fbpx
Bizi Takip Edin

Ekoloji

Filleri Neden Korumamız Gerektiğini Açıklayacak 10 Sebep

Yayınlandı

üzerinde

Fillerin; daha sağlıklı, daha mutlu ve daha uzun bir yaşam üzerinde çok büyük etkisinin olduğunu biliyor muydunuz? Filleri korumak, insanlığa yardım etmek demektir. Nasıl mı?
1. Filler, kanser sorununa çözüm olabilirler. : Evet, yanlış duymadınız. Utah ve Chicago Üniversitesi’nde yapılan çalışmalara göre filler, kansere sebep olan mutasyona uğramış hücrelerden kurtulabilecekleri üstün DNA onarım mekanizmasına sahiptirler. Bu demek oluyor ki, kanser tedavisinde kanserin ilerlemesini önleyebilecek yeni ilaçlar bulunabilir. Bilim insanları kanser tedavisi için alternatif ilaçlar üretebilirler. 2. Filler, işitme güçlüğü çeken kişilere yardımcı olabilirler.: Fillerin duyma aralığı, tıpta kullanılan diğer hayvanlara göre (özellikle fare) insanların duyma aralığına daha yakındır. Filler, çevrede oluşan sesleri sismik ipuçları olarak toplarlar. Örneğin; diğer fillerden gelen mesajları. Bunu nasıl mı yapıyorlar? Ayak ve hortumlarındaki titreşime duyarlı hücreler sayesinde. İnsanlar da filler gibi bu hücrelere sahiptir. Peki insanların vücutlarının neresinde bulunuyor bu hücreler? Ellerde, ayaklarda, dudaklarda hatta bağırsaklarda. Sonuç olarak Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yürütülen çalışmalar gösteriyor ki; filler, duyma problemi yaşayanlar için ilham verici bir yardımcı olabilir.  3. Filler, yaşlanma konusunda bizlere önemli bir ders verirler.: Filler ve insanlar arasındaki yaşam süresinin benzerliğinin yanında, filler de insanlara benzer olarak kalp ve damar hastalıkları gibi yaşlanmaya bağlı hastalıklar yaşayabilirler. Filleri model alıp incelemek, zaman içinde bizim vücudumuzda da gerçekleşen değişimleri anlamamıza yardımcı olacaktır. Ayrıca, filler insanlar dışında, genişleyebilen dize sahip tek hayvanlardır. 4. Filler, doğurganlığa yeni bir bakış açısı kazandırırlar.: İnsanlar, katil balinalar ve kılavuz balinalar menopoz geçiren tek canlılardır. Fillerde menopozun ertelenmesinin nedenine bakmak; insanlarda doğurganlık ve yaşlanma konusuna yeni bir bakış açısı kazandırabilir.
5. Filler, doğal bahçıvanlardır.: Şu sloganı daha önce duymuşsunuzdur: “Ağaç dikin, dünyayı kurtarın!” Peki ya bunu duydunuz mu? “Filleri kurtarın, dünyayı kurtarın!” Fillerin dışkıları, sindirilmiş tohum içerdiğinden zengin içerikli bir gübre çeşididir. Birçok bitki türünün tohumlarının çimlenebilmesi için doğruca filin bağırsaklarına gitmesi gerekir. Filler olmasaydı, bitkiler de olmazdı.  6. Filler, balta girmemiş ormanları bile sağlıklı tutarlar.: İster inanın ister inanmayın, fillerin ağaçları devirmeyi tercih etmelerinin ormanlara yararı var. Ne gibi mi? Filler bunu yaparak, diğer bitki türlerinin rahat büyüyebilmesi için daha geniş alan sağlamış olurlar. Ayrıca, birçok faklı türde hayvanın besin bulmasını kolaylaştırırlar (büyük memeliler ve böcekler de dahil).
7. Filler, esrarengiz yollarla su bulabilirler.: İnanamadınız değil mi? Fillerin yeraltı sularına nasıl ulaştıkları tam olarak bilinmemesine rağmen, kuraklık anında kuyuları kazıp kendileri ve diğer hayvanlar için hayat kurtarıcı suya ulaşırlar. Bunu; koku ya da artezyenden gelen titreşimleri hissederek yapabilirler. 8. Filler, bizi düşündürürler.: Filleri ne kadar iyi anlarsak, kendimizi de o kadar iyi anlarız. Filler bizlerle eşdeğer zekaya sahiptirler. “Nasıl olabilir böyle bir şey? ” dediğinizi duyar gibiyiz. Tam olarak şöyle oluyor: Filler de kendi öz varlıklarının farkındadırlar. Onlar da yaşadıkları zaman süresince bazı aletleri kullanırlar. Onların da dilleri vardır. (Sözlü olarak olmasa da görsel ve koku alma duyusuyla). Empati bile kurabilirler. Uzun süreli bellekleri vardır. Hepsinden de önemlisi, sosyal olarak da bizlere çok benzerler. Bir file bakmak, aynaya bakmak olabilir. Ne dersiniz?  9. Filler, bizlere örnek olurlar.: Filler için son altı öğütücü diş takımını kaybetmek “sona yaklaşmak” demektir. İşte fillerin bizlere örnek teşkil ettikleri zaman: Yaşlıların bakımının geldiği zamanlar. Filler, bazen dalları bazen de başka besinleri çiğneyip yaşlıları besleyerek onlara yardım ederler. Bizler için biraz tatsız bir hatırlatma olsa da: ” Yaşlıların bakıma ihtiyacı vardır.”  10. Son olarak, kabul edelim ki bebek filler çok şirinler.: Böyle bir sevimliliğe kim karşı koyabilir ki? Ekolojik dengede ve insan yaşamında ciddi bir öneme sahip filleri koruyarak, dünyayı kurtarabiliriz. Kaynak: https://www.theguardian.com/environment/2017/may/10/10-selfish-reasons-to-save-elephants#img-1

