini verdi.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://www.livescience.com/64832-ancient-starfish-relative-mystery-solved.html

Continue Reading

Öne Çıkanlar