Bizi Takip Edin

Bilim

Felçli Hastalar İçin Çip Tedavisi Geliştiriliyor

Yayınlandı

üzerinde

ARM ve Washinton Üniversitesi tarafından ortak olarak yürütülen çalışma sayesinde felçli hastalar için çip geliştirilmesi söz konusu. Çip sayesinde omurilik hastalıkları da dahil olmak üzere çeşitli nörolojik durumların rahatsızlık verici etkilerinin azaltılması planlanıyor. Çip başarı gösterirse felç tedavisini baştan son değiştirmiş olacak.

felcli-hastalar-icin-cip-tedavisi-gelistiriliyor1
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamalar her yıl 250 bin ile 500 bin aralığında insanın omurilikten kaynaklanan hastalıklara yakalandığını bildiriyor. Bu hastaların çoğunluğu uzun vadeli olarak ya da ömür boyunca omurilik sorunları yaşıyor. Dünya kalp federasyonu da her yıl 5 milyon kişinin felç geçirdiğini açıklarken, geliştirilmesi planlanan çipin çok sayıda hastaya umut olacak. İnsan beyni konusunda edinilen bilgiler çift yönlü çalışan bir çipin üretilebilmesini olanaklı hale getiriyor. Burada söz edilen çift yönlü iletim sinirlerin elektrik akımını çift yönlü iletmesinden kaynaklanıyor.

felcli-hastalar-icin-cip-tedavisi-gelistiriliyor2
Bir nesne tutulmak istendiğinde ellere mevcut nesnenin ağırlığı, hassasiyeti ve ısısına dair bilgilerin ulaşabilmesi için beyin sinir sistemlerine veri aktarıyor. Sürecin bu bölüme içe doğru sinyaller vasıtasıyla yapılabiliyor. Bu bilgi doğrultusunda beyin nesneyi kaldırmak için gerekli olan doğru tutuş gücü, gerekli olan güç miktarını, ne kadar süre boyunca nesnenin tutulabileceğini hesaplıyor. Çip implantı sayesinde beyinden sinir hücrelerine iletilemeyen verinin iletilmesi sağlanıyor. ARM araştırmaların bu şekilde devam etmesi halinde beyin nöronlarının düzenleneceğini ve felci düzeltecek bir etki yakalayabileceklerini söylüyor.

Kaynak: http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-4518002/Brain-chip-implant-treat-paralysis.html

Bilim

16. Yüzyıldaki Çılgın Tıbbı Anlatan Nadir Kitap İlgi Çekiyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

16’ıncı yüzyıl tıbbı ciddi anlamda akıllara durgunluk verecek uygulamalarla dolu. Kan alımları, idrar tadımları ve veba 15. Ve 16. Yüzyılın doktorlarının yaşamını baya bir renklendirmişe benziyor. Bu dönemden kalma çığır açan bir anatomi kitabı oldukça ilgi çekiyor. Fasciculus Medicinae adlı kitap, gebe kadınlarda yaraları tedavi etmek ve komplikasyonları teşhis etmek de dahil olmak üzere her şeyle ilgili tıbbi bir rehber niteliğinde.

Kitap ilk defa 1491 yılında tıbbi tez yazan ve kitaba çizimler ekleyen Venetian kardeşler tarafından basıldı. Sonraki yüzyılda kitap tekrar basıldı ve süslendi. Kitap insan vücuduna dair ortaçağ anlayışını yansıtmasının yanı sıra Rönesans perspektifinde ortaya çıkan tıbbın gelişimi de görülebilir. Kitabın belki de en büyüleyici kısmı içerisinde yer alan illüstrasyonlardır. Zodyak adam olarak adlandırılan, vücudunun güneş işaretleriyle süslendiği ve kanının yılın zamanlarına bağlı olarak nasıl aktığına dair talimatlar bulunan bir erkek figürü yer almaktadır.

Oklar ve topuzlar gibi silahlarla hayatı tehdit eden yaralar taşıyan bir kişinin illüstrasyonu da kitapta yer alıyor. Kitap yıllar içerisinde tıbbın gelişimini göstermenin yanında oldukça etkili görsellere ve metinlere sahiptir. İdrarın tadına bakan doktorlarla kitap eğlenceli, farklı, çoğunlukla iğrenç görülen çizimlere sahip.