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

İklim değişikliğine karşı bireyler ne yapabilir?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Dünyamızda iklim değişikliği diye bir sorunun olduğunu biliyoruz. Peki buna karşı tek tek bireyler olarak neler yapabiliriz? Eylül 2018 raporunda dünya iklim uzmanları en ciddi uyarılarda bulundu. Sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlanması amacıyla alınan tedbirler yeterli değildi, daha fazlasını yapmak gerekiyordu. Artık iklim değişikliği diye bir olgunun varlığı veya buna insanın neden olup olmadığı değil, buna karşı ne yapmak gerektiği tartışılıyor.

Peki iklim değişikliği konusunda sorulması gereken en önemli sorular nelerdir?

  1. İnsanlığın yapması gereken en önemli değişiklik nedir, bu bizim için ne anlama gelir?
    Petrol, karbon, doğal gaz gibi fosil yakıtları sınırlamak, yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına ağırlık vermek. Bunun yanı sıra enerjinin etkin kullanımını sağlamak, önümüzdeki on yılda karbondioksit (CO2) salınımını yüzde 45 oranında azaltmak gerekiyor.

    İklim değişikliğine karşı mücadelede en etkili bireysel eylemlerden bir otomobil kullanımına son vermektir.

    Bunun için birey olarak yapabileceklerimizi şöyle sıralayabiliriz: otomobile ve uçağa binme sayısını azaltmak, ‘yeşil’ enerji üreticilerine yönelmek, yediklerimize ve satın aldığımız şeylere dikkat etmek. İklim değişikliği sorunu, kendi başına önemli olsa ve başkalarını etkileme kapasitesine sahip olsa da elbette az sayıda kişinin yapacağı küçük değişikliklerle çözülmeyecektir. Daha büyük çaplı sistemsel değişikliklere de gidilmesi gerekir, özellikle petrol gibi fosil yakıtları yaygın kullanan enerji ve gıda sektöründe. Ayrıca tarım, ormanlık alanları koruma ve çöp ve atıkların idaresi konularında yeni teşviklere ağırlık verilmeli. Buzdolabı ve klima cihazlarında kullanılan HFC’ler atmosferi CO2’den çok daha fazla ısıttığı için bunların salınımını azaltacak tedbirlere de öncelik vermek gerekiyor. 170 ülke bu gazların 2019’da azaltılmasını hedefleyen bir anlaşmayı iki yıl önce imzaladı.

  2. Farklı sektörlerin ne şekilde işletildiği ve sübvanse edildiği bizim etkileyebileceğimiz şeyler mi?
    Bireyler hem yurttaş hem de tüketici olarak hükümetlerini ve şirketleri yapılması gereken değişiklikler konusunda adım atmaya zorlayabilir.
    Üniversiteler, inanç grupları ve farklı kampanyalar, fosil yakıtla ilgili yatırımlardan ve hisselerden veya yüksek salınıma neden olan sektörlere yatırım yapan bankalardan kaçınabilir.
  3. Bunlar dışında günlük yaşamda ne tür değişiklikler yapabiliriz?
    Bu bakımdan en etkili yöntem otomobil kullanımını sınırlamaktır. Otomobil kullanımı, yürümek, bisiklete veya toplu taşıma araçlarına binmekten çok daha fazla çevre kirliliğine neden olur. Sanayileşmiş ülkelerde kişi başına düşen CO2 salınımı yılda 9,2 ton civarında. Otomobil kullanımından vazgeçmek bunun dörtte bir oranında azalması anlamına geliyor. Elektrikli taşıt araçlarına geçmek bu bakımdan önemli bir adım olarak görülüyor.
  4. Yenilenebilir enerji çok pahalıya mal olmuyor mu?
    Rüzgar ve güneş enerjisinin maliyeti dünya çapında giderek azalıyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın son raporuna göre, güneş, jeotermal, biyoenerji, hidroenerji ve rüzgar enerjisi 2020 itibariyle fosil yakıtlarla aynı maliyet seviyesine, hatta daha ucuza gelebilir. Konutlarda kullanılan enerji kaynağı olarak güneş enerjisinin maliyeti 2010’dan bu yana yüzde 73 azalmış ve Latin Amerika,Asya ve Afirka’da en ucuz elektrik enerjizi kaynağı haline gelmiştir. İngiltere’de ise rüzgar ve güneş enerjisinin 2025 itibariyle en ucuz elektrik enerjisi kaynağı olması bekleniyor.

    Dünyadaki sığır sürülerini bir ülke olarak düşünsek, sera gazı salınımı bakımından Çin ve ABD’nin ardından üçüncü sırada gelirdi.

  5. Beslenme tarzını değiştirmek nasıl etkili olabilir?
    Fosil yakıtların yanı sıra iklim değişikliğine en fazla etkide bulunan faktör gıda sanayi, özellikle et ve süt ürünleri. Dünyadaki sığır sürülerini bir ülke olarak düşünsek, sera gazı salınımı bakımından Çin ve ABD’nin ardından üçüncü sırada gelirdi. Et üretimi üç farklı biçimde küresel ısınmaya neden oluyor.
    – Sığırların yediği otları sindirme sürecinde çıkardığı metan gazı sera gazlarından biridir. – İnsanların beslenmesi için kullanılabilecek mısır, soya gibi ürünler sığırları beslemek için kullanılıyor. – Sığır beslemek fazla miktarda su tüketimi, sera gazı salan gübre kullanımı ve geniş arazilerin otlak olarak kullanılması anlamına gelir. Bu arazilerin bir kısmı ormanları yok ederek elde edilir.
    Bu konuda fark yaratmak için ille de vejetaryen veya vegan olmak gerekmez. Et tüketimini yarıya indirmek bile karbon ayak izinin yüzde 40 azaltılmasını sağlar. Bunun etkisini artırmak üzere işyerleri toptan et kullanımını sınırlayabilir.

    Normal bir transatlantik uçuş sırasında havaya 1,6 ton CO2 salınır.

  6. Uçağa binmek çevreye ne kadar zarar veriyor?
    Uçaklarda fosil yakıtı kullanılıyor ve buna başka bir alternatif enerji kaynağı henüz bulunamadı. Güneş enerjisi kullanımı ile ilgili deneyler yapılmış ve başarılı olmuşsa da bunun ticari yolcu uçaklarında kullanılması on yıllar alacak görünüyor. Normal bir transatlantik uçuş sırasında havaya 1,6 ton CO2 salınır. Bu Hindistan’da bir kişiye düşen yıllık miktara eşdeğer. Burada ayrıca bir eşitsizlik de söz konusu. Uçağa binenlerin sayısı toplam insan nüfusunun küçük bir bölümünü oluştursa da meydana gelen iklim değişikliğinin sonuçlarından herkes etkileniyor. Bazı bilim insanları bu konuda adım atmak için toplantı yerine uçakla gitmek yerine uzaktan bağlantılı telekonferans yöntemini kullanıyor. Ayrıca uçak yerine trene binmek, uzak ülkelere değil yakın yerlere tatile gitmek de uçuşları azaltıyor.