Kitabın ilgi çekmesinin en büyük sebepleri arasında tıbbın geçmişten günümüze ne kadar gelişmiş olduğunun anlatılması yatıyor. Sergilenen kitap birçok ziyaretçi çekiyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/this-rare-book-shows-how-insane-medicine-was-in-the-16th-century

Devamını Oku

Bilim

Fizikçi Atomlar Gibi Etkileşime Girecek Yeni Bir Işık Şekli Yarattı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Amerikalı araştırmacılar, tamamıyla yeni bir ışık biçimini temsil eden üç bağlı foton oluşturmayı başardı. Işık, kırılma modelleri yaratarak etkileşim oluşturulabiliyor. Ancak yaratılan bu yeni etkileşim fotonları atomlar gibi davranıyorlar ve yeni bir hal yaratmak için birbirlerine yapışıyorlar.

Bilim insanları uzun yıllardan beri fotonların arasında karmaşık etkileşimi inceliyor. 2013 yılında iki fotonlu bir konum elde eden yeni bir madde durumu yaratmayı başardılar. Elde edilen bu başarı bilim insanlarını daha karmaşık bağlı foton konumlarının olup olmadığını araştırmaya itti.
MIT’den üst düzey yazar Profesör VladanVuletic yaptığı açıklamada,“Oksijen moleküllerini O2 ve O3 (ozon) oluşturmak için birleştirebilirsiniz. Ancak O4 yapamazsınız. Bazı moleküller için üç parçalı molekül oluşumu bile söz konusu değildir. Bu nedenle biz daha büyük şeyler yapabilmek için moleküllere daha fazla foton ekleyip ekleyemeyeceğimizi araştırdık” dedi.

Yeni gözlemlenen bağlı hali elde etmek için, bilim adamları rubidyum atomlarının bulutunu mutlak sıfırın sadece bir milyonuncu derece uzağında ultracold sıcaklığına soğutmak zorunda kaldılar. Sıcaklık, atomların ve moleküllerin enerjisini ifade etmenin bir yoludur. Bu atomların enerjileri çok az, bu nedenle bu bulutun içine sıkışmış durumdalar.

Araştırmacılar zayıf bir lazer ışınıyla bulutu vurdu. Fotonlar buluttan çıktıklarında yalnız değillerdi. Çiftler veya üçlüler halindeydiler. Araştırmacılar, bu yeni buluşun kuantum bilgisayar ve bilgi teknolojisinde son derece yararlı olabileceğine inanıyorlar.
Kaynak: http://www.iflscience.com/physics/physicist-have-created-a-new-form-of-light-that-can-interact-like-atoms/

Devamını Oku

Bilim

NASA Tarafından Güneş Sisteminin Dışında 95 Yeni Gezegen Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

NASA tarafından her geçen gün yeni bir gezegen keşfediliyor. Şimdiye kadar keşfedilen gezegen sayısı 3 bin 600’e yakın. Bilim insanları gezegen keşiflerinin güneş sistemlerinin haritalandırılması açısından önemli olduğunu söylüyor.
Kozmosu keşfetmek için gökbilimciler NASA’nın Kepler Teleskopu tarafından sağlanan 275 olası adaya tarama yaptıktan sonra 95 yeni yabancı gezegenin varlığı doğrulandı. Şu anda K2 misyonunda olan uzay sondası, yaklaşık 7 yıl önce, Cape Canaveral’den 7 Mart 2009’da fırlatıldığında başlatılan binlerce adayı buldu. Toplam olarak, Kepler yaklaşık 5.000 onaylanmamış ‘aday’ dış gezegen buldu.

Kepler tarafından yapılan en önemli keşiflerden biri, 2004’te, 1,400 ışıkyılı uzaklıkta bulunan gezegenimize benzer şekilde yabancı bir dünya olan ‘Dünya 2.0’ olarak adlandırılan ekplanet Kepler-452b’yi gördüğünde gerçekleşti. Bu keşif şimdiye kadar bilinen, hayata ev sahipliği yapma ve yeni bir dünya bulma yönünde atılmış en büyük adım olma yönünde önem taşıyor.
Çalışma, Danimarka Teknik Üniversitesi Ulusal Uzay Enstitüsünden Dr. Andrew Mayo önderliğinde uluslararası bir grup bilim insanı tarafından yapıldı.

Mayo, yaptığı açıklamada, araştırmanın 275 gezegen adayının analizi ile başladığını söyledi. Adaylar, orijinalleri diğer yıldızlarla ya da teleskobun hataları ile ilgili olabilen aydınlık sinyallerdir. Bu sebeple bir cismin gezegen olarak onaylanmasından önce derinlemesine analiz edilmesi gerekmektedir.
Mayo yaptığı açıklamada, “Elde edilen bazı sinyallerin bazı yıldızların ve / veya teleskopun gürültüsünden kaynaklandığını gördük. Ancak biz her ölçekteki gezegenleri de tespit ettik.Bunların kimisi Dünya’dan küçük kimisi de Jüpiter’den büyüktür.” dedi.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/02/180215105756.htm

Devamını Oku

Öne Çıkanlar