    Tekstil, küresel üretim kaynaklı CO2 salınımının yüzde 3’ünü oluşturuyor.

  7. Alışveriş tarzını değiştirmeli mi?
    Satın aldığımız her şeyde ya üretim yöntemi ya da ürünün taşınması vasıtasıyla oluşan bir karbon ayak izi vardır. Örneğin tekstil, küresel üretim kaynaklı CO2 salınımının yüzde 3’ünü oluşturuyor. Modadaki hızlı değişimin giysilerin kullanım ve dayanma süresini azaltması da bu oranın yüksekliğine katkıda bulunuyor. Ürünlerin uluslararası hava, deniz, kara ulaşımı ile uzak ülkelerden ithal edilmesi de karbon ayak izini artırır. Ayrıca bazı üreticilerin yoğun enerji kullanan seralarda mevsim dışı ürünler üretmesi de ekstra bir yük yaratır. Bu nedenle kendi bölgemizde yetişen ürünleri ve mevsim ürünlerini tüketmek gerekir.
  8. Çocuk sahibi olmanın iklim değişikliği üzerinde etkileri var mı?
    Bazı araştırmalar, çocuk sayısının az olmasının iklim değişikliğine yaptığımız katkıyı azaltmanın en iyi yolu olduğunu ortaya koysa da bu sonuç tartışmalı. Zira burada, çocukların karbon salınımından ebeveynlerin mi sorumlu olacağı, çocuk sahibi olmanın bir insan hakkı olduğu gibi felsefi sorular devreye girer. Ortalama bir insanın yıllık CO2 salınımı 5 ton civarındadır. 16,5 ve 11,5 ton ile ABD ve Güney Kore en yüksek ortalamaya sahiptir. Pakistan ve Filipinler gibi gelişmekte olan ülkelerde ise bu ortalama 1 tona kadar düşer. Aynı ülke içinde bile zenginlik durumuna göre CO2 salınımı farklılık gösterir, zenginleştikçe miktar artar.
  9. Benim tek başıma yapacaklarım toplamı ne kadar etkiler?
    Çevre konusunda bir kişide gelişen duyarlılık eğiliminin başkalarına da yansıdığını gösteriyor araştırmalar. Örneğin bir mahallede güneş enerjisi kullananlar varsa diğerlerinin de aynı şeyi yaptığı veya insanların artık daha az et yediğinin telkin edildiği bir kafede siparişlerde et oranının azaldığı görülüyor. Zira sosyal bilimcilere göre, çevremizdeki insanların ne yaptıklarını gözlüyor, inanç ve eylemlerimizi ona göre ayarlıyoruz. Komşularımız enerji tasarrufu, çevre koruması, geri dönüşüm gibi konularda adım atmışsa bizim de atma olasılığımız yükselir.
  10. Peki ya uçağa binmek veya araba kullanmak zorundaysam..?
    Yapılması gereken değişikliklerin hepsini yapmanız mümkün değilse, karbon salınımınızı tazmin edecek güvenilir yeşil projelere katkıda bulunabilirsiniz. Bu projelerin listesini Birleşmiş Milletler İklim Konvansiyonu’ndan edinebilirsiniz. Ne kadar emisyon satın almanız gerektiğini karbon ayak izi ölçümüyle hesaplayabilirsiniz. İster Kolombiya’da kahve üreticisi, ister California’da ev sahibi olsun, iklim değişikliği herkesin hayatını etkileyecek. Ama tersi de doğru: bugün yaptıklarımız gezegenin geleceği üzerinde etkide bulunacak – iyi veya kötü yönde…
    Kaynak: http://www.bbc.com/future/story/20181102-what-can-i-do-about-climate-change

Devamını Oku

Ekoloji

NASA, Antarktika’daki Keşiflerine Devam Ediyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

NASA, uzayın derinlikleri ve yakın uzaydaki Güneş Sistemimiz üzerine araştırmalar yapan bilim insanlarını desteklemeye devam ederken Dünya’nın en soğuk kıtasına yönelik çalışmaları da sürdürmeye devam ediyor. Evrenin derinliklerinden Dünya’nın buzlarla kaplı gizem dolu kıtasına…“IceBridge” yani Buz Köprüsü misyonu adı verilen yeni bir çalışma programı Antartika’daki ABD Ulusal Bilim Vakfı’nın McMurdo İstasyonu’na bilim insanları ve NASA’nın hava aracının katılmasıyla başlamış oldu.  Antarktika’da başlayan kopmalar ve erimeler, gelecekte okyanus sularının yükselmesi gibi pek çok kritik konuyu ilgilendirdiğinden, konuyla ilgili pek çok çalışma yürütülüyor.

Kopan buz kütleleri ve dikdörtgen şeklindeki buzulun ardından NASA, yüzölçümü neredeyse 60km² olan yeni bir buzdağı keşfetti. NASA; Pine Island Glacier isimli dev buzuldan kopan ve B-46 olarak adlandırılan yeni bir buzdağı keşfetti. B-46, geçtiğimiz Ekim ayında dahil olduğu büyük kara parçasından ayrılmıştı. B-46’nın bağlı olduğu parçadan ayrılacağı, Eylül ayının sonlarında ortaya çıkan çatlak ile fark edilmişti ve aradan geçen bir ayın ardından buzdağı bağımsızlığını ilan etmişti. Araştırmanın ortaya koyduğu en keskin sonuçlardan biri ise erimelerin ve kopmaların hız kazanmaya başlamış olması.

2013 senesinden beri her yıl Pine Island Glacier’den büyük buz kütleleri ayrılıyor ancak bilim insanlarına göre bu süre eskiden altı yılda birdi. Antarktika’da başlayan kopmalar ve erimeler, gelecekte okyanus sularının yükselmesi gibi pek çok kritik konuyu ilgilendirdiğinden, konuyla ilgili pek çok çalışma yürütülüyor. Elde edilen görüntüler ve toplanan verilerle bilim insanları, özellikle buzdağlarının ayrılması ve erime sürecine dair yeni bilgiler elde etmeyi amaçlıyor. Elde edilecek bilgilerin ışığında, olası problemlere karşı çözüm yolları da üretilemeye çalışılacak.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak:https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-6372615/NASA-massive-new-iceberg-three-times-size-Manhattan-Antarctica.html

Devamını Oku

Ekoloji

NASA’dan Çarpıcı Paylaşım

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Küresel ısınma ile okyanus ısısının arttığını ve bu durumun doğal yaşamı olumsuz etkilediğini hepimiz biliyoruz. Fakat NASA’nın paylaştığı bu görüntüler işin ciddiyetini gözler önüne seriyor. Yetkililer “Bu durum çok olağan, fakat okyanusun ortasındaki tek bir noktada ısı artışının yaşanması açıklanabilecek bir durum değil.” dedi. Bazı teorisyenler ise ”Bu ısı okyanusun dibinden bile bu kadar bariz bir şekilde görülüyorsa gerçekten çok ciddi bir durum vardır.” ifadesini kullandı.

Güney Amerika ve Atlantik Okyanusu üzerinde dünyayı izleyen Suomi NPP isimli uydunun çektiği görüntülerde okyanusun ortasındaki bir noktada aşırı bir ısı artışı olduğu tespit edildi. Görüntülerde kara parçası üzerindeki kırmızı noktalarda bölgesel aşırı ısı artışı olduğunu vurgulayan yetkililer, “Bu durum çok olağan, fakat okyanusun ortasındaki tek bir noktada ısı artışının yaşanması anlatılabilecek bir durum değil” açıklamasını yaptı.

NASA’nın görüntülerini yaklaşık 100.000 kişi izlerken Universidad Mayor’da görev alan bilim insanı Patricia Oliva, “Açıkçası okyanusun ortasında bir şey yanmıyor. Okyanusun derinliğinde volkanik bir faaliyet olması da oldukça olası. Suyun altından gelen bir çeşit ısı kaynağı var.”dedi.Bazı araştırmacılar ise orada bir yer altı üssünün olduğunu düşünüyor. Araştırmacalar, bölgede detaylı bir çalışma yapılacağını ve en kısa sürede kesin sonuçlara ulaşılacağını düşünüyor.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://www.dailystar.co.uk/news/weird-news/740206/NASA-satellite-spots-thermal-anomaly-Atlantic-Ocean-sparking-frenzy-conspiracy-video

Devamını Oku

Öne Çıkanlar